Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1747 E. 2026/850 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1747
- Karar No
- 2026/850
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1747 KARAR NO : 2026/850
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/04/2023 NUMARASI : 2022/435 Esas - 2023/234 Karar DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/04/2022 BAM KARAR TARİHİ : 07/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2023 tarihli 2022/435 Esas ve 2023/234 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamında, Demirci ilçesinde .... İstasyonunu işlettiğini, davalı ...'ın Selendi ilçesinde, ....istasyonunu, davalı ...'nun Selendi ilçesinde .... İstasyonunu işlettiğini, davalıların, 2020 yılı Ocak ayından itibaren, tarımsal amaçlı yakıt tankerleri ile Selendi ilçesinde indirimli satış yapmamalarına rağmen, Demirci ilçesinde, kendisine ait bölgede %5 indirimli akaryakıt şatışı yaptığını, davalılar tarafından yapılan işlemler dolayısıyla haksız rekabete maruz kaldığını, 4054 sayılı Rekabet Kanununun 4., 6. ve 7. maddeleri, 6102 sayılı TTK 55. ve devamı maddelerinde haksız rekabet oluşturan hallerin suç sayılıp yasaklandığını, haksız rekabet nedeniyle işletmesinin, mesleki itibarının ve kişilik değerlerinin maddi ve manevi zarar gördüğünü, davalıların fillerinin haksız rekabet olduğunun tespiti ile haksız rekabetin men'ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100.000,00 TL manevi tazminatın ve 400.000 litre akaryakıt satışı zararından kaynaklanan akaryakıtın litre başı %10'u oranında şimdilik 1.000,00 TL maddi zararının yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediğini, haksız rekabet yaptığına dair davacı tarafça somut delil ortaya konulmadığını, sahibi olduğu petrol istasyonunun gerekli izinler alınarak kanunlar çerçevesinde kurulmuş bir istasyon olduğunu, diğer davalı ile aralarında hiçbir iş bağlantısı bulunmadığını, sahibi olduğu petrol istasyonunun Selendi ilçesinde bulunduğunu, Demirci sınırları içesinde yakıt satışı yaptığının iddia edildiğini, asıl davacının kendisine ait yakıt tankı ile Selendi sınırları içerisinde satış yaptığını, 5015 sy Kanun çerçevesinde petrol istasyonu sahibi olan kişilerin taşıma şeklinde yakıt aracı alma yetkisinin bulunduğunu, taşıma ile satış yapabilme işlemlerinin denetim altında olduğunu, gerek istasyondaki gerekse taşıma ile satışlarının tümünün otomasyon sistemi ile takip edildiğini, fahiş fiyat farkı olması durumunda bunun kolaylıkla tespit edilebileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...'na usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...açılan davanın, haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi ve haksız rekabetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olduğu, 4721 sayılı TMK nun 6 md. si gereğince " Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ve HMK nun 190/1.md. si gereğince "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." düzenlemeleri karşısında, ispat yükü kendisinde olan davacının iddia ettiği, vakıaları ispatlayamadığı..." gerekçesiyle ispatlanamayan davanın REDDİNE...."şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından toplanan deliller ve yasal gerektirici nedenlere göre, ilk derece mahkemesi kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunduğunu, olay tespitlerinin tam ve doğru olarak yapılmadığını, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulanmadığını, delillerin değerlendirilmesinde hatalı bir sonuca varıldığını, 600 sayılı HMK'nun 140/1 dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verilmediğini, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tek tek tespit edilmediğini, ön inceleme duruşması sonucunda tarafların dava dilekçesinde delil gösterilen sulh ve arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alınıp alınmadığı, sonuç alınmaması halinde anlaşamadıkları hususlarının nelerden ibaret olduğunun tutanakla tespit edilmediğini, karar hükmünde de açıklanmadığını, yerel mahkemece yemin delilinin göz ardı edildiğini, haksız rekabet nedeniyle motorin ve benzin satışlarında zarar miktarim Ocak 2020 yılından beri 1.500.000,00 litre üzerinde akaryakıt satışı elde etme imkanının olacağını, maddi zararının 1.500.000,00 litre akaryakıttan % 10 litre başı kar oranı olmak üzere 150.000,00 litre akaryakıt bugünkü birim fiati 21.66 liradan takdiren 3.249.000,00 lira maddi zararının bulunduğunu, 6098 sayılı kanunun 50, 51. 56, 57 ve 58 maddeleri ve 4045 sayılı kanun 57 ve 58. Md. ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 56'nın da göz önünde bulundurularak üç katı oranında mahrum kalınan kar tazminatı hükmüne karar verilmesi gerektiğini, davalının Selendi bölgesi dışında Demirci bölgesinde tankerle satış yaptığını ispat etmenin ve araştırma yapmanın mahkemenin görevi olduğunu, 5015 sayılı Kanun’nun 8/2 maddesi gereği ispat hususunun kanunla düzenlendiğini, ispat yükünün davalılarda olduğu halde davacıya yükletilmesinin kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ile 5015 sayılı Kanun’nun 8/2’e maddesi dışında bölgede benzin mazot satışı yapılmasına izin ve kendisine zarar verecek şekilde davanın red edilmesinin isabetsiz, hukuk dışı, yasayı ve Yüksek Mahkeme kararlarını yok saymak anlamına geldiğini, davalı ...'ın davaya cevap dilekçesinde vekalet ücreti talep etmediği halde mahkeme talebe bağlılık dışında vekalet ücretine hükmedilmesinin haksız olduğunu, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararın kaldırılması gerektiğini, belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş olup; hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Davacı, Manisa ili Demirci ilçesinde .... İstasyonunu işlettiğini, davalıların ise Manisa ili Selendi ilçesinde, davalı ...'ın .... istasyonunu, davalı ...'nun .... İstasyonunu işlettiğini, davalıların, Selendi ilçesinde işlettikleri petrol istasyonlarında indirimli satış yapmamalarına rağmen, 2020 yılı Ocak ayından itibaren, tarımsal amaçlı yakıt tankerleri ile Demirci ilçesi köylerinde kendisine ait bölgede %5 indirimli akaryakıt şatışı yaparak haksız rekabette bulunduklarını, bayilik lisanslarını kapsayan coğrafi alan dışında satış yapmalarının yasa ve yönetmeliklere aykırı olduğunu, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını iddiasıyla haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerin ilişkin olarak eldeki davayı açmış, davalı ... davacı tarafça haksız rekabetin varlığına ilişkin somut delil ortaya konulamadığını, Selendi ilçesinde petrol istasyonu bayisi olduğunu, bayilik belgesi bulunanların yasal olarak tankerle tarımsal amaçlı akaryakıt satma yetkilerinin bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; tarafların bayilik lisansları getirtilmeden, davalılar tarafından tedarik fiyatının altında satış yapılıp yapılmadığı, tarafların kendi bayiilik lisanlarını kapsayan alan dışında tarımsal amaçlı akaryakıt satışı yapmalarının yer aldıkları meslek dalındaki kanun ve sözleşmeyle yüklenmiş olan iş şartlarına uygun olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmadan, davacı tarafça haksız rekabete konu vakıaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun Bayiler başlıklı 8. Maddesinde ; "Bayi lisanslarına ilişkin düzenlemeler (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılır. Bayiler, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetlerini yürütürler. Bayiler lisanslarının devamı süresince; a) Bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması, b) Tağşiş ve/veya hile amacıyla akaryakıta katılabilecek ürünlerin akaryakıta katılmaması ve istasyonunda bulundurmaması, ile yükümlüdür. Bayiler ve dağıtıcılar, lisanslarına göre kurdukları akaryakıt istasyonlarını Kuruma bildirerek işletmeye başlar. Akaryakıt istasyonları, gerekli tedbirleri alarak tarım sektörünün ihtiyaçları için tanker ve köy pompası vasıtasıyla LPG hariç akaryakıt satışı yapabilir. Kurul, teknik ve ekonomik kriterlere göre bayilik kategorileri oluşturabilir. Bu durumda bayilik lisansları kategorilerine göre düzenlenir. Akaryakıt ve LPG istasyonları arasındaki mesafeler, aynı yönde olmak üzere, şehirler arası yollarda on kilometreden, şehir içi yollarda bir kilometreden az olmamak üzere Kurul tarafından çıkarılacak ve 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe girecek yönetmelikle düzenlenir." düzenlemesine yer verilmiştir. Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 48/1 inci maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestîsi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmektir. Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2 nci maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nda haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK’nın 54/1 inci maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; aynı Kanun'un 54/2 nci maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında önem arz etmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55 inci maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır. Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki TTK’nın 55 inci maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hâllerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hâllerine tam olarak uymuyorsa veya bu hâllerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dâhil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki TTK’nın 54/2 nci maddesinin uygulanması mümkün olacaktır. Bu anlamda, uyuşmazlığın kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde örnekleme yoluyla sayılan 55/(1)-a-6. ve 55/(1)-e hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesi, mülga 6762 sayılı TTK’da bulunmayan ve özellikle tüketicilerin korunmasına hizmet eden yeni bir haksız rekabet hâli olarak tedarik fiyatının altında satış yapmayı düzenlemiştir. Bu madde; “Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur” hükmünü haizdir. 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesinde, tedarik fiyatının altında satış yapıldığı hâllerde yanıltmanın mevcut olduğunun ispatının oldukça zor olduğu düşünülerek, bir karineden yola çıkılmış ve satış fiyatının aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu aksi ispatlanabilir bir karine olduğundan satışı yapan kişi, her ne kadar tedarik fiyatının altında satış yapıyor olsa da tüketicileri yanıltmadığını ispat etmek suretiyle haksız rekabetin bulunmadığını ispatlayabilecektir Tedarik fiyatından ne anlaşılması gerektiği ise 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-6. maddesinin gerekçesinde “tedarik fiyatından o malın satıcıya mal olma fiyatı anlaşılır” şeklinde belirtilmiştir. Mal olma fiyatı ise malın tedarikçiden alış fiyatının yanında, tüm masraflar, satıcının konumu, çalıştırdığı personel sayısı vb. değişkenler gözetilerek tespit edilmelidir. 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-e. maddesinde ise iş şartlarına uymamak haksız rekabet hâli olarak düzenlenmiştir. Bu madde “iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur” hükmünü haizdir. Bu itibarla, aynı meslek dalında faaliyet gösteren kimselerin tamamının uyması zorunlu olan ve kanun veya sözleşme hükümleri ile tespit edilmiş olan veya bir meslek dalında genel geçerliliği olan iş şartlarına uymamak haksız rekabet olarak kabul edilmiştir. Hüküm ile rakiplerin kanun, sözleşme veya ticari örf ve adet ile belirlenmiş iş şartlarına uymamak suretiyle haksız bir avantaj sağlamaları engellenmek istenmektedir. Bu bakımdan TTK’nın 55/(1)-e. maddesi anlamında haksız rekabetten bahsedebilmek için bir meslek dalında rakiplerin de uymakla yükümlü olduğu kuralların bulunması ve bu kurallardan birine aykırı davranıştan söz edilmesi gerekmektedir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği, başka bir anlatımla tedarik fiyatının altında satış yapıp yapmadıkları veya iş şartlarına uyup uymadıkları hususları, sektör ve mali müşavir bilirkişilerin uzmanlık alanlarına giren konularda verdikleri raporlar gözetilerek hâkim tarafından takdir edilmesi gerekmektedir. Hâl böyle olunca, yerel mahkemece somut uyuşmazlığın sadece hâkimin hukuki bilgisi ile çözümlenemeyeceği dikkate alınarak, öncelikle davacı ile davalılara ait bayilik lisansları ile ilgili tüm bilgi ve belgelerin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan getirtildikten sonra, 24.11.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 3. maddesi de gözetilerek alanında uzman sektör ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınıp, yukarıda açıklanan hususlar da ayrıntılı bir şekilde irdelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yukarıda açıklanan şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacının bu husustaki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.(bknz Yargıtay HGK'nun 2017/11-117 esas- 2018/1883 karar sayılı, Yargıtay 11. HD'nin 2020/7868 esas- 2022/673 karar sayılı, 2020/5907 esas- 2021/3406 karar sayılı emsal kararları) Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı asilin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, ilk derece mahkeme sikararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı asilin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/435 Esas ve 2023/234 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı asilin sair istinaf itirazlarının kararın kaldırılması sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı taraftan alınan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 07/05/2026