Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2394 E. 2026/4489 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2394
- Karar No
- 2026/4489
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2005 E., 2025/2640 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/4 E., 2024/48 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 11... parsel sayılı 778,61 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1970 yılından beri 1/2'şer hisse ile ... ve ... kullanımındadır, taşınmaz üzerinde 1976 yılında inşa edilen 2 katlı ahşap restaurant binası ve balık havuzları 1/2'şer hisse ile ... ve ... kullanımındadır" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 2 11... parsel (yeni 2 11... parsel) sayılı taşınmazın kadastro çalışması neticesinde 1/2'sinin müvekkili, 1/2'sinin muris ... adına tespit edildiğini, taşınmazın tamamının müvekkiline ait olduğunu, muris ... ile alakası olmadığını, murisin taşınmazın hissedarı olmadığını, taşınmaza ilişkin kira sözleşmesi, su ürünleri yetiştiricilik belgesi gibi bilgi belgelerin müvekkili adına düzenlenmiş olduğunu belirterek, dava konusu bahçe vasfındaki taşınmaz ve taşınmaz üzerindeki 2 katlı ahşap restaurant binası ile balık havuzlarının tamamının müvekkili adına tescilini talep etmiştir. 3. Asli müdahale talebinde bulunan ... ve arkadaşı vekili dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun zamandır müdahale talebinde bulunanların murisi ... tarafından kullanıldığını, ... 'a da onun murisi ...'den kaldığını, ...'in murisinin ise ... olduğunu, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile de bu durumun tespit edilebileceğini, taşınmazın davacı ve davalıların murisine ait olmadığını belirterek, kullanıcı olarak ... mirasçılarının tespit edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve arkadaşları cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 48 yıldır davacı ile murisleri ...'ın birlikte kullandıklarını, sadece idare ile yapılan kira sözleşmesi esas alınarak bir tarafın malik olduğu iddiasının dinlenilemeyeceğini, kiracı sıfatının hiç kimseye mülkiyet hakkı kazandırmadığını ayrıca dilekçe ekinde sunulan belgelerde ... ve ortakları ibaresinin de yer aldığını, davacı ve murisleri ...'in dava konusu taşınmazın bitişiğinde bulunan ve tarafların birlikte malik oldukları 842 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine birlikte itiraz ettikleri ve birlikte Gölcük Kadastro Mahkemesinde dava açtıklarını, bu dosyada davacının dava konusu edilen 842 parsel (yeni 1 72... parsel) sayılı taşınmazın müvekkillerinin murisi ile kendisine ait olduğunu beyan ettiğini ve davacının bu beyanı ile bağlı olduğunu, tarafların ortak imzaladıkları 23.08.2006 tarihli taahütnamede de alabalık tesisine ortak olduklarının kabul edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davanın Tapu ve Kadastro Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın kabul edilebilmesi için davacının taşınmazı kullandığını ispat etmesi gerektiğini ve taşınmazın malikinin Hazine olduğunu zilyetlikte kazanma şartlarının mevcut olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Keşifte dinlenen mahalli bilirkişi tanıkları genel olarak dava konusu yerin ..., ... ve ... tarafından 1970-1980 yılları arasında bir tarihte balık çiftliği olarak kullanılmaya başlanıldığını, ...'ın vefatından sonra ... ve ... tarafından balık çiftliği olarak kullanılmaya devam edildiğini, ...'ın vefatından sonra da ...'in mirasçıları ile ... tarafından farklı kişilere kiraya verildiğini, balık çiftliğinin ... ile ...'a ait olduğunu beyan etmişlerdir. Davalı tanıkları da balık çiftliği olarak kullanılan nizalı yerin ... ve ...' ait olduğunu bildiklerini beyan etmişlerdir. Davacı tanıklarından ... ise dava konusu yerin balık çiftliği olarak ... ve ... tarafından kullanıldığını, 2013 yılında ...'in kendisine ... ile ortaklıklıklarını bitirdiğini söylediğini, 2013 yılından beri bu yerde sadece davacı ...'i gördüğünü beyan etmiştir. Davalılar bir kısım deliler ile birlikte davalı ... ile murisleri ... tarafından aynı yer eski 8 42... ada 2 parsele ilişkin uygulama kadastrosuna itiraz davası olarak ikame ettikleri Gölcük Kadastro Mahkemesinin 2005/5 dosyasını sunmuşlardır. Davalılar davacı ... ile murisleri ...'in bu davayı birlikte ikame ettiklerini, bu dosya da ...'in balık çiftliğinin her ikisine ait olduğunu ikrar ettiğini savunmuşlardır. Gerçekten dosya arasına alınan Gölcük Kadastro Mahkemesinin 2005/5 Esas, 2007/8 Karar sayılı kararı incelendiğinde, davacı ... ile davalıların murisi ...'in 1 72... parsele ilişkin davayı birlikte ikame ettikleri ve karar içeriğinde davacıların balık çiftliğine ait yere ilişkin 1976 yılından beri birlikte kullandıklarını beyan ettikleri, yine 06.07.2005 tarihli celsede ... kendilerine ait balık çiftliğindeki yerin eksik ölçüldüğünü beyan ettiği anlaşılmaktadır. Dinlenen tarafsız tanık konumundaki mahalli bilirkişiler dava konusu yerin ... ve ...'e ait olduğunu beyan etmişlerdir. Mahalli bilirkişi beyanları çelişkisiz ve birbirlerine destekler mahiyettedir. Davalıların dayandığı Kadastro Mahkemesi kararındaki olgular mahalli bilirkişi tanıklarının beyanlarını doğrulamıştır. Tarafsız tanık konumundaki mahalli bilirkişi tanıklarının anlatımları dosya içeriği örtüştüğünden bunların beyanlarına üstünlük tanınmıştır. Tüm deliler birlikte ele alındığından tespitin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, 2 11... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 26.07.2024 tarihli ek kararı ile ise "müdahale talebinin hüküm verilip tahkikat sona erinceye kadar yapılabileceği" gerekçesiyle müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve asli müdahile talebinde bulunanlar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya kapsamına göre toplanan deliller, mahallinde yapılan keşif, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ve özellikle davacı ve davalı tanıkları benzer beyanlarında, dava konusu yerin ... ve ...'e ait olduğunu beyan etmişlerdir. Mahalli bilirkişi beyanları çelişkisiz ve birbirlerine destekler mahiyettedir. Dosya arasına alınan Gölcük Kadastro Mahkemesinin 2005/5 Esas, 2007/8 Karar sayılı kararı incelendiğinde, davacı ... ile davalıların murisi ...'in 1 72... parsele ilişkin davayı birlikte ikame ettikleri ve karar içeriğinde davacıların balık çiftliğine ait yere ilişkin 1976 yılından beri birlikte kullandıklarını beyan ettikleri anlaşılmakla davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine dair verilen karar da bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, asli Müdahil olarak talepte bulunanlar açısından yapılan inceleme de;İlk Derece Mahkemesince asli müdahale talebinin hüküm verildikten sonra sunulduğu gerekçesiyle 26.07.20 24... /4 Esas, 2024/48 Karar sayılı karar ile reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 65. maddesinin "bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı Mahkemede dava açabileceği ve asli müdahale davasının asıl yargılama ile birlikte yürütülüp karara bağlanacağı" hükmünü içerdiği anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesince 10.07.2024 tarihinde karar verilerek dosyadan el çekildiği anlaşılmakla, hükümden sonra davaya katılma söz konusu olamayacağından müdahale talebinin reddine karar verilmesinde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekili ve asli müdahale talebinde bulunanlar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, tanık beyanlarının somut verilere dayanmadığını, 1970 yılında ...'in asker de olduğunu, fiilen taşınmazın olduğu yerde bulunmadığını, eksik inceleme ile karar verilmiş olduğunu, dava ile ilgisi bulunmayan Gölcük Kadastro Mahkemesi 2005/5 Esas, 2007/8 Karar, sayılı dosyasının esas alınarak karar verilmesinin usul ve kanunlara aykırı olduğunu, kullanım kadastro sırasında ölü şahıs adına tespit yapılmasının da mümkün olmadığını, ...'ın 30.03.2016 tarihinde vefat ettiğini, taşınmazın tek kullanıcısının müvekkili olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Davacının yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.