Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9776 E. 2026/3456 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9776
Karar No
2026/3456
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1227 Esas, 2025/684 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/396 Esas, 2024/40 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Trabzon ili, ... ilçesi, ... ... Mahallesi 1 48... parsel sayılı taşınmaza davalı idarece fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el konulan ve el atma ile kullanımı imkansız hale gelen taşınmaz alanları için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Bir kısım davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada her bir davacı için ayrı ayrı nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bildirdikleri emsal raporlar dikkate alınmadan tek rapor üzerinden hüküm kurulduğunu, bedelin düşük belirlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın değerleme tarihinin hatalı olduğunu, işbu dosyanın Trabzon İdare Mahkemesi'nin 2022/411 Esas - 2022/1259 Karar sayılı ilamıyla verilen "görevsizlik kararı" nedeniyle adli yargıda açıldığını, bu nedenle dava açılış tarihi olarak İdare Mahkemesinde açılan dava tarihin esas alınması gerektiğini, taşınmazın bedelinin yüksek belirlendiğini, emsal ile dava konusu taşınmazın bulundukları mahalle, yüz ölçümleri arasındaki fark emsalin şartlarını karşılamadığını, enflasyon oranının dikkate alınmadığını, satışların olağan zamanlardaki gibi gözetilerek hesaplama yapıldığını, mahkeme tarafından verilen ayrı ayrı vekalet ücreti kararı ve hükmedilen faiz başlama tarihinin hatalı olduğunu, bir faize hükmedilecekse davacının ıslah dilekçesinin tebliğ tarihinin dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

3.Davacı ... ile davacı ... mirasçıları istinaf başvurusundan ve davadan feragat ettiklerini belirterek davalarının feragat nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir isabetsizlik olmadığı; ancak hukuken el atılan taşınmazlar bakımından vekâlet ücretinin maktu belirleneceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından vekâlet ücretinin yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin üçüncü kısmına göre nispi olarak hesaplanması gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, dava konusu taşınmaz tek olup davacılar tarafından açılan dava aynı hukuki nedene dayalı olarak açıldığından, davacılar lehine toplam bedel üzerinden tek vekâlet ücretine hükmedilecek yerde, ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde görülmediği, dava konusu taşınmazın 1 48... parsel sayılı taşınmazın imar planında park alanında kalan 1.434,97 m² yüzölçümlü bölümünün davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tapuya tescil edilmesi gerekirken, taşınmazın bu bölümünün tapudan terkinine karar verilmesi de hatalı olduğu, istinaf kanun yoluna başvuran davacı ... ile davacı ... mirasçıları birlikte sundukları 02.10.2024 günlü dilekçeleriyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 349 uncu maddesi gereğince istinaf başvurusundan ve davadan feragat ettikleri anlaşıldığından, bu davacıların davalarının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; tazminat bedelinin düşük belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davacılar ... ve ... mirasçıları (..., ..., ...) vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; idari yargıda dava açılması gerektiğini, kamulaştırmasız el atmanın koşullarının oluşmadığını, metrekare birim bedelinin yüksek belirlendiğini, emsal taşınmazın uygun olmadığını, davacılar lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın ile emsal taşınmazın imar parseli olmasına rağmen dava konusu parsel kadastral parsel gibi düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması ve emsal taşınmazın ... tarafından ...'a sattığı gözetildiğinde, soyadları aynı olduğu halde, satışın yakın akrabalar arasındaki özel amaçlı satış olup olmadığı araştırılmaksızın eksik inceleme ile bedel tespit eden bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.

5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.

6.Kabule göre; 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesinde düzenlenen hukuki el atmaya ilişkin uyuşmazlıkta davacı payına düşen tazminat bedeli yönünden 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği harca esas değer üzerinden belirlenen vekâlet ücretinin de maktu harca tabi davalarda maktu alınması gerektiği hâlde, vekâlet ücretinin nispi olarak belirlenmesi kararın bozulmasını gerektirmiştir.

7.Kabule göre; davalı ... ile ... mirasçılarının davalarının feragatten reddine karar verilmiş olup davalı idare lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/9776, K. 2026/3456, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-9776-e-2026-3456-k-b9b72894a6ea