Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/709 E. 2026/25 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/709
Karar No
2026/25
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/155 E., 2023/250 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.05.2023 tarihli ve 2021/5277 Esas, 2023/2798 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı şirketin 2016/30261 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkiline ait "..." ve "..." esas unsurlu markalarına dayanarak yaptıkları itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, bu karara karşı yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, ancak müvekkiline ait esas unsuru “...” ve “...” esas ibareli olan markalar ile itiraza konu marka arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/1-b maddesi anlamında görsel ve işitsel açıdan benzerlik olduğunu, itirazlarına mesnet “...” ve “...” markalarının herkes tarafından tanınan markalar olduğunu, “...” ibareli markanın, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağı gibi bu durumun haksız rekabet oluşturacağını, söz konusu markanın ortalama tüketiciler nezdinde müvekkil şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağını, itiraza konu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 06, 07, 11, 17... . sınıf ile itirazlarına mesnet markaların tescil kapsamında bulunan sınıfların birbirleri ile ilişkilendirilebileceğini, bu nedenle markalar arasında görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerlik de olduğundan ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, davalının kötüniyetli olduğunu, başvuru markasının 556 sayılı KHK’nın 8/5. maddesi anlamında da reddi gerektiğini ileri sürerek 2017-M-3853 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın tescili hâlinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Kurum vekili; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı şirket vekili; davacı tarafın, kurum nezdindeki itiraz aşamasında dayanmadığı 2014/93101, 2014/93106, 2015/18474, 2015/09794, 2016/226 27... /53278 sayılı markalarına işbu davada dayanamayacağını, belirtilen markalar dışında, davacının itirazına mesnet hiçbir markasının kapsamında, davaya konu mal ve hizmetlerin yer almadığını, dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markaların benzer olmadığını, dava konusu markada "..." ibaresinin bulunmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır “...” ibaresini kullandığını, “.../...” ibareli birçok marka tescili bulunduğunu, mezkur markaların ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, “...” ibaresinin dava dışı ... Market A.Ş. adına T/... özel No ile tanınmış marka statüsünde tescilli olduğunu, davacının tanınmış marka olduğuna ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin uyuşmazlık konusu mal ve hizmet bakımından önceki tarihli markaları nedeniyle müktesep hakkı bulunduğunu, davacının kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin “...” markasını 1998 yılından beri kullandığını, aynı renk ve yazı karakteri ile 2001 yılında tescil ettirdiğini, müvekkilinin mavi ve turuncu renkleri kurumsal yapısında bugüne kadar hep kullandığını, YİDK kararının yerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 09.04.2019 tarihli ve 2017/272 Esas, 2019/205 Karar sayılı kararı ile; dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacının itiraza ve davaya mesnet markalarının esas unsurlarının ise “...” ve İngilizce karşılığı olan “...” ibareleri olduğu, “...” kelimesinin “Büyük, geniş, mikro karşıtı” anlamlarına geldiği ve ticaret hayatında yaygın olarak kullanıldığı, bu sebeple anılan ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, taraf markaları arasındaki benzerliğin bütüncül izlenim itibariyle düşük düzeyde olduğu, davacıya ait 99/000293, 99/000295, 99/000296, 2004/41535, 99/01458 sayılı markalar ile dava konusu marka arasında ortak unsur olarak bulunan “...” ibaresinin esas unsur olarak bulunması ve yazılış biçimlerinin ayniyet derecede benzer olması dolayısıyla belirtilen markalar ile dava konusu markası arasında marka işaretleri bakımından görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, davacıya ait “...” ibaresini içeren 2009/42371, 2014/44564, 2009/42372, 2009/42373, 2014/46630, 2014/46615, 2014/46637, 2014/46608, 2010/46527, 2010/60282, 2013/13864, 2012/06560, 2014/44579, 2014/44575, 2014/43688, 2014/43693, 2009/42374 sayılı markalar ile dava konusu marka arasında “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.”nin ortak olarak bulunduğu, dava konusu markada yer alan 06, 07, 11... . sınıflardaki mallar ile davacıya ait 2009/42371, 2009/42372, 2009/42373, 2010/60282, 2013/13864, 2012/065 60... /46527 sayılı ve “...” ibaresini içeren markaların mal/hizmet kapsamında söz konusu malların satış hizmetlerinin ilişkili olduğu, öte yandan markaların bütüncül olarak değerlendirilmesi neticesinde markalar arasındaki benzerlik düzeyinin düşük olması, “...” ibaresinin ayırt edicilik seviyesinin zayıf olması ve ortak/ilişkili hizmetlerin niteliği nazara alınarak dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalı şirkete ait davalı Kurum tarafından itiraz üzerine belirli mal ve hizmetler bakımından verilen kısmen ret kararı sonrasında kalan emtialar bakımından dava konusu markaya benzer bulunan davacıya ait 99/000293, 99/000295, 99/000296, 2004/41535, 99/01458 sayılı markaların kapsamındaki mal/hizmetler ile dava konusu markanın kapsamında kalan mal/hizmetlerin aynı/benzer/ilişkili olmadıkları, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıflığı sebebiyle iltibas riskinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, ayrıca davacının markasının da salt “...” ibaresi yanında ek unsurlar içerdiği, bu şekliyle kendinden önceki “...” ibaresi marka tescillerinden olumsuz olarak etkilenmeksizin tescil edilebildiği, nitekim davalı Kurum kayıtlarında “...” ibareli 8 sayfa, “...” ibareli 17 sayfa dolusu markanın bulunduğu, davalı şirket markasının da salt bu unsurdan oluşmadığı, onunla birlikte bütünleşmiş diğer renk ve kelime unsurlarının bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu, her iki tarafın da 2000 yılından bu yana devam eden eş zamanlı faaliyetleri sırasında unvanı ve markasal kullanımı itibariyle iltibas iddiasıyla bir uyuşmazlığın ortaya çıkmadığı, davalı şirkete ait marka tescil başvurusunun davacıya ait markalara yanaşma amacında olmadığı, ilgili tüketici/alıcı kitlesinin markalar arasındaki farklılığı algılayabileceği, davacı tarafın markalarının davalı Kurum tarafından tanınmış marka statüsüne alındığına dair herhangi bir belgenin olmadığı, davacıya ait “...” ibaresini içeren markalarının “süpermarketler” sektöründe bilinirliği olmasına rağmen bu durumun dava konusu markanın idari aşama sonrasında kapsamında kalan mal/hizmetler bakımından davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağladığına ilişkin bilgi ve belgeye de rastlanmadığı, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı, davalı şirkete ait markada davacıya ait ait isim, fotoğraf, telif hakkı veya başka herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içeren bir unsur bulunmadığından 556 sayılı KHK’nın 8/5 koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 09.04.2021 tarihli ve 2019/1339 Esas, 2021/517 Karar sayılı kararı ile; taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, “..." ve "..." ibarelerinin ayırt edici gücünün düşük olduğu, bu sebeple küçük değişiklikleri iltibas riskini bertaraf edebileceği, Özel Daire emsallerinde de bu yaklaşımın benimsendiği, marka işaretleri benzer olmadığından tanınmışlık ve müktesep hak iddia ve savunmalarının tartışma konusu yapılmasının sonuca etkili olmadığı, kötüniyetin ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dava, YİDK kararının iptali ve tescil edilmesi halinde markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İtiraza mesnet marka ve başvuru konusu markaların arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa itiraz üzerine markanın tescil edilmeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacının "..." ibareli markaları ile başvuru konusu olan davalının "..." ibareli markasının arasında iltibas tehlikesinin değerlendirmesinde markaların baskın unsurları da gözetilmek suretiyle üzerinde kullanılacağı ürünlerin ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak karışıklığa yol açıp açmayacağının dikkate alınması gerekmektedir. Bu hususlar nazara alınarak yapılan değerlendirmede davacı markalarının asıl unsurunu “...” VE “...” ibareleri oluşturmakta olup, başvuru konusu işaret ise "..." ibaresidir. Bu durumda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.12.2022 tarih, 2021/11-929 E., 2022/1749 K. sayılı kararında ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2021 tarih, 2020/1119 E., 2021/520 K. sayılı kararında da zikrolunduğu üzere, itiraza mesnet davacı markaları ile davalı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunduğu, dolayısıyla aynı mal ve/veya hizmetlerde kullanılması halinde o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceği kabul edilmelidir. Şu halde, itiraza mesnet marka ve başvuru konusu markanın arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle sair temyiz itirazları reddedilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, bu hususun emsal Yargıtay içtihatlarında da tespit edildiğini, davalı şirket markasının müvekkilinin markalarına yakınlaşma amacıyla tescil edildiğini, benzer sınıflarda tescil edildiğini, işletmeler arasında bağlantı kurulabileceğini, davalı şirketin müvekkiline ait markaların tanınmışlığından haksız yararlanma amacı taşıdığını, müvekkilinin markasının yoğun kullanıma bağlı olarak ayırt edici niteliğinin yüksek olduğunu, başvurunun kötüniyetli olduğunu belirterek direnme kararını temyiz etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirkete ait 2016/30261 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusu ile davacı şirkete ait “...” ve “...” esas unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılmaya neden olacak düzeyde benzerliğin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 556 sayılı KHK'nın 7, 8, 9, 35... . maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenleme ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. 2. Hemen belirtmek gerekir ki, tescilli bir markanın, ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı SMK) ile düzenlenmiştir. Ancak somut olayda uyuşmazlığın çözümü için başvuru ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK’nın uygulanması gerekmektedir. 3. Türk Hukukunda sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. 556 sayılı KHK'nın 7. maddesinde bir marka tescil başvurusunun ... (Kurum) tarafından “mutlak ret nedenleri” kapsamında yapılacak inceleme sonucunda reddedilmesinin koşulları belirlenmiştir. Mutlak ret nedenlerinin ortak özelliği, marka olarak tescili talep olunan işaretin kamuyu ilgilendirmesi veya kamuya mal olmasıdır. Ret nedenlerinin mutlak karakteri icabı, herhangi bir kişinin ileri sürmesine gerek kalmaksızın Kurum ve mahkeme tarafından "resen" dikkate alınırlar. Zira mutlak ret nedenleri birer defi değil, itiraz sebebidir. Mutlak ret nedenlerini, mükellefiyetleri olmamasına rağmen, 556 sayılı KHK’nın 34. maddesi gereği herkes Kurumun bilgisine arz edebilir ve ilgililer (tescil neticesinde menfaat kaybına uğrayabilecek kişiler) de 556 sayılı KHK’nın 35. maddesi çerçevesinde "itiraz" konusu yapabilirler. İlgililer bu itirazlarından feragat edemezler. İtiraza rağmen YİDK tarafından verilen kesinleşmiş tescil kararına karşı, 556 sayılı KHK’nın 53. maddesi gereğince iptal davası ikame edilebilir. Bu davalarda, mutlak ret nedenleri mahkemece resen dikkate alınır. YİDK kararlarının iptali için açılan davalarda mutlak ret nedenleri hakkındaki inceleme ve değerlendirme başvuru tarihindeki koşullara göre yapılır. Mutlak ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil olunmaması gerekirken her nasılsa tescil olunan bir markaya karşı 556 sayılı KHK’nın 42/1-a maddesi gereğince hükümsüzlük davası açılabilir. Böyle bir dava sonuçlanmadan tescili yolsuz da olsa bir markanın kullanımı engellenemez (Hakan Karan, Mehmet Kılıç, Markaların Korunması 556 sayılı KHK Şerhi ve İlgili Mevzuat, Ankara, 1. Baskı, 2004, s. 79-80). 4. 556 sayılı KHK’nın 8. maddesinde ise markanın tescili ile ilgili “nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu nedenlerin ortak özelliği, tescili talep olunan marka üzerinde üçüncü bir kişinin üstün hak iddiasına dayanmasıdır. Mutlak ret nedenlerinden farklı olarak nispi ret nedenlerinin kamu menfaati ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Nispi ret nedenleri, mahkeme veya Kurum tarafından resen dikkate alınmazlar. Bunların mutlaka 556 sayılı KHK’nın 35. maddesi gereğince ilgili kişiler (yani daha önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil başvurusunda bulunulmuş bir markanın sahibi ile tescilsiz markayı kullanarak bu işaret üzerinde daha eski bir tarihte hak kazanmış olan kişiler) tarafından “itiraz” olarak ileri sürülmesi gerekir. İlgili kişiler, itiraz hakkını kullanmaktan feragat edebilirler. Nispi ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil olunmaması gerekirken her nasılsa tescil olunan bir markaya karşı 556 sayılı KHK’nın 47 ilâ 53. maddeleri arasındaki prosedür takip edilerek kesinleşmiş YİDK kararı aleyhine iptal davası açılabileceği gibi, 556 sayılı KHK’nın 42/1-b maddesindeki şartlar dairesinde hükümsüzlük davası da ikame edilebilir. 5. Somut olay ile ilgisi bulunması bakımından nispi ret nedenlerinden 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi üzerinde durulmasında yarar vardır. 6. 556 sayılı KHK’nın 8/1-a ve b maddesindeki düzenleme gereğince tescil için başvurusu yapılan marka ile tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka arasında halk tarafından karıştırılma ihtimalinden (iltibas) bahsetmek için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. 7. 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında markalara ait mal ve hizmet listelerinde yer alan mal ve hizmetlerin “aynı veya benzer” olup olmadığının değerlendirmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemelerin bağlayıcı kurallar içermediği dikkate alındığında, karşılaştırma konusu mal ve hizmetlerin ait oldukları sınıf numaraları ile bağlı kalınmamalıdır. Karşılaştırmaya konu mal veya hizmet farklı sınıflarda yer almakla birlikte, hammadde-mamul ilişkisi, pazarlama koşulları, amaçları, satış sonrası servis ve onarım süreçlerinde ortaya çıkan müşteri çevresindeki ayniyet, birinin diğeri yerine ikame edilebilmesi gibi birçok açıdan benzerlik içerebilmektedir. Bu itibarla karşılaştırmaya konu mal veya hizmet farklı sınıflarda olsa da “aynı veya benzer” olabilmektedir. 8. Tescil için başvurusu yapılan marka ile tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka arasında halk tarafından karıştırılma ihtimalinden bahsedebilmek için mal ve hizmetin aynı veya benzer olmasının yanında işaretlerin de “aynı veya benzer” olması gerekmektedir. İşaretler arasında benzerlik değerlendirmesi yapılırken işaretler arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğin yanında esas olarak halk (tüketici) nezdinde bir bütün olarak uyandırdığı izlenim esas alınmalıdır. Bir işaret, görsel, işitsel, anlamsal veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, “bütünsel” bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple halk gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı oluşturarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden halkın mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir. Başka bir deyişle müşterilerin ihtiyaçları olan mal veya hizmetleri bunları ayırt etmek maksadıyla kullanılan işaretlerin birbirine yakınlığı dolayısıyla karıştırmaları ihtimal dâhilindeyse bir marka ile diğer bir işaret arasında “benzerlik” vardır (Karan, Kılıç, s. 199). Bu itibarla markanın bir bütün olarak algılanmasına etki eden bütün unsurlar her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmeli ve halk tarafından karıştırılma ihtimali buna göre belirlenmelidir. Burada belirtilen halk; işin ilgilisi veya uzmanı olmayan ancak doğrudan muhatabı olan ortalama tüketicidir. 9. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. 10. Hemen belirtilmelidir ki; işaretlerin benzerliğinde ve karıştırılma ihtimalinde dikkate alınacak önemli bir unsur da, önceki markanın ayırt edici niteliğidir. Önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise küçük farklılıklarla dâhi karıştırılma ihtimali ortadan kaldırılabilir. Bu gibi hâllerde önceki marka ile başvuru arasında mevcut farklı unsurların veya ortak unsurlara yapılan ilavelerin ayırt ediciliği ve sonraki başvuruyu yeterince farklılaştırıp farklılaştırmadığı üzerinde durulmalıdır. Nitekim Avrupa Marka ve Tasarım Ağı Ortak Bildirgesinde de belirtildiği üzere, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır (Rauf Karasu, Cahit Suluk, Temel Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 189). Başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilecektir. 11. Bununla birlikte 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında önceki markanın tanınmış olması da işaretler arasında karıştırılma ihtimalini artıran bir unsurdur. Gerçekten de bir işaretle karşılaşan tüketici, bu işaretin tanınmış markanın sadece bir unsurunu içermesi hâlinde dahi bunlar arasında bir bağlantı kurabilmektedir. Zira tanınmış markayı oluşturan ibareler tüketici nezdinde yerleşmiş olduğundan, sonraki işaret görüldüğünde bu işaretteki bazı farklılıklar gözden kaçırılarak tanınmış marka ile bağlantı kurulabilmektedir. Ancak vurgulamak gerekir ki, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında, önceki markanın tanınmış olması, tescil edilmek istenen markanın sadece aynı veya benzer mal ve hizmetler yönünden benzerlik değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır. Tanınmış markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerden farklı mal ve hizmetlerde korunup korunamayacağına 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında değil, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmeden sonra karar verilmelidir. 12. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirket tarafından 2016/30261 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna karşı davacı tarafından “...” ve “...” esas unsurlu markalara dayalı olarak gerçekleştirilen itirazın, davalı Kurum Markalar Dairesi Başkanlığınca kısmen kabul edilerek davalı şirkete ait markanın 35. sınıfındaki bir kısım mal ve hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, davacı tarafından bu karara karşı davalı markasının tüm mal ve hizmetler yönünden reddi için 556 sayılı KHK’nın 8 ve 35. maddelerine dayalı olarak yapılan itirazın ise nihai olarak davalı Kurum YİDK kararıyla reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 13. Uyuşmazlığın niteliği itibariyle bu aşamada, taraf markalarındaki işaretler arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. İşaretlerin benzerliği incelenirken özellikle redde mesnet markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim ve ayırt edici unsurların dikkate alınması ve bu baskın unsurların ayırt edicilik seviyesi göz önünde bulundurulmalıdır. Tescil kapsamında mal ve hizmetleri tür, çeşit, nitelik, karakteristik özellik gibi tanımlayıcı sözcükler asıl unsur olarak dikkate alınamayacağı gibi ima yoluyla bu özellikleri belirten unsurların da ayırt ediciliğinin zayıf olacağı unutulmamalıdır. 14. Ayrıca bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. 15. Davalı şirkete ait dava konusu markadaki “...” ibaresinde öne çıkan unsurun “...” ibaresi olması sebebiyle anılan markadaki esas unsur “...” ibaresi olup markadaki diğer ibarelerin yardımcı unsur niteliğinde oldukları görülmektedir. Buradan hareketle davacıya ait itiraza mesnet “...” ve “...” esas unsurlu markalar ile davalı şirkete ait “...” ibareli marka arasında, esas unsurlar nazara alınarak yapılan karşılaştırmada, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerliğin bulunduğu açıktır. Dolayısıyla davacı markaları ile davalı şirkete ait dava konusu markanın aynı mal veya hizmetlerde kullanılması durumunda o mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten ya da bağlı teşebbüsten geldiği yönünde iltibasa sebep olabileceğinin kabulü zorunludur. 16. Bu itibarla davalı şirkete ait “...” ibareli marka ile davacıya ait “...” ve “...” esas unsurlu markalar arasında aynı mal ve hizmetlerde markanın köken gösterme fonksiyonu yönünden karıştırılma ihtimali bulunmaktadır. 17. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/709, K. 2026/25, T. 21.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2024-709-e-2026-25-k-510e60a2c988