Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4038 E. 2026/4191 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4038
Karar No
2026/4191
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/94 E., 2025/38 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak verilen karar, müddeabihi dava sırasında devreden ... ... ile devralan davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R - Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tereke adına tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucunda; Manisa ili, ... ilçesi, ... Mahallesindeki 1 41... parsel sayılı taşınmazın 01.05.1987 tarihli tapu kaydına istinaden davacının muris babası... adına kayıtlı olması, ...'in de 1988 yılında haricen eşi ... ...'e hibe edip zilyetliği devretmesi sebebiyle davacının dava dışı annesi ... adına tespit edildiği, itiraz edilmeyen tespitin 28.09.2007 tarihinde kesinleşerek taşınmazın ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı; dava konusu ev ve arsasının muris babası ... adına tapuda kayıtlı iken kadastro çalışmaları sırasında her nasılsa annesi ... adına tespit ve tescil edildiğini, sonrasında taşınmazın tapuda annesi ... tarafından davalı kardeşi ... ...'ye bağışlandığını, taşınmazın ne annesi ne de davalı kardeşine ait olduğunu ileri sürerek davalı ... adına tapu kaydının iptali ile elbirliği mülkiyeti hâlinde muris ... mirasçıları adına tescilini istemiş, davalı ...'nin taşınmazı dava sırasında kayınpederi ...'e satması üzerine HMK'nın 125. maddesine istinaden davaya müddeabihi devralan ... aleyhine tapu iptali ve tescil davası olarak devam etmiştir.

Davalı ...; terekeye iade isteyen davacının tek başın aktif dava ehliyeti bulunmadığını, taşınmazın bedelinin aslen annesi ...’nin kilimlerini ve koyunlarını satarak ödediğini, babasının kadastro öncesi tapuda ismen yer aldığını, kadastro öncesi muris...'in taşınmazı annesi ...'ya, annesinin de kendisine bağışladığını, evin harabe durumda olduğunu, çatısını ve içini büyük masraflar yaparak kendisinin tamir ettirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; kadastro sonrasında dava konusu taşınmazı tapuda herhangi bir kısıtlayıcı şerh bulunmaksızın iyiniyetle tapu kütüğüne güvenerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli kararıyla; davacının tek başına diğer mirasçıların davaya muvafakatini almadan, terekeye temsilci atanmadan eldeki davayı takip edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2018/42 Esas, 2018/356 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından başvurunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairenin 13.10.2021 tarihli ve 2021/3085 Esas, 2021/5546 Karar sayılı kararıyla; davacı tüm mirasçılar adına tescil istemiş ise de davanın zaten mirasçılar arasında görüldüğü, bu sebeple davacının payını da isteyebileceği,davacının annesinin keşifteki beyanında muris eşinin taşınmazı kendisine bağışlamadığına, kendisinin de davalı oğluna bağışlamadığına, sadece kendisine imza attırıldığına dair beyanı karşısında taşınmazın muristen geldiği, eşine de bağışlamadığı, terekenin de taksim edilmediği, "Çoğun içinde az da vardır." kuralı uyarınca davacının payı oranında iptal tescile hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2022 tarihli kararıyla; bozma kararındaki gerekçeler benimsenerek taşınmazın tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekilinin temyizi üzerine Dairenin 06.02.2024 tarihli ve 2022/5537 Esas, 2024/865 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın dava sırasında dava dışı ...'e satış suretiyle devredildiği, temyize konu hüküm tarihinde davalı ...'nin kayıt maliki olmadığı, HMK'nın 125. maddesinin re'sen uygulanması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; terekeye iade istemli olarak açılan davanın açıldığı tarih itibariyle taraflarının mirasçı oldukları, taşınmazın dava sırasında el değiştirmesi üzerine davacının HMK'nın 125. maddesi uyarınca davasına yeni ... ... aleyhine tapu iptali ve tescil davası olarak devam ettiği, davacı haricindeki dava dışı mirasçıların davacının terekeye iade istemli davasına muvafakatlerini bildirdikleri, davacının annesinin keşifteki beyanına göre de taşınmazın muris...'e ait olduğu, tespit maliki olan eşine bağışlanmadığı, tespit maliki olan murisin eşinin de davalı oğlu ...'a bağışlama iradesi olmadığı, dava tarihinde kayıt maliki olan davalı ...'nin durumu bildiği, dava sırasında taşınmazı kayınpederi olan ...'e sattığı, davacının davasını yeni ... ...'e yönelttiği, dava sırasında taşınmazı devralan HMK'nın 125. maddesi uyarınca davalı ...'in bu hususları bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, devreden ... ... ve devralan ...'in danışıklı hareket ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... terekesi adına tesciline karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın kabul edilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.

Ancak, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi kamu düzeniyle ilgili olduğundan bu hususun re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda; tapu iptali ve tescil talebi kabul edildikten sonra herhangi bir veraset ilâmına atıf yapılmadan, mirasçılara ve paylarına yer verilmeden infazda tereddüt uyandıracak şekile hüküm kurulması isabetli değildir.

Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kamu düzeni yönünden re'sen yapılan temyiz incelemesi sonunda temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmının 1. fıkrasından "... terekesi adına tapuya kayıt ve tesciline," ifadesinin çıkarılarak, yerine "... Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.07.2016 tarihli ve 2016/242 Esas, 2016/242 Karar sayılı veraset ilâmındaki muris ... mirasçıları adına payları oranında tesciline," ifadesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4038, K. 2026/4191, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4038-e-2026-4191-k-d210343905a8