Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6323 E. 2026/3167 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6323
Karar No
2026/3167
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1046 Esas, 2025/918 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/102 E., 2021/378 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesi'nin müşterisi olduğunu, davalı banka nezdinde euro ve USD hesapları bulunduğunu, 2015 yılı sonununda yaptığı kontrollerde bu hesaplardan bilgisi ve rızası dışında bir çok işlemle para transferi gerçekleştirildiğini tespit ettiğini, konu ile ilgili banka nezdinde müfettiş incelemesi yapıldığını, banka tarafından yapılan işlemlerde müvekkilinin ıslak imzalı talimatlarının alınmadığını, bu sebeple davalı bankanın kusurlu olduğunu, talimatsız yapılan işlem tutarlarının müvekkiline iadesi gerektiğini, bu amaçla davalı bankaya ihtarname gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının e-mail yoluyla göndermiş olduğu talimatlara istinaden havale ve benzeri işlemlerin yapılması hususunda taraflar arasında bir teamül bulunduğunu, davacının dava konusu işlemlerden haberdar olduğunu, e-mail yoluyla işlemlere onay verdiğini, ödemelerin bir kısmının davacının kredi kartına ilişkin olduğunu, bankaya atfı kabil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında bilirkişi raporu alındığı, hesap hareketlerinin incelendiği, taraflar arasında davacıya ait hesaplardan yapılacak ödemelerin mail ve e-posta ile gelen talimatlar ile yapılacağına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, ancak davacının e-mail veya web adres bilgisi olarak davalı bankaya adresini bildirdiği, yapılan ödemelerin 114.579,35 euroluk kısmının davacının hamili olduğu kredi kartı harcamalarına ilişkin olduğu, davacının bu alacak kalemi yönünden zararının bulunmadığı, 250.490,72 euro ve 1.300,00 Dolar ödemenin ise davacının davalı bankaya bildirdiği mail adreslerinden gelen ıslak imzalı olmayan veya imzasız talimatlarına istinaden ödendiği, hesap hareketlerine ve davalı bankadan temin edilen bilgilere göre dava konusu yaptığı işlemlerden önce de davacının belirtilen mail adreslerinden gelen talimatlara göre hesaplarından ödeme yapıldığından davacının bilgisinin bulunduğu, bu durumda davacının ıslak imzalı olmayan veya imzasız mail talimatlarıyla ödeme yapılmasına zımnen icazet verdiği, bu şekilde daha önceden yapılan bir çok işlemin bulunduğu, bilgi ve onayları olmadan çekildiği iddia edilen tutarlar dikkate alındığında taraflar arasında işlemlerin yapılış şekline ilişkin teamülün oluştuğu, davacının bu işlemlerden bilgi sahibi olmamasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığı, davalı bankaya 250.490,72 euro ve 1.300,00 Dolar'lık miktar yönünden kusur atfedilemeyeceği, 28.04.2014 tarihinde ... ... yapılan 5.100,00 euro ve 21.07.2014 tarihinde İ.K ... yapılan 1.200,00 euro olmak üzere toplam 6.300,00 euro ödemeye ilişkin talimatların hangi mail adresinden geldiği, ödeme talimatlarının nasıl verildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belgeye rastlanılmadığından davalı bankanın sorumluluğunun bu miktar yönünden bulunduğu, alacak likit olmadığından ve talep yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun görüldüğü, fakat dava kısmen kabul edildiği halde davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinden fazla olduğu, oysa karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 hükmü uyarınca maddi tazminat istemli davaların kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek vekâlet ücretinin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, davacı vekilinin bu husustaki istinaf talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının ... 4. İcra Müdürlüğünün 2017/7088 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 18.452,04 TL asıl alacak, 916,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.368,11 TL olarak devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, alacak likit olmadığından ve talep yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalının temyiz ettiği kabul edilen miktar 19.368,11 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 03.06.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6323, K. 2026/3167, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6323-e-2026-3167-k-63e56686369e