Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6707 E. 2026/4336 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6707
Karar No
2026/4336
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/288 E., 2025/2176 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/199 E., 2023/221 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kocaeli ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı eski 2367 parsel sayılı 980,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 23... parsel numarasıyla ve 980,64 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilinin babası ...'den intikal ettiğini, ... adına kayıtlı çaplı tasarruf vesikasında davacı müvekkili ile babası ...'in kullanımında olan taşınmaz sınırlarının belirtildiğini, 2020 yılında yapılan çalışma neticesinde bu sınırlara aykırı olarak tespit yapılıp çaplı tasarruf vesikası üzerindeki "harman" olarak belirtilen alanın tamamen yol olarak belirtildiğini, çaplı tasarruf vesikasında belirtilen taşınmaz alanının fiili kullanım alanı ile örtüşmediğini, müvekkilinin müteveffa babasının çaplı tasarruf vesikasında belirtilen taşınmaz sınırları içerisindeki alanda ilk kadastro çalışmalarından önce ve 30 yılı aşkın süre ile çekişmesiz şekilde zilyet olduğunu ileri sürerek, Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 23... numaralı parselde yol olarak ayrılan kısmın müvekkiline ait taşınmaza eklenerek tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile ilgili müvekkilli Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin herhangi bir tasarrufu bulunmadığını, kanundan kaynaklanan zorunlu hasımlığın söz konusu olduğunu, davaya konu yerin özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmadığını ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın belirlenebilir niteliklere haiz olması hasebiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 1 07... . maddelerindeki şartları taşımadığından dolayı usulden reddine karar verilmesini, harcın düşük gösterildiğini, eksik olan harcın davacı tarafından tamamlanmasını, aksi durumda davanın reddine karar verilmesini, yasal süresinde ikame edilmeyen davanın zamanaşımından dolayı reddini, ihtilafın yöneltileceği tarafın temsil edilen idare olmaması nedeniyle davanın husumetten reddini, davanın mahiyeti gereği Kocaeli Kadastro Müdürlüğüne ihbar edilmesini, diğer mirasçılar ile birlikte veya tereke temsilcisi tarafından davanın ikame edilmemesi nedeniyle taraf sıfatı yokluğundan davanın usulden reddine, hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davacının murisi olan ... tarafından 672,37 metrekarelik dava konusu yerin harman yeri olarak kullanıldığı, hava fotoğraflarından ve tanık beyanlarından 20 yılı aşkın zamandır kullanıldığı, olağanüstü zamanaşımıyla muris ... tarafından kazanılmış olduğu, davacının taşınmazı mirasın intikali yoluyla edinmiş olduğundan kesintisiz aralıksız şartlarını sağlamış olduğu, keşifte ve bilirkişi raporlarında dava konusu kısmın yol olarak kullanılmadığı, müzekkere cevapları ile de üzerinde herhangi bir imar uygulaması bulunmadığı atıl bırakıldığı, tanık beyanlarının da bu hususu doğrular nitelikte olduğu ve hükme esas almaya elverişli bulunan bilirkişi raporlarıyla da 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmalarında sınırlarının hatalı tespit edildiği ve yüzölçümü 1.653.01 metrekare ile tescil edilmesi gerektiğine ilişkin raporun ibraz edilmiş olduğu'' gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 23... parsel sayılı taşınmazın 980,64 metrekare olan yüzölçümünün fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 672,37 metrekarelik kısmının dava konusu taşınmaza eklenerek yüzölçümünün 1.653,01 metrekare olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ile davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla '' harita mühendisi bilirkişisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile ortofoto ve eski tarihli hava fotoğrafının, ölçü ve sınırlandırma krokilerinin yöntemine uygun şekilde şekilde tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik olarak ve ortofoto haritada dava konusu yerin çevresindeki kadastral parsellerle karşılaştırmalı olarak tesis kadastrosu ile yenileme ile oluşan tüm sınırlarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe yakın hava fotoğrafına göre tapulamadaki ölçü değerleri ile paftasındaki sınırların uyumlu olduğu, uygulama kadastrosu sırasında sınırlara uyulmadığı, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 672,37 metrekarelik alanın davacıya ait 1 23... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının isabetsiz olduğu'' gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak vekalet ücretine yönelik olarak düzeltme yapılarak davanın esasına ilişkin olarak ise davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın açılmasına Hazinenin sebebiyet vermediğini, aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, tapu kaydında kesinleşmiş bir düzeltmenin mevcut olmadığını, tapu kaydının düzeltildiği iddiasından önceki süreçte olduğu şekilde taşınmaz yüzölçümünün aynen korunduğunu, davacının hukuki yararı olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü, nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6707, K. 2026/4336, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6707-e-2026-4336-k-5bfed18e3eeb