Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3812 E. 2026/4270 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3812
- Karar No
- 2026/4270
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1448 E., 2025/478 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/84 E., 2023/98 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 56... parsel sayılı 17.797,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, zeytinli tarla vasfıyla davalı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 56... parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olmadığı gibi davalı lehine imar-ihya ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın babasından kendisine miras kaldığını ve kendisinin de uzun yıllardır kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davaya konu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın 1953 yılında zilyet altına alınarak 1957 yılında imar ve ihyasının tamamlandığı, 1995 yılına kadar toprağın sürülüp ekin ekilmek suretiyle tarla olarak kullanıldığı, 1995 yılından sonra zeytinliğe çevrildiği halen de zeytinlik olarak kullanıldığı, taşınmazı öncesinde de davalının dedesinin ve babasının kullandığı, davacı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğu, bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın ise 1953-2017 yılları arasında maki türü bitkilerle kaplı olduğu, imar ve ihyasının yapılmadığı, 2017 yılından sonra üzerindeki bitki örtüsünün temizlenerek imar ve ihyasının yapıldığı ve zeytin dikildiği, imar ve ihyasının tamamlanmasından itibaren yirmi yıllık süresinin dolmadığı, davalı lehine zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığı, ancak tespit tarihinden önce davalı tarafından yetiştirildiği anlaşılan zeytin ağaçlarının 3402 sayılı Kanun'un 19/2. maddesi gereğince beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 56... parsel parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 13.927,20 metrekarelik kısmın ifrazı ile aynı ada aynı parsel numarası verilerek tespit gibi davalı adına tapuya tesciline, bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 3.870,33 metrekarelik kısımın ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen kısmın tutanağının beyanlar hanesine "Taşınmaz üzerinde bulunan tespit tarihinde 3-4 yaşlı olan zeytin ağaclarının davalı ...'a aittir" şerhinin yazılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "uzman bilirkişiler tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada; dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün imar-ihyasının 1957 yılında tamamlanarak tarımsal faaliyete konu edildiği, 1995 yılından sonra zeytin fidanları dikildiği, 1995 yılından dava tarihi olan 2020 yılına kadar dikili tarım arazisi yani mahsuldar zeytinlik olarak kullanıldığı, halen üzerinde 15-20 yaşlarında zeytin ağaçlarının mevcut olduğu, toplam 55-60 yıldır tarımsal amaçlı tarla ve sonrasında mahsuldar zeytinlik olarak kesintisiz olarak kullanıldığı; dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümünün ise 2017 yılına kadar maki ile kaplı olduğu, toprağın sürülüp işlenmediği ve herhangi bir tarımsal faaliyete konu edilmediği, 2017 yılından sonra temizlik çalışmalarının yapılarak zeytin fidanı dikildiği, 3-4 yıldır zeytinlik olarak tarımsal faaliyete konu edildiği, mevcut durumu itibarıyla ham toprak ve hayvan otlatılan hali arazı vasfında olduğu ve 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, bu nedenlerle taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının davalı lehine gerçekleştiği, (B) harfiyle gösterilen bölümü yönünden ise gerçekleşmediği ancak (B) harfiyle gösterilen bölümü üzerinde tespit tarihi itibarıyla davalı tarafından dikilen zeytin ağaçlarının bulunduğu anlaşıldığından, Mahkemece davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçesiyle, davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmında 1957 yılından beri tarım yapıldığı belirtilmiş ise de, uydu fotoğrafından ve hava fotoğraflarından, dava konusu taşınmaz içerisinde çalılık alanların bulunması, ekili ağaçların dağınık olması ve toprağın işlenmemiş olması nedeniyle zilyetliğin 20 yıldır sürmediğinin, imar ve ihyanın tamamlanmadığının anlaşıldığını, parselin taşlık ve toprağın işlenmemiş olmasının imar ve ihyanın tamamlanmadığını gösterdiğini, bu nedenlerle zilyetlikle kazanım koşullarının davalı yararına gerçekleşmediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik bilirkişi tespitlerinin yanılgılı olduğunu, hava fotoğrafları incelendiğinde çok uzun yıllardır tarımsal faaliyetin devam ettiğinin anlaşıldığını, taşınmaz üzerinde münferit ve bir kaç otsu bitki olmasının taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanmadığı anlamına gelmediğini, taşınmazın tamamının nizasız ve fasılasız 20 yıldan fazla süredir kullanıldığını, bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmesinin haksız ve hatalı olduğunu, dosyada bulunan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hak arama ve adil yargılanma haklarının kısıtlandığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.