Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1888 E. 2026/691 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1888
Karar No
2026/691
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/1888

KARAR NO: 2026/691

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 28/04/2022

NUMARASI: 2021/476 Esas - 2022/481 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davalı tarafa kesilen fatura bedellerinin ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine dosyanın yetkisizlikle Küçükçekmece İcra Dairelerine gönderildiğini, .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığını, alacağa konu faturalara ilişkin sipariş verilmediğini ve davacı tarafından ürün teslimi yapılmadığını, faturaların müvekkiline iletilmediğini ve sevk irsaliyelerinin bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafın bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalıdan 124.490,00-TL alacağı bulunduğu, işbu alacağın tarafların tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, rapordaki tespite göre davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, davalı tarafın 2019 yılında Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı işletme defterine tabi olduğu, davacının takip dayanağı alacağına esas faturaların davalının işletme defterinde kayıtlı olduğu, davalının defter kayıtlarının davacının defter kayıtlarıyla uyumlu olup takibe konu faturalar davalının defterlerinde kayıtlı olduklarından ve davalı tarafça bu kayıtların aksi ispatlanamadığından fatura konusu malların tesliminin yapıldığının ve taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunduğunun kabulü gerektiği, bu bağlamda davalı tarafından defter kayıtlarının aksi veya fatura konusu malların teslim edilmediği ya da arada sözleşmesel ilişki bulunmadığı yöntemine uygun kesin kanıtlarla ispatlanamadığından davalının savunmalarına itibar edilmesi olanaklı görülmeyerek HMK'nın 222/3 maddesi gereğince davacı tarafın alacağının varlığını kanıtladığı değerlendirilerek davacının davasının kabulüne, davalı açısından belirlene bilir nitelikte olan alacağa davalı tarafından yapılan haksız itiraz nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiğine, Davanın Kabulü ile; davalının .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına itirazının iptali ile takibin aynı koşullarla kaldığı yerden devamına, İİK'nin 67/2 maddesi uyarınca 24.898,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince talep edilmesine rağmen tanık dinlenmediğini ve deliller toplanmadan mahkemece yapılan değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz edildiğini ancak itirazların değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesince ek rapor alınması için bilirkişiye tevdi edilmediğini, fatura konusu malların, davalının yaptığı ticari işletme konusu ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davalının, davacı ...'den malzeme satın almasını gerektirebilecek hiçbir gerekçe olmadığını, davalı, davacı ile alım-satım ilişkisine girmediğini, aralarında böyle bir sözleşme kurulmadığını, davalı işletmesinin konusu gereği davacıdan satın alması gereken bir mal olmasının mümkünatı bulunmadığı hususlarının bütün halinde raporda değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği, müvekkilin faturalarda imzasının bulunup bulunmadığı, faturayı teslim alıp almadığı, davacının kestiği faturaların davalıya gönderilip gönderilmediğinin raporda değerlendirilmesinin gerektiğini ancak bilirkişi tarafından incelenmediğini, davalıya gönderilen bir fatura olmadığından faturaya itiraz aşaması ancak icra takibinden gelen ödeme emri tebligatına karşı icra dairesine sunulan itiraz dilekçesi ile mümkün olduğunu, icra takibi öncesinde davalıya faturalar gönderilmediğini, faturalar davalı icra takibi açılmadan önce tebliğ edilmediğinden faturaya itiraz için süre başlamadığını, faturalara da ödeme emri gönderildikten sonra süresinde icra takibine yapılan itiraz dilekçesi içeriği ile itiraz edildiğini ancak bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, davalıya mal teslimatının yapılmadığına bilirkişi raporunun sonuç kısmında da değinilmesi gerektiğini, raporun 4.sayfasında teslime ilişkin bir belge bulunmadığına değinilmiş olmakla sonuç kısmında da faturalara konu edilen malların davalıya teslimatının yapılmadığına değinilmesi gerektiğini, davalıya teslim edilen mal olmadığı halde teslim edilmeyen mallar dolayısıyla davalının faturalar sebebiyle borçlu olmasının düşünülemeyeceğini, davalı, faturalara konu mallar teslim edilmediğinden malların bedelini ödemesi de düşünülemeyeceğini ve mahkemece bu yönde karar kurulamayacağını, bilirkişi raporunda sonuç kısmında ,salt hesaplama yapılmasından ziyade, faturalara konu borcun doğup doğmadığının, mal teslimatının yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerekirken incelenmemiş olması nedeniyle bilirkişi raporuna itirazları gereği mahkemece ek rapor alınması gerektiğini, bilirkişi raporunun 4.sayfasında, davacının dava konusu etmiş olduğu faturaların, açık ve irsaliyeli kağıt fatura olarak düzenlendiğini, üzerilerinde teslim eden bilgilerinin mevcut olmadığı kısmının lehlerine olduğunu, bilirkişi raporunda bu tespit yapıldıktan sonra faturaya konu malların davalıya teslim edilmemiş olması dolayısıyla davalının borçlu olmadığının tespitinin yapılması gerektiğini ancak bilirkişi tarafından bu tespitin yapılmamış olmasının eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda, davalının teslim ve faturalara ilişkin itirazının olmadığı denildiğini ancak taraflarınca icra takibine itiraz edildiğini, sunulan dilekçeler içeriğinde, mal teslimatının yapılmadığına ve faturalara itirazlara değinildiğini ancak bilirkişi tarafından bu hususların göz ardı edildiğini, davacı tarafından icra takibi açılmadan önce faturalar davalıya gönderilmediğini, davalının faturadan kaynaklı bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmadığını, davacının aksini ispatlar tek bir delilinin olmadığını, davacı iddiasını ispatlayamadığını, malları davalı tarafından sipariş verilmediğini, davalı, faturaya konu edilen malların teslim edilmediğini, tarafların alım satım ilişkisinin olmadığı, satıma konu edilmeyen ve teslim de edilmeyen mallara ilişkin , davacı tarafından fatura edilmesi ve davalıya karşı icra takibinin başlatılmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı tarafından kesilen faturalar kesildikten sonra davalıya iletilmediğini, davalı maddi ve usul hukuku yönünden faturaları kabul etmediğini, cimer üzerinden yapılan şikayet başvurusuna ilişkin vergi dairesine şikayetin sorulması talebinin mahkemece reddinin hatalı olduğunu, başvurunun neticesinin bekletici mesele yapılması talebinin kabul edilmesi gerekirken mahkemece aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece Vergi Dairesine müzekkere yazılması talebinin reddi kararının hatalı olduğunu, taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığı gibi davalıya faturaya konu malların teslimatı yapılmadığını, aksini ispatlar yönde davacı tarafın delili olmadığını, mahkemece gerekli incelemeler yapılmadan kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, tarafların alım satım ilişkisinin olmadığını, satıma konu edilmeyen ve teslim de edilmeyen mallara ilişkin davacı tarafından fatura edilmesi ve davalıya karşı icra takibi başlatılmasının haksız ve kötüniyetli olduğunu ve davalının borcunun olmadığını, davalı maddi ve usul hukuku yönünden faturaları kabul etmediğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, takip konusu faturalara konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, davacının davalıdan söz konusu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktalarındadır.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, " 2019 yılı muhtelif fatura ve cari hesap 124.490,00 TL " sebebine dayalı olarak 124.490,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 22.07.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.

Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.

Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının vergi dairesine 5 adet belge için KDV hariç 153.500,00 TL bildirimde bulunduğu, davacının defterlerine göre takip tarihinde davalıdan 350.151,80 TL alacaklı olduğu, davalının işletme defterine tabi olduğu, takip konusu faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu,davacı tarafından düzenlenen takip konusu 07.11.2019 tarihli ... numaralı 11.682,00 TL, 08.11.2019 tarihli ... numaralı 28.320,00 TL, 11.11.2019 tarihli ... numaralı 56.640,00 TL, 12.11.2019 tarihli ... numaralı 27.848, 00 TL tutarlı 4 adet faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturalar toplam 124.490,00 TL bedelli olduğundan, davacının davalıdan 124.490,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınması yerindedir.

Davalı, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığının ve mal teslim edilmediğinin ispatına ilişkin tanık dinletmek istemiştir. HMK'nın 200/1. maddesine göre, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını(2021 yılı için 4.880,00 TL) geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Dolayısıyla anılan yasal düzenlemeye göre teslim iddiasının ispatı için kural olarak tanık dinlenemez. Davalı tanıklarının dinlenmesine davacının açıkça muvafakat ettiğine ilişkin bir kayda da dosyada rastlanılmamıştır. Bu nedenle davalının iddialarının tanıkla ispatı mümkün olmayıp yazılı delille ispatlanması gerekir. Davalı cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış olup, Mahkemece hatırlatılması üzerine, davalı vekili yemin deliline dayanmayacaklarını beyan etmiştir.

Somut olayda, bilirkişi ile incelenen taraf defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının defterlerine göre takip tarihinde davalıdan 350.151,80 TL alacaklı olduğu, takip konusu, 07.11.2019 tarihli ... numaralı 11.682,00 TL, 08.11.2019 tarihli ... numaralı 28.320,00 TL, 11.11.2019 tarihli ... numaralı 56.640,00 TL, 12.11.2019 tarihli ... numaralı 27.848, 00 TL tutarlı 4 adet faturadan dolayı 124.490,00 TL alacaklı olduğu, davalının işletme defterine tabi olduğu, davacı tarafından düzenlenen takip konusu faturaların davalının defterinde kayıtlı olduğu, taraf defterleri arasında takip konusu faturalar yönünden mutabakat bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalı, söz konusu faturaları herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiğine göre, fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Her ne kadar davalı tanıklarının dinlenilmediğine itiraz etmişse de, davalı tarafça takip konusu faturalar defterlerine kaydedilmiş olduğundan, mal teslim edilmediğinin ispat yükü üzerinde olan davalı tanık deliline de dayanamayacağından, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.126,00 TL harcın, alınması gerekli olan 8.504,00 TL harçtan mahsubu ile 6.378,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1888, K. 2026/691, T. 10.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1888-e-2026-691-k-a0a611e7b1d6