Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2025/11358 E. 2026/7359 K. – İcrai Davranışla
Konu: İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/11358
- Karar No
- 2026/7359
- Karar Tarihi
- Konu
- İcrai Davranışla Görevi Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1751 Esas, 2025/1799 SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Yasal koşulları bulunmadığından katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2025 tarihli ve 2024/173 Esas, 2025/83 sayılı Karar ile yüklenen suçtan sanık ...'nun 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e, sanık ...'nun ise aynı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatine hükmolunmuştur. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 04.06.2025 tarihli ve 2025/1751 Esas, 2025/1799 sayılı Kararı ile katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Taraflar arasında avukatlık ilişkisi dışında başka hiçbir ilişkinin olmamasına rağmen sanık ...'ün savunmasında ticari ilişkiden kaynaklı alacağının olduğu hususunu açıklayamadığına, sanıkların avukatlık sözleşmesine istinaden haketmiş olduğu ücretten çok daha fazlasını haksız olarak uhdelerinde tuttuklarına, fahiş meblağları masraf adı altında katılandan aldıklarına, dosyaya masraf olarak yatırılması gereken tutarın dosyaya yatırılmamasının ve katılanın tarafı olduğu icra dosyasından tahsil edilen tutarın iade edilmemesinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna, davaya konu uyuşmazlığın aynı zamanda hukuk yargılamasının da konusu olabilmesinin ceza yargılamasında mahkumiyet kararı verilebilmesine engel teşkil etmediğine, bilirkişi raporunda sanıkların hak ettiklerinden fazla tutardaki meblağı uhdelerinde tuttuklarının tespit edildiğine, sanık ...'in diğer sanık ...'ün vergi kayıtlarında bağımlı çalışanı olarak gözüktüğü halde sanıkların birlikte katılanın vekilliğini üstlendiklerine, sanıkların atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve hükümlerin bozulması istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Sanığa isnat edilen eylemlerin sübutu halinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği ve bu suç yönünden dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmediği belirlenmiştir. Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddiaların reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen İlk Derece Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükmüne karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında katılanlar vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra 22.10.2025 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. III. KARAR 1. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin Kararında, katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip, aynı Kanun'un 303/1-a maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık ... hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereği İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2026 tarihinde karar verildi.