Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2177 E. 2026/3782 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2177
Karar No
2026/3782
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1746 E., 2024/2211 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/112 E., 2023/328 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davacıların kardeş, davalılardan...'nın davacıların teyzesinin oğlu, diğer davalı ...'ın ise davalı ...'nın oğlu olduğunu, davacıların annesi ...'nn vefatı ile bir kısım taşınmazlarının miras yoluyla davacılara kaldığını, muristen intikal eden taşınmazların henüz mirasçılar adına tapuda intikallerinin yapılmadığını, davacıların intikal, iştirak halinde mülkiyetten müşterek mülkiyete çevirme ve benzeri resmi işlemleri yürütülmesi için davalı ...'ya vekaletname verdiklerini, İzmir .... Noterliğininin 19.10.2020 tarihli işlemi ile vekaletlerde yazılı olan taşınmazların 1.250.000,00 TL bedelle vekil... tarafından oğlu olan diğer davalı ...'a satış vaadi sözleşmesi yapıldığını öğrendiklerini, bunun üzerine davalı ...'nın davacılar tarafından azledildiğini, davalının vekalet yetkisini açıkça kötüye kullandığını ileri sürerek; davalılar arasında düzenlenmiş olan satış vaadi sözleşmesinin iptaline, bu mümkün olmaz ise 1.250.000,00 TL'nin 20.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; dava konusu edilen taşınmazlarda davalı ...'nın davacılarla birlikte hissedar olduğunu, davacıların davaya konu taşınmazlarda bulunan hisselerini davalılardan ... ile dava dışı ...'e sattıklarını, alıcı davalı ... ve kardeşi ...'in dava konusu elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlarda hisse sahibi olmadıklarından, tapu da devir yapılamayacağı için davacılarla davalı ... ve ..... arasında 28.04.2003 tarihli ... Köyü Muhtarlığı ... Köyü Satış Senedi başlıklı bir sözleşme düzenlendiğini, sözleşmeden sonra davacıların davalı ...'ya İzmir .... Noterliğinin 04.07.2003 tarihli taşınmazları satış yetkisini içeren düzenleme şeklinde vekaletname verdiklerini, davacılara gereken ödeme yapılmış olduğundan, taşınmazların satışı halinde davacılara herhangi bir bedel ödenmeyeceğini, davaya konu taşınmazlarda davalı ... da hissedar olduğundan, davacılardan satın aldıkları taşınmaz hisselerini kendi üzerine almak istediğini, ancak babası Ahmet'in isminin bazı kayıtlarda ... olarak geçtiğinden alamadığını, mirasçılık belgesi ve isim tashihi için açmış olduğu Urla Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/271 E., 2020/472 K. sayılı davanın kesinleşme sürecinde, davacıların davalılara vermiş oldukları vekaletnameler nedeniyle azilnameler göndermeye başlaması üzerine hak kaybına uğramak istemeyen davalı ...'nın dava konusu taşınmazların gerçek maliki olan davalı ... ile İzmir ...... Noterliği'nin 19.10.2020 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satışı vaadi sözleşmesi yapmış olduğunu, davalı ...'ın daha önce parasını ödediği taşınmazı üzerine almaya çalıştığından, bu sözleşmenin tarafları arasında bir para alışverişi olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafça sunulan 28.04.2003 tarihli ve 08.06.2008 tarihli belgeler ile taşınmazın davalı ... tarafından satın alındığı ileri sürüldüğü, ancak ilgili belgelerde herhangi bir tapu bilgisine rastlanılmadığı, yazı içeriğinde satış sözleşmesinden bahsedilmediği, bahsedildiği kabul edilse dahi bu belgelerin adi yazılı sözleşme oldukları, taşınmazın bedelinin davalı ... tarafından ödendiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı tapuda kayıtlı taşınmazların devrinin resmi şekle tabi olduğu, adi yazılı sözleşme ile hak talep edilemeyeceği, davacı tanıklarının ifadelerinden de vekaletnamelerinin intikal ve diğer işlemler için verildiğini bildiklerini beyan ettikleri, davalı ...'ın davalı ...'nın oğlu olması nedeniyle vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne davalılar arasında düzenlenen İzmir.... Noterliğinin 19.10.2020 tarihli Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesinin iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı yanın, davacıların vermiş oldukları vekaletnameler nedeniyle azilnameler göndermeye başlaması üzerine hak kaybına uğramamak adına taşınmaz satışı vaadi sözleşmesi yapıldığı yönünde savunma yaptığı, davacıların maliki oldukları İzmir ili, .... ilçesi, .... Mahallesinde kain 7 40... , 14... parsel, 6 89... parsel sayılı taşınmazların satış yetkisini içeren vekaletname ile vekil tayin ettikleri, davalı ...'nın, davaya konu iptali istenilen satış vaadi sözleşmesinin düzenlenmesinden önce, vekaletname ile verilen satış dahil yetkilerden azil iradesini ortaya koydukları ve davalıların azilden haberdar oldukları, davalı ...'nın vekalet veren davacıların açık talimatlarını alıp ona uygun hareket etmediği, sadakat ve özen yükümünü ihlal ederek görevini kötüye kullandığının anlaşıldığı, vekil kılınan davalı ...'nın vekâlet görevini kötüye kullanmak suretiyle satış vaadi sözleşmesini düzenlendiği, taşınmazı satın alan ve aynı zamanda davalı ...'nın oğlu da olan davalı ...'ın da vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını ve vekilin yetkisinin son bulduğunu bilebilecek durumda olup iyi niyetli sayılamayacağını, ileri sürülüş şekli ve dayanılan olgular çerçevesinde, davacıların bu davadaki istemlerinin, vekalet görevinin kötüye kullanılması, özellikle de vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğü ile açık talimata aykırı davranılması hukuksal nedenine dayandırıldığı, uyuşmazlığa konu taşınmazların, davacılar tarafından harici satış sözleşmesi ile vekil ile sözleşme yapan diğer davalıya satılıp satılmadığı ve/veya bedelin tahsil edilip edilmediği hususu sonuca etkili olmadığı, bu haliyle davacıların davasının bu gerekçe ile kabulü gerektiğinden bahisle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, davalılar arasında düzenlenen İzmir ..... Noterliğinin 19.10.2020 tarihli Taşınmaz Mal Satış Vaadi Sözleşmesinin iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; İlk Derece Mahkemesinin keşif ve bilirkişi incelemesi yapmadığını, davacı tarafın ödemesi gereken harç miktarı ve yargılama giderlerinin sözleşmeye konu taşınmaz hisselerinin dava tarihi itibarıyla değerine göre hesaplanması gerektiğini, taraflar arasında 28.04.2003 tarihli "Köy Muhtarlık Senedi" ile davacıların murisi ...'dan kalan taşınmaz hissesinin satışı yapıldığı, bu sözleşmede satış yapan davacıların taşınmazın bedelini alarak sattıklarını beyan ettiklerini, sözleşmenin altında davacıların satıcı sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, bu sözleşmede müvekkili ...'ın alan (satın alan) sıfatıyla imzasının yer aldığını, sözleşmede satışa konu taşınmazın "... Köyü, ... Mevkiinde annemiz olan ...'dan kalan taşınmaz tarlalarımız" ifadesiyle belirli hale getirildiği, vekaletnamenin veriliş nedeninin 28.04.2003 tarihi itibarıyla tapuda devredilemeyen taşınmaz hisselerinin daha sonra müvekkili ...'a devri olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme 28.04.2003 tarihli olup vekaletnamenin 04.07.2023 tarihinde düzenlendiğini, bu durumun sözleşme ile vekaletname arasında bağlantı bulunduğunun açık delili olduğunu, noterde verilen düzenleme şeklindeki vekaletnamenin resmi belge olup aksinin aynı nitelikte yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, bu konuda tanık dinlenemeyeceğini, vekil olarak hareket eden müvekkilinin kötüniyetli olmadığı gibi işlemi yapan diğer müvekkilininde, çıkar ve işbirliği içinde hareket etmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davaya konu satış vaadi sözleşmesinin düzenlenmesinden önce davacıların azil iradelerini ortaya koymalarına rağmen, davalı vekilin talimata aykırı davranarak taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenlenmesine, sözleşmenin karşı tarafının vekilin oğlu olup vekilin yetkisinin sona erdiği ve işlemin davacıların iradesine aykırı olduğunu bilebilecek durumda olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/2177, K. 2026/3782, T. 15.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-2177-e-2026-3782-k-df7e6bdf2af9