Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/9079 E. 2026/12104 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/9079
- Karar No
- 2026/12104
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1342 Esas, 2026/117 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/95 Esas, 2025/250 Karar
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesince görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda taraf vekillerince temyiz edilen karar Dairemizce onanarak 23.12.2021 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar vekili tarafından kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası ile bireysel başvuruda bulunulmuş, Anayasa Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda 17.12.2024 tarihli ve 2021/61847 başvuru numaralı kararı ile hak ihlali başvurusunun kabulü ile ihlalin sonuçları ortadan kaldırılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Anayasa Mahkemesi kararı gereğince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin ödenmesi davasında bedelin enflasyon nedeniyle değer kaybına uğuramış olması nedeniyle mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürmüştür.
II. CEVAP Davalı idare vekilince verilmiş cevap dilekçesine dosya içerisinde rastlanmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; idarenin kusurunun bulunmadığını, yasal faizin yeterli olduğunu, hesaplamanın doğru yapılmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 15/son maddesi gereğince belirlenen dava tarihindeki değerinin Anayasa Mahkemesi tarafından resen takdir edilen tazminat hesabı sırasında kullandığı yöntem olan, her ay resmi olarak TÜİK tarafından açıklanan TÜFE değişim oranları listesindeki katsayılar dikkate alınarak ödeme tarihine güncellenmesi ve buna göre belirlenen güncel bedelden faiziyle birlikte ödenen toplam bedel çıkartılmak suretiyle tespit edilen bedelin değer kaybı olduğu kabul edilmek suretiyle bu bedelin davalı idareden tahsiline ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davalı idarenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesince özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davası sonucu yapılan ödeme sonrasında, davacılarca yapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılamada kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında uğradığı değer kaybının tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay'ın müstakâr içtihatları ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına kıyasen uygulanan 2942 sayılı Kanun'da bu hususa ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut dava; bir tarafın mülkiyet hakkı sahibi diğer tarafın kamu idaresi olduğu, kamu idarelerinin kamu yararı amacıyla özel mülkiyete ait bir taşınmaza el atması şeklindeki eyleminden doğan haksız fiil temeline dayalı bir davadır.
3. Diğer taraftan sözleşme temeline dayalı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Borç İlişkisinin Hükümleri" başlıklı ikinci bölümünün "Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları" başlıklı ikinci ayrımında yerini bulan "Aşkın zarar" kenar başlıklı 122 nci maddesinin somut olayımızda uygulanmasına imkan bulunmadığı gibi kıyas yolu ile uygulanacak bir düzenleme de mevzuatta bulunmamaktadır.
4. Anayasa’nın 35 inci maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı temel haklardan olup bu hak ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabilir. Madde metnine göre mülkiyet hakkının sınırlandırılması kamu yararı şartına bağlanmıştır. Mülkiyet hakkına yönelik istisnaî bir müdahale biçimi olarak kamulaştırma müessesesi, Anayasa’nın 46 ncı maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddede yer alan şartlar söz konusu olduğunda taşınmazın gerçek karşılığı peşin ödenmek kaydıyla kişinin mülkiyet hakkı, iradesi dışında kamulaştırma ile sona ermektedir. Kamulaştırma yolu ile kişilerin mülkiyet hakkının sona ermesi halinde, bedelini daha hızlı bir şekilde almaları ve haklarına daha çabuk ulaşabilmeleri amacıyla da 2942 sayılı Kanun’da 4650 sayılı Kanun ile yeni düzenlemeler yapılmıştır.
5. 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, dört ayın bitiminden itibaren Anayasal ilkeye uygun olarak gerçek bedele ulaşılabilmesini temin amacıyla yasal faiz işletileceği hükmü getirilmiş idi. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faiz düzenlemesinin sözleşme hukukundaki faizden farklı olarak kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığına ulaşılması amacına yönelik olarak düzenlenmiş bir mekanizma olmasının amaçlandığı kabul edilmelidir.
6. Anayasa Mahkemesince verilen ve 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı karar ile 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin 9 uncu fıkrasında düzenlenen faizin amacının yukarıda açıklandığı şekilde gerçek karşılığın ödenmesini sağlamak olduğu, enflasyon oranları altında olmayan bir faize hükmedilmesinin bireyin hakları ve kamu yararı arasındaki adil denge bakımından önem taşıdığı vurgulanmış, ancak taşınmazın dava tarihi itibarıyla tespit edilen bedelinin yasal faizi ile ödenmesinin hak sahibinin enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybını gidermeye yeterli olmadığı belirtilerek bu fıkra hükmünün iptaline karar verilmiştir.
7. Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'da kamulaştırma bedeline işletilecek faiz hususunda bir düzenleme kalmamıştır. Anayasa Mahkemesi kararı ile yasal faizin enflasyonist ortamda taşınmaz malikinin taşınmazın gerçek karşılığını tahsil etmesine engel olduğundan, başka deyişle yasal faiz oranının yetersizliğinden bahisle faize ilişkin hüküm tamamen iptal edilerek, kamulaştırma bedeline işletilecek faize ilişkin düzenleme ortadan kalktığından kamulaştırma bedeline hiç faiz işletilmemesi gibi bir durumla karşılaşılmaması amacıyla Dairemizce bu boşluğun üst norm olan Anayasa'nın 46 ncı maddesinin son fıkrasında düzenlenen faiz hükmü ile doldurulmasının hakkaniyete ve iptal kararında işaret edilen gerekçelere uygun olacağı değerlendirilmiştir.
8. Böylece Dairemizce; kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davaları ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tazmini davalarında (hak sahibince talep edilmiş olması şartıyla) taraflar arasındaki adil dengenin sağlanması ve enflasyonist ortamın malik aleyhine oluşturduğu mağduriyetin izalesi amacıyla üst normda bulunan düzenlemeden yararlanılarak hükmedilen bedelin dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesinin, Devletin kamu alacakları için öngördüğü faiz oranının kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davalarından doğan borçları için de uygulanması suretiyle silahların eşitliği, taraflar arasında gözetilmesi gereken adil denge, ölçülülük, orantılılık ve hakkaniyet ilkeleri ile Anayasa hükmünün gereği olan taşınmazın gerçek karşılığına ulaşılması amacına hizmet edeceği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması talebini içeren bireysel başvuru davalarında da zararın giderilmesi bakımından bedelin güncellenmesinde esas alınmasının uygun olacağı kabul edilmelidir.
9. Bu itibarla; dava tarihi itibarıyla belirlenen asıl alacağa, dava tarihinden itibaren İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihine kadar kamu alacakları için ön görülen en yüksek oranda faiz işletilmesi ile bulunacak bedelden, asıl alacağa, dava tarihinden İlk Derece Mahkemesinin ilk karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesiyle hesaplanan bedelin mahsubu ile oluşan aradaki farkın davacının değer kaybı olduğunun kabulü ile ihlalin sonuçlarının bu şekilde giderilmesinin Anayasa Mahkemesinin gerek yukarıda bahsedilen iptal kararında gerekse bireysel başvuruya ilişkin kararında yazılı olan gerekçelerde işaret edilen ilkelere uygun olacağı kanaatiyle kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
10. Davanın hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında uğradığı değer kaybının tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmakla ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi hatalıdır.
11. Eldeki davaya davalı idarenin sebebiyet vermediği gözetildiğinde; yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı taraf lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.