Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5267 E. 2026/4369 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5267
- Karar No
- 2026/4369
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2856 E., 2025/1497 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/69 E., 2023/88 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 86 28... parsel sayılı 119,02 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutulduğu ve "Bu parselin kullanıcısı tespit edilememiştir" şerhleri yazılarak, arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı kullandığını, dava dışı 19 parselin kendi adına yazıldığını, bir kısım yerinin de ...'ın kullandığı 15 parselde kaldığını belirterek, dava konusu taşınmazda kullanıcı olduğunun taşınmazın beyanlar hanesinde şerh düşülmesini talep etmiştir. 3. Asli müdahil ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı müvekkilinin kullandığını, dava dışı 17 parselin müvekkili adına yazıldığını belirterek, dava konusu taşınmazda müvekkilinin kullanıcı olduğunun taşınmazın beyanlar hanesinde şerh düşülmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumetten reddi gerektiğini ve idari, hukuki sorumluluğun müvekkil belediyeye ait olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Mahkemece kaldırma kararı sonrasında icra edilen keşifler, bilirkişisi incelemesi ve toplanan deliller değerlendirildiğinde, davacının kullanıcısı olduğu 86 28... parsel ile asli müdahilin kullanıcısı olduğu 86 28... parselin arasında yer alan dava konusu parsel ile aralarında zeminde sabit bir sınır bulunmadığı, keşifte taşınmazın üzerinin boş olup üzerinde herhangi bir muhdesat bulunmadığı ve kendiliğinden bitme otlar ve ağaççıkların yer aldığının görüldüğü, bilirkişi raporunda uydu ve hava fotoğraflarının incelenmesinde 2006 yılına ait hava fotoğrafında parsel üzerinde komşu 15 nolu parselden başlayarak devam eden ve çevredeki parsellere ulaşım amacıyla kullanılan yol bulunduğu, sokakların açılması ile yolun sonradan kapandığı, 2017 yılına ait hava fotoğrafında da parsel üzerinin boş ve bir kullanım bulunmadığının görüldüğü, davacı ve asli müdahile ait emlak vergisi kayıtları ve arazi tespit formlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı. tespit tarihi itibarıyla parsel üzerinde davacının ve asli müdahilin fiili bir kullanımları bulunmadığı, taşınmazın fiili kullanıcısı olduklarını ispatlayamadıkları" gerekçesiyle davacı ve asli müdahilin davalarının reddine, 86 28... -19 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Dosyada toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı adına belediye kayıtlarının adına tespit gören 19 parsele ait olduğu, asli müdahile ait kayıtlarında 17 parsele ait olduğu, dava konusu 18 parsele yönelik tarafların belediye kayıtlarının bulunmadığı, yine taşınmazda tespit tarihi itibariyle fiili kullanımlarının olmadığı, 18 parselin daha önce yol olarak kullanılırken daha sonra boş vaziyette kaldığı, davacı tarafından yapılan ilk keşifte sınırların tam olarak gösterilmediği, belediyeye dava konusu taşınmaza yönelik vergi ödemesi yapmadığı, davacı tarafından, daireye verilmiş olan 13.09.2024 tarihli dilekçesi ile ...'a karşı dava açtığını, kendisi ile 15 parsele yönelik davasından vazgeçmediğini, 17.03.2022 tarihli keşifteki imzasının iradesi yanıltılarak alındığı göz önünde bulundurularak ...'a olan 86 28... parsele dair davanın devamına ve dava konusu alanın adına yazılmasına karar verilmesini talep etmiş, dava konusu 15 parsele yönelik davanın davacının bizzat avukat huzurunda atmış olduğu imza doğrultusunda feragat etmesi nedeni ile 07.12.2022 tarihli oturumda 15 parsele yönelik talep dosyadan tefrik edilmiş olup, bu dosyada 15 parsele yönelik yargılama yapılmadığından davacının talebi hakkında dairece bir değerlendirme yapılmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda yapılan tespit ve içeriğinin çelişkili olduğunu, mahaldeki kadastral adadaki tüm taşınmazların müvekkili ve ailesi eliyle devir edildiğini, 8 dönümlük alanın kök zilyedi olduğunun sübut bulduğunu, iş bu davaya konu taşınmaz alanının devir edildiğine dair herhangi bir ispatta söz konusu olmadığına göre, davaya konu alanın müvekkiline ait ana taşınmaz içerisinde yer aldığının açık olduğunu ve bu yön itibariyle gerekçenin geçerli olmadığını, davaya konu taşınmaz üzerindeki ağaçların kök kısmı kesin bir şekilde davaya konu 18 parselde kaldığını, bilirkişi raporunda taşınmazın keşif tarihindeki görüntüsü başlığıyla sunulan fotoğraf, ana perspektif olarak davaya konu taşınmazdan çok davaya konu taşınmazın bitişiğindeki 19 parseli aldığını ve parsel üzerindeki çiğnenmiş kısımların davaya konu taşınmaza aitmiş gibi gösterildiğini, oysa ilgili alanın, dosya içeriğinde de yer aldığı üzere mülkiyeti müvekkile ait 19 parselin kapsadığı alan olduğunu, hal böyleyken bilirkişinin özellikle bu alanı dava konusu taşınmaza dahilmiş gibi göstermesinin son derece yanlı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.