Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/836 E. 2026/1360 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/836
- Karar No
- 2026/1360
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/836
KARAR NO: 2026/1360
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/04/2023
NUMARASI: 2020/169 Esas - 2023/326 Karar
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/06/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirketten alt acente hizmeti aldığını, yapılan anlaşma çerçevesinde davalı şirketin yüzlerce gemi adamını hava alanından karşıladığını ve otele veya gemiye transferlerini sağladığını, gelen şikayetler ve yapılan incelemeler neticesinde davalı şirketin hukuka aykırı olarak personel transfer bedeli, personel konaklama bedeli ve yemek bedeli fiyatlarını gerçek bedelin çok üstünde fatura ederek haksız kazanç elde ettiğini tespit ettiklerini, usulsüzlükler nedeniyle davalı şirket tarafından keşide edilen bir kısım faturaların iade edildiğini ve davacı şirketin davalı şirketten 22.452,90 TL alacaklı olduğunu tespit ettiklerini beyanla davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödenen 22.452,90 TL bedelin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin acentalık yaptığı gemilere davalı şirketin alt acentalık hizmeti sağladığını, gemiye çıkacak gemi personellerinin hava alanından karşılanması, konaklanması ve gemiye transferi gibi hizmetleri sağladıklarını, bu hizmetin karşılığında aradaki cari ilişkiye göre düzenledikleri faturaları davacıya göndererek bedellerini tahsil ettiklerini, davalı şirketin düzenlemiş olduğu faturaların davacı şirkete tebliğ ettirildiğini ve her iki tarafın ticari defterlerine işlendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava; alt acentelik hizmeti karşılığında davalı tarafça düzenlenen fatura bedellerinin iadesi talepli olarak açılmış istirdat davasıdır. Taraflar arasında sözlü olarak acentelik ilişkisi kurulduğu, davalı tarafından bu kapsamda bazı hizmetlerin verildiği, bu hizmetler için davacı tarafından davalıya bir miktar ödeme yapıldığı hususları çekişmesizdir. İhtilaf; davalının davacıya ederinin üzerinde ücretlendirme yapıp yapmadığı, yaptı ise davacının davalıdan bu bedelin istirdadını talep edip edemeyeceği noktalarındadır.
Taraflar tacir olup eylem ve işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü altındadır.
Davacı; davalının ederinden çok daha yüksek meblağlı faturalar düzenlediğini iddia etmiş ise de bu hususa dair açık bir delil sunmamıştır. Bununla beraber bir an için bu iddianın doğruluğu kabul edilse dahi ödeme yapan davacının fatura içeriğine itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Fatura içeriğine itiraz etmeksizin ödeme yapan ve her türlü işleminde basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davacının, fatura içeriğindeki bedelin yüksek olduğunu iddia etmesine olanak bulunmadığından davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; netice taleplerine konu olan davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespiti hakkında karar verilmediği gibi esasen herhangi bir tespit yapılmadan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı şirkete faturaların iadesinin sağlandığı tartışmadan vareste olduğunu, mahkeme tarafları aynı olan bir başka mahkemede aynı konu hakkında yapılan yargılamada temin edilen bilirkişi raporunu görmezden gelerek ve mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırmaksızın davacı şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti taleplerinin hakkında bir inceleme yapmadan ve karar vermeden sadece ödenen bedelin iadesinin talep edilemeyeceği gerekçesiyle hüküm kurması kararın sırf bu nedenle kaldırılması için bile yeterli olacağını, hüküm fıkrası dosya gerçeği ile çeliştiğini, mahkeme delilleri incelemediğini ve bilirkişi incelemesi yapmadığını, dayandıkları delil olan ticari defterlerde inceleme yapılsa idi "ödeme yapan davacının fatura içeriğine itiraz etmediği anlaşılmaktadır." şeklinde hüküm kurulamayacağını, faturalara ve içeriğine ihtarname ile usulünce itiraz edildiğinin anlaşılacağını, tacir olan davacı şirketin basiretli davranma yükümlülüğünün olması şirket içerisinde yapılacak olan bütün usulsüzlükleri kabullenmesi anlamına gelmediğini, kanun koyucu basiretli davranma yükümlülüğünü bu gerekçeyle düzenlemediğini, mahkeme Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... tarafından hazırlanan özel rapor yer aldığını, söz konusu rapor incelendiğinde 22.452,90 TL davacı şirketin alacaklı olduğunun anlaşılacağını, tacirlerin kanunda belirtilen gerekli kurallara uyarak tutmuş oldukları ticari defter ve kayıtların delil niteliği taşıdığını, mahkeme konu hakkında tanıklarını dinlediğini, ticari defterler üzerinde inceleme yapılsa idi delillerinin birbirini teyit ettiğini ve tanık beyanları, ihtarnameler, ticari defterler ve aldıkları özel rapor ile davalarının haklılığının anlaşılacağını ancak mahkeme delilleri görmeden dosya içeriğine aykırı kararının kabul edilemez olduğunu, hakimin başka bir bilirkişi raporu istememesinin usul hukukunun temel ilkelerinden olan hakimin davayı aydınlatma ödevi ilkesine aykırılık oluşturduğunu, davalı şirket, davacı şirkete mali müşavir raporuna göre 22.452,90 TL bedeli geri ödemesi gerektiğini, davalı şirketin dürüstlük kuralına aykırı olarak ve Borçlar Kanunun 36. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek gerçek bedelin çok üstünde fatura ettiği “personel transfer bedeli”, “personel konaklama bedeli” ve “yemek bedeli” adı altındaki masraf kalemlerindeki hileyi aldatma kastıyla düzenlediğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava; alt acentelik sözleşmesi karşılığında davalı tarafça düzenlenen fatura bedellerinden borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı tarafından düzenlenen faturalarda hizmet bedellerini yüksek gösterilip gösterilmediği, davacının davalıdan ödediği faturalar nedeni ile alacaklı olup olmadığı noktasındadır.
Davacı tarafça, müvekkili şirketin davalı şirketten yapılan anlaşma çerçevesinde davalı şirketin gemi adamlarının hava alanından karşılanması, otele ve gemiye transferlerini sağlanması hususlarında alt acentelik hizmeti aldığını, gelen şikayetler ve yapılan incelemeler neticesinde davalı şirketin, personel transfer bedeli, personel konaklama bedeli ve yemek bedeli fiyatlarını gerçek bedelin çok üstünde fatura ederek haksız kazanç elde ettiğini tespit ettiklerini, usulsüzlükler nedeniyle davalı şirket tarafından keşide edilen bir kısım faturaların iade edildiğini, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödenen 22.452,90 TL bedelin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı, davacı şirketin acentalık yaptığı gemilere alt acentalık hizmeti sağladığını, gemiye çıkacak gemi personellerinin hava alanından karşılanması, konaklanması ve gemiye transferi gibi hizmetleri sağladıklarını, bu hizmetin karşılığında aradaki cari ilişkiye göre düzenledikleri faturaları davacıya göndererek bedellerini tahsil ettiklerini, düzenlemiş oldukları faturaların davacı şirkete tebliğ ettirildiğini ve her iki tarafın ticari defterlerine işlendiği savunmasında bulunmuştur.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).
Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.
Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Yine süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Davacı tarafça dosyaya sunulan Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/229 E. Sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, davacının defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından defterlerine 01.08.2019 tarihli ..., ..., ..., ...,... numaralı faturalara istinaden 10.10.2019 tarihli ... numaralı 56.366,40 TL tutarlı iade faturası düzenlediği, bu fatura ile davalıya 33.913,50 TL borçlu olan davacının, 22.452,90 TL alacaklı duruma geldiği görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 64/2. Maddesine göre , Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde tacirin bu yükümlülüğü belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması(belge yoksa kayıtta yoktur) ilkesine dayandırılmıştır.
Somut olayda, davacının dava konusu alacağının, davacı tarafından, 10.10.2019 tarihli ... numaralı, 01.08.2019 tarihli ..., ..., ..., ...,... numaralı faturalara istinaden düzenlenen 56.366,40 TL tutarlı iade faturası sonucunda davalıdan 22.452,90 TL alacaklı duruma gelmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı taraf faturaları defterine kaydetmeyerek ihtarname ile iade ettiğini beyan etmişse de, davacı tarafından sunulan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Raporu ve dosyamızdan daha sonra açılan Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/229 E. sayılı dosyasından alınan raporda, davacının alacağının defterine kaydettiği söz konusu faturalara istinaden düzenlenen iade faturasından kaynaklandığı görülmüştür.
Davacının defterlerinde bulunan söz konusu kayıtların dayanağı belgeler dosyaya sunulmamıştır. Her ne kadar davacı, gelen şikayetler ve yapılan incelemeler neticesinde davalı şirketin, personel transfer bedeli, personel konaklama bedeli ve yemek bedeli fiyatlarını gerçek bedelin çok üstünde fatura ederek haksız kazanç elde ettiğini tespit ettiklerini, usulsüzlükler nedeniyle davalı şirket tarafından keşide edilen bir kısım faturaların iade edildiğini, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile fazla ödenen 22.452,90 TL bedelin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş ise de, davalı tarafından düzenlenen ve iade faturasına konu olan davacının defterlerinde kayıtlı olan faturaların sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiği dosya kapsamından ispatlanamamış olması,davacının, davalını faturalarını kabul ederek defterlerine kaydetmesi karşısında artık davalının söz konusu faturaları benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.
Dosyada, davalının ticari defterlerindeki kaydın aksini ispatlayacak bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tanıklarının dinlenilmediği itirazında bulunmuşsa da, davacının iki tanığı dinlenilmiş olup, diğer bir tanığının dinlenilmesinden de davacı vekili vazgeçmiş olduğundan davacı vekilinin bu itirazı da yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile 552,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.24/06/2026