Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4371 E. 2026/2472 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4371
- Karar No
- 2026/2472
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1643 E., 2025/695 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/62 E., 2023/92 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 36... parsel sayılı 4.182,24 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ...Mahallesi 1 36... parsel sayılı taşınmazın ...mevkinde bulunduğunu, taşınmazın kuzeyinde... tarlası, güneyi ...varisleri ve... tarlası, batısı ...tarlası ve boşluk, doğusu varisleri tarlası ile çevrili olduğunu, taşınmazın 1952-1954 yılında yapılan kadastro tespiti çalışmaları sonucunda tespit dışı bırakıldığını, dava konusu taşınmazın davacının babası ... tarafından 1980'li yıllarda davacıya bırakıldığını, taşınmazın 60 yıldır davacının zilyetliğinde olduğunu, davacının taşınmazı imar ve ihya ederek tarıma elverişli hale getirdiğini, taşınmaz içerisinde yaklaşık 130 adet narenciye ağacı bulunduğunu, 1952 yılında tespit dışı bırakılan, kimse adına tapu kaydı tespit edilmeyen taşınmazın tarla vasfıyla davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davasının reddi gerektiğini, dava konusu edilen taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığının üzerinde durulması gerektiğini, davanın niteliği gereği hasımsız da açılabileceğini, Belediyeye husumet yöneltilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davanın kabulü halinde de dava açılmasına davalının sebebiyet vermediğinin dikkate alınması ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin buna göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, İlk Derece Mahkemesinin görevsiz olduğunu, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğunu, taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Milli Emlak Şefliğince dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan idari tahkikat sonucunda davacının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunduğunu, ecrimisil ödediğinin tespit edildiğini, davacının Devlete ecrimisil ödemekle Devletin taşınmaz üzerindeki üstün haklarını kabul etmiş sayıldığını, davacının iddia ettiği zilyetliğin malik sıfatı ile zilyetlik olmadığını, kanunun aradığı kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin dolmadığını, bu sebeple kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluşmadığını, imar planında kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı sebebi ile kazanılamayacağını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davacının zilyetlik süresinin dolmadığını, dava konusu taşınmazın 63 60... sayılı Kanunlar kapsamında davalı Belediyenin görev, yetki ve sorumluluğunda bulunan taşınmazlardan olmadığını, dava açılmasına davalının sebebiyet vermediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesince dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince, Kadastro Müdürlüğünden devredilen tutanak aslı ve ekleri ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla, "davaya konu ...Mahallesi 1 36... parsel sayılı taşınmazın 1954 yılındaki tapulama çalışmalarında taşlık vasfıyla tescil harici bırakılması, komşu parsel tutanaklarının ilk tesis kadastrosunda düzenlenen tapulama tutanaklarının davaya konu taşınmazın yönünü taşlık olarak nitelendirmesi, teknik bilirkişi heyeti tarafından taşınmazın ilk tesis kadastro paftasında taşlık olarak belirtilen bölümde yer aldığının tespit edilmesi, en eski tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın gri renkli alanda görülmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken imar ve ihya ya muhtaç yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, dereden kazanılan bir yer olmadığı, özel mülke konu olabilecek yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunan taşların temizlenmesi ve öncesinde arpa, buğday ve burçak üretimi ve sonrasında narenciye üretimi yapılarak taşınmazın emek ve masraf harcanarak 1990-1992 yıllarında imar ve ihyasının tamamlandığı, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren önceleri ..., sonrasında oğlu davacı ... tarafından malik sıfatıyla, aralıksız ve nizasız 20 yıllık zilyetlik süresinin dava tarihi olan 2020 yılına kadar tamamlandığı, davacının ve babasının daha önce aynı çalışma alanında belgesizden herhangi bir kazanımlarının olmadığının tespit edilmesi nedeniyle 1 36... parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 17. ve 14. maddeleri uyarınca davacı lehine mülkiyet edinme şartlarının oluştuğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Hazinenin, taşınmazın Hazinesi adına tescil edilmesi yönündeki talebinin reddine, dava konusu 1 36... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "tüm dosya kapsamına göre; genel mahkemede tapusuz taşınmaz tescili talebiyle açılan davanın yargılaması sırasında bölgede kadastro tespit çalışmaları yapılması ve dava konusu edilen taşınmazla ilgili kadastro tespit tutanağı düzenlenmesi sebebiyle kadastro mahkemesine devredilen ve kadastro tespitine itiraza dönüşen davanın yargılaması sonunda; dava konusu edilen taşınmazın davacı tarafından dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla zamandır tarım arazisi olarak nizasız-fasılasız, malik sıfatıyla kullanıldığı ve imar-ihya faaliyetleri tamamlanan taşınmazda davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleştiği" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporları denetlenmeden karar verildiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde imar-ihyanın tamamlanmadığını, İlk Derece Mahkemesince yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılmadığını, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tapu kayıtları ve dayanaklarının yöntemince araştırılmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zamanaşımı ve zilyetlik nedeniyle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.