Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2684 E. 2026/2154 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2684
Karar No
2026/2154
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2023/2684

KARAR NO:2026/2154

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ:01/06/2023

NUMARASI:2021/99 Esas - 2023/442 Karar

DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ:19/10/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/11/2020 tarihinde seyir halinde olan... plakalı motosiklet sürücüsü ... ile ... plakalı otomobilin karıştığı çift taraflı, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası neticesinde... plakalı motosiklet sürücüsü olan müvekkilinin yaralandığını, bu sebeple müvekkilinin geçici ve sürekli olarak iş göremez hale gelerek bakıma muhtaç hale geldiğini belirterek şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın, kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 08/01/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, müvekkili şirketçe davacı taraftan maluliyete ilişkin rapor istendiğini, davacının bu raporu sunmadığını, ikame edilen işbu davanın iyi niyete aykırı olduğunu, müvekkili şirket sigortalısı aracın sürücüsünün kusurlu olduğu yönündeki iddiaları kabul etmediklerini, davacının sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, davacının talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatından müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, 2918 sayılı kanun ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca sorumluluğun SGK'ya ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulü ile; 331.078,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 18.386,94 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 7.178,53 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 356.643,65 TL’nin 08.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu kırık ve yaralanmaların davacı müvekkilinin gündelik hayatındaki hareketlerini kısıtladığını, raporda belirlenen %8 oranındaki maluliyetin hakkaniyete aykırı olduğunu, maluliyet raporunu uygun olmayan yönetmeliğe göre düzenlenmesinden ötürü de kabul etmediklerini, müvekkiline atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömür tablosu, destek payları, kusur oranları, gelire ilişkin veriler -özellikle pasif dönemde yapılan asgari ücret hesabı- ve diğer veriler yönüyle itiraz ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davada esasa girmeden önce yetkisizlik, görevsizlik ve zamanaşımı itirazları olduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, kazaya karışan... plakalı aracın sürücüsü ...'un asli ve tam kusurlu olması nedeniyle talebin teminat dışında kaldığını, davacı yanın maluliyet oranının açık bir şekilde ispatlanması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğunu, kusur durumunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması gerektiğini, ceza dosyasında dahi kusurla ilgili şüpheler olduğunu, davacının kaza esnasında kask, dizlik ve eldiven takmadığı için müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, kararda hükmedilen faiz ve yargılama giderlerinin de hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının denetime elverişsiz ve makul gerekçelerden uzak düzenlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 05/11/2020 tarihinde, ...'un sevk ve idaresindeki... plakalı motosiklet ile davalıya ... poliçesi ile sigortalı olup, dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin karıştığı kaza neticesinde yaralanan davacının, sürekli ve geçici iş göremezlik ile bakıcı zararının tahsili talebiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.Somut olayda; haksız fiil Düzce'de meydana gelmiştir. Davalı ... A.Ş.'nin merkez adresi Ümraniye; davacının yerleşim yeri Düzce'dir. Dolayısıyla, davacının birden çok mahkemenin yetkili olduğu ve kesin yetki kuralının bulunmadığı bu davada davayı, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde açarak yetkili mahkemeyi seçmiş olduğu anlaşıldığına göre yetkisizlik istinafı yerinde değildir.Açılan davada davalı zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki zorunlu trafik sigorta poliçesinden dolayı oluşacak ihtilafın çözümünde Türk Ticaret Kanunu'nda hükümler uygulanacağından başka bir ifadeyle ihtilafın TTK'da düzenlenen hususlardan olması nedeniyle mutlak ticari bir dava söz konusu olup görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 27/03/2017 tarih, 2014/19001 E. ve 2017/3223K. sayılı, 30/03/2017 tarih, 2015/5763E. ve 2017/3414 K. sayılı,21/03/2017 tarih, 2014/20096E. ve 2017/3049 K. sayılı kararları). KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 8 yıldır. Kaza tarihi olan 05/11/2020 tarihi ile dava tarihi olan 09/02/2021 tarihi dikkate alındığında 8 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.Kolluk görevlileri tarafından tutulan ve aksi sabit olana kadar geçerli sayılan trafik kazası tespit tutanağına göre; kazanın oluşumunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'un 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-B (Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiği, ... plakalı araç sürücüsünün de aynı kanunun 57/1-b (Tali yoldan anayola çıkan sürücüler anayoldan gelen araçlara geçiş hakkı verememe) kuralını ihlal ettiği kanaatine varıldığı; hükme esas alınan 04/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda da; kazanın oluşumunda... plakalı araç sürücüsü ...'un %25 oranında tali kusurlu; ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %75 oranında asli kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşu ile uyumlu bilirkişi raporuna itibar edilmesinde bir isabetsizlik olmadığından, kusura yönelik istinaf yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre; maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ve ATK 2.İhtisas Dairesi'nin 28/02/2022 tarihli maluliyet raporunun, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak, kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı tazminatından sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacının kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrü belirlenerek prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplandığı anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında yaralananın kask takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi, yaralanan bölgenin bacak bölgesi olması nazara alındığında davacının kask takmamasının zarara etkili olmadığı değerlendirildiğinde müterafik kusura dair istinaf yerinde değildir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan başvuru dilekçesi ve posta alındı belgesine göre, davalıya 23/12/2020 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 04/01/2021 tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden 08/01/2020 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olması aleyhe istinaf olmadığından kaldırma nedeni yapılmamıştır.Davacının davası 356.643,65 TL üzerinden kabul edildiğinden, bu miktar yönünden davacı lehine AAÜT'ye göre hesap edilen nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Bu nedenlerle; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekili ve davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 24.362,33 TL harçtan peşin alınan 6.091,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.271,33 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2684, K. 2026/2154, T. 01.06.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2684-e-2026-2154-k-cee408c1fd27