Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2698 E. 2026/4515 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2698
Karar No
2026/4515
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/9 E., 2026/258 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/23 E., 2025/11 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Tekirdağ ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan tapulama sırasında, 79... parsel adı altında kullanıcıları adına tahdit ve tespit edilen taşınmazlar, Hazinenin itirazı üzerine bir hududunun gayrisabit mera ile sınırlı olduğu gerekçesine dayalı olarak bu parsellerden ifrazen 781, 7 85... parsel numarası adı altında 18.850, 9.700, 39.800 metrekarelik kısımları mera olarak ayrılarak mera yaylak ve kışlak kütüğüne kaydı yapılmış, davacıların kadastro tespitine itirazı üzerine Tekirdağ 2. Kadastro Mahkemesinin 06.06.1991 tarihli ve 1989/185 Esas, 1991/92 Karar sayılı dosyası ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.03.1994 tarihli ve 1991/13079 Esas, 1994/1821 Karar sayılı ilamıyla onanarak 02.05.1994 tarihinde kesinleşmiştir. 2. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; Tekirdağ ili eski adı ... yeni adı ... ilçesi ve yine eski adı ... yeni adı ... köyü dahilinde bulunan bu köyde, 1984 yılında yapılan tapulama faaliyetleri sırasında ... Çiftliğinde yapılan tespit aşamasında, çiftlik kapsamında bulunan 79... parselden parselin revizyon gören tapu kaydında bir hududunun gayrisabit mera ile sınırlı olduğu gerekçesine dayalı olarak bu parselden ifrazen 781, 7 85... parsel numarası adı altında 18.850, 9.7 00... .800 metrekarelik kısmın mera olarak ayrılarak mera yaylak ve kışlak kütüğüne kaydı yapıldığı, kadastro çalışmaları sırasında bu yer tamamıyla tapu sahibi kullanıcıları adına tahdit ve tespit edilmiş olmasına rağmen Hazinenin itirazı ile sınırda gayrisabit mera bulunduğunu ve bu durumda sabit sınırdan başlamak üzere tapu kaydında yer alan miktara itibar ile fazlasının mera olarak tespiti gerektiği gerekçesine dayalı olarak yapılan itiraz üzerine, komisyonun 05.10.1989 tarihli kararı ile dosya kapsamında bulunan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün konu hakkında verildiği anlaşılan 31.12.1964 tarihli görüş yazısına aykırı olarak tapu kaydı miktar fazlalığının gayrisabit olarak kabul gören mera sınırı itibariyle kısmen mera olarak tespitinin gerektiği yönünde karar verildiğinin açıkça belirtilmiş olmasına karşın, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu Mahkemenin 1989/185 Esas ve 1991/92 Karar sayılı kararı ile çiftlik hissedarlarının aralarındaki derdest taksim ve ortaklığın giderilmesine dair taraflar arasında görülen yargılama aşamasında tarafların sulh ile aralarında aynen taksim yapılmasını sağladıkları İlk Derece Mahkemesinin 16.04.1975 tarihli ve 1969/313 Esas ve 1975/261 Karar sayılı ilamı olup işbu infaz görmeyen bu karara ekli fen ehli bilirkişilerce tanzim edilen krokiye itibar olunarak ahkamda kaldığı anlaşılan Sulh Hukuk Mahkemesi kararında yer alan mera yazılı raporlar kapsamında ve müvekkilinin adına tapuya kayıtlı olan özel mera tapu kaydına itibar olunmayarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında özel mülkiyete konu olmayan meralardan olduğu kanaat ve görüşü ile İlk Derece Mahkemesince müvekkili adına tapuda kayıtlı 79... parselden ifraz ile 781, 7 85... parsel numarası adı altında tespit yapılmasına karar verildiğini ve bu durumda hukuken söz konusu mera kaydına ilişkin olarak çifte tapu kaydının zuhulen oluşmasına sebebiyet verildiğini, dava konusu olan 781, 7 85... mera parseli kaydı ... köyü mera yaylak ve kışlak kütüğünde kayden mevcudiyetini muhafaza ettiğini ve aynı yer hakkında müvekkili adına mera kaydının da mevcut olup hukuki kıymetini muhafaza ile müvekkili adına tapu kaydı olduğu sebebiyle söz konusu taşınmaz hakkında çifte mera kaydının mevcudiyetinin de hukuka aykırı olduğunu ve tüm bu nedenlerle talebi doğrultusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 375/1-ç maddesi kapsamında İlk Derece Mahkemesinin 1989/185 Esas, 1991/92 Karar sayılı dava hakkında yargılamanın iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraflar, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tekirdağ ili eski adı ... yeni adı ... ilçesi ve yine eski adı ... yeni adı ... köyü dahilinde bulunan bu köyde, 1984 yılında yapılan tapulama faaliyetleri sırasında ... Çiftliğinde yapılan tespit aşamasında, çiftlik kapsamında bulunan 79... parselden parselin revizyon gören tapu kaydında bir hududunun gayrisabit mera ile sınırlı olduğu gerekçesine dayalı olarak bu parselden ifrazen 781, 7 85... parsel numarası adı altında 18.850, 9.7 00... .800 metrekarelik kısmın mera olarak ayrılarak köy mera yaylak ve kışlak kütüğüne kaydı yapıldığı, kadastro çalışmaları sırasında bu yer tamamıyla tapu sahibi kullanıcıları adına tahdit ve tespit edilmiş olmasına rağmen Hazinenin itirazı ile sınırda gayrisabit mera bulunduğu ve bu durumda sabit sınırdan başlamak üzere tapu kaydında yer alan miktara itibar ile fazlasının mera olarak tespiti gerektiği gerekçesine dayalı olarak yapılan itiraz üzerine, Komisyonun 05.10.1989 tarihli kararı ile dosya kapsamında bulunan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün konu hakkında verildiği anlaşılan 31.12.1964 tarihli görüş yazısına aykırı olarak tapu kaydı miktar fazlalığının gayrisabit olarak kabul gören mera sınırı itibariyle kısmen mera olarak tespitinin gerektiği yönünde karar verildiği açıkça belirtilmiş olmasına karşın, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucu Mahkemenin 1989/185 Esas ve 1991/92 Karar sayılı kararı ile çiftlik hissedarlarının aralarındaki derdest taksim ve ortaklığın giderilmesine dair taraflar arasında görülen yargılama aşamasında tarafların sulh ile aralarında aynen taksim yapılmasını sağladıkları Mahkemenin 16.04.1975 tarihli ve 1969/3 13... /261 Karar sayılı kararı olup işbu infaz görmeyen bu karara ekli fen ehli bilirkişilerce tanzim edilen krokiye itibar olunarak ahkamda kaldığı anlaşılan Sulh Hukuk Mahkemesi kararında yer alan mera yazılı raporlar kapsamında ve müvekkilin adına tapuya kayıtlı olan özel mera tapu kaydına itibar olunmayarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında özel mülkiyete konu olmayan meralardan olduğu kanaat ve görüşü ile İlk Derece Mahkemesince müvekkil adına tapuda kayıtlı 79... parselden ifraz ile 781, 7 85... parsel numarası adı altında tespit yapılmasına karar verildiği ve bu durumda hukuken söz konusu mera kaydına ilişkin olarak çifte tapu kaydının zuhulen oluşmasına sebebiyet verildiği, dava konusu olan 781, 7 85... mera parseli kaydı ... köyü mera yaylak ve kışlak kütüğünde kayden mevcudiyetini muhafaza ettiğini ve aynı yer hakkında müvekkili adına mera kaydının da mevcut olup hukuki kıymetini muhafaza ile müvekkili adına tapu kaydı olduğu sebebiyle söz konusu taşınmaz hakkında çifte mera kaydının mevcudiyetinin de hukuka aykırı olduğunu ve tüm bu nedenlerle talebi doğrultusunda 6100 sayılı Kanun'un 375/1-ç maddesi kapsamında Mahkemenizin 1989/185 Esas ve 1991/92 Karar sayılı dava hakkında yargılamanın iadesine karar verilmesine gereği vekaleten talep ettiği, davalılara duruşma gün ve saatini bildirir dava dilekçesi ekli davetiyelerin çıkartıldığı, davalıların davadan haberdar edilmiş olduğu görülmüştür. Yargılanmanın yenilenmesi talep edilen Tekirdağ 2. Kadastro Mahkemesinin 1989/185 Esas ve 1991/92 Karar sayılı dosyanın incelenmesinde davacının ..., davalının ... Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazineye izafeten Tekirdağ Defterdarlığı olduğu, davacının Tekirdağ Bölge Tapulama Müdürlüğünün 05.10.1989 tarihli ve 1989/258 sayılı kararına itirazı sonucu tutanağın mahkemeye devrine karar verildiği ve davanın kadastro tespitine itiraza ilişkin olduğu, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 06.06.1991 tarihli ve 1991/92 Karar sayılı kararı ile davacının davasının açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1991/13079 Esas ve 1994/1821 Karar sayılı ilamı ile "3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi göz önünüde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken aynı Kanun'un 28/2 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması isabetsiz ise de aleyhe temyiz olmadığından bu hususun bozma sebebi olmadığı" belirtilerek onama kararı verilmek suretiyle 02.05.1994 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar tarafından iddiaların ileri sürülüşüne göre, yargılamanın iade sebebi olarak; 6100 sayılı Kanun'un 375. maddesinin 1/ç bendinde belirtilen, "Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması" sebebine dayanıldığı, 6100 sayılı Kanun'un 377. maddesinde, yargılamanın iadesi süresinin 375. maddenin 1/ç bendinde öngörülen hâlde, yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı, tarihten üç ay ve her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl olduğunun belirtildiği, Mahkememizdeki dava dosyasında iade istemine konu karar 02.05.1994 tarihinde kesinleşmiş olduğu, yargılamanın iadesi istemine ilişkin eldeki davanın açılış tarihi itibariyle kesinleşmeden itibaren 30 yıl geçtiği böylece kanunda yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve hak düşürücü sürenin mahkememizce resen dikkate alınması gerektiği" gerekçesiyle davacıların yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6100 sayılı Kanun'un 377. maddesinde sürenin "ç bendinde yeni belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı tarihten itibaren 3 ay ve her halde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren 10 yıl" olduğunun bildirilmesine, somut olayda yargılamanın iadesi istemine konu kararın 02.05.1994 tarihinde kesinleştiği ve yargılamanın iadesi istemine konu elde ki davanın açıldığı 07.11.2024 tarihi dikkate alındığında her halde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık sürenin geçtiğini belirlenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; mülkiyet hakkını ilgilendiren bir konuda yargılamanın iadesi talebinin reddedilmesinin hak arama özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, kadastro işlemlerine esas alınan ortaklığın giderilmesi davasının kesinleşmemiş olmasının ve mülkiyet belirsizliği nedeniyle zamanaşımının işletilemeyeceğini, yeni elde edilen uzman raporu ile dava konusu taşınmazın kamu merası niteliğinde olmadığının anlaşıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi'nin, yargılamanın iadesi talebini incelerken özel mera ve kamu merası ayrımının incelenmemesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eldeki davada yargılanmanın yenilenmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/2698, K. 2026/4515, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-2698-e-2026-4515-k-5e40150e74f8