Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/340 E. 2026/209 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2023/340
- Karar No
- 2026/209
- Karar Tarihi
DAİRESİ : YARGITAY 5. Ceza Dairesi SAYISI : 8-45 HÜKÜMLER : Sanığın rüşvet suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkindir.
I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın rüşvet suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan ise TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 04.04.2023 tarihli ve 8-45 sayılı hükümlerin, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 17.07.2023 tarihli ve 74684 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekili; görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu yönünden davaya katılma talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı ile sanığın rüşvet suçundan cezalandırılması gerektiği, sanık müdafii; suçun unsurlarının oluşmadığı, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarının oluştuğu, cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektirir somut deliller bulunmadığı gibi Mahkemenin bu yöndeki gerekçenin de yetersiz olduğu, takdiri indirim sebeplerinin bulunmadığı şeklindeki gerekçenin soyut olduğu düşünceleriyle temyiz isteminde bulunmuşlardır. III. İNCELEME KAPSAMI VE KONUSU Temyizin kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında rüşvet suçundan verilen beraat ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Hükmolunan ceza süresi yönünden kanuni şartları oluşmadığından sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin CMK’nın 299. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davası nedeniyle suçtan doğrudan zarar görmeyen, özel kanunda kamu davasına katılabileceğine ilişkin hüküm bulunmayan ve İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince de katılma talebinin reddine karar verilen Hazine ve Maliye Bakanlığının, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu yönünden kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi gereğince reddine ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçuna yönelik olarak temyiz incelemesinin münhasıran sanık müdafiinin temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Olay tarihinde hâkim olan sanık hakkında, müsnet suçların niteliği itibarıyla kanunda öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca suç işlemek amacı ile örgüt kurma, örgüte üye olma, tasarlayarak ve kan ve gütme saiki ile kasten öldürme ve diğer bir kısım suçlardan yürütülen soruşturma kapsamında, sanığın, tutuklu bulunan şüpheliler ... ve ... ile diğer dört şüpheli hakkında, aldığı üç buçuk milyon dolar rüşvet karşılığında görevinin gereklerine aykırı davranarak tahliye kararı vermek suretiyle rüşvet ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçlarını işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonunda: Şüpheliler ... ve diğerleri hakkında düzenlenen tutuklamaya sevk yazısının ekinde bulunan kolluk fezlekesi ile ilgili bilgi ve belgelerde; İran vatandaşı olan ...’nin 175 kg eroinle İran’da yakalanarak idam cezasına mahkûm edildiği, cezaevinden firar ederek sahte kimlik ile Türkiye’ye giriş yaptığı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak için yaptığı başvurular reddedildiği gibi hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan soruşturmalar yürütüldüğü, 2007 yılında Büyükçekmece’de 77 kg eroin ile yakalanması üzerine de tutuklandığı, ancak bu soruşturmada başka bir isimle hakkında işlem yapıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olup meslekten ihraç edilen savcı ... ile görüşmesi ve Ergenekon soruşturmasında gizli tanık olarak ifade vermesini müteakip 2010 yılında cezaevinden sahte kimlikle çıkıp yasa dışı faaliyetlerine devam ettiği, gerek adli makamlardan gerekse husumetli olduğu kişilerden gizlenebilmek için sahte kimlik edindiği, telefon numaralarını sık sık değiştirdiği, örgüt mensupları ile kriptolu mesajlaşma programlarıyla irtibat kurduğu, dört ayrı sahte kimliğe sahip olduğunun tespit edildiği, uyuşturucu baronu oldukları belirtilen... K. ile ... Ç.’ye ait uyuşturucu maddelerin farklı zamanlarda yurt dışında ele geçirilmesinde rolü olduğu düşüncesiyle taraflar arasında husumet bulunduğu, ...’nin kullanımında olan ancak olay günü içerisinde bulunmadığı araca 2014 yılında faili meçhul şüphelilerce düzenlenen saldırı sonucunda kızı ... ile ortağı ...’in kardeşi ...’in öldürüldükleri, ...’nin intikam almak ve başka olaylar nedeniyle husumetli olduğu şahısları etkisiz hâle getirmek amacıyla kurduğu silahlı suç örgütünün lideri olduğu, ...’un 04.05.2016 tarihinde Dubai’deki evinin otoparkında öldürülmesinde, cinayetin azmettiricilerinin ... ve ... olduklarının belirtildiği, yüksek güvenlikli olan rezidanstaki başka bir dairenin, eylemi gerçekleştiren şüphelilerin söz konusu yere rahatça girebilmeleri için kiralandığı ve ...’nin ...'e 16.12.2015 tarihinde; "... Dubai de bu hesaba 134.000 dirhem yatırsın." şeklinde mesaj gönderdiği, havale silsilesinden kiranın ... tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, 29.04.2017 tarihinde Sarıyer’de, İran uyruklu medya patronu ... ve Kuveyt uyruklu iş adamı ...’nın, siyah çarşaflı iki kişi tarafından araç içerisinde silahlı saldırı sonucu öldürülmesi olayında, suç faillerinin kullandığı ve olay akabinde de yakılan araçla birlikte hareket eden ve bölgede keşif çalışması yapan diğer bir aracın ...'nin şoförlüğünü yapan örgüt üyesi ... tarafından satın alındığının saptandığı, yapılan HTS ve baz sinyal bilgisi çalışmaları sonucunda her iki şüpheli aracın keşif ve eylem güzergahının ... ve ... adına kayıtlı hatların baz sinyal bilgileriyle ayniyet gösterdiği, her iki hattın da ...’nin eşi olan ... adına kayıtlı hat ile irtibatı bulunduğunun ortaya konulduğu hususlarına yer verildiği, hâkim tanık ...’in yetkili olduğu İstanbul ... Sulh Ceza Mahkemesince 20.04.2018 tarihinde, suç işlemek amacı ile örgüt kurma, örgüte üye olma ve tasarlayarak kan gütme saiki ile kasten öldürme suçlarından ... ve ... ile suç işlemek amacı ile örgüte üye olma ve suç örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından diğer dört şüphelinin tutuklandıkları, inceleme dışı sanık ...'nun sanığı birden fazla kez, ...'nin tahliye edilmesi için aradığı, sanığın bu nedenle soruşturmayı yürüten tanık Cumhuriyet Savcısı ... ile üç-dört kez görüştüğü ve soruşturmayı takip etme nedenini paylaştığı, tahliye talebinde bulunulması hâlinde dosyanın kendi nöbetine denk getirilmemesini istediği, buna rağmen nöbetçi olduğu günde talep üzerine tutuklu şüpheliler ..., ... ve dört şüpheli hakkında adli kontrol uygulanmak suretiyle tahliye kararı verdiği, karara yapılan itirazı değerlendirecek... Sulh Ceza Hâkimi ...’a, ... ve ... bakımından yapılan itirazın kabul edilebileceğini söyleyerek inceleme dışı sanık ...’nun araması nedeniyle tahliye kararı verdiğini ima ettiği, dosya itiraz aşamasındayken ...’nun avukatının tutuklama kararını veren hâkim ...'in odasına gelip itirazı değerlendirecek hâkim ile ilgili sorular sorduğu ve ...’yu arayarak kendisi ile görüştürmek istediği, telefona cevap vermemesi nedeniyle görüşemedikleri, itiraz merciince, itirazın ... ve ... bakımından kabulüne karar verildikten sonra inceleme dışı sanık ...'nun, tanık ...’ı arayarak Dubai'de işlenen cinayet ile ilgili şüphelilere isnat edilen kasten öldürme suçunun maktulü yabancı bir şahıs olup suç yerinin yurt dışı olması nedeniyle soruşturma ve kovuşturma koşulunun bulunmadığı, ...'nin tutuksuz yargılanması gerektiğini söyleyince, tanık ...'ın dosyada karar verdiğini ifade ettiği, bir gün sonra ise inceleme dışı sanık ...'nun makam odasından arayarak aynı yönde konuşmalar yaptığı kabul edilen olayda; Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler (Anayasa madde 140/2). Bu suretle hâkim ve savcıların hukuki hata ve takdir yanılgıları nedeniyle yargılanamayacakları anayasal güvence altına alınmıştır. Anayasa ve kanun hükümlerinin yorumu ile somut olaya uygulanmasında hâkimin takdirinin yargısal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Bu güvence ve kapsamı her türlü tartışmadan varestedir. Maamafih, hâkim ve savcıların işledikleri görev suçlarının, yargısal faaliyet olarak değerlendirilip bu korumadan faydalanamayacakları da muhakkaktır. Bu durumda, ...'ye isnat edilen eylemlerin kapsamı ile daha öncesinde uluslararası alanda yaptığı ileri sürülen fiiller de dikkate alındığında; dosya kapsamındaki delillerin tutuklama kararı verilmesi için aranılan kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delil niteliği taşıdığı, şüphelilere isnat edilen suçların da tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlar arasında yer aldığı, soruşturma kapsamında ...'nin birçok sahte kimlik ile yakalandığına dair tespitlerin şüphelinin kaçacağı şüphesini uyandırdığı, bu itibarla CMK'nın 100. maddesinde öngörülen tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu, tutuklama kararı üzerinden geçen beş buçuk aylık süre içerisinde delil durumunda şüpheliler lehine herhangi bir gelişme yaşanmadığı, ... tarafından kurulduğu belirtilen suç örgütü ile ilgili delillerin toplanmasına devam edildiği, buna rağmen verilen tahliye kararında şüphelilere isnat edilen suçların oluşumu noktasında esasa ilişkin değerlendirmeler yapıldığı, şüphelilerin müsnet suçlar nedeniyle mahkûm olmaları hâlinde verilecek cezalara yönelik tahminlere yer verildiği ve olası infaz süreleri tahliye gerekçesi olarak gösterilerek emsal uygulamalara aykırı yönde karar verildiği, sanığın süreçteki davranış, paylaşım ve tevilli ikrarları ile mesleki kıdem ve tecrübesi de dikkate alındığında takdir yetkisini aşacak şekilde hareket etmek suretiyle yargısal yetkisini kötüye kullandığı, itiraz merci tarafından ... ve ... hakkında yakalama kararı verilmiş ise de şüphelilerin kaçtıkları ve yakalanamadıkları, böylece anılan kişilere haksız menfaat de sağlanmış olmakla görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işlediği yönündeki kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Keza sanığın; ...'yi tahliye etmesi karşılığında avukatlar ... ve ...’ten, üzerinde seri numarası şifre olarak kullanılan bir adet 10 TL'lik banknotu alarak Kapalı Çarşı'da bulunan bir kuyumcuya gittiğine, banknot karşılığında üç buçuk milyon dolar aldığına ve karşılığında tahliye kararı verdiğine ve bu suretle rüşvet aldığına ilişkin isnadın, Erzurum Cumhuriyet Savcısı ... tarafından aynı yerde Cumhuriyet savcısı olan tanık...’e aktarıldığı iddiası üzerine duyuma bağlı olarak tanık...'in düzenlediği tutanağa dayandırıldığı, tutanak içeriğinde yer alan iddianın muhatapları olan tanıklar ..., ... ve ... tarafından bu iddianın doğrulanmadığı, sanığın da suçlamayı kabul etmediği, tanıklar ... ve ...'ın belirtilen dosyada ...'nin avukatı olmadıklarının anlaşıldığı, böylece mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet rüşvet suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı mülahazası ile in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince rüşvet suçundan beraatine dair verilen kararda da hukuka aykırılık saptanmamıştır. Şu hâle göre; Sanığa isnat olunan görevde yetkiyi kötüye kullanma eylemleriyle ilgili ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin, müsnet rüşvet alma suçunun ise sanık tarafından işlendiğinin ispat edilemediğinin kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün delillerin ve aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu, görevde yetkiyi kötüye kullanma eyleminin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davalarının esastan reddiyle beraat ve mahkûmiyete ilişkin hükümlerin onanmasına karar vermek gerekmiştir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın rüşvet suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davası nedeniyle suçtan doğrudan zarar görmeyen, özel kanunda kamu davasına katılabileceğine ilişkin hüküm bulunmayan ve İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince de katılma talebinin reddine karar verilen Hazine ve Maliye Bakanlığının, kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE, Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçuna yönelik olarak temyiz incelemesinin, münhasıran sanık müdafiinin temyiz istemi ile sınırlı olarak YAPILMASINA, 2- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin usul ve kanuna uygun 04.04.2023 tarihli ve 8-45 sayılı sanık hakkında rüşvet suçundan kurulan beraat ve görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin CMK'nın 302/1 maddesi gereğince ONANMASINA, 3- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede rüşvet suçu açısından oy çokluğuyla, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu bakımından ise oy birliğiyle karar verildi.