Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5453 E. 2026/5666 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5453
Karar No
2026/5666
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/81 E., 2025/26 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Uygulama kadastrosu sırasında ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan 20... parsel sayılı 9.069,5 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 7.084,15 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 20... parsel sayılı 5.133 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 4.302,46 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 20... parsel sayılı 5.133 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 5.168,16 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 20... parsel sayılı 9.066 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 9.741,77 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkillerine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalılara ait 20... , 23... parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak 20... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün 9.069,00 metrekare olarak tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosunun usulüne uygun yapıldığını, taşınmazın içerisinde 1953 yılında dikilmiş limon ağaçlarının olduğunu, sınırların değişmediğini savunmuştur. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazların sınırlarının değişmediğini, kendi taşınmazında eksilme olduğunu, eksilmelerin ölçüm yönteminden kaynaklı olduğunu savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.01.2022 tarihli ve 2020/59 Esas, 2022/17 Karar sayılı kararı ile "taşınmazların sabit sınırının olmadığı, fen bilirkişi raporunda ifraz krokisi ile uygulama kadastrosunun çakıştırıldığı, (A) ve (B) harfleriyle gösterilen kısmın 24 parsel numaralı taşınmazda kalması gerektiği" gerekçesiyle davalılar ... ve ...'ye karşı açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve ... vekili ve davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.03.2023 tarihli ve 2022/3593 Esas, 2023/1229 Karar sayılı ilamıyla yöntemine uygun uygulama kadastrosu çalışmasının yapılıp yapılmadığına yönelik araştırma yapılması gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, mahalli bilirkişi beyanları, hava fotoğrafları, uygulama ve tesis kadastrosu tutanakları, çakıştırılmış pafta ile bilirkişi raporu kapsamına göre dava konusu 20... ve 25 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınırın ifraz krokisine göre belirlenmesi gerektiği, 24 parselin 22... parsellerle olan sınırında arkın sınır olarak alındığı ve davacı lehine değişiklik bulunması nedeniyle düzeltilecek bir hususun olmadığı, 26... parsellerin ise dava konusu taşınmazla sınırının bulunmadığı için talep konusu yapılamayacağının tespit edildiği gerekçesiyle 20... ve 25 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının bilirkişi raporu doğrultusunda düzeltilmesine, 20... ve 23 parsel sayılı taşınmazların ise uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; mülkiyet durumları kesinleşmiş taşınmazlarda yeniden mülkiyet ihtilafı çıkarılamayacağı ve 22/2-a uygulama kadastrosunun yalnızca teknik çalışmalarla sınırlı olması gerektiği hâlde İlk Derece Mahkemesince mülkiyet uyuşmazlığı kapsamında karar verilmesinin usule aykırı olduğu, davacılara ait parselin tüm paydaşlarının davaya katılımı sağlanmadan aktif husumet eksikliği giderilmeksizin hüküm kurulduğu, önceki kararlarda müvekkile ait 25 parsel ile davacılara ait 24 parsel arasındaki sınırın kadim ve değişmeyen sabit sınır olduğu kabul edilerek müvekkil lehine müktesep hak doğduğu hâlde bozma ilamına aykırı yeni karar verildiği, davacılara ait parseldeki eksikliğin tesis kadastrosundaki açı ve tersimat hatasından kaynaklandığı ve müvekkile ait parselden kaynaklanmadığının bilirkişi raporuyla sabit olmasına karşın raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksikliğin yalnızca müvekkilin sabit sınırlı parselinden karşılanmasına karar verildiği, yüzölçümü artan komşu 26... parsel malikleri davaya dahil edilmeksizin ve dengeleme metodu usulüne uygun uygulanmaksızın eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, taşınmazların 1956 yılında kesinleşen ifrazla oluştuğu ve 70 yıldır aynı şekilde kullanıldığı gözetilmeksizin karar verilmesinin müvekkilin Anayasanın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülerek kararın müvekkili lehine bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 20... parselde uygulama kadastrosu sonucu oluştuğu ileri sürülen yüzölçümü eksikliğinin davalıya ait 20... parselden kaynaklanıp kaynaklanmadığı; 24... parseller arasındaki sınırın ifraz krokisi, sabit sınır, tesis ve uygulama paftaları gözetilerek düzeltilmesinin uygulama kadastrosunun teknik kapsamı içinde kalıp kalmadığı ve eksik inceleme ya da mülkiyet aktarımı oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5453, K. 2026/5666, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5453-e-2026-5666-k-69a850aed2b7