Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/835 E. 2026/1158 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/835
- Karar No
- 2026/1158
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/835
KARAR NO : 2026/1158
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN) BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/511
KARAR NO : 2022/45
DAVA TARİHİ: 18/06/2021
KARAR TARİHİ: 19/01/2022
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında yapılan görüşmeler neticesinde ... - ... Fuarına katılmak için akdedilen fuar katılım sözleşmesine binaen davacının sözleşme bedelini 27.821,01 TL avans ve 01/08/2020 - 01/10/2020 - 01/11/2020 tarihlerinde 2.127,10 USD, 01/01/2021 tarihinde 2.438,56 USD ödeme edimini yüklendiğini, davalının ise düzenlediği fuarda 110 m2 fuar standı sağlama edimini yüklendiğini, mutabakat sonucunda fuar katılım sözleşmesini akdedildiğini, davacının anlaşma gereğince belirlenen 27.824,21 TL avans bedelini davalının hesabına 03/09/2020 tarihinde gönderdiğini, gelişen süreçte pandemi nedeniyle müvekkili şirketin işlerinin bozulduğunu ve ticaretin durma noktasına geldiğini, bunun üzerine 08/05/2020 tarihinde Altındağ 3. Noterliğinin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme feshedilerek yatırılan avans bedelinin 30/06/2020 tarihine kadar iade edilmesinin talep edildiğini, önlemler dahilinde 19-24 Ocak 2021 tarihinde yapılması planlanan ... - ... Fuarının gerçekleştirilemeyerek fuarın iptal edildiği ve başka bir tarihe ertelendiğini, avans miktarı iade edilmediğinden alacağının tahsili amacıyla Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin sözleşmeden elde etmeyi beklediği faydanın pandemi nedeniyle imkansız hale geldiğini, ocak ayında yapılacak fuar için KOSGEB desteği alınacakken ağustos ayındaki fuar için KOSGEB desteğinin kaldırıldığını, Borçlar Kanunu 117/2.maddesine göre ifası imkansızlaşan borçlunun elde ettiği kazanımları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade etmesi gerektiğini, mücbir sebep meydana geldiğinden borcun ifasının imkansız hale geldiğini, müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini belirterek itirazın iptali ile davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin her ne kadar davalı şirket TBK 136 ve 137 uyarınca edimin ifasının tamamen veyahut kısmen imkansızlaştığı noktada sözleşmeden döndüğünü iddia etse de değindiği gibi TBK m.136 kapsamında bir ifa imkansızlığından söz edilmesi mümkün olmadığını, ortada bir ifa imkansızlığı bulunmadığını, fuarın planlanan tarihte yapılacağını, davacı ile müvekkili arasında imzalanmış olan Fuar Katılım Sözleşmesi incelendiğinde katılımcının fesih hakkının olmadığının görüleceğini, Fuar Katılım Sözleşmesi’nin 2. Maddesi uyarınca sözleşmeyi imzalayan katılımcıların, sözleşmenin imzalanmasından sonra ilgili fuara katılmayı reddetmeleri halinde dahi katılımcıların sözleşmeden doğan maddi ve manevi sorumlulukları devam ettiğini, bu durumun davalının fuarlar ile ilgili yapacağı iptal dahil her türlü değişiklik hallerinde dahi geçerli olduğunu, Fuar Katılımcı Sözleşmesini imzalamakla davacının bütün bu koşulları kabul ettiğini, bu nedenle davacı tarafın fuara katılmaması halinde dahi ücret ödeme yükümlülükleri aynen devam ettiğini, ayrıca Fuar Katılım Sözleşmenin ilgili maddeleri gereği davacının fuara katılmaması halinde cezai şart talep haklarının doğacağını, Fuar Katılım Sözleşmesindeki bu maddeler fuarcılık sektörünün kendi özel yapısı gereği konulmuş maddeler olduğunu, Fuarcılık sektörü uzun vadeli planlar ve çalışmalar gerektiren bir sektör olduğunu, bu sektörde planlar günler, haftalar değil aylar belkide yıllar öncesinden yapıldığını, davacı tarafından imzalanmış sözleşmedeki açık hükümler kapsamında davacının sözleşme bedelinin iadesi yönündeki talebinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "...Somut olayda, davacı, yurtiçi ve yurtdışındaki satışların durma noktasına geldiği ve 2020 yılı mobilya fuarında kazanımların görülemediği, 2021 yılında yapılacak fuara ihracat amaçlı katılımın anlamsız ve yararsız hale geldiği, salgın nedeniyle fuara yurt dışından katılımın çok az olacağı veya hiç olmayacağı, Söz konusu salgının ne zaman duracağı bilinmemekle birlikte; Ocak 2021'de virüs salgını tamamen durmuş olsa bile virüsün sağladığı korku nedeniyle yurt dışından gelişlerin uzun bir süre daha olmayacağı ihtarda belirtilmiş olup, ayrıca ocak ayında yapılacak fuar için kosgeb desteği alınacakken ağustos ayındaki fuar için kosgeb desteğinin kaldırıldığını bildirmiş olup, bu hususta gönderilen maili de dilekçesine eklemiştir. Davacı, fuarın amacının kendisi yönünden imkansızlaştığını beyan etmiş olup, davacının, iptal edilen tarihin kendisi için taşıdığı öneme dair iddiaları samimi bulunmuş ve borcun sona erdiği kabul edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde de belirtildiği üzere karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Davacı tarafça ifanın imkansızlaşmasına dayalı olarak sözleşmeden dönülmesi nedeniyle davalıya yapılan toplam 27.821,01 TL'lik ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iadesi gerektiği anlaşıldığından davacı takibinde haklı bulunmuş, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamede 30/06/2020 tarihine kadar bedelin iadesi talep edilmiş olup, ihtarnamenin 12/05/2020 tarihinde davalıya tebliğ edildiği dikkate alındığında davacının işlemiş faiz talebi de yerinde görülmüş ve davanın kabulüne karar verilerek itirazın iptali ile takibin devamına hükmolunmuştur.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesi istemine yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine..." dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; fuarın pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler çerçesinde ertelendiğini, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından da ertelenmesinin talep edildiğini, yapılan sözleşmede yer alan hükümler gereğince müvekkili şirketin fuarı haklı gerekçelerle erteleme hakkına sahip olduğunu, yapılan erteleme ile katılımcıların haklarının aynen korunacak olması, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceğini, dava konusu fuarın da 03-08 Ağustos 2021 tarihinde gerçekleştirildiğini, mahkemece taraflar arasında imzalanan sözleşme, sözleşmeye bağlılık ilkesi, müvekkili hakları göz ardı edilerek hatalı karar verildiğini beyanla kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında düzenlenen fuar katılım sözleşmesinin ifa imkansızlığına dayalı feshinden kaynaklı ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
19-24 Ocak 2021 tarihinde davalı İstanbul Fuarcılık organizasyonunda gerçekleşecek 17. ... Fuarına katılım konusunda taraflar arasında sözleşme düzenlendiği, sözleşme bedelinin toplam 15.638,56 USD olduğu, sözleşmede bu bedelin 27.821,21 TL'sinin peşin olarak 30/01/2020 tarihinde ödeneceğinin, kalan 10.946,96 USD tutarın ise 01/08/2020-01/01/2021 tarihleri arasında taksitler halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı şirket tarafından 27.821,21 TL peşin bedelin 30/01/2020 tarihinde bankadan EFT yoluyla davalıya ödendiği anlaşılmıştır.
Fuar katılım sözleşmesinde davacı "Katılımcı", davalı "Düzenleyici" olarak yer almaktadır. Sözleşmenin 2.maddesinde; "Fuar Katılım Sözleşmesini imzalayarak Düzenleyici'nin ... Merkezinde organize ettiği...tarihleri arasında gerçekleşecek ...isimli sergi veya fuara (kısaca fuar) katılmayı kabul eden Katılımcı, bu imzadan sonra, sözleşmeye konu standını boş bırakma-erken ayrılma hakkı olmamakla birlikte fuara katılmasa, geç gelse, erken ayrılsa dahi Katılımcının sözleşmeden ve kanundan doğan maddi dahil tüm yükümlülükleri devam eder.", 6.maddesinde; "İşbu fuar katılım koşulları gereğince katılım belgesi sözleşme imzalayan Katılımcı, fuar katılım koşullarında belirtilen taksitlerden herhangi birini vadesinde ödemediği takdirde kalan bütün borcu muaccel hale gelir ve fuar alanına giriş yapamaz, fuara katılamaz..." 21.maddesinde; "...Bildirilen yerleşme tarihinde fuar yerinde olmayan, stant içi hazırlıklarını açılış günü saat 08:00'e kadar tamamlamayan, kirliliğe sebep olan, tüm çalışmalarını fuar başlangıcından bir gün önce saat 17:00'ye kadar bitirmeyen, standını tamamlamayan, standını boş bırakan, fuardan erken ayrılan Katılımcı'nın fuar katılım ücretini ve aldığı diğer hizmet bedellerini ödeme yükümlülüğü devam etmekle birlikte 10.000 € cezai şart ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder..." şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
Davacı tarafça Altındağ 3. Noterliğinden keşide edilen 08/05/2020 tarih ve ... no.lu ihtarnamede; pandemi sürecinin şirket ticaretini olumsuz etkilediği, yurt içi ve yurt dışı satışlarının durma noktasına geldiği, dolar kuru üzerinden ödeme yapmalarının imkansız hale geldiği açıklanarak, devamında "...Ödemeleri yapabilsek bile 2021 yılında yapılacak söz konusu fuara ihracat amaçlı katılmak anlamsız ve yararsız hale gelmiştir. Çünkü salgın nedeniyle fuara yurt dışından katılım çok az olacaktır veya hiç olmayacaktır. Söz konusu salgının ne zaman duracağı bilinmemekle birlikte; Ocak 2021'de virüs salgını tamamen durmuş olsa bile virüsün sağladığı korku nedeniyle yurt dışından gelişlerin uzun bir süre daha olmayacağı aşikardır. Ayrıca söz konusu fuara hazırlık yönünden şirketinizin de sektörel doğrultuda gerekli hazırlıkları yapıp yapamayacağı belirsizdir. Nitekim 1 yıl öncesinden imzalanan fuar katılım sözleşmesinin amacı; her iki tarafın da hazırlığını bu 1 yıllık süre zarfında tamamlayabilmesi içindir. İşbu hazırlık Şirketimiz açısından çoğunlukla ödemelerin yapılabilmesi amacını taşırken, Şirketiniz için ise fuara ilişkin planlamaların yapılması ve fuarın sorunsuz bir biçimde gerçekleşmesine yöneliktir. Söz konusu salgın nedeniyle Şirketimiz ödeme güçlüğü yaşamasının yanında, Şirketinizin de söz konusu fuara ilişkin gerekli hazırlığı yapıp yapamayacağı belirsizdir..." ifadelerine yer verilmiş ve sözleşmenin bu nedenlerle feshedildiği belirtilerek peşin ödenen 27.821,21 TL'nin 30/06/2020 tarihine kadar iadesi talep edilmiş, 12/05/2020 tarihinde davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
07/09/2020 tarihinde ise peşin ödenen 27.821,21 TL alacağın faizi ile birlikte 28.287,49 TL üzerinden tahsili için Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Borcun sebebi "Sözleşmenin feshinden kaynaklanan bedel iadesi" olarak belirtilmiştir. Eldeki dava Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir.
İtirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir ve ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davasında, mahkemece tarafların iddia, savunma ve delilleri yalnızca takibe konu belgeler çerçevesinde değerlendirilip incelenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yargıtay Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/12/2011 tarih, 2011/19-617 E. 2011/749 K., 03/05/2006 tarih 2006/19-260 E., 2006/251 K. sayılı kararlarında bu husus; "İtirazın iptali davası, itiraz üzerine duran ilamsız icra takibinin devamını amaçlayan ve dayanağı olan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olan bir dava türüdür. İİK.nun 58.maddesine göre takip talebinde borcun sebebinin gösterilmesi ve borç bir belgeye dayanıyorsa bu belgenin takip talebine eklenmesi gerekir. İİK.nun 60.maddesine göre de ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Ödeme emrini alan borçlu borcun sebebine ve takibin dayandığı belgeye göre aleyhindeki ilamsız icra takibine itiraz edebilir. Bu durumda alacaklı süresi içerisinde ancak takip talebinde gösterilen belgeye dayanarak itirazın iptali davası açabilir. Başka bir anlatımla alacaklı, takibinde dayanmadığı bir belgeye itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak dayanamaz." şeklinde ifade edilmiştir.
Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/01/026 tarih ve 2025/6-30 E., 2026/41 K. sayılı ilamı; "...itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2020/(13)3-341 Esas, 2022/845 Karar sayılı kararı)..." şeklindedir.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan fuar katılım sözleşmesine istinaden davacı tarafça 27.821,21 TL peşin ödemenin 30/01/2020 tarihinde yapıldığı, Altındağ 3. Noterliğinden keşide edilen 08/05/2020 tarihli ihtarnamede sözleşmenin ödeme güçlüğü nedeniyle feshedildiğinin bildirildiği, 07/09/2020 tarihinde "Sözleşmenin feshinden kaynaklanan bedel iadesi" talebiyle dava konusu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır.
İcra takibi, sözleşmenin davacı tarafından noter ihtarıyla feshedilmesi sebebiyle 07/09/2020 tarihinde takip başlatılmış olup planlanan fuar tarihi ise 19-24 Ocak 2021'dir. Yani takip, planlanan fuar tarihinden önce başlatıldığı gibi takip tarihi itibariyle fuar henüz ertelenmemiştir.
Takibe itiraz üzerine eldeki dava 18/06/2021 tarihinde açılmıştır. Bu tarihte ise pandemi nedeniyle fuarı ertelendiği anlaşılmaktadır. Ancak ertelenen fuar 03-08 Ağustos 2021 tarihinde yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ifa imkansızlığını düzenleyen 136.maddesi gereğince "Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür."
TBK'nın Kısmi ifa imkânsızlığını içeren 137.maddesine göre "Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak, bu kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, borcun tamamı sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, bir tarafın borcu kısmen imkânsızlaşır ve alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim de o oranda ifa edilir. Alacaklının böyle bir ifaya razı olmaması veya karşı edimin bölünemeyen nitelikte olması durumunda, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır."
Aşırı ifa güçlüğünü düzenleyen 138.maddesine göre ise "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır."
Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke, özel hukukun diğer bir takım istisnai ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
TBK’nın 138. maddesi ile getirilen "Aşırı ifa güçlüğü" başlıklı yeni düzenleme, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen “işlem temelinin çökmesi”ne ilişkindir. Ancak "sözleşmeye bağlılık" ilkesi esas olup sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai nitelikte bir kurum olmakla yasa koyucu tarafından da bu kurumun uygulanması ancak anılan maddede belirtilen dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bunlar (1) sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, (2) bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması yine (3) bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve (4) borçlunun, borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması halidir. Bu dört koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde ise borçlunun, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 27/06/2019 tarih 2019/2379 E. 2019/7997 K. Sayılı ilamı)
Taraflar arasında akdedilen fuar katılım sözleşmesinde, davacı fuara katılmayı reddetse bile maddi dahil tüm yükümlülüklerinin devam ettiği, yükümlülüklerini yerine getirmese, standını tamamlamasa dahi fuar katılım ücreti ödeme yükümlülüğünde olduğu ayrıca bu halde 10.000,00 Euro cezai şart ödemeyi de kabul ve beyan ettiği sabittir.
Dava itirazın iptali istemine ilişkin olup icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve davacının alacaklı olup olmadığının takip talebindeki ve takip tarihindeki koşullar nazara alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda, takip tarihi itibariyle davalının edimi yönünden ifa imkansızlığı söz konusu olmadığı gibi sözleşme ödeme güçlüğü gerekçesiyle davacı tarafça feshedilmiştir. Takip talebi ise bu feshe dayanmaktadır. Sonraki süreçte fuarın ertelenmesi gündeme gelmiş ise de alacağın talep edildiği takip tarihi itibariyle henüz erteleme söz konusu değildir. Yine fuarın ertelenmesi nedeniyle KOSGEB desteğinin kaldırılmış olması da davacının ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Zira taraflar arasında imzalanan sözleşmede KOSGEB desteğinin alınmaması davacıya fesih yetkisi tanımadığı gibi desteğin sonlandırılması da takip tarihinden sonra gelişen bir olaydır. Tacir olan taraflar TTK'nın 18/2. maddesi anlamında basiretli bir işadamı gibi hareket etmek zorundadır ve imza altına aldıkları sözleşme ile bağlıdır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre davacının fuara katılmasa dahi ödeme yükümlülüğü olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca (Kapatılan) Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/511 E. 2022/45 K. sayılı 19/01/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLMESİNE,
a-Davanın REDDİNE,
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 483,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 248,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
ç-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince 28.287,49 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara iadesine,
f-Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
2-İstinaf yargılama giderleri yönünden,
a-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafça yatırılan 483,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 248,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
c-Davalı tarafından sarfedilen 775,80 TL (istinaf harcı ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, Anayasa Mahkemesi'nin 26/02/2026 tarih ve 2026/49 Esas 2026/48 sayılı kararı uyarınca Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/09/2026