Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4605 E. 2026/2745 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4605
Karar No
2026/2745
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/564 E., 2025/1083 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/1014 E., 2023/1146 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 33 parsel sayılı ve 328,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 8 97... parsel numarasıyla ve 239,91 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar adına kayıtlı bulunan eski 36 parsel sayılı 1.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 8 79... parsel numarasıyla ve komisyon kararı ile 1.510,61 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait 8 97... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ve bu eksikliğin davalılara ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazın yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "17.08.2023 tarihli harita mühendisi ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile krokilerde davaya konu 8 79... parselin 8 79... parsel ile olan müşterek sınırında talebe konu sınır (tesis kadastro sınırı) ile 22/a kadastrosu sınırları arasındaki farklılığın (A) harfi ile gösterildiği, bu alanın 86.80 metrekare olduğu, krokilerde talebe konu sınırın yeşil renk ile, tesis kadastrosu sınırlarının kesikli kırmızı renk ile 22/a sınırlarının mavi renk ile gösterildiği, dava konusu 8 79... parselin 22/a yenileme çalışmalarında 51 parsel ile olan müşterek sınırının "geçerli sayılabilecek sınır" olarak belirlendiği, 8 79... ve 53 parsellerin 22/a uygulama tutanakları incelendiğinde iki parsel arasındaki sınırın TKGM'nin 2010/18 sayılı genelgesinin 26/f maddesinde belirtildiği üzere taşınmaz malikleri ile diğer ilgililerin uyuşmazlık çıkarmadan kullandıkları sınır olduğu, bu sınırın sınırlandırması ile ilgili olarak parsel maliklerinden alınan muvafakatnamenin parsel tutanağına eklendiğinden bahsedildiği ancak 22/a uygulama tutanağına maliklerden alınan muvafakatnamenin eklendiği bahsedilmişse de bahse konu muvafakatnamenin varlığının tespit edilemediği, ayrıca muvafakatname mevcut dahi olsa açılan davanın muvafakatnameyi önemsiz kıldığı, çünkü açılan davada talebin muvafakatnamede verildiği iddia edilen kısma yönelik olduğu, 1955, 1990, 2008, 20 13... yıllarına ait hava fotoğraflarında yapılan tespitler ışığında; davaya konu (A) alanının 19 90... yıllarında hava fotoğrafının çekildiği tarihte davacıya ait 8 79... parsel ile bütünlük teşkil ettiği, 1955, 20 08... yıllarında hava fotoğrafının çekildiği tarihte hangi parselle bütünlük teşkil ettiğinin belirgin olmadığı, talebe konu alanda 1955 yılı hava fotoğrafında ve 2021 yılı hava fotoğrafında yapıya benzer bir kullanım tespit edildiği, 1973 yılı tesis kadastrosu pafta ve krokileri incelendiğinde davaya konu (A) alanında bir yapının mevcut olduğu ve bu yapının da "dahil işareti" ile 8 79... parsel içerisinde kaldığının tespit edildiği, eski ve güncel hava fotoğrafları ile tesis ve 22/a kadastro evrakları birlikte değerlendirildiğinde; 2013 yılı yenileme kadastro çalışmalarında davaya konu 8 79... parselin 51 parsel ile müşterek sınırında "sınırlandırma hatası" yapıldığı, 1973 yılı tesis kadastro pafta ve krokilerinde talebe konu alanın 8 79... parsel içerisinde kaldığı, keşif günü 8 79... ve 51 parsellerin arasındaki müşterek sınırda belirgin bir sınırın mevcut olmadığı, eski ve güncel hava fotoğraflarında 8 79... ve 51 parsel arasında kadim denilebilecek sabit sınır niteliğinde bir sınırın mevcut olmadığı, ancak 19 90... yılı hava fotoğraflarındaki tasarruf sınırlarına göre talebe konu kısmın 8 79... parsel ile bütünlük teşkil ettiği, tüm bu tespitler ışığında 8 79... ve 51 parseller arasındaki müşterek sınırda 1973 yılı tesis kadastro pafta ve teknik belgelerinde mevcut olan sınıra uyularak değerlendirme yapılması gerektiği, sınır tipinin de "geçerli sınır" olarak belirlenmesi gerektiği, bu doğrultuda (A) harfi ile gösterilen talebe konu kısmın 8 79... parselden ayrılarak 8 79... parsele eklenmesi gerektiği bildirilmiştir. 18.08.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ise fen raporu krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın dava tarihi olan 27.12.2022 tarihi itibarıyla harca esas değerinin toplam 27.010,00 TL olduğu bildirilmiştir. Davacı tarafça bakiye harcın (eksik harcın) yatırıldığı ve makbuzun dosyaya ibraz edildiği anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında, davalı tarafça ileri sürülen ve dava konusu taşınmaz maliklerinden alındığı belirtilen muvafakatnamenin varlığının tespit edilemediği, kaldı ki muvafakatname mevcut dahi olsa eldeki davanın muvafakatnameyi önemsiz kıldığı, çünkü eldeki davada talebin muvafakatname verildiği iddia edilen kısma yönelik olduğu anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, 8 79... parsel sayılı taşınmazın ve aynı yer 8 79... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu tespitlerinin iptaline, 17.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda ve bu rapora ekli krokilerde (A) harfi ile gösterilen ve uygulama kadastrosunda 8 79... parselde ölçülen 86,80 metrekarelik kısmın, 8 79... parselden çıkartılarak davacıya ait 8 79... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine; davacıya ait 8 79... parsel sayılı taşınmazın neticeten; 326,71 metrekare yüzölçümü ile davalıların murisi ... oğlu ...'ye ait 8 79... parsel sayılı taşınmazın neticeten; 1.423,81 metrekare yüzölçümü ile tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/A maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile tesis kadastro tarihine en yakın hava fotoğraflarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda, 1990 tarihli hava fotoğrafına göre davaya konu kısmın 8 79... parsel ile bütünlük teşkil ettiği, 1955 yılı hava fotoğrafında yapıya benzer bir kullanım tespit edildiği, tesis kadastrosu paftası ve krokilerine göre dava konusu (A) harfi ile gösterilen alanda bir yapının mevcut olduğu ve bu yapının da "dahil işareti" ile 8 79... parsel içerisinde kaldığı, 8 79... ve 51 sayılı parseller arasındaki müşterek sınırda tesis kadastro pafta ve teknik belgelerinde mevcut olan sınıra uyularak değerlendirme yapılması gerektiği ve sınır tipinin de "geçerli sınır" olarak belirlenmesi gerektiği, yenileme kadastro çalışmalarında davaya konu 8 79... ve 8 79... parsel sayılı taşınmazların müşterek sınırında "sınırlandırma hatası" yapıldığı anlaşıldığından ve mahkemece tespit edilen yeni sınırın 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiğinden İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kadastro tespit tutanaklarının tarafların muvafakatiyle tutulduğunu, yemin delilinin değerlendirilmediğini ve eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4605, K. 2026/2745, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4605-e-2026-2745-k-bf8eea402758