Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/418 E. 2026/442 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/418
- Karar No
- 2026/442
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 930-1123
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraatine ilişkin Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.10.2022 tarihli ve 174-278 sayılı hükmün mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 05.07.2023 tarih ve 1394-819 sayı ile; ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, suça sürüklenen çocuğun çocuğun basit cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1.cümle, 31/3, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba; bu kararın da mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.03.2024 tarih ve 707-4952 sayı ile; "SSÇ'nin aşamalarda mağdurenin on beş yaşından büyük olduğunu bildiği yönündeki savunmaları ile bunu destekler mahiyette mağdurenin kovuşturma aşamasındaki beyanları, 31.05.2023 tarihli celsede mağdurenin çocuk izleme merkezinde vermiş olduğu beyanı izlenerek yapılan gözlemde mağdurenin kayıtlarda on dört - on beş yaşlarında görüldüğünün belirlenmesi, kesin bir şekilde mağdurenin on beş yaşından küçük olduğunun ortaya konulmaması karşısında bu durumun SSÇ aleyhine değerlendirilemeyeceği ve tüm dosya kapsamına göre, SSÇ hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmasına dair İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken istinaf başvurusun kabulüyle yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi ise 20.11.2024 tarih ve 930-1123 sayı ile; "SSÇ mağdurenin yaşının 15'ten büyük olduğunu bildiğini ve bu sebeple yaşta hataya düştüğünü savunmuş ise de SSÇ'nin mağdure ile 7 ay gibi uzun bir süre görüştüğü, dışarıda birden çok kez de yüz yüze buluştukları her ikisinin de birbirinin okuduğu okulları bildikleri, mağdurenin henüz ortaokul öğrencisi olup 8. sınıfta okuduğu, SSÇ'nin de bu durumu bildiği, SSÇ'nin mağdurenin yaşı konusunda hataya düşecek kadar kısa bir sürenin ötesinde görüştükleri, aralarında sıkı bir iletişim olduğu, SSÇ'nin lisede okuyup ortaokulda okuyan mağdurenin yaşını tahmin etmesinin kendisinden bekleneceği dikkate alındığında SSÇ'nın mağdurenin yaşının 15'ten büyük olduğuna dair hataya düştüğünün kabulü mümkün görünmemiştir." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de mağdure vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2025 tarihli ve 22016 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 19.06.2025 tarih ve 2827-5580 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu bakımından TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulama şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay tarihinde 14... ay 27 günlük olan mağdurenin, sosyal medya aracılığı ile tanıştığı 15... ay 25 günlük suça sürüklenen çocuk ile yaklaşık beş aydan beri arkadaş oldukları, bu süreçte mağdurenin suça sürüklenen çocuğa müstehcen fotoğraflarını gönderdiği, 29.05.2022 tarihinde ilaç içerek intihara teşebbüs etmesi sonucu hastanede tedavisi yapılan mağdurenin, suça sürüklenen çocuğun aynı gün kendisini, ablasının evine götürerek cinsel istismarda bulunduğunu söylemesi üzerine suça sürüklenen çocuk hakkında soruşturma başlatıldığı, Mağdurenin çocuk izlem merkezinde alınan ifadesi sırasında hazır bulunan sosyal çalışmacının, mağdurenin yaşıyla uyumlu fiziksel ve bilişsel kapasiteye sahip olduğunu belirttiği, Mağdurenin mahkemede beyanının alınması sırasında hazır bulunan sosyal çalışmacının, mağdurenin fiziksel ve zihinsel gelişimi ile ilgili gözlenebilir bir aksaklığı olmadığını, göz teması kurabildiğini, sorulan sorulara amacına yönelik cevaplar verebildiğini, olayla ilgili sorulan soruları detay vermeden yanıtlamaya çalıştığını, çocuk izlem merkezindeki görüşme raporu ve adli tıptan gelen rapor incelendiğinde mevcut görüşme ile arasında çelişkiler olduğunu, beyanlardaki tutarsızlığın suça sürüklenen çocuk ile ilgili geliştirdiği duygusal durumun etkisinden kaynaklanmış olabileceğini ifade ettiği, 29.05.2022 tarihli adli raporda; vulva labium vajus ve labium minusta hipereminin mevcut olduğu, mağdurenin vajinasında yara izlerinin bulunduğunun belirtildiği, Kırıkkale Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 30.05.2022 tarihli raporda genital muayenesinde; sağ labium majus arka tarafta 1x0,l cm'lik etrafı taze kanamalı sıyrık olduğunun, labium minuslarda, klitoris yüzeyinde herhangi bir eskiye ait ya da yeni travmatik lezyon (ekimoz, sıyrık, laserasyon vb.) izlenmediğininin, hymenin annüler yapıda, orta kalınlıkta duvarlı, elastik ve yumuşak kıvamda, fehvası dar olarak izlendiğininin, hymende herhangi bir eskiye ait ya da yeni travmatik lezyon izlenmediğinin, bununla birlikte; dokunma, sürtünme ya da parmak sokma gibi durumlarda hymende herhangi bir yırtık ya da travma oluşmayabileceğinin tespit edildiği, Mağdurenin 07.05.2024 tarihinde sunduğu şikâyetten vazgeçme dilekçesinde; suça sürüklenen çocuğun kendisini küçük görerek konuşmayı kesmesinden korkması nedeniyle yaşının 16 olduğunu, okula geç yazıldığını söylediğini, sosyal medya hesaplarında da yaşının hep 16 olarak göründüğünü, olay günü suça sürüklenen çocuğun kendisinden ayrılmak istemesi nedeniyle cinsel istismara uğradığını söylediğini, olayların bu kadar büyüyeceğini düşünmediğini, öfke ile yaptığı hatanın cezasını çektiğini, suça sürüklenen çocuk ile nişanlandıklarını yakında düğünlerinin olacağını belirttiği, Anlaşılmaktadır. Mağdurenin annesi ... kollukta; saat 17:00 sıralarında eve geldiğinde masada ilaç kutusunu ve boş tableti görüp kızının içmiş olabileceğini düşünerek odasına gittiğini, kızının yatağında yattığını, kızının sekiz tane ilaç içtiğini söylediğini, neden içtiğini sorduğunda öğlen saatlerinde arkadaşı ... ile evlerine gittiklerini orada film seyrederken ...'in elini cinsel bölgesine sokmak suretiyle tacizde bulunduğunu, kendisinin bağırdığını, kaçarak evden çıktığını söylediğini, kızını evde video kaydına alarak tehditte bulunduğunu söylediğini, kızını alarak tedavisi için hastaneye götürdüğünü, Mahkemede; olay günü kızının hastanede midesini yıkadıklarını, kendisini kızının odasına almadıklarını, o sırada jandarmanın odaya girdiğini, kızının kendisine ... ile ilgili hiçbir beyanda bulunmadığını, kızının hastane doğumlu olduğunu, olay nedeni ile şikayetçi olmadığını, ikisinin de çocukça harekette bulunduklarını, Mağdure çocuk izlem merkezinde; suça sürüklenen çocuğun 15-16 yaşlarında, meslek lisesi öğrencisi olduğunu, okulunun tam ismini bilmediğini, sosyal medyadan tanıştıklarını, yaklaşık bir ay mesajlaştıklarını, sonrasında buluşmaya başladıklarını, ... ile telefonda konuştuklarını, çarşıda buluştuklarını, olay günü öğle saatlerinde ... ile çarşıda buluştuklarını, suça sürüklenen çocuk ...'in sürpriz yapacağını söyleyerek uzun bir süre yürüdükten sonra bir eve götürdüğünü, evin içerisinde ablasının, eşinin ve çocuklarının fotoğrafları olduğunu, evde durmak istemediğini, suça sürüklenen çocuğun kolundan tutup göndermek istemediğini, kendisini çocuk odasına götürdüğünü, üstünü çıkardığını, dokunmaya devam ettiğini, üstüne çıkıp kollarından sert bir şekilde tuttuğunu, kıyafetlerini çıkardığını, kendisinin bağırmaya başladığını, göğüslerini öptüğünü, özel bölgesine elleriyle içine girecek şekilde dokunduğunu, altında kıyafetlerinin olmadığını, canının yandığını, Kendi özel bölgesini çıkardığını, dışından dokunduğunu, "Düzgün durmazsan fotoğraflarını yayarım." diyerek tehdit ettiğini, çığlık atmaya başladığı için birilerinin gelmesinden korkup bıraktığını, üstünü giyinerek odadan ayrıldığını, suça sürüklenen çocuğun arkasından koşarak geldiğini, özür dilediğini, çarşıya kadar yürüdüğünü, onun da arkasından geldiğini, eve gittiğini, evde üzerini değiştirirken iç çamaşırında pembe bir leke gördüğünü, bu durumu ... ile konuştuğunda "Kan gelmiş kimseye söyleme sen kötü olursun." şeklinde tehdit ettiğini, kendisinin de yaşadığı bu olayın etkisiyle ilaç içerek intihara teşebbüs ettiğini, annesine yaşadıklarını anlattığını, suça sürüklenen çocukta uygunsuz fotoğraflarının bulunduğunu, isteği üzerine internet üzerinden gönderdiğini, fotoğrafları kendisinden ayrılmaması için gönderdiğini, Mağdure mahkemede; suça sürüklenen çocuk ... ile sosyal medya üzerinden tanıştıklarını, tanışmada yaşlarından söz ettiklerini, önce kendisinin ...'in yaşını sorduğunu, ...'in on altı yaşına gireceğini söylemesi üzerine kendisinin de küçük görünmemek için on altı yaşında olduğunu söylediğini, sonra arkadaş olup konuşmaya başladıklarını, ...'in okulunu sorduğunu, okulunu ve sınıfını söylediğini ancak yaşını belli etmemek için erken veya geç kayıt olduğunu belirttiğini, ...'in erkek meslekte olduğunu bildiğini, okulunun ismini tam olarak bilmediğini, buluşmaya başladıklarını, kafelerde gezdiklerini, ...'in, ilk sevgilisi olduğu için tanıdık görmekten korktuğunu, babasının Kırıkkale'de tanınan birisi olması nedeniyle kendisinin tanıyan çok sayıda insan olduğunu, bu nedenle suça sürüklenen çocuk ...'e daha rahat buluşabilecekleri sakin ortamlar bulmasını söylediğini, ...'in bir gün mesaj gönderip ablasının ertesi gün köye gideceğini, istemesi halinde ablasının evine gidebileceklerini söylediğini, kendisinin de ...'in de kötü bir niyetlerinin olmadığını, ertesi gün dolmuş durağına geldiğini, ...'in de oradan kendisini aldığını, uzun bir süre yürüdüklerini, sohbet ettiklerini, ...'in zorla götürme gibi bir durumunun olmadığını zira uzun yol boyunca yürüdüklerini, eve gelince oturup dinlendiklerini, bir süre sonra birbirlerini sevdikleri için sarıldıklarını, öpüştüklerini, birilerinin gelmesinden korkup evden çıktıklarını, ...'in kendisini dolmuş durağına bıraktığını, eve geldiğinde duş aldığını, sonra bir ıslaklık hissettiğini, çamaşırında pembemsi bir şey görüp korktuğunu, adet gününün gelmiş olabileceğinin hiç aklına gelmediğini, iç çamaşırının fotoğrafını ...'e gönderdiğini, ona rahatça her şeyi sorabildiğini, onun da bilmediğini "Belki hastalanmışsındır." dediğini, içini korku sardığını, annesinin ilaç poşetinden ilaç alıp içtiğini, annesinin eve geldiğini, annesinin "Ne oldu, rengi atmış." diye sorduğunu, ilaç içtiğini söylediğini, annesinin kendisini hastaneye götürdüğünü, annesini hastanede hiç görmediğini, polisi ve doktorları gördüğünü, ...'in özel bölgesine dokunmadığını, kendisinin ve ...'in üst kıyafetlerini çıkardıklarını ancak alt kıyafetlerini hiç bir şekilde çıkarmadıklarını, çocuk izleme merkezinde annesinin ve çevresinin tepkisinden korktuğu için o şekilde beyanda bulunduğunu, olayların buraya geleceğini düşünmediğini, konuşulur ve konu kapanır sandığını, her ikisinin de çocukça davrandıklarını, uygunsuz fotoğraflarını ...'e rızasıyla gönderdiğini, Beyan etmişlerdir. Suça sürüklenen çocuk kollukta; mağdurenin kız arkadaşı olduğunu, 2022 yılının başında sosyal medya üzerinden tanıştıklarını, bir ay süre ile sosyal medya hesaplarından mesajlaştıklarını, sonrasında buluşmaya karar verdiklerini, çarşıda bir araya gelmeye başladıklarını, telefonda konuştuklarını, mağdurenin kendisine müstehcen fotoğraflarını gönderdiğini, bu fotoğrafları hiçbir yerde paylaşmadığını, cep telefonundan sildiğini, olay günü çarşıda buluştuklarını, ...'le ablasının evine gittiklerini, kendi rızası ile içeri girdiğini, zorlamadığını, ilk başta salonda oturup sohbet ettiklerini, sonra çocuk odasına geçtiklerini, ...'in kendi rızası ile üstünü çıkardığını, belden yukarısındaki kıyafetlerini tamamen çıkardığını, belden aşağısında ise pantolonu ve iç çamaşırının durduğunu, rızası dahilinde yanaklarından ve dudaklarından öptüğünü, vücudunun herhangi bir yerine elleri ile dokunmadığını, sonrasında evden çıkmaya karar verip evlerine gittiklerini, eve vardıktan sonra ...'in iç çamaşırının fotoğrafını gönderdiğini, iç çamaşırında pembe bir leke olduğunu, kan geldiğinden dolayı korktuğunu ve hap içerek intihara kalkışacağını söylediğini, kendisinin de yapmamasını söylediğini, uzun bir süre haber alamayınca arkadaşlarına mesaj gönderdiğini, Onların da ...'in hastanede olduğunu söylediklerini, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, mağdure ...'in sosyal medya hesabı üzerinden mesajlaşırken yaşının on altı olduğunu söylediğini, kendisinin de ona on beş yaşını geçtiğini söylediğini, sonra buluşmaya başladıklarını, tanıştıktan yaklaşık 2,5 ay sonra görüşmek istemediğini söylediğini, bunun üzerine sosyal medya üzerinden uygunsuz fotoğraflarını attığını, tekrar görüşmeye başladıklarını, buluştuklarında hangi okula gittiğini sormadığını, mağdurenin ortaokula gittiğini ve yaşının küçük olduğunu bilmediğini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 462-193, 05.03.2025 tarihli ve 448-107, 08.01.2025 tarihli ve 38-7, 04.12.2024 tarihli ve 176-394, 04.12.2024 tarihli ve 227-395 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; TCK'nın 30. maddesinde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması hâlinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun maddi unsurlarından birisi de mağdur olup kanun koyucu TCK'nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer vermiştir. Birincisi on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise on beş yaşını tamamlayıp on sekiz yaşını tamamlamamış olan çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan Kanun'un 103. maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan cezalandırılamayacaktır. Fail, cinsel ilişkide bulunduğu mağdurenin on beş yaşını doldurmadığı hâlde, doldurduğu düşüncesiyle mağdur ile rızasıyla cinsel ilişkide bulunur ve şikâyetçi olmayan mağdurun yaşı konusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olan mağdurenin yaşına ilişkin bu hatasından yaralanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve bu suçun taksirle işlenmesi hâli cezalandırılmadığından CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir. Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede, in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, muhtemel şüphenin gerekçeli bir şekilde tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti durumunda vicdani kanaate ulaşılmasının mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sosyal medya aracılığı ile tanışan suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin arkadaş olup görüşmeye başladıkları, 29.05.2022 tarihinde buluşarak suça sürüklenen çocuğun ablasının evine gittikleri, burada bir müddet oturduktan sonra sarılıp öpüştükleri hususunda Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında herhangi bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla isabetsizlik bulunmayan olayda; Suça sürüklenen çocuk aşamalarda, mağdurenin kendisini 16 yaşında olarak tanıttığını savunmuş, bu savunması mağdurun kovuşturma aşamasındaki aynı yöndeki anlatımları ile doğrulanmıştır. Mağdure aşamalarda beyanlarında ve şikâyetten vazgeçme dilekçesinde suça sürüklenen çocuk ile sosyal medya aracılığı ile tanıştıklarını, sosyal medya hesaplarında yaşının 16 olarak göründüğünü, suça sürüklenen çocuğun 15 yaşını bitirdiğini 16 yaşına girdiğini söylemesi üzerine ondan küçük görünmemek için kendisini 16 yaşında tanıttığını beyan etmiştir. Suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin sosyal medya aracılığı ile tanıştıkları, bir ay boyunca yalnızca sosyal medya hesapları üzerinden mesajlaştıkları, sonrasında yüz yüze görüşmeye başladıkları, olayın 29.05.2022 tarihinde gerçekleştiği, suça sürüklenen çocuğun 2022 yılının başından beri görüştüklerini savunduğu, bu sürenin bir kısmında sadece mesajlaştıkları dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk ile mağdurenin uzun bir süredir görüştüklerinden ve aralarında sıkı bir iletişim olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Nitekim mağdure suça sürüklenen çocuğun meslek lisesi öğrencisi olduğunu bildiğini ancak okulunun ismini bilmediğini beyan etmiştir. Olayın seyri gözetildiğine, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin gerçek yaşını bilmediğine dair istikrar gösteren savunmalarının aksi kanıtlanamadığından, bu hususta oluşan kuşkunun da in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince lehine değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında; mağdurenin suç tarihindeki yaşı bakımından suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla isabetsiz bulunan Bölge Adliye Mahkemesinin direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
V. KARAR 1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 20.11.2024 tarihli ve 930-1123 sayılı direnme kararına konu hükmün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.