İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/274 E. 2026/374 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/274
- Karar No
- 2026/374
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/274 Esas - 2026/374 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/274 KARAR NO : 2026/374
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali DAVA TARİHİ : 30/06/2025 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, ...., 1973 yılında, .... çift vuruşlu bir set makine ile cıvata üretimine başladığını, sektörde kazanılan başarılar sayesinde 1994 yılında, şu an faaliyette olan .... yeni ve modern tesis kurulduğunu, ithalat ve ihracatta sektörün lideri olup, cıvata, somun, imbus, matkap uçlu vida, sunta vidası, gijon, düz ve yaylı rondela, dübel, inox bağlantı, tüm bağlantı elemanları ve hırdavat ithalatıyla imalat sanayindeki çok büyük bir açığı kapattığını, ... Holding grup şirketleri 2015 yılında hedeflediği 90 bin tonluk üretimi gerçekleştirerek, üretim artışını son 10 yılda 4 katına çıkarttığını, "Türkiye'de en hızlı üretim artışını ve büyümeyi sağlayan" ilk 10 firma arasında yerini aldığını, Türkiye'nin ilk 500 şirketi arasında yer aldığını, ... Holding bünyesi altında hem Türkiye’de hem de yurtdışında aktif faaliyet gösteren 24 şirket yer aldığını, davalı başvurusu .... ile müvekkiline ait ... ibareli markalar arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğunu, müvekkili markasının serisi olarak algılanacağını,... tarafından itirazın kabul edildiğini ancak başvuru sahibinin karara itirazı sonucunda ....tarafından verilen red kararının hatalı olarak kaldırıldığını, davalı markasında her ne kadar “...” ibaresi yer alsa da bu ibarenin markaları farklılaştırmadığını, aksine anlamsal açıdan “......” anlamı ile müvekkili markalarına yanaştırdığını, başvuru sahibi tarafından karara itirazında “Sayın kurumuzca da takdir edileceği üzere, ... ibaresi sahiplik anlamı kazandırmak anlamına geldiği gibi ... (...., birden fazla bilgisayarın oluşturduğu en küçük ağ yapısı için kullanılmaktadır.” Şeklinde bilgi verildiğini, bu noktada ... ibaresinin tanımlayıcı olduğunu ve değerlendirme dışında bırakılması gerektiğini, her iki markada da ilk 4 harfinin aynı olduğunu, markaların aynı ibare ile başladığını, sınıfsal ayniyet de içerdiğini, markaların başlangıç kısımlarının aynı olmasının benzerlik bakımından daha önemli olduğunu, müvekkili ... ....” ve benzeri birçok markanın bulunduğunu ve davaya konu markanın seri marka algısı yarattığını, müvekkili markasının tanınmış olduğunu, SMK 6/6 maddesi kapsamında, ... ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanın da asli unsurunu oluşturduğunu beyan ederek .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, taraf markalarının genel görünümleri ve bir bütün olarak bakıldığında bıraktıkları intibanın farklı olduğunu, markanın parçalara ayrılarak incelenemeyeceğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili şirketin birçok alanda faaliyet gösteren, metal, demir, çelik gibi işlenmiş metal ürünler üretmekte ve bunların ihracatını yaptığını, müvekkili şirketin "...." markasında yer alan "..." ibaresi sahiplik anlamı kazandırmak anlamına geldiği gibi aynı zamanda "..." (....), birden fazla bilgisayarın oluşturduğu en küçük ağ yapısı için kullanıldığını, bu iki ibarenin birleştirilerek müvekkili tarafından oluşturulduğunu, markaların görsel, işitsel, kavramsal ve konsept yönünden herhangi bir benzerlik arz etmediğini, markaların asli ve tali unsurlarının benzemediği, yazılışlarının farklı olduğu gibi, yazı karakterlerinin de benzemediği ve bu sebeple markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, www.normlan.com alan adının müvekkiline ait olduğunu ve bu markanın fiili olarak kullanıldığını, dava dilekçesinde belirttiği tüm tescilli diğer markalarıyla piyasaya arz ettiği, bu markayı kullanmadığı, yine hükümsüzlük talep ettiği tüm sınıflar yönünden kullanmadığı anlaşıldığından, kullanmama def'inde bulunduklarını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,...Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, .... numaralı markanın 06, 09 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetleriçin başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek12.12.2023 tarih ve 434 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının ... esas unsurlu markalarını mesnet göstererek 6/1, 6/5, 6/6maddelerinedayanarak itiraz ettiği, davalının karşı görüş sunduğu, ... tarafınından davacı itirazının kabul edildiği ve markanın tümden reddedildiği, davalı tarafından bu karara itiraz edildiği ve itirazların nihai olarak .... sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve ret kararının kaldırılmasına karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ; Öncelikli olarak davalının dava aşamasında kulanmama def’ini iler sürdüğü görülmüş olmakla birlikte, davalı kurum nezdinde kullanım ispatı talep etmediği, bu nedenle ... karar iptali bakımından marka kullanımının sorgulanamayacağı, ek olarak davacının talep dilekçesinde sadece ... karar iptalini talep ettiği, bu nedenle de dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def’inin dikkate alınamayacağı, Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Davacı markaları incelendiğinde, ..... Sınıfın yer aldığı görülmüş, düz yazı ... markasının itirazlara konu olduğu, bazı sınıfların çıkarıldığı ve işlemlerin halen devam ettiği, ... İnşaat, ... Sanat gibi markalarında da ... ibaresinin esas unsur olduğu, bu nedenle bu markalardan biriyle dahi benzerliğin sağlanması halinde SMK 6/1 de aranılan emtia benzerliği koşulunun sağlanacağı, Dava konusu markada yer alan tüm mal ve hizmetler davacının markasında aynen yer almaktadır. Ek olarak, davacı markası kapsamında 35.05 alt sınıfında 06 ve 09.sınıfta altı çizili olan emtialar ile davalı marka başvurusu kapsamında bulunan emtialar da ilişkilidir. İlişkili olma durumunu açıklamak gerekirse, dava konusu markanın kapsamındaki 06., 09 sınıflardaki malların davacının redde gerekçe markalarının kapsamında yer alan35.05 ( 06 ve 09). sınıflardaki malların ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Nitekim Yargıtay bir kararında, ilk derece mahkemesi tarafından “…mal üreten işletmenin karineten o malı sattığı da kabul edildiğinden doğal olarak dava konusu markanın tescil edilmek istenildiği 35. sınıf 05 emtia grubunun da 1-34. sınıfta yer alan emtialarla doğrudan ilişkilendirilmeye müsait olduğu, dolayısıyla doktrin görüşleri ve yargı kararları ile de benimsendiği üzere 1-34 emtia gruplarında yer alan mallar ile 35. sınıf 05. Alt grubunda özel olarak sınırlandırılmış malların benzerlik göstermesi halinde her iki sınıfın birbiri ile benzer olarak kabul edilmesi gerektiği…”(...) şeklinde kurulan hükmü onaylamıştır. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 06 ve 09.sınıflardaki malların, davacı markasında yer alan 35. sınıftaki satış hizmetleri ile birbirini tamamlayıcı mallar/hizmetler olduğu, sonuç olarak, tüm emtialar bakımından birebir ayniyet ve benzerlik koşulunun sağlandığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik,kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Taraf markalarında yer alan husumet konusu ... ibaresinin ....’da “.... değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, önceden belirlenmiş kalıp” anlamına geldiği görülmüştür. Toplumun her kesimi tarafından anlamının bilinebileceği, davalı markasında yer alan ... ibaresinin davalı kendi beyanı ile “local area network/yerel ağ bağlantısı” anlamına geldiği, ancak tüketicinin direk olarak bu anlama geldiğini algılayamayacağı değerlendirilmiştir. Kaldı ki tüketici ... ibaresini bu şekilde anlasa dahi, ilgili ibarenin tanımlayıcı bir ibare olduğu, bu durumda marka algısının ... ibaresine kayacağı, bu nokta da anlamsal açıdan bir ayniyet oluşacağı değerlendirilmektedir. Ek olarak .... ibaresindeki ... ekinin isimden fiil türeten bir ek olduğu, (örnek olarak fırça-fırçala şeklinde), N ekinin de edilgenlik kattığı ( fırçala-fırçalan), bu şekilde Türkçe dilbilgisi kurallarına uygun olduğu ve anlamlı bir kelime olduğu, insan zihninin ilk olarak anadilinde anlamlı ibareyi seçeceği, bu nedenle bir kısım tüketicinin dava konusu markayı “... sahibi ol, ... haline gelmek” anlamında algılanabileceği, bu nedenle markalar arasında kavramsal benzerlik bulunduğu, İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları Türkçe kelimeler olduğu için yazıldığı şekilde okunacaktır. ....a ait Türk Marka Hukuku adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada taraf markalarının aynı seslerle başladığı ortada olup markalar arasında fonetik benzerlik bulunduğu, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Dava konusu markanın kelime markası olduğu, davacı markasında da ... HOLDING şeklinde kelime unsurunun dışında büyük bir şekilde betimlenen N harfinin yer aldığı olduğu, taraf markaları kulllanılan ilave kelime unsurları bakımından farklılıklar barındırsa da ... ibaresinin davalı markasında birebir yer alması ve eklenen ... ibaresi ile görsel hafızada bıraktığı izin ... ibaresinden farklı olmamasından dolayı, taraf markaları arasında görsel benzerlik olduğu, Markaların bütünsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarının anlamsal, fonetik ve görsel bakımdan benzer olduğu, markalar arasında farklılığı yaratan ... ibaresinin ilk etapta davalının belirttiği şekilde “localarea network/yerel ağ bağlantısı” şeklinde algılanmasının mümkün olmadığı, algılansa dahi bu ibarenin tanımlayıcı olduğu bu durumda markaların esas unsurları bakımından ayniyet oluştuğu, yine bir kısım tüketicinin ... ibaresini ... ibaresine getirilen bir ek olarak algılayabileceği, bu durumda kavramsal açıdan ... ibaresini pekiştireceği, Potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları, “ses görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince ayırt edici etkisi düşük olan görsel farklılıkların bertaraf edilebileceği, her ne kadar benzer bulunan emtia sınıflarında ilgili tüketici kesiminin dikkat seviyesi yüksek olsa da, esas unsurun aynı olması ve ... ibaresinin kavramsal, fonetik ve görsel açıdan bariz bir farklılık katmadığı, .... gibi kuruluşların bünyesinde çok sayıda alt şirketi içerdiği, bu bağlamda davalı firmanın davacının alt firması /seri markası olarak algılanmasının muhtemel olduğu, ek olarak tüketicinin farklı iki marka karşısında olduğunu algılasa dahi firmalar-kuruluşlar arasında ekonomik-idari bir iş birliği bulunduğu yönünde bir kanısının da oluşabileceği, davacı seri markalarının varlığı ve faaliyet kollarının benzerliği de dikkate alındığında bu algının pekişebileceği, bu nedenle SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin mevcut olacağı, TANINMIŞLIK İDDİALARI; Somut olayda, itiraz aşamasında davacı tarafın çok sayıda delil sunulduğu, ulusal ölçekli gazete ve dergilerde haberlerin ve almış olduğu ödüllere ilişkin bilgilerin yer aldığı görülmüştür. Bu noktada ... Holding markasının ilgili sektöründe belirli bir tanınmışlığa ulaştığı, ancak dava konusu markada yer alan tüm mal ve hizmetler SMK 6/1 maddesi kapsamında benzer bulunduğundan, ilgili maddenin uygulama alanının oluşmadığı, SMK 6/6 BAKIMINDAN; 6769 sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, m. 6/6 hükmünde düzenlenen hallerin bir marka tesciline uygulanabilir olması halinde, o tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Buna göre;Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer. Yargıtay içtihatlarında da açıkça dile getirildiği üzere; KHK 8/3 (SMK 6/3) maddesinde yer alan "ticaret sırasında kullanılan işaret" ifadesinin kapsamı içerisine ticaret unvanları, işletme adları, isim, fotoğraf, telif hakkı vs. sokulabilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına (SMK 6/6) göre de, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir. SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına tanınan koruma, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca, bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu markada yer alan tüm mal ve hizmetler SMK 6/1 maddesi kapsamında benzer bulunduğundan, ilgili maddenin uygulama alanının oluşmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu markada yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından ayniyet/benzerlik koşulunun sağlandığı, Markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, SMK 6/5 ve 6/6 maddelerinin uygulama alanı bulunmadığı, ... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptali koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın Kabulüne, .... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yününden iptaline,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 24.771,60.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 4.411,60.-TL Gider Avansı :20.360,00.-TL TOPLAM :24.771,60.-TL