Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/98 E. 2025/225 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/98
Karar No
2025/225
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/98 KARAR NO : 2025/225 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/269 Esas, 2021/794 Karar KARAR TARİHİ : 14/10/2021

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... (...) ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 13/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2025

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında, ...adresinde mukim tesiste müvekkili şirkete ait araçların mola vermesi hususunda öncelikle 01/04/2017 tarihli mola yeri sözleşmesi akdedildiğini ancak davalı tarafın işbu ticari ilişki kapsamında doğan cari hesap alacağını ödememesi nedeniyle 08/01/2019 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, akabinde davalı tarafından ödeme yapılması ve ticari ilişkinin devamını sağlamak amacıyla 09/01/2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı ile yeniden mola yeri sözleşmesi akdedildiğini, davalı tarafından üzerine düşen ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi üzere müvekkili şirket tarafından davalıya Bursa 10. Noterliği'nin ...tarihli, ...yevmiye numaralı, cari hesap borcunun ödenmesi ve 09/01/2019 tarihinden geçerli mola yeri sözleşmesinin feshi konulu ihtarnamenin gönderildiğini, tüm bu işlemler sonrası davalıdan ödeme alınamaması neticesinde Bursa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8008 E. numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, mahkemenin yetkisiz olup Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafın sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih edip başka firma ile anlaştığını, davacı tarafa yapılan ödemelerle ilgili banka ödemelerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, cari hesap hareketlerine göre davacıya borcu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında davacıya ait araçlardan, davalıya ait işletmede mola verilmesi halinde davalının davacıya araç başına 30 TL ödeyeceğine dair bir sözleşme mevcut olduğu, tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları nazara alındığında taraf ticari defterlerinin 2019 yılı Haziran ayı faturası dışında birbirini doğruladığı, davacıdan 2019 yılı Haziran ayına ilişkin otobüslerin molalarına ilişkin bilgi ve belgelerin talep edildiği, sunulan belgeden toplamda 171 aracın davalıya ait işletmede mola verdiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davacının bu fatura nedeniyle de araç başı 30 TL üzerinden hesaplanan bedele hak kazandığı, bu faturanın da davalının defterlerine işlenmesi gerekmesine rağmen işlenmediği anlaşılmakla, davacının davasını ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Bursa 1. İcra Dairesinin 2019/8008 Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin 27.399,77 TL asıl alacak üzerinden devamına, takip konusu alacak likit olduğundan 27.399,77 TL’nin %20'si oranında 5.479,95‬ TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf talebinde bulunan davalı vekili, tarafların ticari defter kayıtları arasında farklılık bulunduğu halde müvekkilinin kayıtlarına itibar edilmediğini, davacı tarafça haziran ayına ilişkin otobüs giriş ve çıkış kayıtlarını gösterir belgeler sunmuş ise de bu belgeleri kabul etmediklerini, bu belgelerin ne davacı taraf ne de müvekkili taraf ticari defterlerinde bulunmadığını, mahkemece bu belgelere göre 170 adet araç girişi olduğunu ve her araç girişinin 30 TL olması nedeniyle 170x30=5.100 TL olduğu belirtilerek davacının iddialarını kabul edilmiş ise de bu belirlemenin tek yanlı olarak davacı tarafın sunduğu belgelere dayandırılmış olup bu belgelerin hukuki geçerliliği bulunmadığını, davacı tarafın talep ettiği alacak likit olmayıp, yargılamaya gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, tanıkları dinlenmeden karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, mahkeme kararının hukuka uygun ve yerinde olduğundan davalının haksız istinaf sebeplerinin reddi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, taraflar arasında akdedilen mola yeri sözleşmelerine istinaden açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup davalı vekilince karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Eldeki davada, taraflar arasında 01/04/2017 ve 09/01/2019 tarihli mola yer sözleşmeleri akdedildiği, sözleşmeler uyarınca davacı tarafın otobüslerinin davalı tarafça işletilen tesiste mola verdiğinde otobüs başına davalı tarafça davacıya ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, sözleşmeler kapsamında açık hesap alacağı bulunduğunu ileri sürmekte olup davacı tarafça Bursa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8008 E.sayılı dosyasında, 01/04/2017 ve 09/01/2019 tarihli mola yeri sözleşmelerinden kaynaklanan açık hesap alacağından kaynaklanan 27.399,77 TL asıl alacak, 190,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.590,07 TL alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafça süresi içerisinde icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz edildiği anlaşılmaktadır. 1-) Dava Şartları Yönünden Resen Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. İtirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay 11. HD'nin, 2015/14964 E., 2016/1643 K., 2015/14588 E. 2016/1642 K. sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir. 2004 sayılı İİK'nın 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nın 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK’daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun m. 10 hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı, 6098 sayılı TBK m. 89 hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay HGK'nın, 2017/19-902 E., 2018/973 K. sayılı kararı). Mahkemece icra müdürlüğünün yetkisine itiraz hususunda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından, yukarıdaki açıklamalar ışığında Dairemizce yapılan değerlendirmede; davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinde, akdi ilişki ikrar edilmiş ve ödeme savunmasına bulunulmuş olup taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6098 sayılı TBK m. 89 uyarınca bir para alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde, alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi takipte yetkilidir (Yargıtay 11. HD'nin 26/04/2022 tarihli ve 2022/1921 E., 2022/3415 K. sayılı; 19. HD'nin 13/05/2015, E. 2014/19860, K. 2015/7141 tarih ve sayılı kararı). Bu itibarla, favacının sözleşmeden doğan para alacağının tahsili amacıyla şirket merkezinin bulunduğu yer icra dairesinde takip başlatmasında isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin icra müdürlüğünün yetkisine itirazının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. 2-) Davalı Vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (4721 sayılı TMK m. 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (6100 sayılı HMK m. 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda, davacı taraf, açık hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye fatura alacağının bulunduğunu iddia etmekte olup davalı taraf ödeme yaptığını ileri sürmektedir. Yargılama aşamasında tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olup davacı tarafın defterleri uyarınca davacının davaya konu alacağını oluşturan faturalar toplamının 111.704,77 TL olduğu, buna karşılık davalı tarafça yapılan ödemeler toplamının 84.305 TL olduğu, davacının 27.399,77 TL bakiye alacağının bulunduğu tespit edilmiş olup davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde ise davacı tarafça düzenlenen ve defterlere kaydedilen faturalar toplamının 105.312,19 TL olduğu, davalı tarafça yapılan ödemeler toplamının ise 84.305 TL olduğu, fatura ve ödeme dekontları arasında 21.007,19 TL fark bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre, davalı tarafça yapılan ödemeler konusunda farklılık bulunmayıp davacı tarafça düzenlenen faturalar konusunda ihtilaf bulunmaktadır. Her ne kadar mahkemece, taraf ticari defterlerinin 2019 yılı Haziran ayı faturası dışında birbirini doğruladığı belirtilmiş ise de, yapılan incelemede davacı taraf defterinde kayıtlı olan 30/04/2017 tarihli 1.325 TL bedelli faturanın ve 30/06/2019 tarihli 5.130 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, 31/01/2019 tarihli sözleşme damga vergisi yansıtma faturasının ise davacı defterlerinde 347,05 TL olarak kayıtlı iken davalı defterlerinde 409,53 TL olarak kayıtlı olduğu görülmektedir. Davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu ispat yükü davacı taraftadır. Mahkemece, davacıdan 2019 yılı Haziran ayına ilişkin otobüslerin molalarına ilişkin bilgi ve belgelerin talep edildiği, sunulan belgeden toplamda 171 aracın davalıya ait işletmede mola verdiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davacının bu fatura nedeniyle de araç başı 30 TL üzerinden hesaplanan bedele hak kazandığı kabul edilmiş ise de, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ve davalıya ait mola yerinde verilen molalara ilişkin olduğu belirtilen belgenin davacı tarafça düzenlenmiş bir belge olduğu, davalı tarafça kabul edilmediği nazara alındığında söz konusu belgenin fatura konusu hizmetin verildiğini diğer bir deyişle davacıya ait otobüslerin davalıya ait işletmede mola verdiğini ispata elverişli kabul edilmesi yerinde görülmemiştir. Buna göre, davacı defterlerinde kayıtlı olan ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 30/04/2017 tarihli 1.325 TL bedelli fatura ve 30/06/2019 tarihli 5.130 TL bedelli fatura konusu hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispat edilmediği, davacı tarafça düzenlenen toplam 105.249,77 TL bedelli faturaların karşılığında davalı tarafça 84.305 TL ödeme yapıldığı, bu suretle davacının davalından bakiye 20.944,77 TL alacağının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Alacak likit olduğundan mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde ise isabetsizlik bulunmamakta olup davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacı tarafça, davanın 27.590,07 TL üzerinden açıldığı ve harçlandırıldığı, mahkemece 27.399,77 TL olan asıl alacak üzerinden davanın kabulüne karar verildiği halde reddedilen kısma ilişkin hüküm kurulmaması da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dosya kapsamı uyarınca davacının 20.944,77 TL alacağını ispat ettiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-) Davanın KISMEN KABULÜ ile Bursa 1. İcra Dairesinin 2019/8008 Esas sayılı icra takibine yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 20.944,77 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-) Davaya konusu alacak likit olduğundan 4.188,95 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu alınması gereken 1.430,73 TL karar ve ilam harcından davacıdan alınan 333,22 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.097,51 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-) 7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davanın kabul ret oranına göre 990 TL'sinin davalıdan, 330 TL'sinin davacından alınarak hazineye irat kaydına, 5-) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 20.944,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 6.645,30TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-) Davacı tarafça yapılan toplam 1.350,50 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 1.012,87 TL'sinin ve 333,22 TL harç toplamı olan 1346,09 TL'nin davalından alınıp davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 8-) Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi uyarınca davacı tarafa iadesine, II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının davalıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, III-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, IV-) Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/02/2025

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye* ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/98, K. 2025/225, T. 14.10.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-98-e-2025-225-k-7d33a5416298