Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/373 E. 2026/1323 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/373
Karar No
2026/1323
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1562 E., 2025/1754 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/178 E., 2025/40 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin paydaş olduğu 1 04... parsel sayılı taşınmazda davalılardan ...'in dava dışı eski maliklerden 01.10.2021 tarihinde 260.000,00 TL bedel karşılığında pay satın aldığını, bu payı 31.05.2022 tarihinde 600.000,00 TL bedel ile diğer davalı ...’a sattığını, bu satışın ön alım bedelini yükseltmek için yapılan bir işlem olduğunu, müvekkilinin davalı ...’e yapılan 01.10.2021 tarihli 260.000,00 TL bedelli satış işlemine karşı ön alım hakkını kullanmak istediğini ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan gerçek satış değerinin tapuya dilekçe ile bildirildiğini, gerçek satış değeri üzerinden gerekli harcın ödendiğini, bu nedenle...yönünden ön alım hakkı kullanılacak ise düzeltilen gerçek satış değeri üzerinden bedelin bloke edilmesi gerektiğini, davacının birçok pay satışından haberdar olmasına rağmen bazı paylar yönünden yaklaşık 2 yıl bekledikten sonra toplu olarak ön alım davaları açmasının dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, aynı taşınmazda çok paydaş bulunduğunu ve özellikle küçük pay sahiplerinin paylarını satmak istediğinin herkes tarafından bilindiğini, buna rağmen davacı tarafından hiç kimseden normal satış yoluyla pay satın almadığını, birden bire toplu olarak çok sayıda ön alım davası açan davacının kendi adına hareket etmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ön alım bedelinin davacı tarafından verilen kesin süre içinde depo edilmediği, davalı ...’ün ise tapuda pay sahibi olmadığı belirtilerek, davanın davalı ... yönünden esastan, ...yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla keşif ile belirlenen bedelin tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığını, davacı tanıklarının davalı ile pay satanlar arasındaki ilişkiye dair herhangi bir bilgileri olmaması nedeniyle bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanamadığını, davalı ...'ün de hissesini dava açılmadan ...'a sattığı, pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin bedelde muvazaa iddiasında bulunduğunu, dava dışı ... isimli şahıs tarafından paydaşlardan vekâlet alınarak pay satışları yapıldığını, köylülerden istediği fahiş bedelleri alamayan satıcının payları pek çok adliye çalışanı ve kamu görevlisine sattığını, sonrasında müvekkilinin ön alım davaları açmaya başlaması ile pay satın alan kişilerin önlem aldıklarını, bedeli yüksek göstererek satışlar yaptıklarını, dava konusu payın müvekkilinin ön alım hakkını bertaraf etmek amacıyla satış bedelinin tapuda 3.295.000,00 TL olarak düzeltildiğini, depo kararının muvazaalı bedel üzerinden değil ilk satış bedeli olan 260.000,00 TL üzerinden verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2026/373, K. 2026/1323, T. 09.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2026-373-e-2026-1323-k-3dd66f4f3f97