Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6449 E. 2026/3072 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6449
- Karar No
- 2026/3072
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/750 E., 2025/2700 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/308 E., 2025/2 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 3 45... parsel sayılı 2.370,44 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... (...) Mahallesi 3 45... parsel sayılı taşınmazın orman olduğu gerekçesi ile tescil harici bırakıldığını, zilyetlik süresinin orman tahdidinin aplikasyonunun kesinleşme tarihi olan 09.06.1993 tarihinden başlaması gerektiğini, taşınmazın 29.07.1980 onay tarihli Metropoliten Nazım İmar Planı kapsamında kaldığını ve dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını ileri sürerek, davalı adına yapılan tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın çok uzun yıllardır zilyetliklerinde bulunduğunu, buranın eski tapusu olduğunu ancak bulamadıklarını, taşınmazın orman ile alakası bulunmadığını, murisleri tarafından uzun süre tarım alanı olarak kullanıldığını ve tahminen 50 yıllık muhtelif meyve fidanları bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın çok uzun yıllardır zilyetliklerinde bulunduğunu, buranın eski tapusu olduğunu ancak bulamadıklarını taşınmazın orman ile ilgisinin bulunmadığını, murisleri tarafından uzun süre tarım alanı olarak kullanıldığını ve tahminen 50 yıllık muhtelif meyve fidanları bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın meyve bahçesi olarak kullanılan arazisi vasfında olduğu, hava fotoğrafı ve ortofoto görüntülerinden 1968, 1970, 1972, 1976, 1985,1986,1990, 1992, 1993, 2003, 2006, 2013, 2015, 20 17... yıllarında taşınmaz üzerinde meyve ağaçları olduğu ve bahçe ziraati yapıldığının anlaşıldığı, taşınmazın imar planına alınmadan önce üzerinde zilyetlik kurulduğu ve kazanım şartlarının oluştuğunun anlaşıldığı, davalı tarafın eklemeli zilyetlikle 1980 yılından önce 20 yılı aşkın bir süredir tarım amaçlı kullanılan bir taşınmazı edindiği ve zilyetliğini devam ettirdiğinin anlaşıldığı, taşınmaz üzerinde imar planına alınmadan önce zilyetlikle iktisap şartlarının sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine ve 3 45... parsel sayılı taşınmazın ... ve arkadaşları adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 3 45... parsel sayılı taşınmazın 1982 yılında yapılan tapulama çalışmalarında orman olarak tespit dışı bırakıldığı, ancak yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve eki hava fotoğraflarının incelenmesinde, taşınmazın 1956 yılından beri tarla vasfında olduğu, 1968 yılından itibaren ise meyve bahçesi olarak kullanıldığı, parsel üzerinde 50 yaşlarında 20 adet elma, 15 adet erik, 3 adet armut, 2 adet dut ve 3 adet söğüt ağacının bulunduğu, ağaçların yaşlarının hava fotoğrafları ile uyumlu olduğu, taşınmazın orman, mera veya tarım dışı arazi özelliği göstermediği ve davalılar yönünden zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 1949 yılında yapılan orman kadastrosunun aplikasyonu 1993 tarihinde kesinleştiğinden davalı yanın 1993 tarihine kadar sürdürdüğü varsa bile zilyetliğinin hukuki sonuç doğurmayacağını, 1982 yılında yapılan arazi kadastrosunda dava konusu alanın tespit dışı bırakıldığını, varsa bir zilyetliğin bu tarihten başlaması gerektiğini, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğinde kullanılıp kullanılmadığı hususunda inceleme ve araştırma yapılmadığını, bu nedenle raporun eksik incelemeye dayalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen zilyetlikle edinebilecek taşınmaz miktarının belirlenmediğini, dava konusu taşınmazın eğimi %17 olduğunundan zilyetlik ile kazanılamayacak yerlerden olduğunu, taşınmazın 29.07.1980 tarihinde onaylanan 1/50000 ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Nazım İmar Planı sınırları içerisinde, 15.06.2009 tasdik tarihli 1/100000 ölçekli İstanbul Çevre düzeni planında "Orman Alanı” lejantında, 14.06.2002 tasdik tarihli 1/5000 ölçekli Binkılıç Nazım İmar Planı'nda "Orman Alanı” lejantında kaldığını, ayrıca taşınmazın mübadeleye tabi Rumlardan kalan yerlerden olması nedeniyle zilyetlikten iktisap edilemeyeceğini, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan usul ve kanuna aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.