Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1221 E. 2026/1488 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1221
Karar No
2026/1488
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1221 - 2026/1488 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1221 KARAR NO : 2026/1488 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2024 NUMARASI : 2023/425 E. - 2024/219 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/05/2024 Tarih ve 2023/425 Esas - 2024/219 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davacı şirketin 2014’de kurulduğu, giyim/tekstil sektörü üzerinde tanındığı, "..." markasıyla online mağaza ile hizmet vermenin yanında 7 tanesi İstanbul'da olmak üzere toplam 11 mağazasının bulunduğu, ürünlerini mağazalarında, internet sayfası ve ..., ... gibi pazar yerleri üzerinden sattığı, yurtdışında ise Hollanda merkezli ... ... adlı firmasıyla Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgesine yoğun satış yaptığı, 11 küresel pazar yerinde 50'den fazla ülkeye satış hacmine ulaştığı, instagram adlı sosyal medya sitesinde "..." kullanıcı adıyla yer almakta olup dava tarihi itibariyle 657.000 takipçisi bulunduğu, ... ... ise ... adlı sosyal medya sitesinde "..." kullanıcı adıyla yer almakta olup 100.000 takipçisi bulunduğu, davacının 2021/146917 numaralı ve "..." ibareli başvurusunun 03 / 25 / 35 sınıfta tesciline ilişkin başvurusunun ilanına 2018/88060 numaralı "..." ibareli markanın sahibi davalı tarafından itiraz edildiği, itirazın kısmen kabul edildiği, devam eden itiraz süreciyle YİDK tarafından başvuru kapsamında kalan itiraz konusu hizmetlerden 35. sınıf kapsamındaki (son alt gruba dahil) hizmetler ile itiraz gerekçesi 2018/88060 sayılı markanın tescil kapsamındaki "SINIF 35: alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri." arasında belli düzeyde benzerlik bulunduğu düşünüldüğü gerekçesiyle başvurunun 35. Sınıf bakımından reddine karar verildiği, oysa, itiraza mesnet markada "..." ibaresinin üzerinde "..." ibaresinin ayırt edici unsur olarak bulunduğu, "..." ibareli markasıyla davalı şirketin "... ..." ibareli markaları arasında benzerlik bulunmadığı, davalı markasındaki “...” ibaresinin aynılığı veya benzerliği ortadan kaldıran bir ibare olduğu, tarafların sektörlerinin ve faaaliyet alanlarının farklı olduğu ve markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı veya benzerliğinin söz konusu olmadığı, davalının tescilini sağladığı markada 35. sınıfta kanun kapsamında karıştırılmaya müsait aktif bir kullanımı bulunmadığı ve SMK 19/2 maddesi kapsamında davalının markasını kullanımının ispatlanmasını talep ettikleri ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 20.07.2023 tarih ve 2023-M-8355 sayılı kararının iptaline ve ret kararına konu 2021/146917 sayılı "..." ibareli markanın tescil işlemlerinin devamına ve başvurunun başvuru kapsamında tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının 03, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetler için 18.10.2021 tarihinde 2021/146917 sayılı marka tescil başvurusuna davalı şirket adına tescilli 2018/88060 sayılı "..." ibareli marka mesnet gösterilerek itiraz edildiği, taraf markalarında "..." ibaresinin ortak unsur olarak yer aldığı, söz konusu ibarenin her iki taraf markasının da asli ayırt edici unsuru olduğu, karşılaştırılan taraf markalarında yer alan ortak unsur dışındaki kelime unsurlarının ve şekil unsurunun yeterli düzeyde ayırt edicilik sağlamadığı, karşılaştırılan taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan yüksek derecede benzerlik bulunduğu, bütünüyle bıraktığı genel izlenim itibariyle, ortalama tüketici tarafından başvuru markasının davalı markaları ile karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali bulunduğu, başvuru kapsamında yer alan ve kısmi redde konu olan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer emtiaların itiraza mesnet marka kapsamında da yer aldığı anlaşılmakta olup, Kanun kapsamında aranın ilk şart olarak mal ve hizmet benzerliği koşulunun somut olayda mevcut olduğu, davacının, başvuruya konu marka hakkında verilmiş Daire kararına karşı SMK 20. maddesi kapsamında 2 aylık hak düşürücü süre içerisinde itiraz etmeyerek Markalar Dairesi kararının bu yönde kesinleşmesini sağladığı ve YİDK iptal davası yönünden MDB kararının başvuru sahibi/davacı aleyhine kesinleşen kısmının dava konusu edilebilmesi ve başvurunun tümüyle tescili talebinin dinlenemeyeceği, 15.07.2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince marka tesciline ilişkin tüm süreçlerde Türk Patent ve Marka Kurumunun münhasıran yetkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ANONİM ŞİRKETİ vekili, davacının 2021/146917 sayılı "..." markasına 2018/88060 sayılı "... ..." markası mesnet gösterilerek yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı'nca kısmen kabul edildiği, davalının bu kararı da YİDK itiraz sürecine taşıdığı, davalının maliki olduğu ...’da yer alan ve fonksiyon ihtiva eden mekanlardan birisinin de ... adlı mekan olduğu, davalı markasında ... ibaresinin asli unsur olarak ön planda olduğu, üstünde yer alan “...” ibaresi, müvekkil markasının ... ile ilintili olduğunun tüketici nezdinde anlaşılabilir olması için konumlandırıldığı ve ana algının ... ibaresinden uzaklaştırılmadığı, davacıya ait markada da ... ibaresinin asli unsur olarak konumlandırıldığı, markada bu ibarenin Fransız aksanı ile “...” olarak okunduğu, taraf markalarında ortak olarak bulunan ... ibaresi Fransızca kökenli bir ibare olup, “...” anlamına geldiği, davalı yanın marka başvurusunda yer alan 35.sınıftaki hizmetler, müvekkilinin markasında yer alan 35.sınıftaki hizmetlerle birebir aynı olduğu, taraf markaları arasındaki görsel, işitsel, kavramsal ve sınıfsal benzerliklerin oldukça yüksek düzeyde olduğu, itiraza mesnet olan 2018/88060 sayılı ... ... markasının tescil tarihi 02.05.2019 olduğundan SMK m.19/2 hükmü uyarınca kullanım ispatının talep edilebilmesinin ilk şartı olan “5 yıllık süre” şartının yerine gelmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, marka işlem dosyasında ileri sürülmeyen, ancak dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin dinlenebilir olmadığı, davacıya ait "...+..." ibareli marka başvurusu ile redde mesnet alınan 2018/88060 sayılı "..." ibareli markaların genel izlenimde görsel, işitsel ve kavramsal olarak olarak yüksek derecede benzer oldukları tespit edilse de, redde mesnet marka kapsamında yer alan “Online pazaryerinde/internet sitesi sağlama hizmetleri” ile davacı başvurusundan çıkartılan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilerek toptan veya perakende satışı hizmetleri” arasında yok derececesinde düşük düzeyde benzerlik olduğu, dolayısıyla davaya konu hizmetler bakımından karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu marka başvurusunun tescilini de talep etmişse de, tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, ayrı bir dava olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle tescil istemi yönünde olumlu/olumsuz ayrıca hüküm kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 2023-M-8355 sayılı YİDK kararının davalı şirketin itirazının kabulüne ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların karşılaştırılan markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik taşıdığını, mal ve hizmet benzerliği koşulunun da gerçekleştiğini, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu 35.sınıfın 5.alt grubundaki hizmetlerin fiziki/perakende satışları ifade ettiğini, 35.sınıfın 1.alt grubundaki “online pazaryerlerinin” bu satışların online ortamda yapılabilmesine olanak kıldığını, bu nedenle anılan hizmetler arasındaki benzerlik düzeyinin yüksek olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, taraf markalarının kapsadığı hizmetler arasında benzerlik olmadığı kabul edilse dahi markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin bertaraf edilmediğini, müvekkilinin markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle oluşabilecek imaj transferi riskinin gözardı edildiğini, davacının "markanın tescili" talebi hakkında hüküm kurulmamasının ve davanın kısmen kabulü yerine tam kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, başvurunun reddine dair YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı şirketin, 2021/146917 sayılı "...+..." ibaresinin, 3,25 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı şirketin 2018/88060 sayılı "... ..." ibareli markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davalının itirazı Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 35.sınıfın 1,2,3,4.alt sınıfları ile 35.sınıfın 5.alt sınıfında 29,30,32,33.sınıf malların satışına özgü mağazacılık hizmetlerinin çıkarıldığı, bu karara yalnız davacının itiraz ettiği ve bu itiraz üzerine YİDK'nın 2023-M-8355 sayılı kararıyla davalının 2018/88060 sayılı markasının kapsamındaki "alıcı ve satıcılar için online pazaryeri sağlama hizmetleri" ile başvuru markasının kapsamında kalan "35.sınıfın 5.alt sınıfındaki bir kısım malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri" benzer görülerek, itirazın kısmen kabulüne, başvurunun 35.sınıf kapsamında kalan hizmetler bakımından da reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 21/07/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 19/09/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz edilmediğinden, dava konusu 2021/146917 sayılı "...+..." ibareli marka ile davalı şirketin 2018/88060 sayılı "... ..." ibareli markası arasında, MDB kararı sonrası başvuru kapsamında kalan 35.sınıfın 5.alt sınıfındaki hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "...+..." ibaresinden oluşmaktadır. Davalının itiraza mesnet markasında da, korunmak istenen asli unsur "..." ibaresidir. Bu durumda tarafların karşılaştırılan markaları arasında, asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle benzerlik bulunduğu, dava konusu başvurudaki zayıf şekil unsurunun yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hale göre, dava konusu markanın davalının redde mesnet markasının yeni bir versiyonu olarak algılanabileceği ve taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. Esasen, marka işaretleri arasındaki yüksek dereceleri benzerlik hususu ilk derece mahkemesinin de kabulündedir. Taraf markalarının kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekmektedir. Taraf markaları kapsamındaki hizmetler bu ilke kapsamında değerlendirildiğinde, redde mesnet markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki "alıcı ve satıcılar için online pazar yeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri" , davacının marka başvurusunun kapsamından çıkarılan uyuşmazlık konusu 35. sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)." hizmeti ile benzer/ilişkili bulunmuştur. Zira, başvuru markasının kapsamındaki mağazacılık ve perakendecilik hizmetleri, mal satımına ilişkin olup, bu hizmetlerin elektronik ortamlar yoluyla da sunulması mümkün bulunduğundan ve redde mesnet marka kapsamındaki "alıcı ve satıcılar için online pazar yeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri" de, elektronik ortamda alıcı ve satıcıları bir araya getirecek internet sitelerinin sağlanmasına yönelik olduğundan, her iki hizmetin birbirleriyle ilişkilendirilebilecek, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı hizmetler olduklarının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla Dairemizce, anılan hizmetler yönünden de emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği kanaatine varılmış, mahkemenin aksi yöndeki kabulü isabetli bulunmamıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/09/2024 tarih, 2023/4710 Esas, 2024/6612 Karar sayılı kararı da bu yöndedir. Bu itibarla, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/05/2024 gün ve 2023/425 Esas - 2024/219 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85-TL’nin düşümü ile kalan 462,15-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine, 7-Davalı ... A.Ş tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 238,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 1.407,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş'ye verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-Davalılardan peşin olarak ayrı ayrı alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1221, K. 2026/1488, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1221-e-2026-1488-k-f2f79aa96493