Diğer ·

2023/349 E. 2026/1569 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2023/349
Karar No
2026/1569
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2023/349

KARAR NO:2026/1569

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:15/11/2022

NUMARASI:2021/225 Esas - 2022/921 Karar

DAVANIN KONUSU:Muvazaa Hukuksal Nedenine Dayalı İptal

İSTİNAF KARAR TARİHİ:01/10/2026

İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ve davalı ...'un, ... Şirketinin ortağı olduklarını, davalıların şirket müdürlüğü vazifesini kötüye kullanarak gerçekte bedeli şirket tarafından ödenen taşınmazların davalı ... adına tescilini sağladıklarını belirterek, İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... Köyü, 2618 Ada 1 Parselde bulunan 1 ve 2. Bağımsız bölüm numaralarına sahip depolu dükkan ile İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:..., 2618 Ada, 6 parselde bulunan arsanın davalı ... adına mevcut tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların dava dışı ... Şirketi adına tesciline, vekalet ücreti ile her türlü yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı karşı davacılar vekili vermiş olduğu cevap ve karşı dava dilekçesi ile, aleyhlerine açılan davanın reddini savunmuş, davacı-karşı davalı ... 'un kardeşi ... 'un gözünün rahatsızlığı nedeniyle çalışamadığını ve taşınmaz alacak kabiliyeti bulunmadığını, şirketin bir kısım taşınmazlarının ... uhdesinde bulunduğunu, bu taşınmazlardan İstanbul ili, Bağcılar ilçesi, ... Köyü, eski 366 ada, 27 parsel sayılı taşınmazda 2. kat 20/520 arsa paylı 8 nolu mesken, 50/520 arsa paylı 11 nolu mesken ile, 80/520 arsa paylı dükkanın 1/8 payı şirkete ait iken taşınmazların bağışlama suretiyle bir bedel ödenmeksizin ... 'a devredildiğini, ayrıca İstanbul ili, Bahçelievler ilçesi, 3 Pafta, 10809 Parsel sayılı D-2 Blok binada mesken nitelikli 24/1320 arsa paylı 1. kat 8 nolu meskenin bedeli şirket tarafından ödenerek ... adına tescil edildiğini belirterek, müvekkili karşı davacıların şirket payları oranında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dairelerin ve dükkanın dava tarihindeki rayiç değerleri üzerinden şimdilik 10.000,00-TL tazminatın davacı-karşı davalıdan en yüksek faiziyle tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı-karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında "Dava, davacı şirket ortağının ortaklık hakkına dayalı dava dışı şirkete ait taşınmazın devrinin geçersizliği iddiasına dayalı davalı adına olan tapunun iptali ve dava dışı şirket adına tapuya tesciline ve karşı dava da şirket payı oranında tazminat talebine ilişkindir. TTK 4. Maddesine göre TTK'da düzenlenen hususlardan kaynaklı davalar mutlak ticari davadır. Şirketler ve ortakları arasındaki ilişki ile şirketin malvarlığının devrine ilişkin düzenlemeler TTK'da yer aldığından bu davalara bakma görevi TTK'nın 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesinin görev alanındadır." gerekçesiyle "1-Davacının ve davalı-karşı davacıların açtığı dava ve karşı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA," karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 25/02/2021 gün 2021/59 Esas-2021/374 Karar sayılı ilamla; "somut olayda, dava dışı Şirketin ortağı sıfatıyla davacı, ortağı olduğu şirketin dava dilekçesinde bildirilen taşınmazın parasını ödediği halde muvazaalı olarak davalı ... adına kaydedildiği ve bu işlem ile şirket ortağı olarak kendisine zarar verildiği iddiasıyla TBK 19.maddesi gereğince davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın ortağı olduğu dava dışı şirket adına tapuya tescilini talep etmiştir. Bu nedenle davada, İİK’nun 277 vd maddelerinin kıyasen uygulanması söz konusu değildir. Her ne kadar HGK tarafından ne tasarrufun iptali davası, ne de TBK m. 19 gereğince İİK’nin 283. maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğini haiz olmadığından 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kaldığına ilişkin kabulü söz konusu ise de bu davada TBK m. 19 gereğince İİK’nin 283. maddesinin kıyasen uygulanması olası bulunmamaktadır.Bu durumda eldeki davanın ticari dava olup olmadığının ayrıca belirlenmesi gerekmektedir.Asıl davada davacı, ortağı olduğu şirketin edindiği dava konusu taşınmazın, şirket adına tescili gerekirken muvazaalı olarak davalı adına tescil edildiği iddia etmektedir. Davalı olarak da davacının ortağı olduğu şirketin ortağı ve müdürü ile aynı zamanda adına taşınmaz kaydedilen ve şirket ortağı- müdürü olan diğer davalı taraf olarak gösterilmiştir. Başka bir anlatımla asıl dava, dava dışı şirketin ortakları arasındadır. Davadaki istek dikkate alındığında uyuşmazlık, şirket ortakları arasında bir uyuşmazlık olduğu gibi, diğer yandan davanın sonucu davacının ortağı olduğu dava dışı şirketin ticari işletmesini de ilgilendirmektedir. Şirket ortaklığına ilişkin düzenlemeler TTK'da düzenlendiğinden, mahkemenin bu gerekçeyle görevsizlik kararı vermesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b/1 uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Dairece verilen kaldırma kararından sonra görevli mahkemede 2021/225 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması neticesinde mahkemece; ''..Somut olayda, davacı şirket ortağı, şirketin diğer ortakları olan davalıların hileli işlemler ile dava dışı şirketi zarara uğratarak dava dışı şirket adına tescil edilmesi gereken taşınmazların dava dışı şirket adına tescili talep etmektedir. Tapu iptal ve tescili talep edilen taşınmazlara ait tapu kayıtları incelendiğinde İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ... Köyü, 2618 Ada 1 Parselde bulunan 1 ve 2. Bağımsız bölümlerin ... ... adına olduğu ve edinme sebebi olarak satışın gösterildiği, İstanbul İli, Bağcılar İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:..., 2618 Ada, 6 parsel sayılı taşınmazın da yine davalı ... ... adına olduğu ve edinme sebebi olarak satışın belirtildiği görülmektedir. İspat yükü taşınmazların hileli işlemler ile davalı ... ... adına tescil edildiği iddia eden davacı taraf üzerindedir. Buna göre davacının dava konusu taşınmazların dava dışı şirket adına tescil edilmesi gerektiğini, taşınmazların muvazaalı olarak davalı ... ... adına tescil ediliğini kanıtlaması gerekmektedir. Dinlenilen tanık beyanları soyut içerikte olup açıkça muvazaa iddiasını ispatlar nitelikte değildir. Davacı tarafın iddialarını ispatlar yeter düzeyde delilin dosya arasında yer almadığı görülmüştür. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından süresinde verilen cevap dilekçesi ile zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunulduğu görülmüş ise de sehven itirazın değerlendirilmediği, TBK'nın 19. maddesine göre muvazaa nedeniyle açılan iptal davalarında hak düşürücü süre ve zamanaşımı süreleri uygulanmayacağından, davalı tarafın itirazının reddine karar vermek gerekmiş ve 28/07/2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmi Gazedete yayınlanarak yürürlüğe giren değişiklik kapsamındaki HMK 305/A gereğince hükme "Zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının reddine," ibaresinin eklenmesine ..'' şeklindeki gerekçe ile; Zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının reddine,Açılan davanın reddine, karar verilmiş, karara karşı davalı-davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı, tapu kayıtlarının celp edilmediği, açıkça yemin deliline dayanılmasına rağmen yemin teklifinin hatırlatılmadığı, hatırlatılmaksızın hüküm kurulduğu, tanık olarak dinlenen dava konusu taşınmazların eski malikinin mirasçıları tarafından açıkça dava konusu taşınmazları ... İnşaat'a satmalarına rağmen davalı ...'in talebi ile tescili davalı ... adına yaptırdıklarını ifade etmiş olmaları nedeniyle muvazaanın ispatlandığı, davalı ...'in babası ve davalı ...'in amcası olan tanık ...'un Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/475 E. Sayılı dosyasının 26.12.2018 tarihli celsesinde verdiği yeminli ifadesinin de benzer olduğu, davalı ...'un devir tarihlerinde küçük yaşta olduğu, dava konusu taşınmazları satın alabilecek ekonomik durumunun olmadığı ve satın almaya dair herhangi bir delilin de sunulmadığına yöneliktir.Dava; ileri sürülüş biçimine göre TBK'nun 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayanılarak açılmış iptali isteğine ilişkindir.Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesi ile birlikte istinaf başvuru sebepleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırılık olmamasına, davaya katkısının olmayacağı değerlendirilerek keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın esas hakkında karar verilmiş olmasında bir hata olmamasına, davanın niteliğine uygun delillerin toplanmış olmasına ve davanın niteliğine uygun olmayan delillerin incelenmemiş olmasının doğru olmasına, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürülen beyanların muvazaalı işlemi ispat bakımından yeterli olmamasına, özetle ve öz olarak; iptali talep olunan tasarruflara konu işlemin TBK'nın 19.maddesi kapsamında muvazaa ile illetli olduğunun TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre ispatlanamamış olmasına göre, ilk derece mahkemesince sonuç olarak davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 madde hükme gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,

1/(Kapatılan)Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/225 Esas, 2022/921 Karar sayılı ve 15/11/2022 tarihli kararına yönelik olarak davalı-davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince esastan reddine,

2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin yatırıldığı anlaşılan 179,90-TL harcın düşümü ile bakiye 552,10-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davalı-davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,

3/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

4/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.01/10/2026

Atıf: Diğer, E. 2023/349, K. 2026/1569, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2023-349-e-2026-1569-k-3c67554192c6