Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2698 E. 2026/43 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2698
Karar No
2026/43
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2714 E., 2025/226 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/271 E., 2024/524 K.

Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2025 tarihli ek kararı ve asıl kararı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava; 8 47... parsel sayılı taşınmaz yönünden bağış sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle tapu iptali-tescil, olmazsa mirasta denkleştirme, bu da mümkün olmazsa tenkis; dava konusu 8 47... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise muris muvazaasına dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa mirasta denkleştirme, bu da mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.

Davacı; mirasbırakan babası ...'in dava konusu 8 47... parsel sayılı taşınmazını davalı oğlu ...'e bağış suretiyle devrettiğini, mirasbırakanın 8 47... parsel sayılı taşınmazını ise kızları olan davalılar ..., ... ve ...'ya (davalı ...'nin murisi) satış suretiyle temlik ettiğini, 96 parsel yönünden bağış sözleşmesinin şekil şartlarına uygun düzenlenmediğinden geçersiz olduğunu, 102 parsel yönünden ise temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığı takdirde mirasta denkleştirme yapılarak taşınmazların terekeye iadesini, bu da mümkün olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı ...; dava konusu taşınmazın bağış suretiyle kendisine devredildiğini, zamanaşımı itirazında bulunduğunu, hasta olan mirasbırakana maddi ve manevi olarak en iyi şekilde baktığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalılar ..., ... ve ... vekili; iddiaların doğru olmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davalı ...'nin annesi olan muris ...'nın (mirasbırakanın kızı) evlendikten kısa bir süre sonra hem bedensel hem de zihinsel olarak engelli hale gelip mirasbırakanın yanına döndüğünü, mirasbırakanın kızını tedavi ettirebilmek ve geçimini sağlayabilmek için tüm mirasçılarını arayarak dava konusu taşınmazı satmak istediğini bildirdiğini, davacı da dahil tüm çocuklarının bu durumdan haberdar olduğunu, mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini, başka taşınmazlarının da bulunduğunu, davalı ...'nin mirasbırakanla birlikte yaşadığını, mirasbırakanın maddi manevi tüm bakımının davalılar tarafından yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince; 96 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan tarafından şekil şartlarına uygun olarak resmi akitle devredildiğinden geçersiz olduğu yönündeki iddianın yerinde olmadığı, 102 parsel yönünden ise muris muvazaası iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 297. maddesi gereğince terditli tenkis talebi yönünden olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 96 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan tarafından şekil şartlarına uygun olarak resmi akitle devredildiğinden geçersiz olduğu yönündeki iddianın yerinde olmadığı, diğer dava konusu 102 parsel yönünden ise temlikin muvazaalı olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bağış suretiyle devredilen dava konusu 96 parsel yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak 102 parsel yönünden temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak dava konusu 96 parsel yönünden davanın reddine, 102 parsel yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2025 tarihli ek kararıyla miktar yönünden temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez ise de dava konusu taşınmazla ilgili verilecek nihai kararın istinaf veya temyiz yollarına tabi olup olmayacağı hususunun uzman bilirkişi tarafından tespit edilen dava değerine göre belirleneceği kuşkusuzdur.

Öte yandan; muhakeme sırasında başlangıçta dava değerinin belirlenmesinde inisiyatif davacıda olsa da 6100 sayılı HMK'nın 26.maddesinde düzenlenen “taleple bağlılık” ilkesi sadece davacının değil, davalının da taleplerinin nazara alınmasını emrettiğinden, kanun yoluna başvurulması hâlinde davacının talepleri yanında davalının taleplerinin de Mahkemece değerlendirmeye alınması gerekir. Aksi kabul edilerek tespitine dair bilirkişi raporlarına karşı davalının talep ve itirazlarının dikkate alınmaması hâlinde, verilen kararın davalı tarafından kanun yoluna götürülmesi ve denetlenmesi engellenmiş olacaktır. Bu durum, davalının davada kendisini savunmasına ve adil yargılanmasına engel olacak nitelikte bulunduğundan, istinaf ve temyiz hakkının dava değerine veya hüküm altına alınan değere göre belirlenmesi sırasında Kanun'un 341/3-4. ile 362/2. maddeleri uyarınca istinaf ve temyiz sınırı belirlenirken davalı tarafın ileri sürdüğü taleplerin de nazara alınması kanuna, hukuka ve hakkaniyete uygun bir değerlendirme olacaktır.

Üstelik somut olaydaki gibi her iki tarafın itirazının bulunmasının yanı sıra, her iki tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmediği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda da, karar vermeye elverişli olmayan bir rapora taraflarca itiraz edilmemiş olması hâkimin vereceği hüküm sonucunu ... şekilde bir usuli kazanılmış hak doğurmaz. Bilirkişi raporu hükme esas almaya uygun değilse, hâkimin davayı hatalı bu rapora göre çözümlendirmek zorunda olduğunu kabul etmek, açık yasal düzenlenmeler ve usul hukukunun temel ilkeleri yanında hâkimin maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli ve 2022/508 Esas, 2023/226 Karar tarihli kararı) Bilindiği üzere; davanın konusu olan bir taşınmazın değeri belirlenirken; cins ve nev'i, yüz ölçümü, değeri etkileyebilecek tüm nitelik ve unsurlar, varsa imar durumu vergi beyanı, resmi kurumlarca yapılmış değer takdirleri, arazilerde taşınmaz malın mevki ve koşullarına göre olduğu gibi kullanılması durumunda getirebileceği net gelir; arsa ise emsal satışlara göre olması gereken satış değeri, taşınmazda yapı var ise resmi birim fiyatları, maliyet hesapları ve yıpranma payı ile bedelin saptanmasında etkili olacak diğer objektif ölçülerin göz önüne alınması ve bu kriterlerde değerlendirilerek taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin belirlenmesinde zorunluluk vardır.

Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 8 47... parsel sayılı taşınmazın gerçek değerinin tespiti için ziraatçi ve inşaatçı bilirkişiden 21.01.2023 tarihli rapor alınarak taşınmazın dava tarihi itibarıyla değeri tespit edilmiş ise de hem davacı vekili hem de davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından taşınmazın tespit edilen değerinin rayiç bedelinin çok altında olduğuna dair bilirkişi raporuna itiraz edildiği, davalılar vekilince sunulan itiraz dilekçesinde aynı mahallede bulunan emsal taşınmaz satışlarına ilişkin örnekler de bildirilerek ek rapor alınması istenildiği halde Mahkemece taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazı hususunda herhangi bir karar verilmeksizin, denetime elverişsiz ve yeteriz bilirkişi raporu hükme esas alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; mahallinde yeniden keşif yapılıp yukarıda belirtilen unsurlar değerlendirilerek taraf vekillerinin itirazlarını giderecek şekilde, konusunda uzman bilirkişiden yeniden rapor alınması, dava konusu 8 47... parsel sayılı taşınmazın dava tarihi itibarıyla gerçek rayiç değerinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince ek kararla temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup ek kararın kaldırılarak hükmün bozulması gerekmiştir.

Davalılar ..., ... ve ... vekilinin değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen 25.04.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2698, K. 2026/43, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2698-e-2026-43-k-e54270d1c5ab