Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5435 E. 2026/4492 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5435
Karar No
2026/4492
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1119 E., 2024/69 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölköy Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/176 E., 2023/180 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda davacılar ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan 1 01... parsel 80,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada parsel numarasıyla 156,26 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan 1 01... parsel sayılı 548 m² yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 547,52 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 1 01... parselin maliki olduklarını, müvekkillerine ait taşınmaz üzerinde tapuda kayıtlı olmayan 3 katlı betonarme apartman ve apartmanın arka tarafında ekili sebze ve meyve bahçesi olduğunu, müvekkillerinin taşınmazı satın aldıklarından beri bahçeyi kullandıklarını, müvekkillerinin kullanımında olan bahçesinin davalıya ait 1 01... parsel sayılı taşınmaz ile sınır olduğunu, bu sınırın davalı tarafından parselin sınırını belirtir cinsten meyve ağaçlarıyla belirlenmiş olduğunu, bölgede yaşanan heyelan nedeniyle müvekkillerine ait parsele sınır olan 1 01... parselin Devlet tarafından davalıya verildiğini, uygulama çalışmaları sonucunda davalıya ait olan 1 01... parsel ile müvekkillerine ait olan 1 01... parsel arasında sınır olan müvekkilleri tarafından bahçe olarak kullanılan 78,47 m²lik alanın hatalı ve fiili kullanıma aykırı yapılan ölçümle davalı adına kaydolduğunu, davalının bu alanı kullanmadığını ileri sürerek, davalı adına tespit edilen 78,47 m²lik alanın müvekkillerine ait 1 01... parsele eklenmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak dava konusu taşınmazın değerinin kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir. 3. Birleşen dosyada davacı ... dava dilekçesinde; maliki olduğu 1 01... parsel sayılı taşınmaza, davalılar tarafından taşınmazın etrafı tel ile çevrilmek ve taşınmaz üzerinde ekip, biçme yapmak suretiyle müdahale edildiğini, davalıların, taşınmazı kendi taşınmazları gibi kullandıklarını uyarılarına rağmen müdahalelerini sürdürdüklerini ileri sürerek, davalıların müdahalelerinin men'i ile taşınmaz üzerindeki ekili ve biçili yerin kal'i ile eski hale getirilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın 10 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların uygulama kadastrosuna ilişkin iddialarının reddi gerektiğini ve tazminat davası yönüyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Birleşen dosyada davalılar ... ve arkadaşları cevap dilekçesinde; davanın haksız olduğunu, taraflar arasında bulunan sınırın değişikliğe uğramadığını, davacının, davalılara ait yeri kendi yerine katmaya çalıştığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1 01... parsel sayılı taşınmazın evvelinde ...'nun olduğu, davacıların murisinin bu yeri satın aldığı, kullanmaya başladığı, satın alınan yer içerisinde dava konusu yerin de bulunduğu, davacıların buraya evini yaptığı, dava konusu yeri ise mısır, lahana, patates ekerek kullandığı, davacıların tapu iptal ve tescil isteminde bulundukları, fen bilirkişi raporuna göre ise dava konusu yerin ilk tesis kadastrosu yapıldığı zaman 1 01... ve 3 parsel arasında tel, duvar gibi belirleyici herhangi bir sınırın bulunmadığı, hava fotoğrafları ile de bu durumun sabit olduğu, sonrasında dava konusu taşınmazların bulunduğu yerden yenileme kadastro çalışmalarının başladığı, yapılan kadastro çalışmalarının ve yapılan ölçümlerin doğru olduğu anlaşılmıştır. Mahalli bilirkişi ve tanıklar niza konusu yeri davacıların olarak bildiğini, uzun yıllardır davacıların kullandığını beyan etmişler ise de 1 01... ve 6 parsel arasındaki sınırın neresi olduğunu gösterememişlerdir. Hâl böyle olunca davacı yanın sübut bulmayan tapu iptal ve tescil isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı yan terditli olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava konusu yerin hesaplanacak bedelinin verilmesini talep etmiştir. Sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması için bir tarafın haksız bir şekilde zenginleşmesi gerekmektedir. Eldeki dosyada dava konusu yerin yıllardır davacıların kullanımında olduğu, davalının zilyetlik teşkil edecek bir kullanımının bulunmadığı, yani zenginleşmesine neden olacak bir durumun mevcut olmadığı tüm dosya kapsamı itibariyle sabit olduğundan bu isteminin de reddine karar verilmiştir. Davacı yan terditli olarak davalı Hazineye karşı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesine dayalı olarak tazminat isteminde bulunmuştur. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Fen bilirkişisi raporuna göre gerek yapılan tesis kadastrosu gerekse de yenileme kadastro çalışmalarında herhangi bir hata bulunmamaktadır. Bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi koşulları eldeki dosyada oluşmamıştır. Davacı yanın bu isteminin de reddine karar verilmiştir. Birleşen dosyada ise; davacı yan men'i müdahale isteminde bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı itibariyle yapılan ölçümler neticesinde dava konusu yer davacıya ait 1 01... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalmaktadır. Dava konusu yerin davalıların kullanımında olduğu, davalıların mısır, lahana ekerek söz konusu yeri kullandıkları anlaşılmıştır. Maliki olduğu taşınmaza haksız bir şekilde tecavüz edilen herkes men'i müdahale isteminde bulunabilir. Dava konusu yer davacının olmasına rağmen davalıların kullandıkları anlaşıldığı" gerekçesiyle asıl davada davacı tarafından davalılar aleyhine açılan tapu iptal ve tescil olmazsa tazminat istemine ilişkin davanın reddine, birleşen Gölköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/302 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kabulüne, davacı adına kayıtlı 1 01... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 03.06.2022 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli Ek-1 sayılı krokide 78,47 m² yüzölçümündeki (A) harfiyle gri renkte boyalı olarak gösterilen kısma davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine, bu alana davalı tarafından ekilen lahanaların kal'ine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, Mahkemece yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporları ile tesis kadastrosu öncesinde ve buna en yakın 1990 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazlar arasında herhangi bir sabit sınırın görülmemesine, 1990 yılında Afet Kadastrosu kapsamında yapılan tescil işlemlerinde kullanılan teknik bilgi ve belgelerde herhangi bir ölçüm veya tersimat hatasının bulunmadığının, uygulama kadastrosu sırasında da 1990 yılında Afet Kadastrosu kapsamındaki teknik bilgi ve belgeleri ile oluşturulan parsel sınırlarının aynen kullanılarak dava konusu 1 01... ve 6 numaralı parsellerin sınırlarının oluşturulduğu, 22-a yenileme çalışmalarında yapılan ölçü ve alan hesaplarında hata bulunmadığının anlaşılmasına, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacak olmasına, hata bulunmadığından dolayı davacının gerek davalı gerçek kişiden sebepsiz zenginleşme nedeniyle ve gerekse Hazineden 1007. madde uyarınca talep edebileceği bir tazminat bulunmamasına göre İlk Derece Mahkemesince ana dosya davacısının davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi 1 01... parselin dava konusu (A) harfli bölümünün birleşen dosya davalıları tarafından kullanıldığı ve bu suretle taşınmazın bu bölümüne müdahale edildiği anlaşılmakla birleşen dosya davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, 30.03.2023 tarihli raporun 3. sayfasında açıkça tersimat hatası olduğundan bahsedildiğini, uygulama kadastrosunda bu hatanın düzeltilmesi gerekirken bu durumun dikkate alınmadığını, uygulama kadastrosunun bu nedenle hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verdiğini, raporda açıkça tersimat hatası bulunduğunun belirtilmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi kararında tersimat hatası bulunmadığının belirtilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkillerinin kullanımında olan taşınmazın davalı adına tespit edilmiş olmasının usul, kanun ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, müvekkillerimiz iddialarının bilirkişi beyanları ile de ispat edildiğini ve dava konusu yerin davalı kullanımında olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı ile taşınmaza müdahalenin önlenmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılar ... ve arkadaşlarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5435, K. 2026/4492, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5435-e-2026-4492-k-d5feb471a6a8