Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/589 E. 2026/4491 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/589
Karar No
2026/4491
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/628 E., 2024/1768 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/151 E., 2023/188 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 280 43... , 13, 14, 15, 16, 20... parsel sayılı sırasıyla 626,91 m², 661,31 m², 477,05 m², 1.577,24 m², 457,55 m², 999,50 m² ve 932,42 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı" ve 280 43... parselin "...", 280 43... parselin "...", 280 43... parselin "...", 280 43... ve 20 parsellerin "...", 280 43... parselin "..." ve 280 43... parselin "..." kullanımındadır şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; 280 43... , 13, 14, 15, 16, 20... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, müvekkillerinin zilyetlik haklarının ihlal edildiğini, müvekkillerinin dava konusu edilen taşınmazları zilyetlik hakları ile birlikte satın aldıklarını, davalıların taşınmaz üzerinde kullanımları olmadığını, 2010 yılında yapılan tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın daha önce 255 52... ile 11 parsel numarasını alan kısmında imar işlemlerini ...'in takip ettiğini, müvekkillerinin davalıya itimat ettikleri için resmi işlemleri yürütmesine ses çıkarmadıklarını ancak davalının, müvekkillerinin henüz kadastro gelmedi diyerek yanılttığını, bu nedenle müvekkillerinin kadastro çalışmasından ve askı ilanından haberdar olmadıklarını, taşınmazın imarlı olan 255 52... ve 2 parsellerin sözleşmenin tarafları olan müvekkilleri ve davalı ... adına eşit hisselerle yazıldığını ancak bu iki parselin satın alınan arazi içerisinde çok küçük bir alanı kapsadığından ... tarafından Antalya Kadastro Mahkemesi 2014/353 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, dilekçe ekinde sunulan 13.03.1992 tarihli satış sözleşmesi dikkate alınarak dava konusu taşınmazların beyanlar hanesine müvekkilleri ve davalı ... adına zilyetlik şerhi yazılmasını talep etmiştir. 2. Asli müdahil Hazine vekili dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davalıların kullanımında olduğunun tespit edildiğini, yargılama sırasında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarında taşınmazın somut kullanım durumunun farklı olduğunu, taşınmazların tapudaki zilyetleri tarafından da kullanılmadığını, bu nedenle taşınmazın davacı ve davalılar adına tespit görmesinin mümkün olmadığını, taşınmazların kanuna aykırı olarak kullanıcısı varmış gibi zilyetliği bulunmayan şahıslar adına kaydedilmesinin usulsüz olduğunu belirterek, taşınmazların beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 13.03.1992 tarihli sözleşme ile davacı ile müvekkilinin müştereken aldıkları ve sonrasında kadastrosu yapılan yerin 255 52... , 2, 3, 4, 5 ve 6 parselleri kapsadığını, bu yerlerde kısmen taraflar, kısmende kullanım dışı olarak yapılan tespite tarafların Tapulama Mahkemesinin 2014/354-355 sayılı dosyaları ile itiraz davaları açtıklarını, davaların devam ettiğini, dava konusu 280 43... , 16... parsellerin davacıların dayandıkları satış sözleşmesi ile alakası olmadığını, müvekkili ile kardeşi ...'in dava konusu 15, 16... parsellere isabet eden alanda 16 yıldır devam eden zilyetlikleri bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız olarak açıldığını, dava konusu taşınmazda müvekkilinin zilyet olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 15 yıldır kullandığını, davacıların aldıklarını iddia ettikleri yer ile dava konusu taşınmazın alakası olmadığını, davacıların satın aldıkları yerin sınırlarının eski ve taş duvar ile çevrili olduğunu, davacıların satın aldıklarını iddia ettikleri yerin krokisinden anlaşılacağı gibi imar arsası olduğunu ve Kadastro Mahkemesinin 2014/ 363, 353, 3 54... Esas sayılı dosyaları ile davalı olduğunu, davacıların 20 yıldır köye gelmedikleri için yerlerin bir kısmının kullanımsız olarak Hazine adına yazıldığını, bu taşınmazları davacıların kendi akrabalarından ...'in 20 yıldır kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini dava konusu taşınmazların kullanıcısı olarak belirlenen davalılar tarafından 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) davalı İdareye satın alma başvurusunda bulunulduğunu, taşınmazın satışına yönelik herhangi bir işlem tesis edilemediğini, ziraat ve inşaat bilirkişi raporlarında dava konusu 280 43... , 13, 14, 16... parsellerin taşlık, çalılık vaziyette olduğunu, tarımsal faaliyette bulunulmuş tarım arazisi niteliğindeki yerlerden olmadığının 280 43... ve 21 parsellerin imar ve ihyasının tamamlanmadığını, tarım arazisi niteliğinde olmadıkları yönünde kanaat bildirildiğini, dava konusu taşınmazın tapudaki zilyetlerinin dahi kullanımlarının bulunmadığını, bu hali ile davacıların kullanımlarının bulunmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazlardan 13... parseller yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen ilk karar bu iki parsel yönünden istinaf edilmemiş, yine dava konusu 14... parseller yönünden takipsiz bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen ilk karar bu iki parsel yönünden istinaf edilmemiş olup kaldırma ilamı kapsamında kaldığından ilk karar gibi karar verilmiştir. Müdahil davacı Hazine'nin 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra taşınmazların kullanımsız olduğu iddiası ile kullanıcı şerhinin terkini istemi ile açtığı davanın 6292 sayılı Kanun'un 9/2. maddesi gözönüne alınarak dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 12, 15... parseller yönünden kaldırma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmış olup dava konusu 12 parselin 31.12.2011 tarihinden önce davacıların kullanımında olmadığı tüm dosya kapsamı doğrultusunda anlaşılmıştır. 15... parseller yönünden ise her ne kadar 15 parselin 31.12.2011 tarihinden önce tamamının imar ihya edildiği, 20 parsel sayılı taşınmazın kısmen imar ihya edilerek tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı ziraat bilirkişileri ek raporunda belirtilmiş ise de keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, keşif gözlemi, taşınmazların mevcut durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde 31.12.2011 tarihinden önce davacıların ekonomik amaca uygun olarak kullanımı somut olaylara dayalı olarak ispatlanamamış, Mahkemece davacıların davasını ispatlamayamadığı" gerekçesiyle 280 43... ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 280 43... ve 21 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan dava takipsiz bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına, 280 43... , 15... parsel sayılı taşınmazlar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve arkadaşları ve asli müdahil Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yargılama sonucunda asli müdahil Hazinenin açtığı davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olup, yine gerek Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi ve bu kez gerekse Dairemizin uygulamasına göre, dava tarihinden önce 26.04.2012 tarihli 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. bendi ile; "bu kanuna göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davalar açılmaz, açılmış ve devam eden davalar durdurulur." hükmü getirildiğinden ve somut olayda müdahil Hazine, 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra 01.12.2015 tarihinde, taşınmazın bir bölümünün davalı yanın kullanımında olmadığını, bu nedenle davalı lehine kullanım şerhi verilmesinin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek şerhin iptali istemiyle müdahil olduğundan, asli müdahil Hazinenin talebinin 6292 sayılı Kanun'un 9/2. maddesi gözönüne alınarak dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi yerinde olduğundan asli müdahil Hazine vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusuna gelince; dava konusu ... Mahallesi 280 43... ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, bunlardan 280 43... parsel yönünden adına kullanıcı şerhi bulunan davalı ... tarafından önce dava dışı ...'a, sonrasında . ... tarafından ise davacılar ile davalı ...'e; .... Noterliği tarafından düzenlenmiş 23.03.2018 tarihli ... yevmiye nolu muvafakatname; 280 43... parsel sayılı taşınmaz hakkında ise yine tapu kaydında adına kullanıcı şerhi bulunan davalı ... tarafından .... Noterliğinin 23.03.2018 tarihli ... yevmiye nolu muvafakatname düzenlendiği; 6292 sayılı Kanun'dan kaynaklanan hakların devri için aynı kanun kapsamında düzenlenen bu muvafakatnameler nedeniyle İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda da aynı gerekçeyle konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve ilk karar davacılar vekili Avukat ... ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmekle birlikte, davacılar vekili tarafından ilk kararın istinafı için sunulan 06.02.2019 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde yalnızca 280 43... parsel sayılı taşınmaz hakkında istinaf kanun yoluna başvurulması ve 280 43... ve 16 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verilen aynı kararın istinaf konusu yapılmaması; davalı ... vekilinin ise ilk kararı yalnızca vekalet ücreti yönünden istinaf etmiş olup, adına kullanıcı tespitli 13 parsel sayılı taşınmaz hakkında verilen ilk kararı istinaf etmemesi nedeniyle karşılıklı olarak doğan usuli kazanılmış haklar nedeniyle İlk Derece Mahkemesince dava konusu bu parseller hakkında yeniden aynı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olduğu; dava konusu 280 43... ve 21 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan dava takipsiz bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, yargılama sırasında davacılar vekilince sunulan 10.04.2018 havale tarihli dilekçede, daha önce sundukları anlaşma senedine göre " 14... parsellerin tespit gibi kalacaktır" şeklindeki beyanı ve İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararı da istinaf etmemeleri karşısında İlk Derece Mahkemesince yeniden bu şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı; dava konusu olup gerek ilk kararda ve gerekse yeni kararda davanın reddine karar verilen ve davacılar vekilince ilk kararın istinafı sırasında istinaf konusu yapılan tek taşınmaz olan 280 43... parsel sayılı taşınmaz hakkında İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda, keşif sonrasında sunulan harita ve kadastro mühendisi bilirkişi tarafından sunulan 08.07.2021 tarihli raporda çakıştırması yapılan hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri ile iki ziraat mühendisi bilirkişi kurulu tarafından sunulan 15.07.2021 tarihli rapor ile 03.11.2021 tarihli ve 08.08.2022 tarihli ek raporlarla belirlendiği üzere dava konusu 280 43... parsel sayılı taşınmazın taşlık kayalık yapıda engebeli bir yapıya sahip, toprak yapısı çok sığ, yer yer ana kayalar toprak yüzeyine kadar çıkmış, tarım yapıldığına dair iz bulunmayan, düzensiz şekilde dikilmiş 5-7 yaşlarında 7 adet zeytin ile doğal makiden 3-5 adet zeytin bulunmakta olup hiçbirine bakım yapılmadığından zirai değerleri olmayan, maki bitkilerinden doğal bir arazi görünümünde olduğu, dolayısıyla tespit tarihi ve öncesinde kullanımsız olduğu belirlendiğinden bu parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte dava konusu 280 43... ve 20 parsel sayılı taşınmazlar hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda, davanın kabulüne ve "Dava konusu Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi 280 43... parsel sayılı taşınmazın muhtesat bilgileri kısmında ... oğlu 1950 doğumlu ... kullanımındadır şerhinin silinerek 1/5'er hisse ile davacılar ve davalı ... oğlu ... kullanımındadır şeklinde tapuya tesciline, dava konusu Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi 280 43... parsel sayılı taşınmazın muhtesat bilgileri kısmında ... oğlu 1950 doğumlu ... kullanımındadır şerhinin silinerek 1/5'er hisse ile davacılar ve davalı ... oğlu ... kullanımındadır şeklinde tapuya tesciline" karar verilmiş olup, bu karar her iki parselde de adına kullanıcı şerhi bulunan davalı ... tarafından istinafa getirilmemiş olunması nedeniyle davacılar yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğundan İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında verilen istinafa konu kararda da aynı şekilde hüküm kurulması gerekirken usuli kazanılmış hakkı bertaraf edecek şekilde davanın reddine karar verilmiş olunması doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yalnızca bu parseller yönünden kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği" gerekçesiyle asli müdahil Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2022/151 Esas, 2023/188 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın yeniden esasına ilişkin olarak; 280 43... ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, 280 43... ve 21 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan dava takipsiz bırakıldığından karar verilmesine yer olmadığına, 280 43... parsel sayılı taşınmazlar aleyhine açılan davanın reddine, 280 43... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne ve tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı ... oğlu 1950 doğumlu ... kullanımındadır şerhinin silinerek 1/5'er hisse ile davacılar ve davalı ... oğlu ... kullanımındadır şeklinde yazılarak tapuya tesciline, 280 43... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kabulüne ve tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı ... oğlu 1950 doğumlu ... kullanımındadır şerhinin silinerek 1/5'er hisse ile davacılar ve davalı ... oğlu ... kullanımındadır şeklinde yazılarak tapuya tesciline, asli müdahil Hazinenin açtığı davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 280 43... ve 20 parsellerin müvekkilinin kullanımında olduğunun tespit edildiğini, zilyetlik haklarının devrinin resmi şekilde olması gerektiğini, müvekkilinin taraf olduğu adi sözleşmeye dayalı kullanım hakkının devirlerinin geçersiz olduğunu ve itibar edilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün doğru olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/589, K. 2026/4491, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-589-e-2026-4491-k-09b8cfd83def