Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1367 E. 2026/2777 K. – Tapu İptal Ve
Konu: Tapu İptal Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1367
- Karar No
- 2026/2777
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptal Ve Tescil
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1998 E., 2025/2084 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçakoca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/439 E., 2018/216 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine ve davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 24.10.2023 tarihli ve 2021/14740 Esas, 2023/5491 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Dairemizin bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli ve 2024/8-757 Esas, 2025/484 Karar sayılı ilamı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; tapuda fındık bahçesi vasfıyla davalı adına kayıtlı bulunan ..... köyü 1 03... parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kalmasına rağmen evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğunu, eski tarihli memleket haritasında orman olarak gözüktüğünü ve zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; yörede yapılan orman tahdit çalışmalarının kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın da orman sınırları dışında bırakıldığını, yerleşmiş içtihatlara göre kesinleşmiş orman tahdidinin bulunması hâlinde orman iddiasının bu tahdit esas alınmak suretiyle çözümlenebileceğini, memleket haritası ve hava fotoğrafı incelemesi yapılamayacağını ve dava konusu taşınmazın orman olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2018 tarihli ve 2017/439 Esas, 2018/216 Karar sayılı kararıyla taraf beyanları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, keşif ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (A) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlarının orman sayılan yerler içinde kaldığı ve (B) harfi ile gösterilen kısmının ise orman sayılmayan alan olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı Hazine vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli ve 2021/459 Esas, 2021/733 Karar ile davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ve kısmen reddiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince hükmün ortadan kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dava konusu taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının süresi içinde davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, "dava konusu taşınmaz hakkında Hazinece orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği gözetilerek bu kısım hakkında davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümünün 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği gözetilerek davanın taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümü yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu taşınmazın (C) kısmı hakkında davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli ve 2024/236 Esas, 2024/455 Karar sayılı kararı ile önceki hükümde direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dava konusu taşınmazın (A) harfli kısmının tapusunun iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli ve 2024/8-757 Esas, 2025/484 Karar sayılı ilamı ile "çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 4785 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek 3116 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 09.12.1948 tarihli Resmî Gazete’de ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunun, daha sonra 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la değişik hükümleri uyarınca 1975 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulamasının olduğu, 1948 yılında yapılan orman kadastrosunun seri bazda yapılıp yapılmadığı hususunun uyuşmazlığın özünü oluşturduğu, 1948 yılında yapılan orman tahdit çalışma tutanakları incelendiğinde; 10 numaralı Orman Tahdit Komisyonu tarafından tanzim edilen 04.06.1948 tarihli ve ''..... ilçesine bağlı .....tarlası ve ..... mahallesi civar ormanlarının tahdit ve tesciline mütedair umumi mazbatası'' başlıklı tutanakta; ''...bu köy hududu dahilinde bulunan devlet ormanlarının aynı kaza hududu dahilinde bulunan diğer ormanlarla irtibat ve iltisakı bulunması dolayısıyla mesaha’i sathiyesi henüz tespit edilememiş, köy arazi camiası içinde bulunup da devlet lehine tahdit edilen ve krokide yerleri gösterilen ormanların mesaha’i sathiyesi (188) hektar bulunduğu, arazi camiasının vüsatı ise mülasık köylerin arazi camiası ile birleşmiş bulunması dolayısıyla bu cihetin de henüz tespit edilmesine imkan bulunmadığı, köy halkı fındık, mısır, buğday, meyva yetiştirmek ve kısmen de koyun, keçi ve karasığır besledikleri anlaşılmıştır...’’ şeklinde tespite yer verildiği, yine aynı komisyon tarafından tanzim edilen 05.06.1948 tarihli ve ''.....a ilçesine bağlı ... köyü ve mahalleleri civar ormanlarının tahdit ve tesciline mütedair umumi mazbata hülasası'' başlıklı tutanakta; ''...bu köy hududu dahilinde bulunan Devlet ormanlarının aynı kaza hududu dahilinde bulunan diğer ormanlara irtibat ve iltisakı bulunması hasebiyle vüs'atı henüz tespit edilmemiş, yalnız köy arazi camiası içinde kalıpta Devlet namına tahdit edilen orman parçalarının vüsatı (188) yüz seksen sekiz hektardan ibaret olduğu" ifadesine yer verildiği, Uyuşmazlığın çözümü maksadıyla bütüncül bir yaklaşımla Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ile oluşturulan elektronik ortamda yapılan araştırma neticesinde; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ve civar köylerinde 2007 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmalarından sonra itiraz süresi içinde ... ya da Hazine tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davalarının temyiz incelemesini yapan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin,... köylerinde bulunan taşınmazlarla ilgili orman iddiası yönünden yaptığı inceleme sırasında yörede 1948 yılında 3116 sayılı Kanun hükmüne göre seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmasının bulunduğu tespitine yer verdiği, Her ne kadar ... tarafından gönderilen cevabi yazı bir orman kadastro çalışmasının seri bazda olup olmadığı yönünden kesin bir kanaat oluşturmasa da, Orman Genel Müdürlüğü Bolu Orman Bölge Müdürlüğü Akçakoca Orman İşletme Müdürlüğünün Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/513 Esas sayılı dava dosyasına (aynı gün gündeme alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.07.2025 tarihli ve 2024/8-661 Esas, 20257482 Karar sayılı dosya) gönderdiği cevabi yazıda; yörede 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan orman tahdit çalışmalarının seri bazda yapıldığının bildirildiği,yukarıda yer verilen tespitler ve 1948 yılına ait orman kadastro evrakları ve haritası bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1948 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında sadece eylemli durumu orman olan taşınmazlar ile ormana bitişik olan taşınmazların hukuki durumlarının tayin ve tespit edildiği, köy hududu dahilinde bulunan bir kısım ormanın ise incelemeye tâbi tutulmadığının anlaşıldığı, yörede yapılan orman kadastrosunun seri bazda yapıldığı sonucuna ulaşıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararında emsal olarak gösterilen Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davaya konu taşınmazın ilk kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, bilahare 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca kadastroya tâbi tutulduğu, yörede 1948 tarihinde seri bazda orman kadastro çalışmaları yapıldığı, daha sonra 1988 tarihinde de aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları ile evvelce orman sınırları dışarısında kalmış ormanların kadastrosunun yapıldığı ve taşınmazın her iki orman kadastrosu çalışmasında da orman sınırları dışarısında bırakıldığı gözetildiğinde emsal olarak gösterilen karara konu taşınmazın temyize konu taşınmaz ile aynı hukuki durumda bulunmadığı,Hazine tarafından bir taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla her zaman dava açılabileceği, Gelinen aşamada, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde seri bazda orman kadastrosu yapıldığı sonucuna varıldığından, tahdit sınırına bitişik olmayan dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığını tespit etmek için, mahkemece en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğnin belirlenmesi ve neticesine göre bir karar verilmesi gerektiği, Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın 09.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlarının 1944 tarihli (en eski) hava fotoğrafında orman sayılan yerler içerisinde olduğunun tespit edildiği, Hazine tarafından her zaman orman iddiası ile dava açılabileceği, çekişmeli taşınmazın 09.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlarının evvelinin orman olduğu, daha sonra açılmak suretiyle kullanılmasının orman niteliğini değiştirmeyeceği, 09.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen kısmı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliyesi Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulmasına karar verilen bozma ilamında yazan gerekçelerle; davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, .... köyü 1 03... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 26.02.2018 tarihli krokili raporda (A) harfi ile gösterilen 6.673,21 m², (C) harfi ile gösterilen 4.261,88 m² yüzölçümlü kesimlerinin tapu kaydının iptal edilip .... Köyündeki aynı adanın takip eden son parsel numarası verilerek şerhsiz olarak orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline ve fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu zilyeltikle kazanma koşullarının oluşmadığına eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişttir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılın yerlerden olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle ; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.