Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/53 E. 2026/1066 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/53
Karar No
2026/1066
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1354 E., 2025/1381 K. BİRLEŞEN 2021/333 ESAS SAYILI DOSYADA İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/174 E., 2024/264 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat ve emlak sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davalıya 6 ve 18 numaralı bağımsız bölümler olmak üzere iki adet 3+1 daire sattığını, devamında da aralarındaki harici sözleşmeye uygun olarak mesken nitelikli bu bağımsız bölümlere bir kısım ilave iş ve imalatlar yaptığını, ancak davalı tarafın imalat bedellerinin ödemediğini, müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100.000,00 TL ilave iş ve imalat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketle 2 adet daire için satış sözleşmesi yapıldığını, dairelerin müvekkiline kat irtifakı ile teslim edildiğini, müvekkilinin bu daireleri kullanım amaçlı değil yatırım amaçlı aldığını, ancak teslim edilen dairelerin sözleşmede kararlaştırılan özellik ve nitelikten farklı daireler olduğunu, yine dairelerin sözleşmede belirtilen teslim süresinden 2 yıl sonra teslim edildiğini beyan ederek ayıptan doğan zararın ayıp oranında satış bedelinden mahsup edilerek taraflarına iadesini ve 2 yıllık kira bedelinin taraflarına ödenmesini talep etmiş, 05.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 526.558,52 TL olarak artırmıştır.

II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açılması ve aynı taşınmaza ilişkin derdest dosya olması sebebiyle öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, taraflar arasında ... sözleşmesi bulunmadığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, davacının mesleğinin müteahhitlik olduğunu ve işinin doğası gereği davacı ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi aralarında sözleşme ilişkisi de bulunmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davanın süresinde açılmadığını ve ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, gizli ayıp olması halinde dahi ihbar süresinin kaçırıldığını, dava konusu taşınmazın davacıya tertemiz ve üzerinde herhangi bir takyidat olmaksızın satıldığını, işbu davanın neden açıldığının anlaşılmadığını, taşınmazın mevcut haliyle satılmış olduğunu, inşaat sektöründe bu şekilde yarım ya da kat irtifakı kurulu yerlerin satılmasının yaygın bir ticari örf adet ve uygulaması olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı yüklenici ile davalı arasında harici ... sözleşmesi yapıldığı, sözleşme gereğince yüklenici tarafından davalıya iki adet dairenin harici anlaşmaya göre tamamlanıp tesliminin kararlaştırıldığı, davacı yüklenicinin sözleşme gereğince edimini ayıplı ve eksik olarak ifa ettiği, talep ettiği imalat bedelini ancak edimini tam ve eksiksiz olarak ifa etmesi veya ayıp ve eksik imalat bedelini ödediği takdirde talep edebileceği, birleşen dava yönünden yapılan yargılamada; alınan bilirkişi raporuna göre davacının yükleniciden talep edebileceği eksik ve ayıplı imalat bedelinin toplam 361.300,00 TL olduğu, davacı yüklenici tarafından dairelerin kararlaştırılan tarihten iki yıl geç teslim edildiği ve iki yıl için kira bedeli talep edildiğinden iskân ruhsatı tarihinden geriye dönük 2 yıl için gecikme nedeniyle kira alacağının 97.400,18 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 361.300,00 TL ayıp ve eksik iş bedeli ile 97.400,18 TL gecikme nedeni ile kira alacağının birleşen dosyada davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kira talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı ...'dan davalı ...'ye 09.11.2018 tarihinde davaya konu taşınmazdan hisse satışı yapıldığı, resmi tapu senedine göre satım bedelinin nakden ve tamamen davalı tarafça ödendiği, tapu satış senedi dışında yazılı sözleşme sunulmadığı, bu halde taraflar arasında davalının iddia ettiği üzere bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yahut davacının iddia ettiği üzere daire içinin yapılmasına dair bir ... sözleşmesi ilişkisi bulunduğunun usulünce ispat edilemediği, miktar itibariyle sözleşmenin ispatı noktasında tanık dinlenemeyeceği, birleşen dosyada ise davacı ile davalı ... İnşaat arasında kurulduğu iddia edilen ne bir satım sözleşmesi ne de arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi sureti sunulamadığı, kaldı ki davacıya tapuda taşınmazları devredenin davalı şirket değil, asıl dava davacısı ... olduğu, bu halde, tapu satış senedinin aksini iddia eden birleşen dosya davacısı, davalı ... İnşaat ile arasında harici bir satım sözleşmesi bulunduğunu, yahut arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, yazılı şekilde ispatlaması gerektiği, birleşen davacı ile davalı ... arasında bir sözleşmenin (satım ya da APKİS) varlığının ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesi kararı ile asıl dosya davacısı ...’nun birleşen dosyada taraf sıfatı bulunmamasına rağmen aleyhinde hüküm tesis edildiği, bu durumda hem asıl hem birleşen dava yönüyle ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda bulunanın asıl ve birleşen davada ayrı ayrı istinaf başvuru ve karar harcı yatırması gerekirken tek harç yatırdığını, birleşen dava yönünden herhangi bir istinaf başvurusu bulunmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dava yönünden de inceleme yapıldığını, bu hususun kanuna ve usule açıkça aykırılık teşkil ettiğini, asıl dava davacısı ve ... Yapı Elemanları Şirketi yetkilisi ...’nun dava dilekçesinde taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu ikrar ettiğini, asıl davada davacı ...’nun arsa payını müvekkiline sattığını, sonrasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile beraber diğer tüm hissedarlar adına işleme başladığını ve kat irtifakı tesis edildiğini, birleşen dosya davalısı şirkete ait kaşe ve imzalı inşaat projesinin dosyaya sunulduğunu, teslim edilen dairelerin sözleşmede kararlaştırılan dairelerin özellikleri ve niteliği bakımından farklı daireler olduğunu, dairelerin sözleşmedeki teslim süresinden 2 yıl sonra teslim edildiğini, müvekkilinin zarara uğradığını, birleşen davanın kabulü gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada harici satış yoluyla satılıp devrolunan bağımsız bölümlere fazladan yapılan imalât yapıldığı iddiasına dayalı, satıcı davacı tarafından açılan alacak istemine, birleşen dava ise yine harici satış yoluyla satılıp devrolunan bağımsız bölümlere dair eksik ve ayıplı iş nedeniyle ayıp oranında bedelden indirim, ayıp nedeniyle taşınmazın 3. kişiye düşük bedelle satılması suretiyle vaki zarar ve geç teslimden kaynaklanan gecikme (kira) tazminatı istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/53, K. 2026/1066, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-53-e-2026-1066-k-5d2be0eb87f3