Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6725 E. 2026/3761 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6725
- Karar No
- 2026/3761
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI: 2020/39 Esas, 2022/1214 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının maliki bulunduğu aracın müvekkili şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesi ile sigortalandığını, sigortalı aracın 14.08.2016 tarihinde dava dışı 3. şahıs ...'ın sevk ve idaresinde iken sürücünün alkollü ve % 100 kusurlu olarak ... isimli şahsın vefatına neden olduğu ve adı geçen kişinin mirasçılarına 11.11.2016 tarihinde 225.839,93 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemek zorunda kaldığını, müvekkili sigorta şirketinin davalıya rücu ettiğini ve ihtara rağmen ödeme yapılmadığından davalı hakkında ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız olarak borca itiraz ettiğini beyanla davalının itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın sürücünün alkollü olması nedeniyle gerçekleşmediğini, rücu şartlarının oluşabilmesi için kazanın salt alkolün etkisi ile gerçekleştiğinin ispatı gerektiğini, ispat yükünün sigortacıda olduğunu, ödenen tazminatın fahiş olduğunu, müteveffanın kaza esnasında hava yastığının açılmaması durumunun ölüm sonucuna yol açtığı hususunun göz ardı edildiğini, emniyet kemeri kullanmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, rücuya dair yasal ve somut koşulların oluşmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... şirketinin yaptığı ödemenin destekten yoksun kalma tazminatı hesabı ile uyumlu olduğu, kazanın münhasıran alkol etkisiyle gerçekleştiği gözetildiğinde sigortacının sigortalısına rücu etme hakkı doğduğu, her ne kadar sigortalı kaza sırasındaki sürücü olmasa da bu kendi aralarındaki iç ilişkiyi etkileyeceğinden rücu tazminatından sigortalının sorumlu olacağı gerekçesi ile ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyasında yapılan takipte bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın sigortalı araç sürücünün alkollü ve salt alkolün etkisi ile meydana geldiği, diğer araç sürücüsü müteveffa ...'ın bir kusuru bulunmadığı, ölümün trafik kazası sonucu gerçekleşen künt travmaya bağlı ve vücutta meydana gelen kırıklarda meydana gelmesiyle oluşan solunum ve dolaşım sisteminin durması nedeniyle gerçekleştiği, davalı tarafın müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmadığı yönündeki iddiasını ispatlayamadığı gibi tüm dosya kapsamına göre buna ilişkin bir emare de bulunmadığı, davacının akidi olan davalıya karşı rücu hakkı bulunduğu, alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalı yanın rapora itirazı yerinde görülmeyerek bu rapora itibar edilerek karar verilmesinin uygun görüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, .... Tüketici Mahkemesi'nin 2018/130 Esas, 2019/494 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile itirazın iptali ile 225.839,93 TL asıl alacak, 22.720,12 TL faiz olmak üzere toplam 248.560,05 TL üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazanın münhasıran alkol etkisinde gerçekleşmediğinden davacı ... şirketinin davalıya rücu hakkı bulunmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, sürücü ...'ın kaza esnasında alkolün etkisinde olmadığının dikkat ve sürüş yeteneğini kaybetmediğinin dışa yansıyan tepkilerinin normal olduğunun özellikle ceza dosyası kapsamıyla sabit olduğunu, tanık olarak dinlenen ve kaza sırasında araçta bulunan arkadaşlarının beyanlarından da rahatlıkla anlaşılabildiğini, diğer araç sürücüsü müteveffa ...'ın yorgun, dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanması ve yolda sağa sola zikzak çizerek hareket etmesinin de, kazanın meydana gelmesinde etkili olduğunu, kazanın, salt alkolün etkisiyle meydana gelmediğini, müteveffa sürücünün emniyet kemerini takmayarak kendi durumunu ağırlaştırdığını ve kaza esnasında emniyet kemeri takılı olmadığı için hava yastığı açılmadığından ölüm meydana geldiğini, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığı, emniyet kemerinin takılı olması halinde, ölüm sonucunun meydana gelip gelmeyeceği, emniyet kemeri takılı olmayışı ile ölüm sonucu arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun bilirkişi raporunda değerlendirilmesi gerekirken bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bu husustaki bilirkişi talebinin reddedildiğini, otopsi raporunda müteveffanın karın bölgesinde yapılan muayenesinde, karın cildinde kemer izi olduğuna dair bir tespit bulunmadığını, müteveffanın ölümün, künt travmaya yani sağa sola çarpmaya bağlı solunum ve dolaşım sisteminin durması sonucu meydana geldiğinin tespit edildiğini, tüm bunların müteveffanın emniyet kemeri takmadığını ve müterafik kusurunun olduğunu ortaya koyduğunu, hükme esas alınan aktüerya raporunda, sağ kalan eşin, ödeme tarihindeki yaşına göre yeniden evlenme olasılığının %17 kabul edilerek sonrasında, 18 yaşından küçük her çocuk için %5 oranında indirim yapılarak sağ kalan eşin, yeniden evlenme olasılığının %7 olarak tespit edildiğini, tespitin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sağ kalan eşin rapor tarihi itibari ile yeniden evlenip evlenmediğinin tespiti gerekirken yapılmadığını ve adı geçene ait aile nüfus kaydının dosyaya celbi talebinin dikkate alınmadığını, mütevaffanın kızı...'a desteğinin 22 yaşına, oğlu ...'ye desteğinin ise 18 yaşına kadar süreceği kabul edilerek 2032 yılına kadar her bir çocuğa desteğinin %14 olacağı kabulüyle hesaplama yapıldığını, müteveffanın yaşasaydı, çocuklarına desteğinin uzun yıllar böyle yüksek oranlarda olmayacağını, maddi gerçeklikten oldukça uzak şekilde yapılan destek oran ve hesaplamalarının kabul edilemez olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı lehine 19.500,40 TL vekalet ücreti taktir edildiğini, yerel mahkeme kararının sadece davalı tarafından istinaf edilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı lehine 37.798,41 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin davalının usuli kazanılmış haklarına açıkça ihlal niteliğinde olduğunu, davacı taraf lehine vekalet ücretinin İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenmesi gerektiğini beyanla ve resen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacıya ZMSS poliçesi ile sigortalı ve davalının maliki olduğu aracın karışmış olduğu trafik kazası sonucunda, davacı ... tarafından vefat edenin mirasçılarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigortalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 6502 Sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2.maddesi gereğince davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.