Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4887 E. 2026/4130 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4887
Karar No
2026/4130
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1272 E., 2026/49 K. DAVA TARİHİ : 19.10.2020

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Üniversitede çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, davacının alt işveren bünyesinde çalıştığı dönemde almış olduğu ücretin, asgari ücretin yüzde olarak belli bir oranda fazlası şeklinde belirlendiğini, davacının mevcut hakları korunarak kadroya geçtiğini, kadroya geçirilirken davacıya iş sözleşmesi imzalatılmadığını, bu konuda farklı uygulamalar yapıldığını ileri sürerek fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının sulh sözleşmesi ile daha önce alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin olarak herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklardan feragat ettiğini kabul ettiğini, davacının önceki tâbi olduğu haklar ile sürekli işçi kadrosundaki hakların aynı anda uygulanmasını talep edemeyeceğini, toplu iş sözleşmesinden kaynaklı tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 32. İş Mahkemesinin 07.02.2022 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2024 tarihli kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabülü ile davacının davalı Üniversiteyi arabuluculuk son tutanağı ile temerrüde düşürdüğü ve dava dilekçesinde de dava tarihinden itibaren faiz talep ettiği, faizin dava tarihinden itibaren hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin12.12.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacının, davalı Üniversitede alt işveren işçisi olarak çalışırken 28.03.2018 tarihinde kadroya geçtiği ve bu tarih itibarıyla davalı bünyesinde çalışmaya başladığı, davacının ücret farkı ve diğer dava konusu alacaklarının bu tarihten itibaren hesaplanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ücret bordrolarında 2018 yılı Mart ayında 18 gün çalışma gün sayısı bulunduğu gerekçesiyle hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, çocuk yardımı alacağının Devletçe verilen miktar kadar tutarının gelir vergisinden istisna tutulduğu ve bu yardım miktarından ... Kurumu priminin de kesilmeyeceğinin anlaşıldığı, bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğu, davacının kadroya geçişi öncesi davalı ... ile davacının bünyesinde istihdam edildiği dava dışı alt işveren Şirket arasındaki ihale sözleşmesinin (25.3.2) maddesinde yol parasının günlük brüt 6,43 TL olmak üzere 22 günden ödeneceğinin kararlaştırıldığı, (25.3.2.3) maddesinde ise fiilen çalışılmayan (yıllık izin, resmî tatil, rapor vs.) günlerde yol ücretinin ödenmeyeceği ve hak edişten kesileceğinin belirtildiği, davacının izinli/raporlu günleri ile resmî tatil günleri tespit edilerek fiilen çalıştığı günlere göre yol yardımı alacağının yeniden hesaplanıp hüküm altına alınması, bozmadan sonra kurulacak hükümde, hüküm altına alınan miktara uygun gerekçe oluşturulması gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada; davacının 28.03.2018 tarihi öncesinde davalıdan ihale ile alınan iş kapsamında alt işveren Şirketlerde çalışmakta iken 28.03.2018 tarihi itibarıyla davalı kadrosuna geçerek teknik personel olarak istihdam edildiği, kadroya geçerken belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmadığının anlaşıldığı, ... kararında ücrete ilişkin bir belirlemede bulunulmayıp zamların hâlihazırdaki ücretlerine %4 olarak uygulanacağının belirlendiği, bu şekilde sürekli işçi kadrosuna geçişin, geçiş anındaki ücret seviyesine göre olacağının tespit edildiğinin görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplama doğrultusunda davacının alacak taleplerinin kabulüne karar verildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ücretinin asgari ücretin %45 fazlası olduğunu, bilirkişi raporundaki 2. seçeneğe göre alacaklarının hüküm altına alınması gerektiğini, davacının ücretinin eksik ödendiğini, b. Eksik incelemeyle karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, c. Davacının alacaklarının hesabının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, b. Davacı yanın hak edişlerinin eksiksiz ödendiğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının talep ettiği fark alacaklarının hesaplanma dönemi ile çocuk ve yol yardımının hesabına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde aynen "Dosyaya sunulan şartnamelerde teknik personel için brüt asgari ücretin %45 fazlası yani 1,45 katı ücret belirlendiği, ayrıca kadro öncesi dönem bordrolarında da 'yüzde' başlıklı sol sütunda davacının oranının %35 olarak belirtildiği ve buna uygun tahakkukların yapıldığı görülmekle," denilmiş ise de devamında bilirkişi raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplamanın kabul edildiği belirtildiğinden, ihale şartnamesindeki %45 oranının davacının alacaklarının hesabında esas alınmadığı anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve yukarıda yer alan açıklamaya göre kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacı tarafa yükletilmesine, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/4887, K. 2026/4130, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-4887-e-2026-4130-k-c5f4508e82d7