Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6477 E. 2026/4494 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6477
Karar No
2026/4494
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/376 E., 2025/1071 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gerze (Sinop) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/89 E., 2025/15 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sinop ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 325 parsel sayılı 3.240 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 26... parsel numarasıyla 2.947,02 m² yüzölçümlü olarak; eski 326 parsel sayılı 3.400 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 26... parsel numarasıyla 3.141,14 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; maliki olduğu 2 26... ve 29 parsel sayılı taşınmazların 2017 yılında yapılan 22/2-a çalışmaları sonucunda sınırlarının ve geometrik şekillerinin değiştiğini, her iki taşınmazın yüzölçümünde azalma olduğunu, taşınmazların güney cephesinde dere ve dere kenarında söğüt ve kavak ağaçlarının bulunduğunu, taşınmazlarının sınırını derenin belirlediğini, kadastro çalışmalarında derenin taşınmazının içinde kaldığını, bu nedenle taşınmazının yüzölçümünde azalma meydana geldiğini ileri sürerek, taşınmazların önceki yüzölçümleri ile tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; kadastro çalışmasının yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğunu, dava konusu taşınmazların dere ile sınırının sabit olduğunu, mevcut sınırların değişmediğini, fiili kullanıma uygun olduğunu, aradaki farkın ölçü, hesaplama yöntemleri ve teknoloji farklılığından kaynaklandığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1954, 19 75... yılına ait hava fotoğraflarındaki sınırlarla ilk tesis kadastrosundaki sınırlar çakıştırıldığında birbiriyle uyumlu olduğu görülmüştür. Dava konusu parselin 2 26... ve 29 numaralı parsellerinin dere ile olan sınırının sınır tipi "sabit sınır" olarak belirlenmiş olup, ilgili Yönetmeliğ'in 26. maddesine göre sınır tipi hatalı belirlenmiştir. Sınır tipinin 'sabit sınır' olarak belirlenebilmesi için ilgili yönetmeliğin (a) bendinde de belirtildiği üzere zeminde mevcut olup kadastro, tapulama, değişiklik belgeleri veya bilirkişi beyanlarına göre değişmediği belirlenen çekişmesiz sınırdır. Dolayısıyla davalı taşınmazlar ile dere arasındaki sınır tipinin “geçerli sınır” tipi olarak alınması gerektiği tespiti ile hava fotoğrafları ile belirlendiği üzere zemindeki tespiti yanlış olduğundan yenileme çalışmasında sınırlandırma hatası yapılmıştır. Bu itibarla; Sinop ili ... ilçesi ... Mahallesi yeni 2 26... parsel (eski:326 parsel) ve yeni 2 26... parsel (eski:325 parsel) davacıya ait taşınmazların dere ile olan sınırında 1954, 19 75... tarihli hava fotograflarının değerlendirilmesi neticesinde yenileme çalışmasında 2 26... ve 29 parsel numaralı taşınmazların dere sınırında hatalı tespit yapıldığı bu hatanın da sınırlandırma hatası olduğu ziraat, harita ve jeoloji bilirkişilerinin sunmuş olduğu ek raporda tespit edilmiştir. Yenileme çalışmasında davacının dere ile olan sınırının aşağıda koordinatlı ve krokili şekilde açıklandığı üzere 2 26... parsel nolu taşınmaza (A) harfiyle gösterilen 257,57 m² alanın eklenmesi ile 2 26... parsel numaralı taşınmaza (B) harfiyle gösterilen 177,07 m² alanın eklenmesi suretiyle yenileme çalışmasındaki hatanın düzeltilebileceği" gerekçesiyle davanın kabulüne, 2 26... ve 29 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptaline, 30.01.2024 tarihli raporda gösterilen, olması gereken parsel sınırları esas alınarak (B) harfiyle işaretlenen 177,07 m²lik kısmın 2 26... parsele eklenmesine, netice olarak 2 26... parselin 3.318,21 m² olarak ve (A) harfiyle işaretlenen 257,57 m²lik kısmın 2 26... parsele eklenmesine, netice olarak 2 26... parselin 3.204,58 m²lik olarak tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda tesis kadastrosuna en yakın 1975 tarihli hava fotoğrafları incelenmek suretiyle alınan harita bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmaz ile dere arasında sabit sınır bulunmadığından geçerli sınır olarak belirlenmesi gerekmekte olup, buna göre tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çkıştırılması halinde teknik bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleriyle nitelendirilen bölümün davacı parsellerinde kaldığı belirlendiğinde İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazın dere ile olan sınırının sabit olduğunu, mevcut sınırların değişmediğini, fiili kullanıma uygun olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6477, K. 2026/4494, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6477-e-2026-4494-k-646052ee95a0