Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1784 E. 2026/1601 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1784
- Karar No
- 2026/1601
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1784 - 2026/1601 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1784 KARAR NO : 2026/1601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/01/2023 NUMARASI : 2022/16 E. - 2023/18 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması
Dairemizce verilen 29/05/2025 tarih, 2023/994 Esas - 2025/1131 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2026 tarih, 2025/5466 Esas - 2026/2631 Karar sayılı kararı ile bozulmuş olmakla, dosya okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin ... Başkanlığı tarafından 1987 yılında kurularak deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, 2005/58644 no.lu "..." markasının yanında "..." çekirdek/asli unsurunun kullanıldığı "..." "...", "...", "... ...", "...", "... ..." ve "..." gibi pek çok markanın seri marka statüsünde olmak üzere tescilini sağladığını, davalı yanın 2020/73406 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddolunduğunu,dava konusu markanın müvekkili markalarının bir alt markası algısı yarattığını, markalar arasında müvekkilinin tanınmış "..." markasının ortaklığından kaynaklanan benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili 35 yıldır faaliyet gösterdiğinden "eskiye dayalı kullanım" iddiasının yerinde görülmediği yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olarak başvuruya 0-16 rakamlarını eklediğini, müvekkilinin ticaret unvanına dayalı olarak da üstün hakkının bulunduğunu, zira ticaret unvanında da “...” unsurunun yer aldığını, müvekkili markalarının tanınır olduğunu, davalı yanın bu tanınırlıktan yararlanmayı amaçladığını ileri sürerek, ... YİDK'nın 2021-M-9534 sayılı kararının iptaline, marka tescil başvurusunun reddine, davalı tarafça gerçekleştirilen başvurunun müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğinin tespitine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin giyim üretimi konusunda uzmanlaşmış uluslararası faaliyet gösteren İtalyan menşeli bir şirket olduğunu, dünya çapında bilinen ..., ..., ... ve ... markalarının bulunduğunu, ... markası için özel bir web sitesi oluşturduğunu, davacı yanın, müvekkilinin faaliyet alanına giren 25. sınıf kapsamındaki ürünlerde kullanımı ve tescilinin bulunmadığını, müvekkili markaları ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı yanın faaliyet gösterdiği deniz ulaşımı sektörünün, tekstil sektörü ile uzaktan yakından bir ilintisinin söz konusu olmadığını, müvekkili markasının İngilizce “...” anlamına gelen “...” cümlesinden oluştuğunu, bu haliyle taraf markalarının görsel ve kavramsal olarak da farklı olduğunu, davacının markalarının kullanımının ispatına yönelik talepleri hakkında davacı yanca dosyaya delil sunulmadığını, davacı yanın tanınmışlık iddialarının yerinde olmadığını, ayrıca müvekkilinin faaliyet gösterdiği alanının tamamen farklı olması nedeniyle de SMK m. 6/5 koşullarının oluşmayacağını, müvekkilinin davacı markalarının koruma kapsamını ihlal eden bir eylemde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, avacının 2005/58644, 2006/08880, 2012/77736 sayılı markaları açısından, davalı tarafça 35.sınıf hizmetler bakımından ileri sürülen kullanmama def’i uyarınca yapılan incelemede, anılan markaların 35.sınıf uyuşmazlık konusu hizmetlerde ciddi markasal kullanımlarının ispatlanamadığı, bahsi geçen markaların dava konusu marka ile başkaca benzer bir mal ya da hizmet sınıfını kapsadığı da tespit edilemediğinden anılan markalar bakımından SMK m. 6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmesinin mümkün olmadığı, dava konusu 2020/73406 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 25 ve 35.sınıf mallar bakımından davacının benzer mal veya hizmetleri içerir tek markasının 2014/96520 sayılı “...” markası olduğu, benzer görülen emtialar açısından taraf markaları karşılaştırıldıklarında, ortak unsur olan “...” ibaresinin, ilgili mal ve hizmetlerin tüketici grupları nezdinde, taraf markaları arasında iktisadi – idari anlamda bir ilişki kurulmasına neden olacak düzeyde bir benzerliğe yol açtığı, markaların sair unsurları itibariyle birbirlerinden yeterli düzeyde ayrışmadıkları, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunduğu, bütünsel olarak işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin başvurudaki tüm mal ve hizmetler itibariyle mevcut olacağı, başvurunun kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği, davalının marka tescil başvurusunda bulunmasının salt bu nedenle kötü niyetli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği, davacının markalarının tanınırlığı nedeniyle SMK m. 6/5 koşullarının oluşma riskinin bulunmadığı, davacının SMK m. 6/3 ve 6/6 uyarınca, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde herhangi bir üstün hakkının bulunmadığı, dosya kapsamında davalı tarafın ülkemizde gerçekleştirdiği markasal kullanımlarına yönelik herhangi bir delilin yer almadığı , dolayısıyla davalının hangi eylemi ile davacı markalarından doğan hakları ihlal ettiği hususunda bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 2021/M-9534 Sayılı kararının tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin hazır giyim sektöründe tanınmış olduğunu, mahkemece hatalı bilirkişi raporuna itirazları karşılanmadan SMK'nın 6/1.maddesine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının yerinde olmadığını, müvekkiline ait "..." ibareli markaların dünyanın birçok yerinde tescille koruma altında bulunduğunu, davacının 2014/96520 sayılı "..." ibareli markasının başvuru markası ile benzer olmadığını, "..." markasının kapsamında 35,38,39,42 ve 43.sınıf emtiaların bulunduğunu, başvuru kapsamındaki 25.sınıf mallar ile davalının markasının kapsamındaki 35.sınıfın 5.alt sınıfında 25.sınıf malların perakendeciliği hizmetlerinin benzer olmadığını, bu nedenle taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleşmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuru markası ile itiraz markalarından 2014/96520 "..." ibareli markanın bütünsel olarak bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olmadıklarını, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 29/05/2025 tarih, 2023/994 Esas, 2025/1131Karar sayılı kararında özetle, dava konusu 2020/73406 sayılı "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/96520 sayılı “...” ibareli markası arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacı markasınının tescilli olduğu 25. sınıf malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile dava konusu markadaki 25. sınıf malların benzer olduğu, bu itibarla davacının anılan markası yönünden SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu, davalı şirket vekilinin hükümsüzlük kararına yönelik istinaf itirazlarına gelince, dava dilekçesinde, YİDK kararının iptali ile birlikte marka tescil başvurusunun reddinin talep edildiği, bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin talep ileri sürülmediği, iddianın genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde de marka hükümsüzlüğü talebinde bulunulmadığı, her ne kadar ön inceleme celsesi yapıldıktan sonra, 01.12.2022 tarihli ikinci celsede davacı vekiline hükümsüzlük talebi ile ilgili beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ve davacı vekili 08.12.2022 tarihli dilekçesi ile “tescil başvurusunun reddine karar verilmesi yönündeki taleplerinin hükümsüzlük talebini de içerdiği ve davalı şirket adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne" karar verilmesini talep ettiklerini belirtilmiş ise de, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 141/1 hükmüne göre iddianın genişletilmesi ancak dilekçelerin teatisi aşamasında mümkün olup, bundan sonra iddianın genişletilmesinin davanın ıslahı ya da karşı tarafın açık muvafakati ile yapılabileceği, eldeki davada, davacının cevaba cevap dilekçeleri ile de dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmediği, hükümsüzlük talebini ilk kez ileri sürdüğü aşamada ise karşı tarafın açık muvafakatinin sağlanmadığı, bu durumda işbu davada, davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edilmediği, yalnızca markanın tescil başvurusunun reddinin istenildiği, idarî işlem niteliğindeki bu talebin mahkemenin yetkisinde bulunmadığı, sonuçta dava konusu markanın hükümsüzlüğü talep edilmediğinden ve hakim talepten fazlaya karar veremeyeceğinden, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, YİDK kararının iptali istemi yönünden davanın kabulüne, davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin reddine, tescil başvurusunun reddi talebi idarî nitelikte olduğundan bu yönden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 05/05/2026 TARİH VE 2025/5466 ESAS, 2026/2631 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: " İlk Derece Mahkemesince 01.12.2022 tarihli celsede, davacı vekiline "tescil başvurusuna ilişkin taleplerinin hükümsüzlük talebini içerip içermediği"nin sorulmuş olmasınun HMK'nın 31. maddesi uyarınca davanın aydınlatılması yükümlülüğü kapsamında olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin bu hususta "tescil başvurusunun reddine karar verilmesi yönündeki taleplerinin hükümsüzlük talebini de içerdiği" yönündeki beyanının HMK'nın 141. maddesine atıfla iddianın genişletilmesi olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
GEREKÇE : Dava, marka YİDK kararının iptali ile tecavüzün tespiti, durdurulması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2026 tarih, 2025/5466 Esas, 2026/2631 Karar sayılı kararı Dairemizce usul ve yasaya uygun bulunduğundan, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin "tescil başvurusunun reddine karar verilmesi yönündeki taleplerinin hükümsüzlük talebini de içerdiği" yönündeki beyanının iddianın genişletilmesi mahiyetinde bulunmadığı, bu nedenle davada marka hükümsüzlüğü isteminin de var olduğu, dava konusu 2020/73406 sayılı "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2014/96520 sayılı “...” ibareli markası arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacı markasınının tescilli olduğu 25. sınıf malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile dava konusu markadaki 25. sınıf malların benzer olduğu, bu itibarla davacının anılan markası yönünden SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerinin kabulüne, davalı Şirket'in tecavüz mahiyetinde bir eylemi bulunmadığından, davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-YİDK kararının iptali istemi yönünden davanın KABULÜNE, ... YİDK'nin 2021/M-9534 sayılı kararının İPTALİNE, 2-Dava konusu 2020/73406 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-Davacı vekilinin tecavüzün tespiti ve tecavüze konu eylemlerin durdurulmasına ilişkin talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 651,30-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000.00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı Şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden, marka tecavüzüne dayalı istemler yönünden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Şirket'e verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 7.550,00-TL bilirkişi ücreti, 254,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 395,00-TL tebligat ve posta gideri, 3.033,70-TL temyiz kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 11.232,70-TL yargılama giderinin, davanın kabul-ret oranı takdiren 2/3 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 7.488,46-TL'sine, 80,70-TL peşin harç ile 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 7.649,86-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-YİDK kararının iptaline ilişkin dava tümden kabul edildiğinden davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 9-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 3.525,70 TL yargılama giderinin 1/3'ü olan 1.175,23-TL'nin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı Şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 12-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ... alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 13-Davacı kendisini istinaf aşamasında vekille temsil ettirdiğinden ve tek duruşma yapıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 22.000,00-TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 23/09/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/09/2026
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.