Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/321 E. 2026/3023 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/321
- Karar No
- 2026/3023
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/21 E., 2022/9 K.
Bozma ilamlarına uyularak verilen görevsizlik kararları sonucu dosya kendisine gelen İlk Derece Mahkemesince dosyalar birleştirilerek verilen karar davacı-davalı ... vekili, davacı-davalı ... ve arkadaşları vekili, davacı-davalı ... ve arkadaşları vekili ve katılma yoluyla davacı-davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; katılma yoluyla hükmü temyiz eden ... vekiline tebligatın yapıldığı 14.05.2023 tarihi ile temyiz tarihi olan 26.05.2023 tarihi arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 433/2. maddesinde öngörülen 10 günlük süre geçmiş olduğu gibi, kendisi ile aynı tarafta bulunan dava arkadaşının temyiz başvurusu, katılma yoluyla temyiz hakkını doğurmayacağından davacı-davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, davacı-davalı ... vekili, davacı-davalı ... ve arkadaşları vekili ve davacı-davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 73... parsel sayılı 366.802,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 07.11.1950 tarihli ve 4, 5 ve Ağustos 1950 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kayıtları ile farklı kişiler adına kayıtlı Eylül 325 tarihli ve 30... sıra numaralı tapu kayıtlarının bulunduğu, taşınmaz miktarının tapu kayıtlarının toplam miktarından fazla olduğu, işin hükmen halli gerektiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşlarının Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; 1950 tarihli ve 4, 5 ve Ağustos 1950 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kayıtları, vergi kayıtları, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 3 73... parsel sayılı taşınmazın müştereken adlarına tescilini talep etmişlerdir. 3. Birleşen dosyada davacı Hazine vekilinin Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; dava konusu 3 73... parsel sayılı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, taşınmazın tapu kaydında mülkiyeti ihtilaflıdır şerhi bulunduğunu, bu şerhin dayanağı olan Keskin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/100 Esas sayılı dosyasında, takipsizlik nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ileri sürerek, 3 73... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki mülkiyeti ihtilaflıdır şerhinin kaldırılmasını ve taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili ana dosyada sunduğu cevap dilekçesinde; davacılar dayanağı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Keskin Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.1986 tarihli ve 1963/1 00... /91 Karar sayılı kararı ile takip edilemeyen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Keskin Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2006 tarihli ve 1998/164 Esas, 2006/234 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 27.03.2006 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekli krokisinde kırmızı ve sarı renkle gösterilen (b1+b2+b3+b4) harfleriyle gösterilen toplam 39.557,39 metrekare yüzölçümündeki Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılan kısımlar haricindeki 3 73... parsele ilişkin mülkiyeti ihtilaflı şerhin iptali ile Hazine adına tarla vasfıyla tapuya tesciline, kamulaştırılan kısımların karayolu olarak tespitine, krokide (A) harfiyle gösterilen kısmın 30 parsel olarak devamına, (C) harfiyle gösterilen kısmın ise aynı adada son parsel numarası verilerek tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Keskin Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.03.1986 tarihli ve 1963/1 00... /91 Karar sayılı kararına karşı davacı ... mirasçısı ... vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 14.10.2010 tarihli ve 2010/8402 Esas, 2010/10480 Karar sayılı kararıyla "...Hükmün temyiz incelemesinin yapıldığı tarihte 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun yürürlükte olduğu, bu Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş tapulama mahkemelerinin Kadastro Mahkemesi adını aldığı ve açılmış davaların bu kanundaki hükümlere göre yürütüldüğü, diğer yandan asliye hukuk mahkemelerinde bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu'na göre açılan veya müracaata bırakılan davalara bu kanundaki hükümler doğrultusunda Kadastro Mahkemelerinde bakılmasının zorunlu olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca da kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılmadığının anlaşılması halinde hakimin re’sen lüzum gördüğü delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescili gerekeceğine karar vermesinin icap ettiği, yapılan bu saptamalara göre, malik hanesi açık bırakılan 30 sayılı parsele ilişkin olarak re’sen gerekli deliller de toplanarak taşınmazın kimin adına tescil edileceğine karar verilmesi..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Keskin Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2006 tarihli ve 1998/164 Esas, 2006/234 Karar sayılı kararına karşı davalı olarak davaya katılan ... mirasçıları vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 09.05.2017 tarihli ve 2015/1205 Esas, 2017/6705 Karar sayılı kararıyla "...Dava konusu parselin halen malik hanesi boş olup, taşınmaz hakkında sicil oluşmadığına ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca gerçek maliki belirleme görevi ile malik hanesini doldurma görevi Kadastro Mahkemesine ait olduğuna göre, uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesine gönderilmesi ..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesinden ayrı ayrı verilen görevsizlik kararları üzerine dosyaların geldiği Kadastro Mahkemesince davalar birleştirilerek, İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...24.10.2014 tarihinde yapılan keşif ve bu keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanları, keşif sonrası teknik bilirkişilerce düzenlenen 24.12.2014 tarihli raporlar ve dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 22.10.2019 tarihli bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacıların iddia ettikleri tapu kayıtlarının davaya konu 3 73... parsel içerisinde bulunmadığı, bu taşınmazın bir bölümünü yada tamamını kapsamadığının anlaşıldığı, 3 73... parselin Hazineye ait olduğu, başka kişi yada kimselerle irtibatlı olmadığı..." gerekçesiyle davacılar ... ... ve ... tarafından açılan davanın reddine, davacı Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, 3 73... parselin ve bu parselden Keskin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/1 64... /234 Karar sayılı ilamı ile ayrılan ve ilam metninde (C) harfi ile gösterilen kısmın davalı-davacı Hazine adına tapuya tesciline, aynı taşınmazlar üzerinde bulunan "mülkiyeti ihtilaflıdır" şerhinin kaldırılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı-davalı ... (... mirasçısı) vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu 3 73... parselin, hatalı bilirkişi raporları neticesinde Hazineye ait olduğuna kanaat getirilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı-davalı ... ve arkadaşları (... mirasçıları) vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın hukuken kabulünün mümkün olmadığını, karara dayanak teşkil eden 01.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda 3 73... parselle ilgili uzmanlık sınırları dışına çıkılarak hüküm niteliğinde değerlendirmeler yapıldığını, dosyaya ibraz edilen belgelerin tamamı incelenmeksizin rapor düzenlendiğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazların dikkate alınmadığını, delillerin hatalı değerlendirilmesi ve eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davacı-davalı ... ve arkadaşları (... mirasçıları) vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna uygun olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, komisyon kararında bahsi geçen tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı, uymadığı takdirde zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Dava konusu 3 73... parsel sayılı taşınmaz Kadastro Komisyonunca; 7.11.1950 tarihli ve 4, 5 ve Ağustos 1950 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kayıtları ile farklı kişiler adına kayıtlı Eylül 325 tarihli ve 30... sıra numaralı tapu kayıtlarının bulunduğu, taşınmaz miktarının tapu kayıtlarının toplam miktarından fazla olduğu, işin hükmen halli gerektiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Komisyon kararında bahsi geçen 1950 tarihli ve 4, 5 ve 7 sıra numaralı kayıt malikleri ve mirasçıları davada taraf olarak yer almakta ise de, Eylül 325 tarihli ve 30... sıra numaralı kayıt maliklerinin davaya taraf edilmedikleri anlaşılmaktadır. Kadastro Komisyonundan aktarılan ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi uyarınca resen araştırma ilkesinin uygulanacağı bu nitelikteki uyuşmazlılarda hükümden hakları etkilenecek kayıt maliklerinin de davada taraf olarak yer alması gerekir. Taraf teşkilinin sağlanması, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarındandır. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesinin davacıların dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, zilyetlik yönünden yapılan araştırma uyuşmazlığı aydınlatmaya elverişli bulunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde zilyetliğe ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından genel olarak dava konusu taşınmazın ... tarafından zilyet edildiği belirtilmiş ise de zilyetliğin başlangıç tarihi, ilk olarak ne zamandan beri kim tarafından ne şekilde kullanılmaya başlandığı ve sürdürülüş şekli hakkında yeterli ve somut beyanları alınmamıştır. Ayrıca, taşınmazların kullanım süresi ile niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olup, mahkemece bu yönde de yeterli araştırma yapılmamış, 22.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz yeri 1952 tarihli hava fotoğrafına işaretlenmiş ise de, kullanım durumuna ilişkin yorum yapılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Komisyon kararında bahsi geçen Eylül 325 tarihli ve 30... sıra numaralı kayıt malikleri araştırılarak tespit edilecek mirasçılarına davetiye çıkartılarak davadan haberdar olmaları ve bu şekilde taraf teşkili sağlanmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı, bundan sonra tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; ardından mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın ilk olarak ne zaman, kim tarafından ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraat bilirkişi heyetinden, taşınmazın zirai faaliyete konu olup olmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususunda, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverir şekilde rapor düzenlemeleri ve rapora taşınmazların fotoğraflarını da eklemeleri istenilmeli; fen bilirkişisine keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmelidir. Bunların yanında, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Dava konusu 3 73... parsel sayılı taşınmazın Keskin Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.12.2006 tarihli ve 1998/164 Esas, 2006/234 Karar sayılı kararının bozma öncesi hataen kesinleştirilmesi sonucu 07.09.2009 tarihinde Hazine adına tapuya kaydedilip aynı tarihte bu karara göre 3 73... , 51... parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığı, bilahare 3 73... parselin 27.06.2012'de 3 73... , 54, 55 parsellere ifraz olduğu anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken dava konusu taşınmazın aldığı yeni parsel numaraları gözetilerek infazı kabil hüküm kurulması gerektiği göz önünde bulundurulmalı, Karayolları Genel Müdürlüğünden kamulaştırma evrakları eksiksiz getirtilerek, kamulaştırıldığı belirlenen kısımlarda mülkiyetin tespitine karar verilip verilmeyeceği değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi uyarınca kararda, davanın taraflarının ve taraf sıfatlarının doğru ve eksiksiz şekilde gösterilmesi zorunlu olmasına rağmen, bu husus gözetilmeksizin hatalı karar başlığı düzenlenmesi de doğru görülmemiş olup, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davacı-davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davacı-davalı ... (... mirasçısı) vekili, davacı-davalı ... ve arkadaşları (... mirasçıları) vekili ile davacı-davalı ... ve arkadaşları (... mirasçıları) vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.