Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2147 E. 2026/1361 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2147
- Karar No
- 2026/1361
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2147 Esas
KARAR NO : 2026/1361 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2015/1276 Esas- 2023/177 Karar
TARİH: 02/03/2023
EK KARAR TARİHİ: 13/07/2023
DAVA: İstirdat (Hisse Alım ve Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, 27/05/2011 tarihinde, davalılar ... ..., ... ..., .... A. Ş. ... A. Ş., ... ... , , ... A. Ş., ..., ..., ... ve müvekkilleri arasında ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş. hisselerinin satımına ilişkin "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi" imzaladıklarını, müvekkillerinin sözleşmenin ilgili maddeleri uyarıca 10.000.000,00-USD ödediğini, bu ödeme karşılığında müvekkillerine ilgili şirketlerde yapılan ödeme oranında hisse verilmediği, sadece sözleşmenin 3.1/(xi) maddesi uyarınca müvekkillerinin belirlediği kişilerin hisseleri devralınacak olan şirketlerin yönetim kurullarına temsilci olarak atandığını, müvekkilinin yaptığı ödeme sayesinde davalıların dava konusunu oluşturan 10.000.000,00-USD ile kredi taksitlerini ödediğini, sözleşmenin akdedilmesinin sebebinin ... projelerinin devam ettirilmesi olduğunu, bu projelerde sözleşmede belirtilmeyen bazı sorunlar olduğunu sözleşmeyi imzaladıktan sonra öğrendiklerini, bu hususu satıcılara bildirerek sözleşme şartlarının yeniden belirlenmesini talep ettiklerini, ancak söz konusu sorunların çözümü için davalıların hiçbir çaba göstermediklerini, müvekkillerinin yazılı başvurularına dahi cevap vermediklerini, davalıların sözleşme hükümlerini ihlal ettikleri halde 02/11/2011 tarihli
ihtarnameyle sözleşmede düzenlenen bakiye borcu talep ettiklerini, müvekkillerinin, sözleşme şartlarının yeniden belirlenmesi ve ödeme süresinin uzatılması talepli ihtarnameyi 13/12/2011 tarihinde düzenlediğini ancak davalılardan bir cevap gelmediğini, ...’nin ise şirketleri fiilen yönetmesine ve şirketler üzerinde kontrol sahibi olmasına rağmen muhatabın kendisi olmadığı yönünde bir cevap verdiğini, 30/05/2012 tarihli ihbarname ile satıcıların sözleşmeyi feshettiklerini, bu durumun ... tarafından onaylandığını, davalıların, ödenen meblağları ve
gayrimenkulleri iade edeceğini beyan ettiklerini ancak etmediklerini, ödenen 10.000.000,00-ABD Doları’nı ise cezai şart olarak irat kaydettiklerini beyan ettiklerini, hisse devri sözleşmesinin tarafı olmamasına rağmen ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş.nin de 30.05.2012 tarihli ihtarnameyi keşide ederek
sözleşmeyi feshetmeleri sebebiyle 10.000.000,00-ABD Doları cezai şartın iadesi
konusunda muhatap olduklarını kabul ettiklerini, daha sonrasında tarafların sözleşmenin şartlarının yenilenmesi konusunda 01/08/2013 tarihli Görüşme Zaptı’nda mutabakata vardıklarını, bu zaptı satıcılar adına işlem yapma yetkisine sahip olan ... Grubu şirketlerine yönetim kurulu başkanı olarak atanan ... 1.Tahsilat Daire Başkanı ...’nın imzaladığını, bahsi geçen görüşme zaptıyla
kapanışın ertelendiğini, bu sebeple müvekkillerinin kusursuz olduğunu, tarafların mutabakata vardığı bir sözleşmeyi önceki aşamada feshettiği için davalıların cezai şarta hak kazanamayacağını, 01/08/2013 tarihli mutabakat imza ile hisse satım sözleşmesinin ayıplı olduğunun taraflarca kabul edildiğini, davalıların TBK m.123’e aykırı olarak hiçbir ihtar ve ihbarda bulunmadan 13/08/2014 tarihinde mutabakattan eylemli olarak döndüklerini, bu tarihte satıcıların, ... A. Ş., ...A. Ş. ve ... A. Ş.'deki hisselerini dava dışı üçüncü kişilere satarak devrettiklerini, bu sebeple ağır kusurlu olduklarını ve cezai şart bedeline hak kazanamayacaklarını, asıl borca bağlı fer’i nitelikte olan cezai şartın sözleşmeden dönme halinde talep edilemeyeceğini, cezai şartın fahiş ve adaba aykırı olduğunu, müvekkilin ticari geleceğini tehlikeye soktuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00-TL'nin 13/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, bu talebin uygun görülmemesi halinde cezai şartın indirilmesine karar verilmesini talep etmiş, 15/08/2016 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 10.000.000,00-USD'ye yükseltmiştir.
Davalılar .... A. Ş., ... A. Ş., ... A. Ş. vekili cevap dilekçesi ile; müvekkillerinin ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A. Ş. ünvanlı şirketlerin paylarının eski maliki ve şirketlerin eski ortağı olduğunu, Aralık 2008 tarihinde 5411 sayılı Bankacılık Kanununun Geçici 11. maddesine istinaden uygulamasına devam edilen mülga 4389 sayılı Bankalar Kanununun 15. maddesinin (7) numaralı fıkrasının (a) bendi ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 134. maddesi hükmüne istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon kurulu kararı ile müvekkillerinin ... A. Ş, ... A. Ş. ve ... A. Ş.'ndeki temettü hariç ortaklık haklarıyla yönetimi ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devranılmış olduğunu, Bankacılık Kanununun 134. maddesi ve mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunun 15. maddesinin mesnet alınmış olmasından da anlaşılacağı üzere, bahse konu şirketlerin yönetim ve denetiminin ... tarafından devir alınmasının nedeni, şirket ortakları olan tüzel kişi müvekkilleri ile müvekkillerinden ... ...'nun ... nedeniyle ..."ye yüklü miktarda borcunun bulunması olduğunu, 2010 yılında, kamu borçlusu tüzel kişi müvekkilleri ile müvekkillerinden .... ...'nun ...'ye olan borçlarının ödenmesi/tasfiyesi sürecinde inşaat grubu şirketlerinin satışının gündeme geldiğini, ... yönetim ve denetimindeki müvekkillerinin hissedar olduğu ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A.Ş. bu şirketlerdeki müvekkillerine ait paylarının ... onay ve muvafakatiyle ortaklar taralından rızaen satışı ve ... ye olan borcun tasfiyesinin öngörülmüş olduğunu, sözleşmenin yürürlüğe girme şartı olan 10 Milyon USD'nin satışa konu ... A.Ş.'ne işletme sermayesi olarak ödenmesi ile 27/05/2011 tarihli Sözleşmenin yürürlüğe girmiş olduğunu, bunun sonucunda 29/06/2011 tarihinde bahse konu Sözleşme hükümlerine uygun olarak satışa konu şirketler, davacı alıcılardan ...'i ve ...'i yönetim kurullarına üye olarak atadığını, aynı tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı alıcılar taralından isimleri bildirilen kişilerin şirketlerin müdürlüklerine atandığını, atanan kişilere Yönetim Kurulu kararı ile yönetme yetkisi verilip, imza sirkülerleri oluşturulduğunu, atamalardan itibaren davacı alıcıların her 3 şirketin faaliyetlerine katılarak aktif olarak bütün birimlerin yönetiminde yer aldıklarını, şirketlerin yönetim kurulu kararlarını imzaladıklarını, bu aktif katılım sürecinde davacı alıcıların bahse konu 10 milyon USD'lik tutarı 6 ay süren kendi yönetimleri döneminde bizzat kendi inisiyatifleri, iradeleri ve yönetim becerileri doğrultusunda kullandıklarını, davacı alıcılar ayrıca 3.026.325,22-TL kadar tutarı kendi iradeleriyle satışa konu şirketlere verdiklerini, Sözleşmenin 4.2 maddesinde “...Kapanış (günü en geç 15/08/2011 tarihi olmak kaydıyla Alıcı taralından serbestçe belirlenir." dendiğini, ancak, şirketlerin yönetimine dâhil olan davacı alıcıların, 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi” ile belirlenen 40 milyon USD den ibaret Satış Bedelini Sözleşmenin 4.4 (üi) maddesi ile Satış Bedeli ödemesi için son “Kapanış” günü olarak belirlenen 15/08/2011 tarihine kadar ödememiş olduğunu, en geç 15/08/2011 tarihine kadar Satış Bedelini ödemeyen davacı alıcıların bu tutumu ve kusuru nedeniyle 15/08/2011 tarihinde Kapanış yapılamamış olduğunu, bu surette 27/05/2011 tarihli “Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi” hükümlerine göre davacı alıcıların başlıca edimi olan Satış Bedelinin nakden ve defaten ödenmesi yükümlülüklerini ihlal ederek kendi kusurları ile 15/08/2011 tarihinde temerrüde düşmüş olduklarını, temerrüdün oluşmasını takip eden uzunca bir süreçte davacı alıcıların satış bedelini ödememekte ısrar ettiklerini, satış bedelini ödememiş olması nedeniyle davacı Alıcıların, Satıcı müvekkillerinin kendi borçlarının ödenmesinde aksamaya sebebiyet vererek borç indirimlerinin geri alınmasına ve müspet ve menfi zarara uğramalarına neden olduklarını, bununla birlikte, yönetiminde bulundukları satışa konu 3 şirketin bütün faaliyetlerinde aktif olarak yaptıkları görevler ve aldıkları kararlar sonucunda bu şirketleri de zarara uğrattıkları gibi bu şirketler için başka alıcı ve yatırımcılardan gelecek icap ve tekliflerin değerlendirilmesi imkânlarından müvekkillerinin mahrum bırakılarak müvekkillerinin ayrıca zarara uğramalarına neden olduklarını, bunun sonucunda Satıcılar temsilcisi olarak tayin edilen ... A. Ş.'nin 02/11/2011 tarihinde keşide ettiği ihtarnameyle, 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi” ile belirlenen taahhütlerini ifa etmemiş olmaları nedeniyle davacı alıcıların ihtar edildiğini, aksi takdirde 27/05 2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi'nin feshedilmesi, ceza şarta ilişkin 5.4. maddenin işletilmesi, davacı alıcıların sözleşmeye ve sorumluluk hukukuna aykırı davranışları nedeniyle müvekkillerinin uğradığı ve uğrayacağı tüm zararların alıcılara yöneltilmesi konuları dikkate alınarak yasal hakların kullanılacağı hususlarında uyarıldığını, ihtara rağmen Satış Bedelinin davacı alıcılar tarafından ödenmemesi olgusu karşısında müvekkillerinin yasal hakkını kullanarak ... 18. Noterliğinden keşide edilen 07/12/2011 tarih ve ... yevmiye no.lu "Sözleşme Fesih İhbarnamesi'ni keşide ettiklerini, bu ihbarname ile 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesinin” gerek mezkur sözleşme hükümlerine ve gerekse Borçlar Kanununun temerrüt hükümlerine istinaden haklı nedenle feshedildiğini, Borçlar Kanunu ve sözleşmeden kaynaklanan hakların kullanılarak, sözleşmenin akdinden sonra davacı alıcılar tarafından satışa konu ... A. Ş. hesaplarına işletme sermayesi olarak ödenen 10 milyon USD'nin Sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince cezai şart olarak kaydedileceği hususlarının davacı alıcılara bildirildiğini, müteakiben ... 1. Noterliği'nden keşide edilen 30/05/2012 tarih ve ... ve ... yevmiye no.lu ihtarnamelerle, satışa konu şirketlere işletme sermayesi olarak yapılan ödemelerin 10 Milyon USD'lik kısmının Sözleşmenin 5.4 maddesi uyarınca cezai şart olarak şirket kayıtlarına irat kaydedildiğini, ayrıca alıcılar tarafından işletme sermayesi olarak yapılan ödemelerin 10 Milyon USD'lik kısmını aşan ve kendi iradeleriyle ödenen 3.026.325,22-TL'nin ve Fon hesaplarına davacı alıcılar tarafından ödenen 7 Milyon USD'nin alıcılara satışa konu şirketler tarafından ödeneceğinin bildirildiğini bu nedenle banka IBAN numarasının talep edildiğini, 7.000.000,00-USD ve 3.026.325.22-TL'lik ödemenin davacılardan kaynaklanan nedenlerle hangi davacıya ne oranda ve veya ne tutarda yapılacağı hiçbir surette belli veya belirlenebilir olmadığından, münferiden ... taralından yapılan fakat ihbar edilen kişiler arasında diğer davacılar yer almadığından, ödemelerin yapılacağı kişi ve ödeme yeri konusunda ihtilaf oluştuğu ve müşterek "Alıcılar”ın müştereken hareket etme iradelerinin bozulduğun görülmüş olduğunu, bu süreçte davacılar tarafından keşide edilen yazılara, ... 1. Noterliğinden keşide edilen 14/06/2012 tarih ve 13737 yevmiye no.lu ihtara cevap ve itiraz yazısı ile itiraz edildiğini, ... bildirilmesi talepli ihbarname üzerine davacıların, 7.000.000,00-USD ve 3.026.325,22-TLlik tutarın müştereken ve müteselsilen bütün “Alıcılar'ı temsilen ...'e ödenmesi istenmiş ve bu kişiye ait ... numarası bildirilmiş ise de, bilahare davacılar arasında irade uyuşmazlıkları ve ihtilaf baş gösterdiğini, neticede davacılardan ...'in 28/03/2014 tarihli yazısıyla, daha evvel bütün alıcıların müştereken hareketle bildirdikleri ...'ın ve ödemelerin nereye yapılacağı konusundaki beyanların geçersiz kabul edilmesini, işbu tutarların münhasıran kendisine yapılmasını talep ettiğini ve kime ait olduğunu belirtilmediği yeni bir ... numarası bildirdiğini, müteakiben satışa konu ... A.Ş.'den 10.000.000,00- USD alacaklı olduğu iddiası ile ... Bankası A.Ş. Ankara Kurumsal Şubesi ile Ankara 23. Noterliğinin 16/07/2014 tarih ve ... yevmiye no.lu “Temlikname" akdederek tebliğ ettirdiğini, bu temliknameye itiraz edildiğini, bu nedenle Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014-107 D İş sayılı dosyasıyla tevdi mahalli tayini talebinde bulunularak, mahkemece belirlenen tevdi yerine ödeme yapılmış olduğunu, daha fazla zarara uğramamak amacıyla başka alıcı ve yatırımcılardan gelecek icap ve teklifler değerlendirildiğini, bunun sonucunda, satışa konu şirketlerin başka yatırımcılara satıldığını ve Kapanış'ların sorunsuz olarak gerçekleşmiş olduğunu, Sözleşmenin 5.4. maddesinde aynen: “Alıcı'nın kusurundan kaynaklanan bir sebeple Kapanış'ın gerçekleşmemesi halinde Alıcı taralından işletme sermayesi olarak ... A.Ş.'ve ödenen 10 Milyon USD tutarındaki bedel cezai şart olarak ... ... A.Ş.'de kalacak olup, Alıcı bu tutarın iadesini talep etmeyeceğini, bu konuda hiçbir itirazda bulunmayacağını peşinen kabul, beyan ve taahhüt etmiştir.” dendiğini, madde metninin çok açık olup, buna göre, davacıların, öncelikle açıkça bu tutarın iadesini talep etmeyeceklerini, bu konuda hiçbir itirazda bulunmayacaklarım peşinen kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini, davacıların neredeyse tüm iddialarım 01/08/2013 tarihli "Görüşme Zaptı" başlıklı belgeye dayandırarak, 27/05/2011 tarihli sözleşmenin adeta feshedilmediğini, devam ettiğini iddia ettiklerini, dava dilekçesinde bahsi geçen ve hiçbir suretle müvekkillerinin imzasını taşımayan, müvekkillerinden sadır olmayan "Görüşme Zaptı” başlıklı yazıya istinaden iddiada ve hak talebinde bulunulamayacağını, taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin, hangi suretle tadil edilebileceği hem sözleşmede düzenlenmiş bir husus olduğunu, hem de genel hukuk kaideleri ile belirlenmiş bir husus olduğunu, Sözleşmenin 6.3 maddesinde, "taraflarca amacının açık bir şekilde bu sözleşmeyi değiştirmek olduğu belirtilen vazıh bir anlaşma ile” değiştirilebileceği hüküm altına alımmış olduğunu, aynı zamanda Borçlar Kanunu'nun 17. maddesi gereğince de, yazılı olarak yapılmış, taraf imzalarını taşıyan bir sözleşmede yapılması gereken tadilin de yine sözleşmede yazılı olarak yapılacağı belirlendiğine göre, sözleşmede değişiklik anlamına gelebilecek her türlü işlemin yazılı olarak yapılması ve esas sözleşmeyi imza eden tüm tarafların imzasına havi olması gerektiğini, "Görüşme Zaptı" başlıklı yazı ise üzerindeki kayıtlardan da anlaşılacağı üzere, yazı tarihi öncesinde feshedilmiş bir sözleşmeyi yeniden canlandıran ya da şartlarında bir değişiklik öngören bir tadil sözleşmesi olmayıp, ayrıca sözleşmesinin tarafı olan kişilerin imzasını taşımadığını, ödenmiş olan cezai şarttan indirim yapılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğramış olduğunu, müvekkili şirketlerin hisse devir sözleşmesine taraf olmaması nedeniyle açılan davada husumet ehliyetleri bulunmadığını, davacıların 10.000.000,00-USD'yi sözleşme gereğince işletme sermayesi/yatırım sermayesi olarak koyduklarını, bir hisse devrinin karşılığı olmadığını, devir sözleşmesinin 3.2.vii. maddesi gereğince bu bedelin hisse devir bedelinden mahsup edilmeyeceğinin de düzenleme altına alınmış olunduğunu, söz konusu bedelin, sözleşmeye uygun olarak, grup şirketlerinin bir kısım borçlarının ifasında ve işletme yatırımlarında kullanılabilecek olup, bu durumun sözleşmeye uygun olduğunu ve davacıların sözleşme ile bunu kabul ettiklerini, kaldı ki, davacılardan ... ve ...'in, 29/06/2011 tarihinde Sözleşme uyarınca satışa konu şirketlerin yönetim kurullarına üye olarak atanmış olduklarını, yine aynı tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca davacıların bildirdiği 7 kişinin şirketlerin üst düzey yönetimlerine atandıklarını, atanan kişilere Yönetim Kurulu kararı ile şirketi yönetme yetkisi verilmiş, imza sirkülerleri oluşturulmuş olduğunu, bu atamalarla birlikte davacıların payları satışa konu her 3 şirketin de faaliyetlerine katılarak aktif olarak şirketlerin yönetiminde yer aldıklarını, davacılarım davasına dayanak yaptığı görüşme zaptının hukuken sözleşmeye bir etkisi bulunmadığını, davacıların, neredeyse tüm iddialarını 01/08/2013 tarihli "Görüşme Zaptı" başlıklı belgeye dayandırarak. 27/05/2011 tarihli sözleşmenin adeta feshedilmediğini, devam ettiğini iddia ettiklerini, taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin, hangi suretle tadil edilebileceğinin hem sözleşmede düzenlenmiş bir husus olduğunu, hem de genel hukuk kaideleri ile belirlenmiş bir husus olduğunu, sözleşmenin 6.3 maddesinde, taraflarca amacının açık bir şekilde bu sözleşmeyi değiştirmek olduğu belirtilen yazılı bir anlaşma ile değiştirilebileceğinin hüküm altına alındığını, yine Borçlar Kanununun 17. maddesi gereğince de yazılı olarak yapılmış, taraf imzalarını taşıyan bir sözleşmede yapılması gereken tadilin de yine sözleşmede yazılı olarak yapılacağı belirlendiğine göre, sözleşmede değişiklik anlamına gelebilecek her türlü işlemin yazılı olarak yapılması ve esas sözleşmeyi imza eden tüm tarafların imzasına havi olması gerektiğini, davacıların dayandığı belgenin ise, üzerindeki kayıtlardan da anlaşılacağı üzere, belge tarihi öncesinde fesbedilmiş bir sözleşmeyi yeniden canlandıran ya da şartlarında bir değişiklik öngören bir tadil sözleşmesi olmayıp, aksine belge içeriğinden anlaşıldığı kadarıyla görüşme zaptı tarafları arasında ... grubu şirketlerinin devri hususunda yeni bir alıcı grupla yapılan ön görüşme tutanağı olduğu izlenimini verdiğini, yine söz konusu belge incelendiğinde, satış sözleşmesinin tarafı olan kişilerin ve/veya temsilcilerinin görüşmede olmadığının anlaşıldığını, oysa daha önce imzalanmış bir sözleşmenin de tarafı olan ve bu görüşme zaptında da imzası bulunan bir kısım davacıların, şirketlerin paylarının kimlere ait olduğunu bilmekte olduklarını, davacıların söz konusu bu belgeye dayanarak, adeta sözleşme feshedilmemiş ve devam etmekte gibi bir iddiayı ortaya atmalarının dinlenebilir olmadığını, gerek ... ve gerekse de pay sahibi satıcıların, şirketlerin satışı için birçok alıcı grupla bu yönde görüşmeler yapmış olduklarını, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacıların, sözleşmesinin feshi ve yine sözleşmeye dayanarak cezai şart olarak irat kaydedileceğini kabul ettikleri bedelin irad kaydedilmesinin sözleşmeye uygun olduğunu, davacıların dahi dayanak olarak aldığı yazışmalardan anlaşıldığı kadarı ile davacıların, sözleşmenin esaslı unsuru olan 40.000.000,00-USD'yi, sözleşmenin 4.4. maddesi gereğince 15/08/2011 tarihine kadar ödemek zorunda olduğunu, ancak, davacıların bu bedeli ödemekte temerrüde düşmüş ve sözleşmeyi açıkça ihlal etmiş olduklarını, zira 27/05/2011 tarihli “Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi” ile belirlenen 40,000.000,00-USD satış bedelinden 7.000.000,00-USD kadar ödeme yapan davacıların, Sözleşmenin 4.4 (ii) maddesi ile satış bedeli ödemesi için son gün (sözleşmede “kapanış” günü olarak belirtilmektedir) olarak belirlenen 15/08/2011 tarihine kadar satış bedelinden kalan ve en geç bu tarihe kadar ödenmesi gereken 33.000.000,00-USD'lik kısmı ödemediklerini, en geç 15/08/2011 tarihine kadar satış bedelinin tamamını ödemesi gerekirken, bu bedeli ödemeyen davacıların kusuru nedeniyle 15/08/2011 tarihinde Kapanış yapılamadığını, davacıların, kendi kusurları ile “satış hedelinin nakden ve defaten ödenmesi” şeklinde sözleşmenin asli unsuru olan yükümlülüklerini ihlal ederek kendi kusurları ile 15/08/2011 tarihinde temerrüde düştüklerinin tartışmasız olup, sözleşme şartlarının değiştirilmesi veya bedelin yeniden belirlenmesi talebinin karşı tarafın iradesine dayanması gerektiği açıkça ortada olduğuna göre, şayet satıcıların bu konuda rızaları yoksa davacıların tek taraflı talepleri ile sözleşme şartlarının değiştirilmesi mümkün olmadığını, davacıların sözleşmeyi ihlal ettiklerinin tartışmasız olduğunu, sözleşmenin satıcılar tarafından feshedilmesi ve cezai şartın irad kaydedilmesinin bu ihlalin doğal sonucu olduğunu, ödenmiş cezai şarttan indirimin söz konusu olamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A. Ş. vekili cevap dilekçesi ile; dava dilekçesinde yer alan davacı iddia ve talepleri ve bunların mesnedi olarak gösterilen olayların hiçbir surette maddi gerçeklerle bağdaşmadığını, satıcı sıfatıyla satışa konu şirket hissedarları ile Alıcı sıfatıyla davacılardan ..., ... ve üç Pakistan vatandaşı kişi arasında ...'nin onay ve muvafakatiyle müvekkili şirket ile birlikte 3 şirketin daha satışı maksadıyla 13/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi”nin akdedildiğini, Alıcılar tarafından işletme/yatırım sermayesi olarak kullanılmak üzere ... A.Ş hesaplarına yatırılması gereken 10 Milyon USD' nin ödeme süresi içinde yatırılmadığını ve sözleşmenin yürürlüğe girmediğini, daha sonra 13/05/2011 tarihli sözleşmenin tarafları olan ... ve ...'in, yeni bir yatırımcı olan ... ile satışa konu şirket hissedarları arasında ...'nin onay ve muvafakatiyle 27/05/2011 tarihinde yeni bir "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi' nin akdedildiğini, müteakiben 10 Milyon USD kadar tutarın satışa konu diğer bir şirket olan ... A. Ş.'ne işletme sermayesi olarak ödenmesi ile 27/05/2011 tarihli Sözleşmenin yürürlüğe girdiğini, bunun üzerine sözleşme hükümlerine uygun olarak 29/06/2011 tarihinde ... ve ...'in, müvekkili şirketin yönetim kurullarına Yönetim Kurulu üyesi olarak atandığını, aynı tarihli yönetim kurulu kararı ile davacı alıcılar tarafından isimleri bildirilen 7 kişinin şirketlerin müdürlüklerine atandıklarını, atanan kişilere Yönetim Kurulu kararı ile yönetme yetkisi verilmiş, imza sirkülerleri oluşturulmuş olduğunu, davacı alıcıların, atamalardan itibaren müvekkilinin aktif olarak bütün birimlerinin yönetimde yer aldıklarını, yönetim kurulu kararlarını imzaladıklarını, satışa konu şirketlerin yönetimine aktif katılım sürecinde davacı alıcılar bahse konu 10 milyon USD'lik tutarı 6 ay süren kendi yönetimleri döneminde bizzat kendi inisiyatifleri, iradeleri ve yönetim becerileri doğrultusunda kullandıklarını, alıcıların 10 Milyon USD'ye ilave olarak ayrıca 3.026.325,22-TL kadar tutarı kendi iradeleriyle satışa konu şirketler dâhilinde sarf ettiklerini, ancak 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi'nin 4.4 (iji) maddesi ile satış bedeli ödemesi için son gün “Kapanış” olarak belirlenen 15/08/2011 tarihine kadar davacıların satış bedelini ödemedikleri ve kendi kusurları ile 15/08/2011 tarihinde temerrüde düştüklerini, satış bedelini ödemeyen davacı alıcıların bu tutumu ve kusuru nedeniyle 15/08/2011 tarihinde Kapanış yapılamadığını ve müvekkili şirketin hisse devrinin gerçekleşmediğini, temerrüt sonucunda müvekkili şirket (eski) ortaklarından ... A.Ş.'nin 02/11/2011 tarihinde keşide ettiği ihtarnameyle davacıları ihtar ettiğini, buna rağmen satış bedelinin davacılar tarafından ödenmemesi üzerine ... 18. Noterliğinden keşide edilen 07/12/2011 tarih ve ... yevmiye no.lu "Sözleşme Fesih İhbarnamesi" ile 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi'nin feshedildiğini, ... 1. Noterliğinden keşide edilen 30/05/2012 tarih ... ve ... yevmiye no.lu ihtarnameyle, işletme sermayesi olarak yapılan ödemelerin 10 Milyon USD'lik kısmının ...'nin onay ve muvafakatiyle Sözleşmenin 5.4 maddesi uyarınca cezai şart olarak irat kaydedildiğini, yine ...'nin onay ve muvafakatiyle, 10 Milyon USD'yi aşan ve kendi iradeleriyle davacılar tarafından sarf edilen 3.026.325,22-TL'nin ve Fon hesaplarına ödenen 7 Milyon USD'nin alıcılara satışa konu şirketler tarafından ödeneceğinin davacılara bildirilmiş, bu nedenle ...'ların gönderilmesi istenmiş olduğunu, müvekkili şirketin 27/05/2011 tarihli hisse alım ve satım sözleşmesinin ve “görüşme zaptı” isimli yazının tarafı olmadığını, bunlarda imzası bulunmadığını, bu nedenle, dava dilekçesinde yer alan ve mezkür sözleşmeye ve “görüşme zaptı” isimli yazıya dayalı davacı taleplerinin hiçbirinin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacılar tacir vasıfları ile 3 adet ticari şirketin hisselerini satın almak amacıyla akdettikleri sözleşmenin bütün hükümlerini ve sonuçlarını tacir ve basiretli iş adamı gibi değerlendirmeleri ve buna göre sözleşmeyi imzalamaları gerekirken ve bu kanuni bir yükümlülük iken, tacir sıfatıyla bağdaşmayacak şekilde gerekli değerlendirmeleri yapmadıkları yönünde iddiada bulunmalarının kabul edilemez olduğunu, ayrıca Sözleşmenin 5.4 maddesine göre 10 Milyon USD'nin irat kaydedilmesinin, davacıların kendi kusuru ile satış bedelini Sözleşmeyle belirlenen sürede yapmamış olmaları nedeniyle yapılmış bir işlem olup, tacir sıfatını haiz davacılar 10 Milvon USD'lik tutarın satışa konu şirketler bünyesinde kalacağını ve irat kaydedileceğini bildikleri halde bu kusurlu harekette bulunmuş olduklarını, şu halde davacıların kusurlu hareketin bütün sonuçlarını pesinen kabul etmiş olduklarından işbu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, ayrıca, davacılar ne sözleşmenin akdi esnasında, ne de 10 Milyon USD'nin ödenmesi esnasında bu tutarın fahiş, adaba ve ahlaka aykırı veya ticari hayatını tehlikeye düşüreceği konusunda herhangi bir itirazda bulunmadığını, cezai şart tutarını ödemekle davacıların, bu tutarın fahiş ve adaba aykırı olmadığını peşin olarak kabul ettiklerini, bu surette cezai şartın indirilmesini talep etme hakkından da peşinen vazgeçmiş olduklarını, dava konusu 10 Milyon USD ile kredi taksitlerinin ödendiği. grup şirketlerine para aktarıldığı ve grup şirketlerinin faaliyetlerinde ve ... kaynaklı kamu borçlarının kapatılmasında kullanıldığı iddialarının doğru olmadığını, zira, sözleşmenin yürürlüğe girmesiyle birlikte davacıların, şirketin yönetim kurulunda üye sıfatıyla ve şirketin en önemli müdürlüklerine bilfiil yaptıkları atamalarla aktif olarak her üç şirketin de yönetiminde görev aldıklarını, bu kapsamda dava konusu 10 Milyon USD'nin nereye ve ne şekilde kullanılacağına dair hususta bilfiil davacıların kendilerinin aktif olarak karar verdiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A. Ş. vekili cevap dilekçesi ile; davaya mesnet yapılan 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi" metninden ve haksız olarak davaya mesnet yapılan "Görüşme Zaptı" isimli yazı metninden de görüleceği üzere, müvekkili şirketin bunlarda imzası bulunmadığını ve hiçbir surette sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin hiçbir surette sözleşme maddeleriyle ve sözleşme kapsamında 3. kişilerce verilen taahhütlerle hiçbir surette bağlı ve yükümlü olmadığını, ayrıca, herhangi bir sözleşme taraflarının 3. kişi konumundaki tüzel kişiliğin gıyabında o tüzel kişiliğe borç yüklemelerinin hukuken mümkün bulunmadığını, nitekim tüzel kişi anonim şirketlerin ne şekilde temsil edileceğinin Türk Ticaret Kanununda ve ana sözleşme hükümlerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, Türk Borçlar Kanunu 40. ve devamı maddelerinde temsil yetkisinin tanımlandığımı, bilinçli bir tacir olarak davacıların bunu bilmediklerinin düşünülemeyeceğini, bu nedenle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca, her ne kadar ... 1. Noterliğinden keşide edilen 130/05/2012 tarih ... ve ... yevmiye no.lu ihtarnamelerle ... Fon Kurulu kararının davacılara bildirerek işbu dava konusu 10 milyon USD'nin dışındaki tutarın (3.026.325,22 TL ile Fon hesaplarına davacı alıcılar tarafından ödenen 7 Milyon USD'nin) ödeneceği ifade edilmiş ise de; dava konusu 10 Milyon USD'lik cezai şartın iade edileceğine dair herhangi bir beyan veva taahhütte bulunulmamış, aksine, bu ihtarnamede 10 Milyon USD'nin cezai şart olarak irat kaydedildiğinin ifade edildiğini, söz konusu 10 Milyon USD'nin müvekkili şirket malvarlığına girmediğini, bu sebeple de müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacıların davadaki taleplerinin 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi"nin "Cezai Şart" başlıklı 5.4 maddesine ve cezai şartla ilgili kanuni düzenleme ve Yüksek Mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, zira; 27/05/2011 tarihli sözleşme ile davacıların açıkça dava konusu 10 Milyon USD'lik tutarın iadesini talep etmeyeceklerini, bu konuda hiçbir itirazda bulunmayacaklarını peşinen kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini, ayrıca bahse konu sözleşmeye göre cezai şartın, asıl borcun ifasıyla birlikte değil, bilakis bu borcun ifa edilmemesi halinde uygulanacağını, nitekim davacıların sözleşme bedelini ödemeyerek başlıca edimlerini ifa etmemeleri ve bu surette kendi kusurlarıyla temerrüde düşmeleri üzerine, Kapanış için son gün olarak belirlenen 15/08/2011 tarihinde ödeme gerçekleşmediğini ve fesih sonucunda cezai şart tutarının irat kaydedilmiş olduğunu, bu nedenle davacıların Borçlar Kanununun 125/3. ve 131. maddesine dayanmaları ve cezai şartı "asıl borca bağlı fer'i bir borç” olarak nitelemelerinin hukuka aykırı olduğunu, bu kapsamda 27/05/2011 tarihli Sözleşmenin 5.4. maddesinde aynen; "Alıcı'nın kusurundan kaynaklanan bir sebeple Kapanış'ın gerçekleşmemesi halinde Alıcı tarafından işletme sermayesi olarak ... A. Ş.'ye ödenen 10 Milyon USD tutarındaki bedel cezai şart olarak ... A.Ş.'de kalacak olup, Alıcı bu tutarın iadesini talep etmeyeceğini, bu konuda hiçbir itirazda bulunmayacağını peşinen kabul, beyan ve taahhüt etmiştir.” dendiğini, ayrıca Kapanışın, alıcı davacıların kusuru nedeniyle gerçekleşmediğini, davacıların, birçok şirketin hissedarı ve yöneticisi olarak kendi adına ticari işletme işleten sıfatıyla TTK hükümleri kapsamında Tacirdir ve ticari işleri ile ilgili olarak haklarında TTK hükümleri uygulanacağını, buna göre, tacirlerin yasa gereği özenli, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olup, sözleşme akdedilirken borca aykırı davranışların ne gibi sonuçlar doğuracağını iyi hesap etmek zorunda olduklarını, bu araştırmayı yapmasına rağmen sözleşme akdeden tacirin artık cezai şartın indirilmesini talep edemeyeceğini, Sözleşmenin 5.4 maddesine göre 10 Milyon USD'nin irat kaydedilmesinin, davacıların kendi kusuru ile satış bedelini Sözleşmeyle belirlenen sürede yapmamış olmaları nedeniyle yapılmış bir işlem olup, tacir sıfatını haiz davacıların, 10 Milyon USD'lik tutarın satısa konu şirketler bünyesinde kalacağını ve irat kaydedileceğini bildikleri halde bu kusurlu harekette bulunduklarını, ayrıca, davacılar ne sözleşmenin akdi esnasında, ne de 10 Milyon USD'nin ödenmesi esnasında bu tutarın fahiş, adaba ve ahlaka aykırı veya ticari hayatını tehlikeye düşüreceği konusunda herhangi bir itirazda bulunmamış olduklarını, şu halde davacıların kusurlu hareketin bütün sonuçlarını peşinen kabul etmiş olduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i Müdahil ... vekili beyan dilekçesi ile; davacıların talebine ilişkin, (ayıp bakımından TBK m.82’de 2 senelik sürenin, haksız
fiil bakımından TBK m.72’de yer alan 2 senelik sürenin dolmuş olması sebebiyle) zamanaşımı süresinin dava tarihinde dolmuş olduğunu, 1999 yılında amme alacaklarının tahsili amacıyla ... Gruba ait şirketlerin yönetim ve denetiminin Fona devredildiğini, hisse devri sözleşmesi gereği 10.000.000,00-ABD Dolar işletme sermayesi ödeneceğinin ve alıcının kusurundan kaynaklanan bir sebeple hisse devri gerçekleşmezse bu bedelin cezai şart olarak kaydedilmesinin sözleşmede kararlaştırıldığını, ...’nin sözleşmenin 3.2.5. maddesinde belirlenen konumuna göre sözleşmelerde sadece amme alacaklarını tahsil için bulunduğunu ve sözleşmelere taraf olmadığından müvekkiline bir talep yöneltilemeyeceğini, alıcılar tarafından 10.000.000,00-ABD Doları işletme sermayesinin gecikmeli olarak ödendiğini, alıcılardan ... ve ...’in 28/06/2011 tarihinde devredilecek şirketlere yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, ancak alıcıların 15/08/2011 tarihine kadar ödemeleri gereken 40.000.000,00-ABD Doları borcu ifa etmediklerini, alıcıların niyetlerini sürdürmeleri sebebiyle yeni bir sözleşme yapılmasına yönelik ön hazırlıklar yapıldığını ancak görüşmelerin neticelenememesi üzerine fona devredilen taşınmazların ve fona ödenen 7.000.000,00-ABD Dolarının iadesinin gerçekleştirildiğini, sözleşmenin feshinin ardından da alıcıların görüşme girişimlerinde bulunduğunu, 01/08/2013 tarihli görüşme zaptının da davacıların girişimlerine duyarsız kalmamak adına gerçekleştirilen bir görüşmenin tutanağı olduğunu, ... görevlisi şahsın bahsi geçen tutanaktaki imzasının ...’yi de davalıları da bağlamadığını, sözleşmeye göre bedelin tam ve zamanında ödenmemesi halinde ödeneceği kararlaştırılan cezai şartın türünün ifaya eklenen cezai şart olduğunu, borçlu tacir ve cezai şart ödenmiş olduğundan cezai şartın indirilmesinin talep edilemeyeceğini, ayrıca borçlunun ekonomik faaliyetlerine devam ettiğini bu sebeple cezai şartın borçlunun ekonomik mahvına yol açmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılardan ... tarafından alacağın 22.500.000,00-TL'si 18/02/2021 tarihli "Temlik Sözleşmesi" ile ... ...Ltd. Şti.'ye temlik edilmiş olup, temlik alan vekilince 14/04/2021 tarihli dilekçe ile temlik sözleşmesi Mahkememize sunulmuş, ... ...Ltd. Şti. temlik alan sıfatıyla dosyada taraf olmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 02/03/2023 tarih ve 2015/1276 Esas- 2023/177 Karar sayılı kararında;
"Dava, 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi" kapsamında davalı ... A.Ş.'ye işletme/yatırım sermayesi olarak yapılan 10.000.000,00-USD ödemenin, davalı tarafça sözleşmenin haksız olarak feshedilerek, yapılan ödemenin haksız olarak cezai şart olarak kaydedilmesi nedeniyle, söz konusu cezai şat bedelinin davalılardan tahsili talebine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce, taraflar arasında düzenlenen "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi" ve ekleri, davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtları ve ticari defter ve kayıtları, ...'nın dava konusuna ilişkin bilgi ve belgeleri, Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/107 D. İş sayılı dosyasının uyap örnekleri, Büyükçemece 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/225 Esas sayılı dosyasının uyap örnekleri, ...'ye devredilen taşınmazların tapu kayıtları, davacıların ticari faaliyetlerine ilişkin yapılan araştırma sonucu temin edilen bilgi ve belgeler dosyamız arasına alınmış, taraflarca sunulan beyanlar değerlendirilmiş, farklı bilirkişi heyetlerinden rapor ve ek raporlar temin edilmiştir.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; Bakanlar Kurulu'nun 21/12/199 tarih ve 99/13765 sayılı kararı ile Mülga 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 14. maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları uyarınca ... ... Bankası T. A. Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetimi ve denetiminin ...'ye devredilmiş olmasına, ... T. A. Ş.'nin hakim ortakları ... Grubu olup anılan Grubun Fona olan borçlarının tahsilini teminen 19/01/2015 tarihinde protokol imzalanmışsa da, ilerleyen dönemlerde protokol edim ve ödemelerinde yaşanan sıkıntılar üzerine 2008 yılında protokolün temerrüt hükümlerinin uygulanmasına ve gruptan olan alacakların 6183 Sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline karar verilmiş olmasına, aralarında ... A. Ş., .... A. Ş., ... A. Ş., ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş.'nin de aralarında bulunduğu ... Grubuna dahil şirketlerin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimlerinin 5411 Sayılı Bankacılık Kanununun geçici 11. maddesine istinaden uygulanmasına devam edilen Mülga 4389 Sayılı Bankalar Kanununun 15/7(a) maddesi ve 5411 Sayılı Kanunun 134. maddesi hükmü uyarınca Fon tarafından devralınıp şirketlerin yönetim ve denetim kurullarına Fon tarafından atamalar yapılmış olmasına, Fon alacaklarının tahsili amacıyla ... Grubuna dahil değişik sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin satışına başlanmasına, 2010 yılından itibaren ... Grubu hakim ortağı Yavuz ... tarafından ... firmaları olarak bilinen ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş.'nin satışına yönelik çalışmalara başlanmasına, bu kapsamnda ..., ... ve Pakistan uyruklu 3 gerçek şahısla yapılan görüşmeler sonucu ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş.'nin hissedarları ile Alıcı Grup arasında 13/05/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi imzalanmışsa da, sözleşmenin yürürlük şartı olan sözleşmenin imzalanmasını takip eden 5 iş günü içinde alıcıların işletme sermayesi olarak ... A. Ş. hesaplarına 10.000.000,00-USD'nin ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin yürürlüğe girememiş olmasına, sonrasında Pakistan uyruklu alıcılar yerine ....arasında, 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi"nin imzalanmış olmasına, ...'nin söz konusu sözleşmede taraf olmayıp 6183 Sayılı Kununun 73. maddesi uyarınca Muvafakat eden/onay veren konumunda bulunmasına, sözleşmenin 6.9 maddesi ile, sözleşmenin yürürlüğe girme şartı olarak 01/06/2011 tarihine kadar "Alıcılar" tarafından 10.000.000,00-USD'nin ... A. Ş.'ye işletme sermayesi olarak ödenmesinin kararlaştırılmış olmasına, "Alıcılar" tarafından 01/06/2011 tarihine kadar söz konusu bedel işletme sermayesi olarak yatırılamamış ise de, 2011 yılı Haziran ayı içinde söz konusu işletme sermayesinin yatırılması üzerine sözleşmenin yürürlüğe girmesine ve 29/06/2011 tarihinde bahse konu Sözleşme hükümlerine uygun olarak(sözleşme m. 3.1.(xi) satışa konu şirketlerin yönetim kurullarına davacı alıcılardan ... ve ...'in üye olarak atanmasına, yine davacı alıcılar tarafından isimleri bildirilen kişilerin şirketlerin müdürlüklerine atanmalarına, atanan kişilere Yönetim Kurulu kararı ile yönetme yetkisi verilip, imza sirkülerleri oluşturulup, atamalardan itibaren davacı alıcıların her 3 şirketin faaliyetlerine katılarak aktif olarak bütün birimlerin yönetiminde yer almış olmalarına, sözleşmenin 4.4 maddesi ile satışa konu ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş.'nin satış bedelinin toplam 40.000.000,00-USD olarak kararlaştırılmasına, sözleşmenin 4.2 maddesi ile "Kapanış Tarihi"nin 15/08/2011 tarihi olarak belirlenmesine, buna göre satış bedeli olarak kararlaştırılan bedelin en geç bu tarihe kadar "Alıcılar" tarafından ödenmesinin gerekmesine, "Alıcılar" tarafından "Kapanış Günü" olarak belirlenen 15/08/2011 tarihi itibariyle satış bedeline istinaden herhangi bir ödeme yapılmamış olmasına, kapanış için belirlenen tarihten sonra 29/08/2011 tarihinde 2.500.000,00-USD, 05/09/2011 tarihinde 500.000,00-USD, 27/09/2011 tarihinde 4.000.000,00-USD olmak üzere toplam 7.000.000,00-USD ödeme yapılmış olmasına, "Satıcılar"ın kapanış tarihinden sonra yapılan bu ödemeleri kabul etmiş bulunmasına, sözleşmenin 5.4 maddesi ile "Alıcı'nın kusurundan kaynaklanan bir sebeple Kapanış'ın gerçekleşmemesi halinde Alıcı tarafından işletme sermayesi olarak ... A.Ş.ye ödenen 10.000.000 ABD Doları (Onmilyon ABD Doları) tutarındaki bedel cezai şart olarak ... A.Ş.de kalacak olup, Alıcı bu tutarın iadesini talep etmeyeceğini, bu konuda hiçbir itirazda bulunmayacağını peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder." hükmünün kararlaştırılmış olmasına,"Alıcılar" tarafından sözleşmenin bakiye bedeli olan 33.000.000,00-USD'nin ödenmemesi üzerine satıcıların temsilcisi ... A. Ş. tarafından "Alıcılar"a gönderilen 02/11/2011 tarihli ihtarname ile bakiye satış bedelinin ödenmesinin istenmesine, aksi takdirde sözleşmenin feshi ile ... A. Ş.'ye işletme sermayesi olarak yatırılan 10.000.000,00-USD'nin sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince cezai şart olarak irad kaydedileceğinin bildirilmesine, bu ihtarnameye rağmen de alıcılar tarafından satış bedelinin bakiye kısmının ödenmemesi üzerine ... 18. Noterliği'nin 07/12/2011 tarih ve ... yevmiye no.lu "Sözleşme Fesih İhbarnamesi'nin gönderilip, bu ihbarname ile 27/05/2011 tarihli "Hisse Alım ve Satım Sözleşmesinin” feshedilerek, sözleşmenin akdinden sonra davacı alıcılar tarafından satışa konu ... A. Ş. hesaplarına işletme sermayesi olarak ödenen 10 milyon USD'nin Sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince cezai şart olarak kaydedilmesine, feshin sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince ... tarafından da onaylanmasına, taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş.'nin hisselerinin alıcılara satışına ilişkin olup, alıcıların sözleşme kapsamındaki asli ve en önemli edimlerinin hisse devir bedeli olarak kararlaştırılan satış bedelinin ödenmesi olmasına, ancak sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar hisse satış bedeli olarak kararlaştırılan 40.000.000,00-USD'nin yalnızca (üstelik kapanış tarihi olarak belirlenen 15/08/2011 tarihinden sonra ödeme yapılmak suretiyle) 7.000.000,00-USD'sinin ödenmiş bulunmasına, bu anlamda alıcıların, sözleşme ile kendilerine yüklenen asli edimi yerine getirememiş olmasına, alıcılar tarafından gerek kapanış tarihi olarak belirlenen tarihten önce gerekse bu tarihten sonra ...'ye ve satıcılara gönderilen ihtarnameler ile, satışa konu şirketler ile ilgili olarak kendilerine eksik veya yanlış bilgi verildiği, ayrıca ekononik konjonktür nedeniyle sözleşme ile belirlenen bedelin ödenmesinde sıkıntılar yaşandığı belirtilerek, bu nedenle satış bedeli ile ödeme vadesi ile ilgili olarak yeni bir belirleme yapılması talep edilmişse de, ...'ye ve satıcılara gönderilen ihtarnameler ile beyanlar dikkate alındığında, alıcıların 6098 Sayılı TBK'nun 30 ve devamı maddeleri gereğince iradelerinin fesada uğratıldığı bu nedenle sözleşme ile bağlı olmadıkları yönünde bir beyanda bulunmamaları, tersine sözleşme ile bağlı oldukları, edimlerini yerine getirmeye hazır oldukları belirtilerek, satış bedeli ile ödeme vadesinin değiştirilmesi ile ilgili olarak taleplerde bulunmaları, alıcılar tarafından sözleşmenin irade bozukluğu nedeniyle feshine yönelik bir beyanda bulunulmaması, alıcıların 29/06/2011 tarihinde devre konu şirketlerde yönetim kurulu üyesi ve belirledikleri müdürler ile şirketlerin aktif olarak yönetiminde bulunmaları dikkate alındığında, aradan dava tarihine kadar 4 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen bu yönde bir irade beyanında bulunmayan alacıların 4 yıl sonra irade bozukluğu nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğu yönündeki beyanlarının dinlenebilir nitelikte bulunmamasına, ...'nin ilgili mevzuat gereği devre konu şirketlerin yönetim ve denetimini gerçekleştirmekte olması, şirketlerde hissedar sıfatının bulunmaması, sözleşmenin 3.28(v) maddesi ile, ...'nin sadece onay veren kurumunda olup, kendisinden herhangi bir hak talebinde bulunulamayacağının kararlaştırılmış olması dikkate alındığında, alıcılar tarafından ...'den herhangi bir talepte bulunulmasının mümkün bulunmamasına, alıcıların, satıcıların sözleşmenin kapanışının gerçekleşmesine engel nitelikte herhangi bir eylem veya davranışının bulunduğuna ilişkin dosyaya delil sunmamış bulunmasına, bu hususlar dikkate alındığında, sözleşmenin kapanışının gerçekleşmemesinin alıcıların kusurundan ileri geldiği ve sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince cezai şart olarak kararlaştırılan 10.000.000,00-USD'nin satıcılar tarafından irat kaydedilmesinde sözleşmeye ve kanuna aykırı bir durum bulunmamasına, her ne kadar 10.000.000,00-USD miktar, ... A. Ş.'ye işletme sermayesi olarak ödenen para ise de, sözleşmenin 5.4 maddesi ile alıcıların kusuru ile kapanışın gerçekleşmemesi halinde işletme sermayesi olarak ödenen paranın cezai şart olarak ... A. Ş.'de kalacağının kararlaştırılması karşısında, ödenen paranın cezai şart olarak irat kaydedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, sözleşmenin "Satıcılar" tarafından ... 18. Noterliği'nin 07/12/2011 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile feshedilmesinden sonra artık "alıcılar" tarafından sözleşmenin feshedilmesinin mümkün bulunmamasına, sözleşme feshedildikten sonra taraflar arasında sözleşmenin tekrar hayata geçirilmesi veya yeni bir sözleşme yapılması yönünde görüşmeler yapılmış, hatta ...'nin alacağı için alıcılara ait Çorlu ve İzmir'deki taşınmazlar Fona devrvedilmişlerse de(sonradan alıcılara iade edilmitşir) bu taşınmazların Fona devredilmesinin önceki feshedilmiş sözleşmenin ayakta olduğu şeklinde değerlendirilmesinin mümkün bulunmamasına, aynı zamanda bu durumun taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisi kurulduğu anlamına gelmemesine, ... 1. Daire Başkanı ... ile alıcıları temsilen ... arasında gerçekleştirilen görüşme sonrasında düzenlenen 01/08/2013 tarihli "Görüşme Zaptı" başlıklı belgenin yeni bir sözleşme niteliğinde bulunmamasına, zira daha önce de belirtildiği gibi ...'nin satışa konu şirketlerde hissedar sıfatının bulunmaması, sadece ilgili mevzuat gereği yönetim ve denetim hakkı bulunması, söz konusu şirketlerdeki hissedarların 27/05/2011 tarihli sözleşmeyi "Satıcılar" olarak imzalayan "..., ... A. Ş., ...." olması, ...'nin bu kişiler adına veya bu kişileri temsilen satışa konu şirketlerdeki hisseleri satmasının mümkün bulunmaması, ... 1. Daire Başkanı ...'nın sadece ... Daire Başkanı sıfatıyla sözleşmeyi imzalamasına, satıcılar adına sözleşmeyi imzalamış olsa idi dahi tek başına şirket hissedarları adına hisse devri yapma yetkisinin bulunmaması nedeniyle bu belgenin "Alıcılar" ile "Satıcılar" arasında düzenlenmiş bir yeni sözleşme, feshedilen önceki sözleşmeyi yeniden canlandıran bir sözleşme veya "Kapanış"ı erteleyen bir sözleşme olarak kabul edilmesine imkan bulunmamasına, bu belgenin ancak alıcılar ile satıcıları tekrar bir araya getirerek yeni bir sözleşme zemini oluşturulmasına yönelik olarak düzenlenmiş bir belge olarak kabul edilebilmesine, ... Daire Başkanının, satıcıları temsilen sözleşme yapma yetkisi olduğu kabul edilmesi halinde 27/05/2011 tarihli sözleşmenin de alıcılar ile ...(Daire Başkanı) arasında düzenlenmesinin yeterli olarak kabul edilmesi gibi bir durumu gündeme getirebileceğine, ancak ...'nin bu şekilde bir hisse devri sözleşmesini tek başına satıcılar adına düzenleme hak ve yetkisi bulunmadığından, 27/05/2011 tarihli sözleşmenin "Alıcılar" ile ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş.'nin hissedarları olan "Satıcılar" ...arasında düzenleniş olmasına, aynı zamanda 27/05/2011 tarihli sözleşmenin 6.3 maddesi ile sözleşmenin ancak, ...'nin onayı ile "taraflarca" ve amacının açık şekilde sözleşmeyi değiştirmek olduğu belirtilen yazılı bir anlaşma ile düzenlenip değiştirilebileceğinin kararlaştırılması karşısında 27/05/2011 tarihli sözleşmenin tarafı olmayan ...'nin, daire başkanının devredilen şirketlerin yönetim kurulu başkanı sıfatını dahi kullanmaksızın ve sadece bir görüşmeden ibaret belgeyi imzalaması ile taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisinin kurulduğu anlamına gelmesinin mümkün bulunmamasına, yeni bir sözleşmenin ancak önceki sözleşmenin "Tarafları" arasında düzenlenebilecek olmasına, satıcılar tarafından , işletme sermayesi olarak ödenen paranın amacına aykırı kullanıldığı belirtilmişse, taraflar arasındaki sözleşmenin, ... A. Ş.'ye 10.000.000,00-USD ödenmesi üzerine yürürlüğe girmiş olmasına, sözleşmenin yürürlüğe girmesi üzerine Fon Kurulunun kararı ile ... ile ...'in şirketlerin yönetim kurullarına üye olarak atanmaları ve bu kişilerin belirlediği kişilerin de şirketlere müdür olarak atanmalarına istinaden, işletme sermayesi olarak ödenen paranın kullanımında bu anlamda alıcıların da söz hakkı bulunmasına, alıcıların sözleşmenin feshi tarihine kadar işletme sermayesi olarak yatırılan paranın amacı dışında kullanıldığına yönelik herhangi bir beyanda bulunmamaları veya bu konuda hukuki herhangi bir girişimde bulunmamaları karşısında, alıcılar tarafından söz konusu iddianın ileri sürülmesinin mümkün bulunmamasına, sözleşme hükümleri dikkate alındığında kararlaştırılan cezai şartın "ifa yerine istenebilen cezai şart" niteliğinde bulunmasına, bu nedenle sözleşme sona ermiş olsa da talep edilmesine engel bir durum bulunmamasına, "Satıcılar" tarafından, sözleşmenin feshinden yaklaşık 3 yıl sonra ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş. hisselerinin üçüncü kişilere satılmasına engel hukuki bir durum bulunmamasına göre, davacılar tarafından açılan davanın haksız olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacılar, davanın reddi halinde, fahiş olarak belirlenen cezai şart miktarından indirim yapılmasını talep etmişlerse de, başlangıçta ... A. Ş.'ye işletme sermayesi olarak konulan, alıcıların kusuru nedeniyle kapanışın gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince cezai şart olarak ... A. Ş.'de kalmasına karar verilen 10.000.000,00-USD'nin alıcılar tarafından(geç de olsa) ödenmiş bulunmasına, ödenen cezai şartın daha sonra Hakim tarafından indirilmesinin mümkün bulunmamasına(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15/10/2014 tarih ve 2013/13-1108 E., 2014/768 K. Sayılı kararı) göre, cezai şart bedelinden indirim yapılmamıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme gereğince işletme sermayesinin ... A. Ş. hesabına ödenmiş olmasına, sözleşmenin 5.2.2 maddesi ile, sözleşmenin, tarafların kusuru olmaksızın hükümsüz kalması/feshedilmesi halinde alıcı tarafından işletme sermayesi olarak ... A. Ş.'ye ödenen paranın iadesinden ... A. Ş.'nin de satıcılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağının kararlaştırılmış olmasına, ... 1. Noterliği'nin 30/05/2012 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ... A. Ş., ... A. Ş. ve ... A. Ş. tarafından, işletme sermayesi olarak ödenen paranın cezai şart olarak irat kaydedildiği yönünde beyanda bulunulmasına ve açılan davaya da cevap verilmek suretiyle husumetin benimsenmiş olmasına(benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2012 tarih ve 2010/14039 E., 2012/17814 K. Sayılı kararı) göre, bu davalıların açılan davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu değerlendirilerek, bu davalılar hakkında açılan davanın da esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklı ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez.
Somut olayda davacılar, dava dilekçesinde davalılardan 10.000.000,00-USD alacakları bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00-TL'nin davalılardan tahsili talep etmiş, ıslah dilekçesi ile taleplerini 10.000.000,00-USD'ye yükseltmişlerdir.
Davacılar dava dilekçesi ile seçim hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, ıslah dilekçesi ile(davanın tam ıslahı niteliğinde olmayan ıslah dilekçesi) davada bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemeyeceklerdir. Bu nedenle Mahkememizce, davalılardan talep edilen yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan dava tarihi(31/12/2015) esas alınarak bu tarih itibariyle TCMB USD Efektif Satış Kuru olan 2,9277 TL dikkate alınarak (10.000.000,00-USDx2,9277=29.277.000,00-TL) dava değerinin 29.277.000,00-TL olduğu belirlenmiş, harç ve vekâlet ücreti belirlenirken bu miktar üzerinden değerlendirme yapılmıştır.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,
''1-Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili, temlik alan davacı vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesi 13/07/2023 tarih ve 2015/1276 Esas- 2023/177 Karar sayılı ek kararında;
''1-Bir kısım davalılar vekili Av. ...'nun, hükmün tamamlanması talebinin KABULÜNE,
2-Mahkememizin 02/03/2023 tarih ve 2015/1276 E., 2023/177 K. Sayılı gerekçeli karar başlığında davalı taraf olarak yer alan "... A. Ş."nin diğer davalılardan "... A. Ş. " ile birleşmesi nedeniyle, karar başlığından ÇIKARILMASINA,
3-Mahkememizin 02/03/2023 tarih ve 2015/1276 E., 2023/177 K. Sayılı gerekçeli kararının 4. Bendinin "Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 530.770,00-TL vekâlet ücretinin (temlik eden ... ile temlik alan ... ...Ltd. Şti.'nin 463.000,00-TL vekâlet ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere) davacılardan alınarak davalılara verilmesine", şeklinde DÜZELTİLMESİNE,'' karar verilmiş ve ek karara karşı temlik alan davacı vekili ve davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili ve temlik alan davacı vekili gerekçeli karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; ...'nin yetkileri ve taraflar arasındaki ilişkideki konumunun hatalı değerlendirildiğini, ...'nin son derece geniş yetkileri olduğunu ve dava konusu hisselerin satışına ilişkin şartları belirleme ve satma yetkisi olduğunu ..., olağanüstü yetkilerle donatılmış bir kamu kurumu olarak bu yetkilerini kullanarak 01.08.2013 tarihli mutabakatı imzaladığını, ...'nin sahip olduğu yasal yetkileri göz ardı edip ...'nin taraflar arasındaki ilişkideki konumunu basite indirgeyerek karar veren yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, müvekkillerinin delil olarak dayandığı ve dosyada mevcut olan tüm ihtarname ve dilekçelerinde 2 temel talebinin var olduğu görüleceğini; sözleşme şartlarının yeniden belirlenmesi, Sözleşmede düzenlenen ödeme süresinin uzatılması, ..., 01.08.2013 tarihli mutabakat ile müvekkillerinin 2 temel talebinde haklılığını kabul ettiğini, bir başka ifadeyle, söz konusu mutabakatı içeren görüşme zaptının imzalanmasıyla, müvekkillerinin muhtelif ihtarnamelerinde ve dilekçelerinde talep ettiği, sözleşme şartlarının yeniden belirlenmesi ve ödeme şartlarının değiştirilmesi taleplerinin kabul edildiğinin görüldüğünü, 01.08.2013 tarihli mutabakat ile ilgili olarak yerel mahkemenin değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararında mutabakatın içeriği ile ilgili somut hiçbir değerlendirmede bulunmadığını, 01.08.2013 tarihli mutabakatın varlığının maddi bir gerçek olduğunu ve dava dilekçesinde ve sair dilekçelerinde detaylı bir şekilde izah ettiği üzere burada kararlaştırılan mutabakatın uygulanmaya başladığını, varılan mutabakatın 3. maddesi gereği ekspertizler yapılıp müvekkillerinin gerekli ipotekleri verdiğini, uygulanmış olan mutabakatın inkar edilmesi TMK madde 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 01.08.2013 tarihli mutabakatın uygulanıp uygulanmadığı konusunda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapmaması eksik inceleme ile karar verildiğini gösterdiğini, bu hususta dosyaya sunulan uzman görüşünün Mahkemece göz ardı edildiğini, 01.08.2013 tarihli mutabakat metni ile taraflar sözleşmenin ödeme şartlarının yeniden belirlenmesi ve sözleşmesel ilişkinin devam etmesi konusunda mutabakata vardıklarını, 01.08.2013 tarihli “Görüşme Zaptı”na imza atan kişi ... Grubu şirketlerinin imza yetkilisi olan ve bunun yanında kontrol sahibi konumunda olan ...’nin 1. Tahsilat Daire Başkanı olan ...’olduğuınu, söz konusu imzayı attığı sırada ..., sözleşmenin 6.8.3. maddesi gereği tüm satıcıları temsil yetkisi olan ... A.Ş.’nin ve diğer ... grubu şirketlerinin yönetim kurulu başkanı olduğunu, aynı zamanda ...’nin 1. tahsilat daire başkanı olması nedeniyle kontrol sahibi konumundaki ... adına imza atma yetkisi olduğunu, zaten ... grubundan yetkililer de görüşmelere fiilen iştirak etmelerine rağmen, şirketlerin hukuken kontrolünün ...’de olması nedeniyle 01.08.2013 tarihli görüşmenin ...’nın katılımı ile yapılmasının ve ... tarafından imzalanmasının nedeninin de bu olduğunu, ... 01.08.2013 tarihli mutabakatın imzalanmasıyla müvekkillerinin dilekçelerinde talep ettiği, sözleşme şartlarının yeniden belirlenmesi ve ödeme şartlarının değiştirilmesi taleplerinin kabul edildiğinin görüldüğünü, bu durumun müvekkillerinin kusursuz olduğunu gösterdiğini, yerel mahkeme ise, verdiği kararı ile kusursuzluğu ... tarafından kabul gören müvekkillerinden cezai şart bedeli tahsilinin haklı olduğu yönünde verdiği karar, müvekkillerinin kusursuzluğunu gösteren 01.08.2013 mutabakat ile uyumsuz olduğunu, kusursuzluk halinde cezai şart tahsilinin mümkün olamayacağını, 01.08.2013 tarihli mutabakatın imzası ile 27.05.2011 tarihli sözleşme ile müvekkillerine hisselerin satımı işleminin “ayıplı” olduğu ve müvekkillerinin iradesini sakatlayan nedenlerin bulunduğu taraflarca kabul edildiğini, söz konusu işlem “ayıplı” olmasa 01.08.2013 tarihli mutabakat metninin 1. Maddesinde hisselerin satışına ilişkin bedelin yeniden belirlenmesinin kabul görmeyeceğini, diğer yandan, müvekkilleri, "fon alacağına mahsup edilmek üzere" Tekirdağ İli, Çorlu İlçesi, ... Köyü, ... pafta, 3 pafta, 20 Ada, 5 Parsel'de kain taşınmaz ile İzmir İli, Bayraklı İlçesi, ... Mahallesi ... Ada, 3 Parsel'de kain taşınmazı ...'ye satış göstererek devrettiğini, ... de devirleri kabul ettiğini, devirlere ilişkin resmi senetlerde, bedelin nakden alınmadığı, fon alacağından mahsup edilmek üzere tapuların ... tarafından kabul edildiği düzenlendiğini, burada bahsedilen fon alacağının da dava konusu sözleşmede belirlenen alacak olduğunu, müvekkillerinin ...'ye ödemesi gereken başka bir borç olmadığını, bu durumda, müvekkillerinin borcu ifa etmedikleri yönündeki değerlendirmenin de doğru olmadığını, müvekkilleri ödemeye ilişkin olarak ...'nin de kabul ettiği tapu devirlerini yaptıktan sonra borcun söndüğünü, ...'nin ilgili tapuları daha sonra iade etmesi, tapuları kabul ettiği ve borcun söndüğü gerçeğini değiştirmeyeceğini, borcun ödenmesi sonucu sönmesi, yenilik doğuran bir işlem olduğunu ve o an sonuç doğurduğunu, ...'nin tapuları daha sonra iade etmesi de ... ile müvekkilleri arasında oluşan yeni bir ilişki olarak değerlendirilebilirse de davaya konu borcun ifa edildiği gerçeğini değiştirmeyeceğini, bu yönüyle, müvekkillerinin yaptığı tapu devirleri de yerel mahkeme tarafından hatalı değerlendirildiğini, sözleşme kapsamının hatalı değerlendirdiğini, sözleşmenin 5.1. maddesi hükmünde davalılara Sözleşmeyi tek taraflı iradeleriyle feshetme hakkı tanınmadığını, sözleşmenin 5.1. maddesine göre “Bu Sözleşme, Kapanış Gününden önce herhangi bir zamanda, ...’nin vereceği onay ile Satıcılar’ın ve Alıcı’nın karşılıklı ve yazılı muvafakati ile feshedilebilir.” davalıların sözleşmeden dönmek için davacıların muvafakatini almadığını, cezai şarta hak kazanılması için bu maddeye uygun olarak sözleşmeden dönülmesi gerektiği, sözleşmeye uygun fesih olmadığından cezai şarta hak kazanılmadığını, sözleşmeden dönülmesi sebebiyle sözleşme hükümlerinin ve cezai şart maddesinin de yürürlükte kalmadığını, 01/08/2013 tarihli mutabakat içeriğinin dikkate alınmadığını, bu mutabakat içeriğine göre kesin vadenin bulunmadığını, ilk rapor sunan bilirkişi heyetinin tespitlerine göre sözleşmenin 3.2.viii maddesine göre ... A.Ş.ye 4.600.000,00 TL ödenmesi gerekirken 6.485.560,64 TL ödendiği ve dolayısıyla işletme sermayesi olarak müvekkillerince ödenen paranın 1.885.560,54 TL’sinin şirket menfaatleri ve işleri için kullanılması gerekirken ... A.Ş.'den çıkartıldığının tespit edildiğini, ilk Bilirkişi Heyeti, davalıların sözleşmeyi feshettikleri tarih itibariyle 7.885.969,30 TL’nin Sözleşme henüz feshedilmeden ... A.Ş.'den çıkartıldığını tespit ettiğini, yerel mahkeme kararında müvekkillerin şirket yönetiminde olduğu ve bu hususa itiraz etmediklerini belirtse de, müvekkillerinin şirketi fiilen yöneten konumunda olmadıklarından, bu işlemlerden o tarihte haberdar olmadıklarını, dosya kapsamında, müvekkillerinin bu işlemlerde imzasının olduğunu, onay verdiklerini veya başka bir şekilde haberdar olup sessiz kaldıklarını gösterir herhangi bir bilgi veya belgenin mevcut olmadığını, raporda yapılan tespit dikkate alındığında asıl davalıların sözleşmeye aykırı davranıklarını, cezai şartın fahiş olduğunu ve indirilmesi gerektiğini, Mahkemece emsal alınan içtihatın somut olaya uymadığını, ıslah ile ilgili değerlendirmenin hatalı olduğunu, dava dilekçesinin hiçbir yerinde seçimlik hakkını kullandığı ve diğer haklarımızdan feragat ettiğimiz yönünde bir beyanının olmadığını, zaten davasının kısmi dava olarak açıldığını, seçimlik hakkını kullandığı düşünülse bile bu sadece kısmi davaya konu edilen kısım yönünden bir anlam ifade etmesi gerektiğini, Mahkemece bu hususla gözetilmeksizin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili gerekçeli karara yönelik istinaf dilekçesinde özetle; talebin sebepsiz zenginleşme zamanaşımına süresi içerisine ileri sürülmediğini, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacının TL üzerinden dava açıp ıslahını yabancı para üzerinden yaptığını, bu sebeple ıslah dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken ıslah edilen bedelin TL'ye çevrilmesine karar verilmesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Temlik alan davacı vekili ek karara yönelik istinaf dilekçesi özetle; Mahkemece karar verilmekle dosyadan el çekildiği ve tekrar yargılama yapılarak karar verilemeyeceği, bu sebeple davalı şirketlerin birleşip birleşmediğine ilişkin müzekkere yazılarak karar verilmeyeceği, davalılar vekili Av. ... tarafından Mahkemeye sunulan 26.04.2023 tarihli dilekçesi ile temlik alacaklısı Müvekkil ... ... da vekalet ücretinden sorumlu olacağını belirttiğini ve bu konuda tavzih istediğini, talep dilekçesinin 1.1. De yazılı olan talebi 35/A kapsamında olan bir talep olmadığını, Mahkeme tarafından vekalet ücreti konusunda sorumluluk müteselsil olarak takdir edilmediğinden müvekkil aleyhine hüküm kurulmadığını, bu durum istinafa konu olacak bir husus olduğunu, davacıların istinaf dilekçesi ile bu konuyu istinaf mahkemesine göndermesi gerekirken 35/A maddesini geniş yorumlayarak mahkemenin iradesinin yerine geçmeye çalıştıklarını, yerel mahkemeninde hatalı ve hukuka aykırı bir şekilde tavzih talebinin kabulüne karar verdiğinini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... A.Ş. vekili ek karara yönelik istinaf dilekçesi özetle; Davanın başından beri ... A.Ş. ve ... A.Ş. adına avukatlık hizmeti verdiği ve yargılama gideri yaptığı halde, müvekkillerin ve tarafının haklarını azaltan, maddi hata olarak değerlendirmesi mümkün olmayan ancak istinaf kanun yoluna başvuru ile dile getirilebilecek hüküm değişikliği talebinin HMK’ ya aykırı biçimde “hükmün tamamlanması” adı altında yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın dava tarihindeki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, davacılar tarafından davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş.’ye ayrı ayrı husumet yöneltildiği ve kendileri tarafından temsil edildiği, yargılamanın devamında bu şirketlerin birleşmesi sebebiyle hak kazanılan vekalet ücretinin azaltılamayacağı ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen 27/05/2011 tarihli Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından işletme/yatırım sermayesi olarak ödenen ve davalı tarafça sözleşmeden dönülmesi üzerine davacıların kusurlu olduğu iddiasıyla cezai şart olarak kabul edilerek iade edilmeyen bedelin davalılardan istirdadı talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekili, temlik alan davacı vekili ve davalı ... A.Ş. Vekili tarafından, Mahkemece hükmün tamamlanması talebinin kabulüne ilişkin 13/07/2023 tarihli ek karara ise temlik alan davacı vekili ve davalı ... A.Ş.vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin karara karşı taraf vekilleri tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, bilirkişi kök ve ek raporlarına itiraz dilekçeleri ve beyan dilekçeleri ile defalarca ileri sürülmüş ve gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmış olup, Mahkemece yapılan tespitlerin dosya kapsamına, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmalara uygun olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdedilen 27/05/2011 tarihli Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi uyarınca 40.000.000,00 USD hisse bedelinin davacılar tarafından kapanış günü olarak belirlenen en geç 15/08/2011 tarihine kadar ödenmesi karşılığında davalılar ... A.Ş., ... A.Ş. Ve ... A.Ş.'nin hisselerinin davacılara satışı ve devri konusunda anlaşmaya varıldığı, davacılar tarafından dava konusu edilen 10.000.000,00 USD bedelin işletme/yatırım sermayesi olarak 01/06/2011 tarihine kadar davalı ... A.Ş. hesabına aktarılmasının ve bu bedelin hisse bedelinden mahsup edilmeyeceğinin kabul edildiği, davacılar tarafından 01/06/2011 tarihli vadeye uyulmamış ise de bu bedelin davalı ... A.Ş. hesabına aktarıldığı, hisse satış bedeline ilişkin ise 7.000.000,00 USD ödeme yapıldığı, hisselerin tamamı için kararlaştırılan bedelin ödenmemesi sebebiyle kapanışın yapılamadığı ve hisselerin devredilemediği, davalı tarafça bakiye hisse bedelinin ödenmesi için davacılara ihtarname gönderilerek bedelin ihtarnamede belirlenen süre içerisinde ödenmesi, aksi halde sözleşmenin feshedileceği ve yatırım bedelinin cezai şart olarak kabul edilip iade edilmeyeceğinin bildirildiği, bu ihtarnameye rağmen davacılar tarafından bakiye hisse bedelinin ödenmemesi üzerine sözleşmeden dönülerek yatırım bedelinin cezai şart olarak alıkonulduğu, davacıların sözleşme bedelini ödememesi sebebiyle kapanışın yapılamadığının sabit olduğu ve sözleşmenin V.5.4 Cezai Şart başlıklı maddesine göre davacı tarafından ödenen yatırım bedelinin cezai şart olarak kabul edilip iade edilmemesinin yerinde olduğu, sözleşmede aksinin kararlaştırılması sebebiyle sözleşmeden dönülmesi halinde cezai şart talep edilmesinin mümkün olduğu, sözleşme bedelinin yüksekliği dikkate alındığında ve söz konusu bedel ödendiğinden cezai şart bedelinin fahiş olduğu iddiasıyla tenkis yapılmasının mümkün olmadığı, sözleşmenin 6.3.maddesinde sözleşmede değişiklik ve düzeltmenin ne şekilde yapılacağının açıkça hüküm altına alındığı, buna göre ...'nin onayı alınmak suretiyle taraflarca ve amacının açık bir şekilde bu sözleşmeyi değiştirmek olduğu belirtilmek suretiyle yapılacağının kararlaştırıldığı, ...'nin sadece onay mercii olduğu, hissedar olmadığı ve davalıları temsil etmek suretiyle sözleşmeyi değiştirmek ve düzeltmek yetkisinin bulunmadığı, sözleşmeden dönme tarihinden sonra olan 01/08/2013 tarihli Görüşme Zaptı'na dönülen sözleşme hükümlerini canlandırdığı ve değiştirdiği anlamı yüklenemeyeceği gibi bu metinde dönülen sözleşmeye atıfta bulunulmadığı ve sonrasında taraflar arasında hisse devir bedelini belirleyen yeni bir sözleşme de yapılmadığı, sözleşme hükümlerini kabul eden davacıların sözleşmenin ne şekilde değiştirileceğini bilmediklerini ve Görüşme Zaptı metni ile sözleşme hükümlerinin değiştirildiğini ve vadenin uzatıldığını ileri sürmelerinin mümkün olmadığı, bu sebeple ve sözleşmeden önce şirketlerin tüm kayıtlarının incelemeye açılması ve bizzat kendilerinin sözleşmeyi sürdürme iradeleri sebebiyle ayıp ve irade sakatlığı hallerinin ileri sürülemeyeceği, davalılar tarafından bu metnin kendileri açısından bağlayıcı olmadığının ileri sürülmesinin TMK'nın 2 maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, davacı tarafından davalı şirkete aktarılan yatırım bedelinin sözleşmede belirlenen şirkete belirlenen miktarın üzerinde aktarılması ve bakiyesinin farklı borçları için kullanılmasının aksi sözleşmede öngörülmediğinden tek başına sözleşmenin ihlali anlamına gelmediği gibi davacıların istediği kişilerin de yönetici olması sebebiyle bu ödemelerden haberdar olmadıklarının söylenemeyeceği, ayrıca söz konusu iddiaların davacılar tarafından dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde ileri sürülmediği, süresinden sonra ileri sürülen bu iddiaların iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu ve davacılar tarafından açıkça muvafakat edilmemesi sebebiyle dinlenmesinin mümkün olmadığı, davalıların kabul etmediği Görüşme Zaptı'na göre taşınmaz devredilmesinin de dönülen bir sözleşmeyi canlandırmayacağından sonuca etkisinin bulunmadığı, nitekim söz konusu taşınmazların davacılara iade edildiği de gözetildiğinde davalıların sözleşmeyi canlandırma ve yeni bir sözleşme yapma iradelerinin bulunmadığını gösterdiği, sözleşmenin 5.1 maddesinde olağan fesih yolunun hüküm altına alındığı, bu düzenlenmenin TBK hükümlerine göre borçlunun temerrütü halinde sözleşmenin feshi veya sözleşmeden dönme hakkından davalıların feragat ettiği anlamına gelmediği gibi cezai şartın alıcının kusurundan kaynaklanan bir sebeple kapanışın gerçekleşmesi hali için düzenlendiği, yatırım bedelinin davalı ... A.Ş.'ye aktarılması, iade şartlarının oluşması halinde bu davalının da iadeden sorumlu tutulması ve davacıya gönderilen ihtarname içeriklerine göre iş bu yargılamada pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, sözleşmeden kaynaklanan cezai şart bedelinin istirdadı talebinin TBK 146/1 maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve somut uyuşmazlıkta dava tarihi ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, TBK’nın 99. maddesi uyarınca dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunan davacıların artık bu tercihlerinden dönerek ıslah yolu ile talebini döviz olarak değiştiremeyeceğinden Mahkemece dava değerinin TL üzerinden hesaplanmasının yerinde olduğu anlaşılmakla tarafların gerekçeli karara yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yine davalı "... A. Ş."nin diğer davalılardan "... A. Ş. " ile birleşmesi ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaması sebebiyle ek karar ile karar başlığından çıkarılması, temlik alan davacının sorumlu olduğu vekalet ücretinin Mahkemece kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen bu hususta karar verilmemesi sebebiyle bu eksikliğin hükmün tamamlanması yoluyla giderilmesi de usul ve yasaya uygun olup, ek karara yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; mahkeme gerekçeli kararı ve ek kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan istinaf eden tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacıların, temlik alan davacının ve davalı ... A.Ş.' nin gerekçeli karara yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Temlik alan davacının ve davalı ... A.Ş.'nin ek karara yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince gerekçeli kararın istinafı yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden temlik alan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin temlik alan davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince ek kararın istinafı yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden temlik alan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin temlik alan davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı ... A.Ş. tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
9-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
10-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık
yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.