Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/11840 E. 2026/1831 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11840
Karar No
2026/1831
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/1109 E., 2024/1109 K.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın, davacının sürücüsü olduğu motosiklet ile çarpışmasıyla oluşan 03.09.2023 tarihli trafik kazası sonucunda davacının yaralanarak malul kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 51.300,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığını, maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediğini, kendilerine gerekli belgeler ile başvuru yapılmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı meydana gelen kaza nedeni ile yaralanarak malul kaldığını iddia etmişse de dosyaya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmaması nedeni ile başvurunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; aleyhe bozma kararının ihlal edildiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen usulden ret kararına sadece davacı tarafından itiraz edilmesine rağmen itiraz sonucunda İtiraz Hakem Heyeti tarafından esastan ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamında düzenlenen kusur raporunu kabul etmediklerini, ceza yargılamasında düzenlenen kusur raporu ile çelişki oluştuğunu, hesap bilirkişi raporunda davacının geliri asgari ücret olarak belirlense de dava dilekçesi ekinde gelir durumunu gösteren tahakkuk fişinin dosyaya sunulduğunu, manevi tazminat talebinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanarak malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu, davacı motosiklet sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. Dosya içerisinde bulunan Cumhuriyet Başsavcılığına yönelik düzenlenen kusur raporunda davacı motosiklet sürücüsünün 1. derecede asli kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince aldırılan kusur raporunda ise meydana gelen kazada davacının %100 oranında, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu belirlenmiş, bu rapora itibar edilerek sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığı kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile her iki rapordaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir heyet raporu alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri tazminatı ile manevi tazminat talebinin maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verildiği; davacı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince, sürekli iş göremezlik tazminatı talebi yönünden usulden ret kararı verilmesinin uygun görüldüğü, bunun dışındaki talepleri olan geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri ile ilgili sağlık kurulu raporunda tespitler yapıldığı belirtilerek kusur oranları, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplanması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, rapor sonucuna göre davacının %100 kusurlu olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davanın esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Sigorta tahkim yargılaması sürecinde Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararlarına karşı İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz başvuru yolu kabul edilmiş olup, verilen karara karşı itiraz yoluna başvuranın (somut olayda davacı) daha aleyhine olacak biçimde İtiraz Hakem Heyeti tarafından karar verilmesi mümkün değildir. Buna aleyhe hüküm verme yasağı denir. Bu yasak, usule dair kazanılmış hak kavramı ile de ilgilidir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen usulden red kararına karşı sadece davacı yanın itiraz yoluna başvurduğu ve itiraz yoluna başvuran davacı talebi hakkında daha aleyhe olan esastan red kararı verilemeyeceğinden, İtiraz Hakem Heyeti kararı aleyhe hüküm verme yasağını ihlal edici niteliktedir. Ayrıca, HMK'nın 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Söz konusu düzenleme, kamu düzenine ilişkindir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında çelişki bulunamaz. İtiraz Hakem Heyetince gerekçede, davacının yalnızca geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri ile inceleme yapıldığı belirtilmesine rağmen yeni hüküm kurularak davacının talebinin tümden esastan reddine karar verilmiş olması, öte yandan davacının itirazının hem reddine karar verilip hem de usulden redde ilişkin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının davacının aleyhine olacak şekilde kaldırılarak esastan reddine karar verilmiş olması çelişki oluşturduğundan ve bu durum temyize gelen davacının aleyhine olacağından HMK'nın 297/2. hükmüne uygun açık, tereddütsüz ve infazı kabil şekilde hüküm tesis edilmek üzere kararın bozulması gerektiği ve kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına gerekçesi yönünden katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/11840, K. 2026/1831, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-11840-e-2026-1831-k-0094863bf413