Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/8439 E. 2026/7354 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2023/8439
Karar No
2026/7354
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1787 Esas, 2019/2533 Karar SUÇLAR : Zimmet, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Diyanet İşleri Başkanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden sonra temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 286/2-g maddesinde yer verilen “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile nitelikli dolandırıcılık suçunun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekillerinin sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli ve 2018/408 Esas, 2019/257 sayılı Kararı ile sanığın zimmet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine hükmolunmuştur. B. İstinaf Katılan Hazine vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmasız yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 11.12.2019 tarihli ve 2019/1787 Esas, 2019/2533 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Hazine Vekilinin Temyiz İstemi Dosya kapsamına göre sanığın suçu sabit olmasına rağmen eksik incelemeye dayalı karar verildiğine, kararın bozulması istemine ilişkindir. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yargılama sürecinde davadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediklerine, idari soruşturma rapor içeriği ve dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmasına rağmen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın atılı suçtan üst hadden cezalandırılması istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Suç tarihlerinde ... Camii imam hatibi olarak görev yapan sanığın 03.11.2017, 01.12.20 17... .01.2018 tarihlerinde düzenlenen yardım kampanyaları kapsamında cuma namazından sonra toplanan 1.090,00 TL'yi ilgili hesaplara yatırdığı belirlenmesine rağmen yardım toplama tutanaklarını Müftülüğe teslim etmeyerek haksız menfaat temin ettiğine ilişkin isnatların sübut bulmadığı yönündeki kabulde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte 02.02.2018 tarihinde düzenlenen yardım kampanyası kapsamında 1.290,00 TL olarak toplanan paranın 150,00 TL'sinin cami temizliğinde görev alan belediye işçilerinin yemek ücreti olarak ödenmesinden sonra geri kalan 1.140,00 TL'nin müftülüğe ulaştırılmak üzere tutanak ile sanığa teslim edildiği ancak sanığın yemek ücreti olan 150,00 TL için düzenlenen tutanaktaki miktarı 450,00 TL olarak değiştirmek suretiyle yardım kampanyası kapsamında 450,00 TL toplanmış gibi göstererek müftülüğe 450,00 TL teslim ettiği, 16.02.2018 tarihinde düzenlenen yardım kampanyası kapsamında toplanan 785,00 TL'nin Müftülüğe ulaştırılmak üzere sanığa teslim edilmesine rağmen sanığın bu tarihte yardım toplanamadığına dair tutanak düzenlediği isnatlarına ilişkin olarak sanığın savunmasında eksik olarak yatırdığı paraların nedenini açıklayamadığı ve tüm dosya kapsamı itibariyle söz konusu isnatların sübut bulduğu, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'nun 2. maddesi gereğince vakıflara yapılan bağış ve yardımların söz konusu Kanun kapsamında bulunmadığından Kanun'un 28. maddesinin uygulanma imkanının olmadığı keza ... Diyanet Vakfı adına toplanan paraların kamu parası sayılamayacağı, vakfa ait para kabul edilmesi gerekeceği hususları nazara alınarak, ... Kaymakamlığının 07.02.2019 tarihli yazısında; ''...bildirilen tarihler aralığında yapılan çeşitli yardım toplama faaliyetlerinde sanık adına düzenlenen bir izin belgesinin bulunmadığının...'', ... İlçe Müftülüğünün 30.10.2018 tarihli cevabi yazısında ise; ''2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu Usul ve Esasları ve Diyanet İşleri Başkanlığının 31.03.2005 tarihli ve 327 sayılı yazısı gereğince bütün camilerde düzenlenen yardım kampanyalarında yardım başında durmak ve toplanan yardım miktarını tespit ederek yardım tutanaklarını imzalamak üzere oluşturulan Yardım Toplama Sorumlularının denetiminin caminin resmi görevlisine ait olduğunun, bu nedenle adı geçen görevli sanığın doğal olarak Yardım Toplama Komitesinin içinde yer aldığının ayrıca belirtilen tarihlerde sanığın izinli olmadığının...'' bildirildiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin zimmet mi yoksa hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma vasfında mı olduğunun tespiti açısından, anılan yazılar arasında çelişkinin giderilmesi amacıyla ... İlçe Müftülüğüne yeniden yazı yazılması ile sanığın belirtilen tarihlerde yardım toplama faaliyetlerinde görevli olup olmadığının ve yardımın hangi kurum adına ne şekilde toplandığının kesin bir şekilde tespiti ile suç vasfının buna göre belirlenmesi, sonucuna göre eylemlerin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma vasfında olduğunun belirlenmesi halinde uzlaşma işlemlerinin yerine getirilmesi ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekillerinin sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE, Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, ek Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.07.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/8439, K. 2026/7354, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2023-8439-e-2026-7354-k-4b64941b81b8