Danıştay · 6. Daire
Danıştay 6. Daire 2025/2003 E. 2025/3813 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 6. Daire
- Esas No
- 2025/2003
- Karar No
- 2025/3813
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2025/2003 Karar No : 2025/3813
KANUN YARARINA TEMYİZ EDEN : ... Başsavcılığı - ...
DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... 4- .. 5- ... 6- ... 7- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mülkiyeti davacılara ait Yalova İli, Merkez, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Yalova Belediye Encümeninin ...tarihli, ... sayılı kararıyla onaylanan parselasyon işlemi sonucunda düzenleme ortaklık payı ile oluşturulan park alanının Yalova Belediye Meclisinin ...tarihli, ... sayılı ve ... tarihli, ... sayılı kararlarıyla onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon ve ilave uygulama imar planlarında konut alanına dönüştürülmesi üzerine imar uygulaması neticesinde oluşan -şimdilik- 10.000,00-TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince tek hakimle verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dava konusu tazminat talebinin dayanağını oluşturan hak ihlali iddiası, davacıların maliki olduğu taşınmaza ilişkin olarak ...tarihli, ... sayılı belediye encümeni kararı ile yapılan parselasyon işlemi neticesinde düzenleme ortaklık payı kesintisi ile park olarak ayrılan alanın ...tarihli, ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon ve ilave uygulama imar planında konut alanı olarak planlanmasından kaynaklandığı, davacılar (murisi) tarafından, davalı idarece gerçekleştirilen parselasyon işlemi ve imar planı değişikliğinin kendi taşınmazları yönünden iptaline yönelik olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren kanuni süresi içinde herhangi bir dava açılmadığı, bir başka ifadeyle doğrudan işlemin icrasından kaynaklanan zararın tazmini istemiyle dava açıldığı, davacıların açtığı tam yargı davasının, 2577 sayılı Kanunun 12. maddesi hükmü uyarınca, tam yargı davasının dayanağı olan işleme karşı açılacak iptal davasının açılması için belirlenen kanuni süresi içinde açılması ya da aynı süre içinde anılan Kanunun 11. maddesine göre başvuruda bulunması ve idarece verilecek cevaba göre yine kanuni süresi içinde dava açılması gerektiği, davacıların zararına neden olduğu ileri sürülen parselasyon işlemi ve imar planı değişikliği işlemi sonucunda, bahse konu değişikliklere ilişkin olarak; ... tarihli, ... sayılı belediye encümeni kararı ile yapılan parselasyon işleminin... tarihli, ... yevmiye numarasıyla tapuya tescil edilerek aleniyet kazandığı,... tarihli, ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan imar planı değişikliğinin ...tarihinde bir ay süreyle askıya çıkarıldığı, buna göre, davacılar tarafından açılan tam yargı davasının, askı süresinin bitimini müteakip 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süreden çok sonra 03.01.2024 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava açıldığı anlaşılmakla, süre aşımı nedeniyle davanın esasının incelenme olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; 2577 sayılı Kanunun ek 1.maddesi gereğince 45.maddenin 1.fıkrasında belirtilen parasal sınırın yeniden değerleme oranında arttırılmak suretiyle 2024 yılı için (31.000,00 TL) otuz bir bin Türk lirası olarak belirlendiği, söz konusu kanun hükmüne göre, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen tam yargı davaları ile idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması imkanı bulunmamakta olup, dava dilekçesinde geçen fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla ibaresinin de bu sonucu değiştirmeyeceği, davanın değerinin toplam 10.000,00-TL olması nedeniyle, işbu davanın konusunun 2577 sayılı Kanunun 45.maddesinin 1.fıkrasında belirlenen parasal sınırın altında kaldığı bu itibarla, konusu otuz bir bin Türk Lirasını geçmeyen işbu dava hakkında her ne kadar Mahkemesince istinaf yolu açık olarak karar verildiği ve davacılar tarafından da istinaf başvurusunda bulunulduğu ancak İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanunun 45/1 maddesi gereğince kesin olduğu ve istinaf incelemesi yapılması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Mülkiyeti davacılara ait Yalova ili, Merkez ilçe, Bağlarbaşı mahallesi, ... ada, ... sayılı parselin bulunduğu taşınmaza ilişkin olarak davalı belediye encümeninin ... tarihli ve ... sayılı kararıyla yapılan parselasyon işlemi sonucu davacıların murisi adına kayıtlı olan taşınmazdan % 35 düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra aynı yerde oluşturulan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılmasından sonra bu taşınmazın bitişiğinde yer alan imar planında park alanı olarak belirlenen davalı idare mülkiyetindeki 2 adet parselin park alanından çıkarılarak konut alanına alınmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle imar uygulaması neticesinde uğranıldığı ileri sürülen, daha sonra ıslah edilmek üzere 10.000-TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair ...İdare Mahkemesince verilen ...tarihli ve E:..., K:...sayılı kararın, kanun yararına temyiz edilmesi talebiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi. İdare Mahkemesi kararında; davanın konusu; davacılar tarafından,... tarihli ve ... sayılı encümen kararı ile yapılan arsa ve arazi düzenlemesi neticesinde DOP kesintisi ile park olarak ayrılan alanın, ... tarihli ve ... sayılı belediye meclis kararıyla onaylanan Revizyon ve İlave Uygulama İmar planında konut alanı olarak planlanarak davalı idare adına tahsis edilmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi olarak alınmış ve davacılar (murisi) tarafından, davalı idarece gerçekleştirilen imar uygulaması ve imar planı değişikliğinin kendi taşınmazları yönünden iptaline yönelik olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren kanuni süresi içinde herhangi bir dava açılmadığı, doğrudan işlemin icrasından kaynaklanan zararın tazmini istemiyle dava açıldığı, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi hükmü uyarınca, tam yargı davasının dayanağı olan işleme karşı açılacak iptal davasının açılması için belirlenen kanuni süresi içinde açılması ya da aynı süre içinde anılan Kanun'un 11. maddesine göre başvuruda bulunması ve idarece verilecek cevaba göre yine kanuni süresi içinde dava açılması gerekirken zarara neden olduğu ileri sürülen imar uygulaması ve imar planı değişikliği işlemi sonucunda, bahse konu değişikliklere ilişkin olarak; ... tarihli ve ... sayılı Encümen Kararı ile yapılan arsa ve arazi düzenlemesinin ... tarihli ve ... yevmiye numarasıyla tapuya tescil edilerek aleniyet kazandığı, ... tarihli ve... sayılı belediye meclis kararıyla yapılan plan değişikliğinin 10/10/2013 tarihinde bir ay süreyle askıya çıkarıldığı, tam yargı davasının, askı süresinin bitimini müteakip 60 gün içerisinde açılması gerekirken, bu süreden çok sonra 03/01/2024 tarihinde kayda giren dilekçe ile açılan davanın süre aşımı nedeniyle davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesine dayanıldığından uyuşmazlık konusu olay bakımından dava açma süresinin hangi uygulama işlemine göre belirleneceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkında sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne, "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin 3. fıkrasında ise, "idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirimden itibaren başlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 7. maddesinde, dava açma süresinin, idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; bu sürenin, idarî uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmış; "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde, " İlgililer, haklarını ihlal eden bir idarî işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11'inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin olarak ... tarihli ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi ve 3290 sayılı Kanun'un Ek-1 maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına karar verildiği, davacıların murisi adına kayıtlı olan taşınmazdan % 35 düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra aynı yerde oluşturulan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapıldığı, bitişik ... ve ... parsel sayılı taşınmazların davalı belediye adına tescil edildiği, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların... tarihli ve ... sayılı belediye meclis kararıyla onaylanan Revizyon ve İlave Uygulama İmar planında park alanında, ... tarihli ve ... sayılı belediye meclis kararıyla onaylanan Revizyon ve İlave Uygulama İmar planı ve ... tarihli ve ... sayılı belediye meclis kararıyla onaylanan Revizyon ve İlave Uygulama İmar planın konut alanında kaldığı anlaşılmaktadır. İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı yargı merciine başvurulmasını belirli bir süreyle sınırlandıran ve idari yargıda hak düşürücü nitelikte olan dava açma süresinin, aynı zamanda Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetiyle de doğrudan ilişkili olması karşısında, anılan temel hak ve hürriyetlerin kullanımını sınırlandırıcı katılıkta yorumlanmaması gerektiği gibi usul hükümlerini etkisiz hale getirecek esneklikte de yorumlanmaması, her bir somut olayın oluşu ve özellikleri gözetilerek konunun ele alınması gerekmektedir. Diğer taraftan, Anayasa'nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği düzenlenmiş, aynı şekilde Anayasa'nın 90. maddesinin 5. fıkrasında yapılan değişiklikle iç hukukumuzun bir parçası haline gelen uluslararası sözleşmelerden birisi olan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek Protokolün 1. maddesinde, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunduğu, herhangi bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır. Dar anlamda mülkiyet hakkının kapsamını taşınır ve taşınmaz malların oluşturduğu söylenebilmekte ise de, terminolojik olarak aynı şekilde ifade edilen bu hakkın anayasa yargısındaki kapsamı daha geniş tutulmuş ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin muhtelif kararlarında benimsenen ilkelere göre, kişilerin mamelekinde mevcut olan, ekonomik değer taşıyan, parayla ölçülebilir ve üzerinde tasarruf edilebilir her türlü değerin mülkiyet hakkının kapsamına girdiği kabul edilmiştir. Bu anlamda, kişilerin sahip olduğu para ve likit varlıklar ile kazançlar da bu hak kapsamında yer aldığından, idarece tesis edilen işlemlere dayalı olarak söz konusu ekonomik değerlerin kaybından doğan uyuşmazlıkların yargısal denetiminde dava açma süresi, mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 10/04/2003 tarihli, E:2002/112, K:2003/33 sayılı ve 17/03/2011 tarihli, E:2009/58, K:2011/52 sayılı kararlarında, mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliğe sahip olduğuna, bu hakkın zamanaşımına uğramamasının hukukun genel ilkelerinden birisi olduğuna vurgu yapılmıştır. Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birisi olan mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliği göz önünde bulundurulduğunda, idarî işlemlerle hakları ihlâl edilenlerin açabilecekleri tam yargı davalarıyla ilgili olarak zarara yol açtığı iddia edilen idarî işleme ilişkin niteleme dava açma süresinin belirlenmesi bakımından önemlidir. Bilimsel ve yargısal içtihatlar göz önüne alınarak tam yargı davalarında öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından olayın oluşumu, zararın niteliği ve uyuşmazlığa konu edilen zararın idarenin hangi işleminden kaynaklandığının irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi, hizmet kusurunun varlığının tespit edilmesi halinde ise, bu durumun davacının malvarlığında meydana getirdiği eksilmenin kesin şekilde ortaya konulması gerekmektedir. İdarelerce parselasyon işlemleri sırasında düzenleme alanında taşınmazı bulunan tüm maliklerden eşit olarak alınan düzenleme ortaklık payının, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgede yaşayanların ihtiyacı olan ve herkesin ortak kullanabileceği, yol, meydan, park, otopark, yeşil alan gibi kamusal alanı ifade etmesi ve bölgede yaşayan insanların ortak kullanımı dışında hiçbir fonksiyon için kullanılamaması nedeniyle bu pay ile oluşturulan bir alanın yeniden konut alanına alınmasının düzenleme ortaklık payı oranını değiştireceği tabiidir. Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; İdare Mahkemesince; davacılar (murisi) tarafından, davalı idarece gerçekleştirilen imar uygulaması ve imar planı değişikliğinin kendi taşınmazları yönünden iptaline yönelik olarak işlemin öğrenildiği tarihten itibaren kanuni süresi içinde herhangi bir dava açılmadığı, doğrudan işlemin icrasından kaynaklanan zararın tazmini istemiyle dava açıldığı, plan değişikliğinden kaynaklanan tam yargı davasının, askı süresinin bitimini müteakip 60 gün içerisinde açılması gerekirken, bu süreden çok sonra açıldığından bahisle dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiş ise de; davaya konu tazminat talebinin dayanağını oluşturan hak ihlali iddiasının, davacıların maliki olduğu taşınmaza ilişkin olarak ... tarihli ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile yapılan parselasyon işlemi neticesinde düzenleme ortaklık payı kesintisi ile yeşil alan olarak ayrılan alanların daha sonra konut alanına alınmasının hukuka aykırı olduğu ve kendilerinin hak kaybına uğradıkları iddiasına dayandığı, davacıya ait parselin bitişiğinde yer alan belediyeye ait taşınmazların planda yeşil alanda iken konut alanına alınarak parsel numaralarının sonradan değiştiği, üstelik parsellerde yapılaşma bulunduğu dosya içeriğinde gözlenmekle birlikte alandaki plan değişikliklerinden sonra yeniden parselasyon yapılıp yapılmadığı, bu parseller için inşaat ruhsatı verilip verilmediği gibi hususlar ile alandaki plan değişikliklerinin zamanla ortaya çıkan koşulların gerektirdiği nedenlere mi yoksa bu alanların belediye adına ihya edilerek konut parseline dönüştürülme amacına mı yönelik yapıldığı hususlarının da araştırılmadığı görülmekle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlemin son plan değişikliği olduğu hatalı nitelemesinden yola çıkarak verilen süre aşımı kararının hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiği, zararın parselasyon işleminden kaynaklanan bir zarar olarak nitelendirilmesi gerektiği, bireysel ve subjektif bir işlem olan parselasyon işleminin ilgililere tebliğinin zorunlu olduğu, olayda davalı idarece parselasyon işleminin tebliğ edildiği ya da bu işlem nedeniyle doğan zararın önceden öğrenildiği hususunun idare tarafından da ispat edilemediği, işlemin icrasından kaynaklanan zararın öğrenilmesi üzerine açılan davada mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliği de dikkate alındığında süreaşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kanun yararına temyiz edilmesi istenilen kararın, mahkemeye erişim hakkı yönünden değerlendirilmesi: Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir. (AYM. B. No:2013/1718, 02/10/2013, s. 27) Anayasanın 125. maddesinde idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmek suretiyle yazılı bildirim esasının anayasal kural olarak düzenlenmesinin temel amacı, idarî işlemler karşısında kişilerin hak ve çıkarlarının yargısal yolla korunması, bunun sağlanması için de dava hakkının kullanılmasının, anayasal güvence altına alınmasıdır. Mahkemeye erişim hakkının kullanılmasının, idarî işlemler açısından kanunda belirtilen süreye ve bu sürenin de yazılı bildirime bağlanması karşısında, Mahkemenin atama işlemine yönelik dava açma süresini, açık kuralı göz ardı ederek, başvurucunun atama işlemini öğrendiği tarih olarak esas alması ve davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar vermesi, idarî işleme yönelik iddiaların esasının incelenmesine engel olmuştur. Dava açma süresinin başlangıcına ilişkin kanun hükmüne verilecek olağan anlam bellidir ve başvurucu buna göre kendisine muamele edileceğini beklemektedir. Ancak, Mahkeme açık olan kanun hükmüne olağanın dışında farklı bir anlam vererek uygulama yapmıştır. Başvurucunun dava açarken (hukukî yardımdan yararlansa bile), açık kanun hükmünden farklı bir şekilde kendisine muamele edileceğini beklemesini gerektiren bir durum bulunmadığından, Mahkemenin yorumu öngörülemez niteliktedir. Açık kanun hükmüne verilebilecek olağan anlama göre süresinde açılan dava, Mahkemenin kanun hükmünü olağanın dışında ve oldukça esnek yorumlaması neticesinde reddedilmiş ve böylece âdîl yararlanma hakkının temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiştir. (AYM. B. No:2012/660, 07/11/2013) Anayasanın 125. ve İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlandığından, parselasyon işlemine ilişkin olarak kendisine yazılı bildirim yapılmayan davacının zararının imar uygulaması sonucu doğduğundan yola çıkarak açtığı davada Anayasa ve kanun hükmünün olağan anlamına ve yorum kurallarına aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu itibarla, parselasyon işlemi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın idarece tazmini talebiyle açılan tam yargı davasının süresinde olduğunun kabulü suretiyle yargılama yapılması gerekirken, zararın imar planından kaynaklandığı yolundaki hatalı nitelemeden hareketle son ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde açılmayan davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle verilen kararda usûl hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin olarak ... İdare Mahkemesince verilen ...tarihli ve E:..., K:...sayılı kararının niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade etmesi nedeniyle kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince... İdare Mahkemesince tek hakimle verilen ... tarih ve ve E:..., K:... sayılı kararın Danıştay Başsavcısı tarafından temyizen bozulması istemi incelenerek tetkik hakiminin açıklamaları dinlendikten sonra işin gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, "1. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. 2. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. 3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 7'nci maddesinin 1'inci fıkrasında "Dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde ... idare mahkemelerinde altmış ... gün olduğu", 8'inci maddesinde "Sürelerin, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, tatil günlerinin sürelere dahil olduğu; şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı, Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır....", 11. Maddesinde (işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle), ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun'un 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasının (e) bendinde "dilekçelerin süre aşımı yönünden inceleneceği", 6'ncı fıkrasında "yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15 nci madde hükmünün uygulanacağı"; 15'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde, "bu hususta kanuna aykırılık aykırılık görülürse davanın reddine karar verileceği" kurala bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki halinde, imar planlarının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, planların, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazların ve planların belediye meclisince on beş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de yukarıdaki usullere tabi olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Yalova Belediye Encümeninin ...tarihli, ... sayılı kararıyla onaylanan parselasyon işlemi sonucunda mülkiyeti davacıların murisine ait Yalova İli, Merkez İlçe, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdan %35 oranında düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra aynı yerde oluşturulan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın davacıların murisine tahsis edildiği, davacılar tarafından mülkiyeti davalı idareye ait olduğu iddia edilen ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın da aynı parselasyon işlemi sonucunda davacılara tahsis edilen taşınmazın bitişiğindeki ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ise davalı idareye tahsis edildiği, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların ... tarihli, ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon ve ilave uygulama imar planında park alanında kalmaktayken belediye meclisinin ...tarihli, ... sayılı ve... tarihli, ... sayılı kararlarıyla onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon ve ilave uygulama imar planında konut alanına alındığı, bunun üzerine düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı için düzenleme ortaklık payı kapsamında park alanı olarak ayrılan yerlerin park alanından çıkarılarak konut alanına alınmasının hukuka aykırı olduğu, bu nedenle 10.000,00-TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından, taşınmazlarının bulunduğu alanda yapılan parselasyon işlemi neticesinde alınan düzenleme ortaklık payı kesintisi ile parselasyon işlemiyle kendilerine tahsis edilen taşınmazın bitişiğinde oluşan park alanının öncesinde usulüne uygun biçimde park alanı olarak kullanıldığı daha sonra ise davalı idarenin mülkiyetindeki başka bir taşınmazın park alanına alındığı ve buna karşılık düzenleme ortaklık payı kesintisiyle elde edilen komşuluğundaki park alanının konut alanına dönüştürüldüğü park alanlarının bu şekilde ikame edilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyizen incelenen davanın açıldığı, dolayısıyla davacıların temel itirazının davalı idareye ait olduğu öne sürülen bitişiğindeki taşınmazların kullanım kararının park alanı iken konut alanı olarak değiştirilmesi hususu olduğu, bu durumun da imar planının konusu olduğu ve somut olayda da imar planı revizyonuyla söz konusu durumun gerçekleştirildiği görüldüğünden davaya konu tazminat talebinin dayanağını oluşturan hak ihlali iddiasının, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İlgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla doğrudan doğruya tam yargı davası açabileceği, imar planlarına karşı, ilan tarihinin son gününden başlamak üzere 60 gün içinde doğrudan dava açılabileceği gibi 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuru için özel bir kanun olan 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre söz konusu taşınmazlara konut alanı kullanım kararı getiren en son uygulama imar planının ...tarihli, ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylandığı ve 10.10.2013 tarihinde bir ay süreyle askıya çıkarıldığı, davacılar tarafından açılan tam yargı davasının, askı süresinin bitimini müteakip 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, bu süreden çok sonra 03.01.2024 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava açıldığı anlaşıldığından davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle İdare Mahkemesince davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, ...İdare Mahkemesince tek hakimle verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı karar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51.maddesinde belirtildiği şekilde yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç ifade etmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine, 30/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.