Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5094 E. 2026/4495 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5094
- Karar No
- 2026/4495
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/224 E., 2025/877 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İskilip Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/7 E., 2024/16 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Çorum ili ... ilçesi .. köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sırasında, tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan 543 parsel sayılı 9.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 33... parsel numarasıyla 9.213,97 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan 541 parsel sayılı 17.000 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 2 33... parsel numarasıyla 17.078,41 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. İtirazı komisyon tarafından reddedilen davacı ...'in vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu 543 parsel sayılı taşınmaza ilişkin yapılan uygulama çalışmasında taşınmazın yaklaşık 2.000 m²lik kısmının 541 parsele dahil edildiğini, yenileme çalışmaları sonucu taşınmazın sınırlarının değiştiğini, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır müvekkili ve ataları tarafından kullanıldığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile hatalı olarak 541 parsele dahil edilen kısmın 543 parsele dahil edilerek müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; uygulama çalışmasında taşınmazların yüzölçümlerinin değişmediğini, davacının herhangi bir hak kaybına uğramadığını ve davacının iddialarının asılsız olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu edilen yerlerin hava fotoğrafı ve ortafoto görüntüsüne göre yapılmış değerlendirmesinde taşınmazlar arasında 1952 yılına ait hava fotoğrafında belirgin sınır bulunmadığı, 1973 yılına ait hava fotoğrafında taşınmazlar arasında belirgin sınır bulunmadığı, taşınmazların tek parça halinde kullanılır olarak görüldüğü, 1979 yılına ait hava fotoğrafında ilk tesis tapulama çalışmalarında tespit edilen sınırın belirgin olarak görüldüğü ve 1 22... parseller arasını ayırdığı, bu görüntüye göre dava konusu (A) harfli yerin davalılara ait 2 33... parsel (eski 541) sayılı taşınmazın içerisinde görüldüğü, davacıya ait 2 33... parsel sayılı taşınmaz ile davalılara ait 2 33... parsel sayılı taşınmaz arasında zeminde mevcut sınırın 1983 yılında yapılmış ilk tesis tapulama çalışmalarından sonra 1990 yılından itibaren değiştiği ve sınırın 122 sayılı parsel içerisine kaydığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla (A) harfi ile gösterilen yerin İbik köyünde 1983 yılında yapılan ve kesinleşen ilk tesis tapulama çalışmaları sırasında 2 33... parsel (eski 541) sayılı taşınmaz içerisinde tahdit ve tespiti yapılmış olup kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. 2024 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan güncelleme çalışmalarında da 1983 yılında kesinleşmiş parsel sınırlarının ölçü-sınırlandırma hesap hatasına rastlanmadığından sabit ve geçerli sınır olarak alınmış olduğu görülmüştür. Bu hususlarla yönetmeliğe aykırı olarak uygulama yapılmadığı ve davacının taşınmazının yüzölçümünde de azalma olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 2 33... ve 122 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitleri gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ...'in vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava konusu taşınmazlara yönelik tesis kadastro tespitinin 1983 yılında yapılmasına, teknik bilirkişinin raporunda paftaların fotogrametrik yöntem ile üretildiğini açıklamasına, taşınmazların tesis kadastro tespit tarihine en yakın hava fotoğrafı olan 1979 yılına ait hava fotoğrafının incelenmesinde tesis kadastrosunda çizilen sınırların belirgin yapıda olduğu ve 1 22... parseli ayırdığı ve aynı zamanda tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının da birbirleri ile örtüşüyor olmasına göre, davacının tesis kadastrosundan sonra oluşan fiili kullanımının da uygulama kadastrosu sırasında sınır değişikliğine sebebiyet veremeyecek olduğundan İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tespit kadastrosu tarihine en yakın tarihli hava fotoğrafları celp edilmeden 1979 tarihli hava fotoğrafları doğrultusunda tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, müvekkilinin adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin açıklama ve ispat hakkının ihlal edildiğini, bilirkişi raporunda 1979 yılı hava fotoğrafının hatalı değerlendirildiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, arazide sınırlandırma hatası bulunduğunu, uygulama çalışmaları ile bu hatanın giderilmesi gerekmekteyken giderilmediğini, tesis kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın sınırlarının hatalı belirlendiğini ve İlk Derece Mahkemesi tarafından sabit sınırda yer alan ağaçlar, ağaçların yaşlarının dahi değerlendirilmediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.