Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/4489 E. 2026/5724 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4489
- Karar No
- 2026/5724
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1031 E., 2023/713 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanıkların işyerinde gerekli güvenlik önlemlerini almamaları ve denetleme yapmamalarından dolayı olası kasıtla adam öldürmeden sorumlu tutulmalarına ve haklarında takdiri indirim uygulanmamasına ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz sebebi; kazanın meydana gelmesinde sanık ...'in hiçbir etkili ya da ihmali eylem ile dahilinin olmadığına ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; bilirkişi raporunda sanık ...'ın ölen ...'i asansör bakım onarım işçisi olarak işe aldığı halde montaj ustası olarak çalıştırdığı yönündeki tespitlerin doğru olmadığına, ölen ...'in meydana gelen zararlı neticeye kendi kusurlu hareketiyle sebebiyet verdiğine ve sanığa izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken, sanığa teşdit yapılmak ve bilinçli taksir hali uygulanmak suretiyle verilen hükmün bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 18.05.2017 tarihinde ... İnşaat ile ... Asansör Mühendislik Sanayi ve ... Ltd. Şti arasında asansör yapım sözleşmesi imzalandığı, 07.07.2017 tarihinde ise ... Asansör Mühendislik Sanayi ve ... Ltd. Şti. ile ... arasında taşeronluk sözleşmesi imzaladığı; 06.11.2015 tarihinde ...'ın, sanık ...'a ait firmada 7412.33 meslek koduna göre asansör bakım ve onarım işçisi sıfatıyla çalışmaya başladığı, ancak asansör montaj ustası meslek kodunun ise 7412.05 olduğu, suç tarihi olan 28.07.2017 günü saat 16.30 sıralarında sanık ...'in şantiye şefi olarak çalıştığı ... İnşaat isimli firmanın bina inşaatında asansör montaj işini üstlenen sanık ...'ın sahibi ve yetkilisi olduğu ... Asansör isimli firmanın asansör montaj işini yapmak üzere ... ile ..'yı görevlendirdiği, ...'ın asansör boşluğunda bulunan ve henüz montojı tamamlanmamış 4. kat seviyesinde kabin iskeleti üstündeki süspansiyon adı verilen ünitenin üzerinde çalışma yaptığı sırada asansör kabinin yukarı hareket etmesi sonucunda, asansör boşluğunun tavanı ile süspansiyon arasında sıkışarak yaralandığı ve tedavi gördüğü hastanede 30.07.2017 tarihinde öldüğü olayda; keşif üzerine alınan 25.09.2018 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporuna göre asansör montaj ustası olan ölen ...'in aldığı eğitimlere rağmen tehlikeli bir şekilde asansör kabininin üzerine çıkarak durdurucu sistemler olmadan kabini hareket ettirmesi nedeniyle asli kusurlu; sanık ...'ın, ölenin çalışması sırasında durdurma sisteminin montajı yapılmadan kabin üzerine çıkıp çıkmadığını denetlememesi ve durdurma sisteminin montajının yapılmasını sağlamaması nedeniyle tali kusurlu; sanık ...'in ... İnşaat firması tarafından yapılan inşaatta şantiye şefi olarak çalıştığı ve meydana gelen iş kazasının inşaatta alınması gereken tedbirden veya eksiklikten kaynaklanmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmede ise sanık ...'in, ölene gerekli iş güvenliği eğitimlerini verdiği ve olaydan yarım saat önce olayın meydana gelmesine konu bağlantıları yapmaları konusunda uyarıda bulunması göz önüne alındığında meydana gelen iş kazasında kusurlu olduğuna dair somut ve kesin bir delil bulunmadığı; sanık ...'in ise inşaatta şantiye şefi olduğu ve olayın inşaatın yapılmasıyla ilgili eksiklikten kaynaklanmadığı anlaşılmakla, sanıklarının kusurunun bulunmadığı kabul edilerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan beraat kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 13.10.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 25.09.2018 tarihli bilirkişi raporu arasında kusur durumları yönünden çelişki bulunması nedeniyle aldırılan 14.03.2022 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporuna göre ölen ...'in kendi güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde tedbirsiz çalışarak iş güvenliği kurallarına aykırı hareket etmesinden dolayı asli kusurlu; sanık ...'in, ölen ...'in çalışması sırasında durdurma sisteminin montajı yapılmadan kabin üzerine çıkıp çıkmadığını denetlememesi ve durdurma sisteminin montajının yapılmasını sağlamaması nedeniyle asli kusurlu; sanık ...'in, asıl iş veren şirket adına alt işveren şirket olan ... Asansörleri firmasının asansör montajını yaparken gerekli iş güvenliği kurallarına uygun hareket edip etmediğini asıl işveren adına kontrol etmemesi nedeniyle tali kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, olay tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 9.maddesi gereğince 26.12.2012 tarihinde çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre icra edilen iş kolunun çok tehlikeli işler kapsamında yer aldığı; 6331 sayılı Kanun'un 15. maddesine göre, çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacakların yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu almadan işe başlatılamayacakları, 17. maddesine göre ise, mesleki ... alma zorunluluğu olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde yapacağı işle ilgili mesleki ... aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağı düzenlemelerine yer verildiği; dosya içeriğine göre ölenin, çok tehlikeli işte çalışabileceğine dair sağlık raporu alınmadığı ve icra ettiği faaliyete uygun mesleki eğitimler verilmediği anlaşılmakla, sanık ...'ın, ...'in ölümünde gerekli önlemleri almaması nedeniyle bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 22/3. maddeleri gereği bilinçli taksirle öldürme suçundan; sanık ... hakkında ise 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi gereği taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR 13.10.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 25.09.2018 tarihli bilirkişi raporu arasında kusur durumları yönünden çelişki bulunması nedeniyle aldırılan ve hükme esas alınan 14.03.2022 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporundaki tespitlerin yeterli olması ve sanıkların ayrı müdafii ile temsil edilerek verilen kararın temyiz edilmesi nedeniyle Tebliğname'deki bozma isteyen görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Yargılama giderlerinin sanıklardan sebebiyet verdikleri oranda tahsili yerine eşit olarak tahsiline karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hükmün yargılama giderlerine ilişkin paragrafında yer alan "eşit olarak" ibareleri çıkarılarak yerine "sebebiyet verdikleri oranda" ibareleri yazılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.06.2026 tarihinde karar verildi.