İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/277 E. 2020/89 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/277
Karar No
2020/89
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/277 Esas ESAS

KARAR NO : 2020/89 KARAR

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 28/06/2019

KARAR TARİHİ: 06/02/2020

Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun süredir birçok firma ile iş yapmakta olan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin birçok firma gibi davalı ... A.Ş ile de çalıştığını, bu iş ilişkisi sonucunda faturaların kesildiğini ve tahsil edildiğini, ancak müvekkili şirketin davalı şirket ile yapmış olduğu en son iş karşılığı olarak kesmiş olduğu fatura bedellerinin davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmediğini, bu sebeple de davalı borçlu şirket aleyhine izmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile takibe geçildiğini, dava konusu faturaların 20.09.2018 tarihli ve ... sıra nolu, 4.499,94 EUR bedelli fatura, 25.09.2018 tarihli ve ... sıra nolu, 1.950,82 EUR bedelli fatura, 27.09.2018 tarihli ve ... sıra nolu, 299,18 EUR bedelli fatura, 27.09.2018 tarihli ve ... sıra nolu fatura, 10.000,00 EUR bedelli faturalar olduğunu, lzmir ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı İcra takibinin yapılması sonucunda davalı borçlu tarafından 'müvekkili şirketin talep edilen İşlemiş faize açıkça itiraz ettiğini, sadece işlemiş faiz bakımından takibin müvekkili şirket bakımından durdurulmasını ve asıl alacak üzerinden kapak hesabı yapılmasını ve dosyaya eklenmesini talep ederiz.' denilerek kısmi itirazda bulunulduğunu, davalı borçlunun bu İtirazı üzerine takibin kısmen durmasına karar verildiğini, davalı borçlu aleyhine yapılan icra takibindeki işlemiş faizin takibe konu faturalar üzerinde belirtilen ve davalı borçlu tarafından tebliğ edildiğinden itiraz edilmemiş olan vade farkı üzerinden hesaplanan faiz oranı olduğunu, dosya bilirkişiye tevdii edildiğinde bunun sabit olacağını, bu nedenlerle davanın kabulü ile haksız ve kötüniyetle icra takibindeki faiz ve ferilerine yapılan itirazın iptaline ve takibin bu yönden de devamına, itiraz edilen kısım üzerinden % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, söz konusu icra takibi uyarınca Müvekkili Şirket’e gönderilen ödeme emrinin 19.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkili Şirketin 25.12.2018 tarihinde işlemiş faize açıkça itiraz edip, sadece işlemiş faiz için takibin Müvekkili Şirket bakımından durdurulmasını talep ettiğini, asıl alacağı 02.01.2019 tarihinde dosyaya ödediğini, davacı tarafından ödeme emrine dayanak olarak gösterilen 20.09.2018, 25.09.2018, 27.09.2018, 27.09.2018 düzenleme tarihli faturalardaki vade farkı kaydı haksız şekilde düzenlenmiş olup, Davacı’nın işbu faturalardaki vade farkına ilişkin bedelleri talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurmadığını, bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının yetkisiz mahkemede dava açtığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, Müvekkili Şirket’in ticari merkezinin İstanbul olduğunu, davacının ise Manisa’da bulunduğunu, bu nedenle Sayın Mahkemenin yetkili olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında Müvekkili Şirketin davacı’dan çeşitli mal ve hizmet aldığını, faturalardaki vade farkı bedelinin ödeneceğine ilişkin tarafların hiçbir zaman bir mutabakata varmadığını, bu hususta müvekkili şirket ile davacı arasında vade farkı bedellerinin ödenmesine ilişkin yazılı veya sözlü bir anlaşma olmadığı gibi davacı’nın iddia ettiğinin aksine bu yönde bir teamülün de oluşmadığını, davacının düzenlemiş olduğu faturalarda “gününde ödenmeyen faturalar için aylık %15 vade farkı uygulanır.” ibaresine dayanarak vade farkı bedeli alacağı olduğunu iddia ettiğini, tek taraflı olarak düzenlenebilen faturaya konulan vade farkı kaydının hukuki bir sonuç doğurmadığını, bu nedenlerle dava şartının gerçekleşmediğine ilişkin itirazımın kabulüne ve davanın dava şartı yokluğundan reddine, davanın yetki yönünden reddine, usule ilişkin itirazlarının kabul görmemesi halinde davanın esastan reddine, davacının icra inkâr tazminatı hükmedilmesi talebinin reddine, davacının davası açıkça dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olmakla davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Dava; itirazın iptali davası olup yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.

6102 sayılı TTK'ya 7155 sayılı yasanın 20 maddesi ile eklenen 5/A maddesi ile "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile eklenen 18/A maddesinde "(1)İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.

(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.

6100 sayılı HMK'nun 115. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." şeklindedir.

Somut olayda; mahkememizde açılan davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce davacı vekiline 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesi uyarınca arabuluculuk son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği hususunu içeren muhtıra davetiye ekinde 29.10.2019 tarihinde ihtar edilmiş olup davacı vekilince arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmamıştır. Arabuluculuk yoluna başvurmanın tüketilmesi gereken dava şartı olduğu gözetildiğinde, davacının arabulucuya başvurmadan ve başvuruya ilişkin son tutanağı ibraz etmeden eldeki davayı açtığı 6325 sayılı yasanın 18/A-2. bendi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddileceğinin öngörüldüğü, ayrıca bu eksikliğin sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açıldığın anlaşıldığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 54,40-TL maktu ret harcının peşin alınan 44,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10,00 TL karar ve ilam harcı, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 106. Maddesi ve Merkezi Yönetim Bütçe Kanunun 27. Maddesine göre 20,00-TL'nin altında olduğundan, eksik 10,00 TL harç için harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafın yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/1 maddesi uyarınca dava ön şartının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ön inceleme tutanağı imzalanmadan karar verildiğinden 1.700,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiliyle kendini vekille temsil ettiren davalı tarafa verilmesine,

5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/277, K. 2020/89, T. 06.02.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-277-e-2020-89-k-44d7745f7cf8