Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/165 E. 2026/440 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/165
- Karar No
- 2026/440
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 725-982
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-1.ve 3. cümleleri, 43, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.11.2021 tarihli ve 231-461 sayılı hükmün sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdure vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 24.05.2022 tarih ve 173-813 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1.ve 3.cümleleri, 103/3-d 43, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 15... ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; bu hükmün de sanık, sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.01.2023 tarih ve 13533-97 sayı ile; "Olayın intikal zamanı, mağdurenin aşamalarda başka delillerle doğrulanmayan soyut beyanları, mağdurenin soruşturma beyanı dikkate alındığında sanığın kendisine karşı istismar eylemlerini yazdığı günlük sayfalarının sonradan oluşturulma şüphesinin ve mağdurenin annesi ile sanık arasında eskiye dayalı bir gönül ilişkisinden kaynaklı husumetin varlığı, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuka aykırı bulunduğu." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi ise 20.06.2023 tarih ve 725-982 sayı ile; "... mağdurenin beyanlarından şüphe duymayı gerektirecek sebep olmaması eylemin ayrıntılı biçimde tarif etmesi, yer ve zaman bildirmesi cinsel suçlarda mağdurenin aşamalarda değişmeyen beyanlarının hükme esas alınacağı yönündeki kararlar dikkate alındığında, mağdurenin beyanlarında çelişki mevcut olmaması mağdurenin annesi tarafından yönlendirilmesi ihtimali mevcudiyeti ileri sürülmüş ise de mağdurenin annesinin sanık aleyhine doğrudan doğruya resmi mercilere giderek durumu şikayet konusu yapabileceği dikkate alındığında mağdurenin annesinin gönül ilişkisi sebebiyle sanığa kızı aracılığıyla iftira atmadığı sonucuna varılmış olması" şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii, katılan mağdure ve katılan Bakanlık vekili ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2023 tarihli ve 101540 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan, Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.02.2024 tarih ve 13826-1242 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan mağdurenin olayın adli mercilere intikali tarihinde 11... ay 21 günlük, ilkokul 6. sınıf öğrencisi olduğu, sanığın ise 59 yaşında, evli ve çocuksuz olduğu, olay tarihlerinde katılan mağdurenin oturduğu binanın alt katındaki iş yerinde usta başı olarak çalıştığı, katılan mağdure ile sanığın aynı zamanda komşu olmaları sebebiyle tanıştıkları, ailelerinin de karşılıklı olarak birbirlerinin evlerine gidip geldikleri, Katılan mağdurenin kuzeni tanık ... ile birlikte 13.06.2021 tarihinde parkta oyun oynadığı sırada, bir adedi büyük iki adedi küçük taş parçalarına "Adım ..., yaşım 12, tecavüz edildim, hâlâ tecavüz ediliyorum, lütfen yardım edin" yazdığı, taşlar üzerindeki yazının parkta köpeğini gezdirmekte olan tanık ... tarafından görülerek ihbarda bulunulduğu, kolluk tarafından yapılan araştırmalar sonucunda parkın yakınındaki bir ortaokulda öğrenci olan katılan mağdure ...'un taşlara yazıyı yazan kişi olduğunun tespit edildiği, okulun rehberlik birimi görevlisi ile görüştürülen katılan mağdurenin; taşlara yazıyı kendisinin yazdığını, beş buçuk yaşından beri sanık tarafından cinsel istismara maruz kaldığını, en son olayın 2021 yılının Nisan ayında gerçekleştiğini beyan etmesi üzerine sanık hakkında soruşturma başlatıldığı, 13.06.2021 tarihinde 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine yeşil alana intikal eden ekiplerce 20... cm ebadında taşın sol tarafındaki küçük kalp resmi üzerinde mavi renkle "Yaşım 12 tecavüz edildim", taşın ortasındaki büyük kalp resmi içerisinde "Seni seviyorum ...", taşın sağ üst tarafında "Ben tecavüz edildim bunu okuyan kişi seni seviyorum, bir para bozulduğunda çoğalır ama değer hep aynıdır", 5x5 cm ebatlı ikinci taşta mavi renkli kalemle yazılmış "Adım ...", 5x5 ebatlarında üçüncü taşta ise yine mavi kalemle yazılmış "Tecavüz ediliyorum lütfen yardım edin" şeklinde yazılar görülerek üç adet taşın ekip tarafından muhafaza altına alındığını bildiren tutanağın düzenlendiği, 14.06.2021 tarihinde kolluk tarafından olay kapsamında yapılan araştırmalar sonucu taşa yazıyı yazan mağdurenin ... isimli çocuk olduğunun tespit edildiği, öğrenim gördüğü ortaokulun rehberlik servisi görevlisi ile görüştürüldüğü, bahse konu taş üzerine yazıyı kendisinin yazdığını, ... isimli 40 yaşlarındaki şahıs tarafından istismara maruz kaldığını beyan ettiğine yer veren tutanağın tanzim edildiği, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 14.06.2021 tarihli rapora göre; katılan mağdurenin genel vücut muayenesinde, olayla ilişkili travmatik bulgu saptanmadığı, ancak elle göğüslerine ve genital bölgesine temas düzeyinde taciz tariflediği, aynı gün yapılan genital muayenesinde, vulva ve vajen girişinde travmatik bir lezyona rastlanmadığı, hymenin anüler yapıda görüldüğü, esnek açıklığının 0,5 cm çapında olduğu, hymende eski ya da yeni yırtık tespit edilmediği, vücuda organ ya da sair cisim sokulduğuna dair kesin bulgu belirlenemediği, aynı pozisyonunda yapılan anal muayenede anal ya da perianal bölgede travmatik veya fiilî livata eylemini destekleyecek fissür, laserasyon ve ekimoz gibi bir bulgu elde edilemediği, anal sfinkter tonusunun doğal olduğu, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen aynı tarihli raporda; katılan mağdurenin anlama, kavrama ve ifade etme yetenekleri ile yaşı ve gelişim düzeyinin normal sınırlarda seyrettiği, ön görüşme ve anlatımlarının beden dili ile uyumlu bulunduğu, anlatımlarının samimi ve kendiliğinden olduğunun belirtildiği, HTS kayıtlarına göre sanık ile katılan ... ... arasında birçok kez mesajlaşıldığı ve telefon görüşmesi yapıldığı, Antalya ... Apart Otel tarafından düzenlenen cevabi yazıda 19.07.2020-21.07.20 20... .10.2020-26.10.2020 tarihleri arasında sanık ile katılan mağdure, katılan mağdurenin ağabeyi ... ve katılan mağdurenin annesi ...'ın aynı odada kaldıklarının bildirildiği, Katılan mağdure tarafından günlük olarak kullanılan ve sayfalarının bir kısmı koparılmış defterde, "Merhaba günlük, ben ..., biliyor musun benim hep kötü anılarım var, en kötüsünden başlıyorum, biliyor musun ben ...amcam tarafından tecavüz edildim. Bazen bu acıya dayanamayıp vücudumda izler çıkarmaya başladım" şeklinde ifadelerine yer verildiği; Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure çocuk izleme merkezinde alınan beyanında; ağabeyi ve annesiyle birlikte yaşadıklarını, okula başlamadan eski evlerindeyken annesiyle birlikte merdivenleri yıkadıklarını, orada sanığın da olduğunu, kendilerine yardım ettiğini, sonra annesiyle tanıştıklarını, sanığın evine gitmeye başladıklarını, sanığın karısının da olduğunu, karısıyla birlikte annesinin temizlik ve yemek yaptığını, bir gün annesiyle sanığın karısının pazara gittiklerini, yanında sanığın olduğunu, sanığın odaya geçerek, kendisini yanına çağırdığını, odaya geldiğinde sanığı çıplak vaziyette gördüğünü, iç çamaşırının olmadığını, böyle bir şeye ilk kez tanık olduğu için bayağı korktuğunu, sanığın, elinden tuttuğunu, kendisini yanına yaklaştırdığını, eliyle cinsel organına dokundurduğunu, kendisinin de alt kıyafetlerini çıkardığını, eliyle vücuduna dokunduğunu, sonrasında annesiyle sanığın eşinin eve geldiklerini, kapı çalınca üstlerini giydiklerini, kapıyı açtıklarını, onlar gelmeden önce sanığın "Sakın annenlere söyleme! Eğer annene söylersen beni hapishaneye atarlar!" dediğini, annesi onu çok sevdiği için sanığa güvendiğini, annesi üzülmesin diye bir şey demediğini, her yalnız kaldıklarında sanığın benzer eylemleri yapmaya devam ettiğini, bir seferinde kendi cinsel organıyla kendi cinsel organına dokunmaya başladığını, o zaman canının acımadığını, bu olayla ilgili kuzeni ... ile konuştuğunu, artık dayanamadığını, yaşadıklarını birisine anlatmak istediğini, kuzenine sadece tecavüze maruz kaldığını söylediğini, kuzeniyle birlikte gittikleri parkta oyunlar oynadıklarını, taşlara boyama yaptıklarını, yanlarında kalemlerini de götürdüklerini, önce resimler çizip boyalar yaptıklarını, sonra kendisinin soruşturma konusu yazıları yazdığını, böyle bir şey olacağını bilmediğini, taşa yazdıktan sonra annesine hiçbir şey söylemediğini, zaten ertesi gün okula gittiğinde olayın ortaya çıktığını, sanığın çoğu zaman kendisini kucağına oturttuğunu, bu durumdan dolayı korktuğunu, bunun üç dakika falan sürdüğünü, sanığın vücudundan sıvı çıktığını gördüğünü, banyodayken de kapılarının açık olması sebebiyle sanığı aynı şekilde gördüğünü, annesinin bu olayları duyduktan sonra çok üzüldüğünü, "Keşke önce bana söyleseydin, ben ne yapacağımı bilirdim, şimdi sen taşa yazdığın için herkes bizi gördü, rezil olduk keşke söyleseydin, onu mahvederdim" dediğini, birkaç kere bu olayları günlüğüne yazdığını, sanığa bunu söylediğini, onun da kızdığını, günlük sayfalarını Kepez ilçesinde bir yere toprağa gömdüğünü, yağmur yağdığı için günlüğünün ıslanmış olabileceğini, Mahkemede; günlük sayfalarını yırtıp çöpe attığını, yazdıklarından bir tanesini yırtmayı unuttuğunu, onu da annesinin dayısına verdiğini, dayısının okuduktan sonra yazdığı bu yazıyı polise verdiğini, taşa yazı yazdıktan sonra ertesi gün okula gittiğinde dayısının kız arkadaşı olan ...'in kendisini okuldan aldığını, biraz yürüdüklerini, yengesinin de yanlarında olduğunu, adı geçenlerin kendisine bazı sorular sorduklarını, "Gerçek mi bu?" dediklerini, bu durumdan dolayı korktuğunu, Katılan ...; katılan mağdurenin annesi olduğunu, eşinden ayrı yaşadığını, komşuları olan sanığın, evlerinin altında bulunan iş yerinde çalıştığını, sanıklarla ailecek de görüştüklerini, bazen sanıkların evlerine yardım amaçlı temizliğe gittiğini, sanığın da evlerine gelip gittiğini, genelde yardım amaçlı geldiğini, yemek türü şeyler getirdiğini, çocukları olmadığı için sanığın, çocuğunu bir baba şefkatiyle sevdiğini düşündüğünü, eşi ile de görüştüğünden sanıktan hiçbir zaman şüphelenmediğini, kızının da herhangi bir şey anlatmadığını, kızına yıllardır cinsel saldırıda bulunan sanıktan şikâyetçi olduğunu, sanıkla herhangi bir şekilde gönül ilişkisinin olmadığını, kendisiyle otelde kalmadığını, sanığın bir araba alışverişi olduğunu, o sırada sanığa araba parasını ödemek için kendi altın takılarını borç olarak verdiğini, bu takıların bedelinin de sanık tarafından henüz daha ödenmediğini, Tanık ...; katılan mağdurenin ağabeyi olduğunu, komşuları olan sanığın evlerine sürekli girip çıktığını, arada sırada eşi ile birlikte de geldiklerini, annesinin genelde iş yerinde olduğunu, kız kardeşi evde yalnızken de sanığın geldiğini, sanığın kendilerini çocuğu gibi sevdiğini, ancak kız kardeşi ile daha fazla ilgilendiğini, 3 ay önce akrabalarına Antalya'ya ziyarete geldiğinde evlerine uğradığını, geldiğinde kendisinin de evde olduğunu, o anda annesinin evde olmadığını, sanığın para verip kendisini bakkala gönderdiğini, eve yaklaşık 10-15 dakika sonra döndüğünü, Tanık ...; katılan mağdurenin halasının kızı olduğunu, kendisiyle devamlı görüştüğünü, birlikte evlerinin yakınında bulunan parka gittiklerini, burada oturup sohbet ettiklerini, parka getirdikleri, meyveleri yedikten sonra taşlara resim yapmaya başladıklarını, katılan mağdurenin ise taşlara bir şeyler yazdığını, daha önceden tam olarak hatırlamadığı bir tarihte ancak katılan mağdurenin komşuları olan ...isimli şahsın kendisinin özel bölgesini ve göğsünü ellediğini anlattığını, kendisinin de bunu o dönemde annesine anlattığını, annesinin de "Çocuk uydurmuştur." diyerek bu konuyu kapattığını, Tanık ...; katılan mağdure ...'un eşinin ablasının kızı olduğunu, kızı ...'nın yaklaşık 2 ay kadar önce kendisine gelip, halasının kızı ...' un komşuları olan ve kendilerinin de tanıdığı ...isimli şahsın ön bölgesini ve göğsünü devamlı ellediğini anlattığını söylediğini, katılan mağdurenin yaşının küçük olmasından dolayı böyle bir olayı sadece hayal ettiklerini düşünerek o gün önemsemediğini ve kızına "Uyduruyordur" dediğini, böylelikle konuyu kapattığını, Tanık ... ...; katılan mağdurenin kuzeni olduğunu, iki gün önce annesi ile birlikte onların evine gittiklerini, kendisinin boş sayfa ararken halası ...'nin kendisine boş bir ajanda verdiğini, bu ajandayı karıştırırken katılan mağdurenin yazılarını görüp okuduğunu, yazılarında ...isimli kendisine tacizde bulunan kişiden de bahsetmesi üzerine defteri annesine gösterdiğini, annesinin de defteri kendisinden alıp amcasına verdiğini, Tanık ... ...; katılan mağdure ...'un eşinin ablasının kızı olduğunu, kızı ile iki gün önce katılanların evine gittiklerini, katılan ...'nin evde oyalansın diye kızı tanık ...'ya ajanda verdiğini, kızının ajandayı karıştırırken katılan mağdurenin notlarını gördüğünü söylediğini, bunun üzerine defteri kaynına verdiğini, emniyete götürmek üzere kaynının defteri aldığını, Tanık ...; akşam yengesi tanık ...'ın evine gittiğini, tanık ...'nın oyun oynarken defterdeki yazıları görüp annesine haber verdiğini öğrendiğini, kendisinin de görevlilere teslim ettiğini, Tanık ... mahkemede; sanığı ve katılan mağdureyi uzun zamandır tanıdığını, mağdurun annesi ile sanığın telefonda görüştüklerini, Bölge Adliye Mahkemesinde; sanığa isnat olunan suçlarla ilgili bilgisinin bulunmadığını, sanığın katılan mağdurenin annesi ile 5-6 yıldır ilişkisi olduğunu bildiğini, sanık Adana'ya taşındıktan yaklaşık 2 ay sonra tekrar Antalya'ya geldiğinde iş yerinde mescide gittiğini, şarjda bulunan telefona gelen mesajı ...isimli arkadaşının okuyup kendisine gösterdiğini, namazdan gelen sanığa ilk önce bu durumu sormadıklarını, mesajın "Eşini boşamazsan, sana dünyayı dar ederim, sana yapacaklarımın haddi hesabı olmaz!" şeklinde tehdit içerikli olduğunu, Tanık ...; katılan mağdure ile sanığın irtibatını gördüğünü, bir amca yeğen ilişkisi içerisinde olduklarını, sanığın isnat edilen türde bir eylem içinde olduğunu düşünmediğini, katılan mağdurenin gerek annesiyle gerekse tek başına sanığın yanına gelip gittiğini, sanığın katılan mağdurenin annesiyle duygusal anlamda bağları olup olmadığını bilmediğini ancak gördüğü kadarıyla sanığın eşinin evde olmadığı zamanlarda katılan mağdurenin annesinin o eve uğrayıp kaldığını, Tanık ...; sanığın yaklaşık bir buçuk yıl önce Adana'dan geldiğini, iş yerine geldiğinde son derece sinirli olduğunu, mescide namaz kılmaya gittiğini, telefonunu masa üzerinde bıraktığını, o sırada mesaj geldiğini, eşinden geldiğini düşünerek mesaja baktığını, mesajı ... isimli kişinin gönderdiğini, mesajda "Eşini boşamadın, seni mahvedeceğim!" yazdığını, bu mesajı ocakçı arkadaşı tanık ...'in de gördüğünü, Beyan etmişlerdir. Sanık soruşturma aşamasında; 2015 yılının Ocak ayından 2019 yılının Haziran ayına kadar çalıştığı iş yerinde katılan mağdure ve ailesiyle komşu olduklarını, en fazla 4-5 gün arayla birbirlerinin evlerine gidip geldiklerini, daha çok onların geldiklerini, eşiyle 23 yıldır evli olduklarını, çocuklarının olmadığını, katılan mağdurenin annesiyle telefonla mesajlaştıklarını, katılan mağdureye yönelik cinsel bir eyleminin olmadığını, katılan mağdurenin anne ve babası ayrı olduğu için baba şefkati görmediğini, 2016 yılında tanıştıktan sonra genellikle bir baba şefkati şeklinde kucağına oturttuğunu, birkaç saniye sonra kalktığını, katılan mağdurenin kendisine yönelik ilgisi olduğunu, ilgisine aynı ölçüde karşılık veremediğini bu nedenle katılan ...'nin kızını yönlendirdiğini düşündüğünü, Antalya'ya Mart ayında gittiğinde evde katılan ..., oğlu ve katılan mağdure olduğunu, oğlunu market alışverişi gibi bir yere göndermediğini, annesi ile oğlunun pazara gidip bir saat sonra döndüklerini, bu sürede katılan mağdure ile yalnız kaldıklarını, Kovuşturma aşamasında; katılan ... ile ilişkilerinin 2015 yılı sonunda başladığını, karı koca ilişkisi yaşadıklarını, bazen onun evinde bazen kendi evlerinde kaldıklarını, üç dört kere denize gittiklerini, katılan ...'nin eşinden boşanmasını ve kendisiyle nikâhlanmasını istediğini, kendisinin eşini boşayamayacağını söylediğini, evi Adana'ya taşımaya karar verince katılan ...'nin daha şiddetli davranmaya başladığını, kendisine hakaretler ettiğini, Adana'ya geldikten iki ay sonra bu olayın patlak verdiğini, katılan mağdurenin takdir veya teşekkür belgesi aldığında ilk önce kendisini aradığını, sevincini kendisiyle paylaştığını, okul başarısının da iyi olduğunu, cinsel istismara uğrayan bir çocuğun başarılı olmasının beklenemeyeceğini, katılan mağdurenin iddialarının husumetten kaynaklandığını, katılan mağdureye karşı hiçbir cinsel davranışının olmadığını, katılan mağdurenin belirttiği tarihte yaşının 8 olduğunu, ancak beş buçuk yaşında böyle bir eyleme uğradığını iddia ettiğini, kendisiyle ilgili sosyal medyada algı oluşturulmaya çalışıldığını, günlüğünü gömdüğünü belirten katılan mağdureden yerini göstermesi istendiğinde yağmur yağdığını söylediğini, katılan mağdurenin annesi ile birlikte otelde kaldıklarını savunmuştur. IV. GEREKÇE A.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Katılan mağdurenin oyun oynadığı parkta, taşlara cinsel istismara maruz kaldığını yazması üzerine adli makamlara intikal eden olayda; Katılan mağdure, taşlara yazıyı kendisinin yazdığını, sanığın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu, evde yalnız kaldıkları zamanlarda sanığın eylemlerini gerçekleştirdiğini, yaşadıklarını günlüğüne yazdığını, günlük sayfalarını Kepez ilçesinde bir yere toprağa gömdüğünü, yağmur yağdığı için günlüğünün ıslanmış olabileceğini belirtmiş, daha sonraki beyanında ise günlüğün sayfalarını koparıp yırttığını ve çöpe attığını, bir kaç sayfasının kalmış olabileceğini, annesinin günlüğünü dayısına verdiğini, dayısının da polise verdiğini beyan etmiştir. Katılan mağdure çocuk izlem merkezindeki ifadesinde; taşa yazdıktan sonra annesine hiçbir şey söylemediğini, ertesi gün okula gittiğinde olayın çıktığını ileri sürmüşse de mahkemede sosyal hizmet uzmanı tarafından sorulduğunda, ertesi gün okula gittiğinde dayısının kız arkadaşı olan ...'in kendisini okuldan aldığını, adı geçenin, yengesiyle birlikte kendisine bazı sorular sorduklarını, "Gerçek mi bu?" dediklerini, belirtmiştir. Sanık aşamalardaki savunmalarında; mağdurenin annesi katılan ...'nin kendisine ilgi duyduğunu, ilgisine karşılık vermemesi nedeniyle katılan mağdureyi müsnet suçlamalarla ilgili yönlendirmiş olabileceğini, katılan mağdureye yönelik olarak cinsel eylemlerde bulunmadığını savunmuştur. Kovuşturma aşamasında ise katılan ... ile aralarında gönül ilişkisi olduğunu, eşinden boşanmasını isteyen katılan ...'nin talebini yerine getirmediği için kendisine iftira attığını iddia etmiş ve otel kayıtlarının mahkemece getirilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece dosyaya getirtilen otel kayıtlarında katılan ...'nin çocukları ve sanıkla otelde iki ayrı tarihte konakladığı bildirilmiştir. Buna karşılık katılan ..., tüm aşamalarda sanık ile aralarında gönül ilişkisi olmadığını, otelde konaklamadıklarını, araba parasını ödemesi için altın takılarını sanığa borç olarak verdiğini ve bu borcun kendisine henüz ödenmediğini belirtmiştir. Katılan ... ile sanık arasında borç ilişkisinden kaynaklanan husumetin bulunması, katılan mağdurenin yazdığını söylediği günlük sayfalarının bir kısmının olayın intikalinden sonra tesadüfen bulunduğu belirtilerek mahkemeye sunulması, katılan anne ...'nin taşa yazılan yazıların ortaya çıkmasından sonra tam olarak ne zaman katılan mağdure ile görüştüğünün dosya kapsamı itibarıyla anlaşılamaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, sanığın müsnet suçu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesinin direnmesine konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 20.06.2023 tarih ve 725-982 sayılı mahkûmiyet hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığın müsnet suçu işlediğinin sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, gereği için kararı veren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.06.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 01.07.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.