Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/1312 E. 2026/2724 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1312
Karar No
2026/2724
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2197 E., 2025/2495 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/785 E., 2025/195 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 75 55... parsel sayılı 222,11 m² yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, işbu parselin kullanıcısı tespit edilmemiştir" şerhi yazılarak arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; bilahare, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca 04.12.2024 tarihli satış işlemiyle dava dışı ... ... adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kullanıcı hanesinin boş olarak tespit edildiğini, taşınmazın zilyetliğini 20 yılı aşkın süredir müvekkilinin nizasız fasılasız sürdürmekte olduğunu, müvekkiline ait müştemilatın bir kısmının dava konusu taşınmazda kaldığını, yine dava konusu taşınmazda müvekkili tarafından emekle yetiştirilmiş bahçe mahsullerinin mevcut olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının beyanlar hanesine 2009 yılından beri müvekkilinin taşınmazda zilyet olduğuna ilişkin şerh verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ... ... isimli şahsa devredildiğini, davanın husumetten reddedilmesi gerektiğini, talepleri yerinde görülmezse yerinde keşif yapılması gerektiğini, yerel bilirkişilerin dinlenmesi ve ayrıntılı beyan alınması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dava konusu edilen taşınmazda 2019 yılında kullanım kadastrosu çalışmalarının yapıldığı, eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde 25.12.2024 tarihinde davalı ... aleyhine ikame edildiği, ancak taşınmazın 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında yapılan satış işlemiyle davadan önceki tarih olan 04.12.2024 tarihinde dava dışı ... ...'a tescil edilmiş olduğu, zilyetliğin tespiti ve beyanlar hanesine şerhi istemli davanın, yargılama neticesinde hukuku etkilenecek olan taşınmaz malikine yöneltilmesi gerektiği, dosyanın davalısı Hazinenin ise taşınmazı devreden önceki malik olduğu ve devrin dava tarihinden öncesine isabet ettiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesindeki tapu sicilinin aleniyetine ilişkin düzenleme, benzer doğrultuda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2025/198 Esas ve 2025/748 Karar sayılı ilamındaki ''Diğer yandan davalılar dava konusu taşınmazı dava tarihinden önce dava dışı üçüncü kişiye sattıklarına göre, tapu iptali ve tescil davası kayıt malikine karşı açılması gerekip 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125. maddesi ise yargılama sırasında dava konusunun devrine ilişkin olup eldeki davada uygulama kabiliyeti de bulunmadığından ve davacı tarafça da kayıt malikine açılan dava olmadığından davacının 713/2 maddesine dayalı tapu iptali ve tescil talebi yönünden İlk Derece Mahkemesince pasif husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.'' şeklindeki gerekçe, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 2015/10701 Esas ve 2015/11747 Karar sayılı ilamı dikkate alınarak dahili dava dilekçesi sunulması, tarafta iradi değişiklik ya da taşınmazın devri sebebiyle seçimlik hakkın kullandırılması yollarıyla taraf teşkilinin sağlanamayacağı, kaldı ki aksinin kabulü halinde dahi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/2700 Esas ve 2025/145 Karar sayılı kararında ''Bilindiği üzere, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra zilyetliğe dayalı davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.'' şeklinde belirtildiği üzere davadan önce 6292 sayılı Kanun kapsamında satış yoluyla devredilen taşınmazdaki satışa dair idari işlem iptal edilmedikçe zilyetlik iddiasıyla açılan davanın dinlenemeyeceği" gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra zilyetlik şerhi verilmesi veya tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, davacı eldeki davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra açtığına, davalı ... dava tarihinde kayıt maliki de olmadığına, dava dışı gerçek kişiye ait tapu kaydı İdarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağına, davacı tarafça İdare Mahkemesine dava açıldığı istinaf dilekçesinde bildirilmekle işlemin iptal edildiğine ilişkin bir ilam da sunulmadığına" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2025/894 Esas sayılı dosyasında satış işlemi iptali davası açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, taşınmazın zilyetliğinin 20 yılı aşkın süredir müvekkilinin nizasız fasılasız sürdürmekte olduğunu, müvekkiline ait müştemilatın bir kısmının dava konusu parselde bir kısmının bitişik parselde bulunan 16 numaralı taşınmazdaki binada olup müvekkilinin ikamet ettiğini, yine taşınmazda müvekkili tarafından emekle yetiştirilmiş bahçe mahsullerinin mevcut olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptalinin istenilip istenilmeyeceğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/1312, K. 2026/2724, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-1312-e-2026-2724-k-0ae3c8eb5f8c