Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2435 E. 2026/4606 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2435
Karar No
2026/4606
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/17 E., 2025/4 K.

İlk Derece Mahkemesinin kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 16... ve 1 90... parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü çay içi mevkinde bulunan, doğusu ... tarlası batısı ... ve ... tarlaları kuzeyi ... tarlası ve güneyi yol ile çevrili tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazı yaklaşık 20 yılı aşkın süredir nizasız, fazılasız ve aralıksız olarak zilyet ve tasarrufu altında bulundurduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar ihya ile kazanılacak yerlerden olmadığını, zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece (Alanya 1. Asliye Hukuk) Mahkemesinin 21.03.2017 tarihli ve 2015/484 Esas, 2017/105 Karar sayılı kararı ile "davacı ile öncesinde babasının 20 yıldan fazla süre ile nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla dava konusu taşınmazları tarım arazisi ve ev olarak kullanmak suretiyle taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik sürdükleri, taşınmazlarının kamuya ait taşınmazlar olmadıkları, özel mülke konu tarım arazisi nitelikli yerlerden olduğu, Kadastro Kanunu'nun 16. maddesinde yazılı olan kamusal taşınmazlardan olmadığı, dere yatağı içerisinde kalmadığı, Medeni Kanun'un 713/2. maddesinde belirtilen zilyetlikle mülkiyet iktisabı için aranan koşulların davacı açısından oluştuğu kanaatine varılarak gerekli ilanlar yaptırılmış, yasal süre içerisinde herhangi bir itiraz olmadığından davanın kabulüne karar verildiği, davacının dava dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer kısımların davacının anne ve babasına ait parseller içerisinde kaldığı, bilirkişi raporunda (E) harfi ile gösterilen yerin de DSİ tarafından kamulaştırılan yer olduğu ve davacının bu yerlere ilişkin herhangi bir talebinin bulunmadığını bildirmiş olması değerlendirilerek (B) harfi ile gösterilen 958,01 m² ve (C) harfi ile gösterilen 388,37 m² yerlerde davacının tescil talebi haklı görülerek davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 28.11.2023 tarihli ve 2021/4414 Esas, 2023/6195 Karar sayılı ilamıyla "Alanya Kadastro Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2021/103 Esas sayılı yazısı ve ekindeki Alanya Kadastro Müdürlüğünün 23.08.2021 tarihli ve 2224865, 2224872 sayılı yazıları ile ... ilçesi ... Mahallesinde 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında kadastro çalışmalarının yapıldığı, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 16... ve 1 90... parsel olarak tespit edilen taşınmazların temyiz incelemesine konu Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/484 Esas sayılı dosyasında kadastro tespiti öncesi dava konusu olması nedeniyle kadastro tutanak aslının Alanya Kadastro Mahkemesine gönderildiğinin bildirildiği, hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen dava konusu taşınmazlar hakkında görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu gözetilerek, 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmek suretiyle dosyanın Kadastro Mahkemesine devredilmesi gerektiğine" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "uzman bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazlar üzerinde dava tarihinden geriye doğru 20 yıllık imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik süresinin doldurulmuş olduğunun belirlendiği, davacı bakımından murislerince taşınmazların yıllardır aralıksız kullanımı ve sonrasında da taksim neticesinde davacının kullanımını sürdürmesi neticesinde imar ihya süresinin tamamlanmış olduğu, dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanı ile de teyit edildiği üzere taşınmaz üzerindeki zilyetlik ve kullanımının belirlendiği, dava konusu taşınmazların kadimden beri zirai amaçlı kullanılan ziraat alanı olduğu ve kadimden beri tarla olarak kullanıldığının sabit olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, eksik araştırma ile sonuca gidildiğini, dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilen yerlerden olmadığı gibi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının da davacı lehine gerçekleşmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilen taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilmiş ise de, bir önceki bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki; bir taşınmazın niteliği ile kullanım şekli ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafları olduğu halde somut olayda hava fotoğraflarından gerektiğince yararlanılmamış, bir önceki bozma ilamında hava fotoğrafı incelemesi yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen, getirtilen hava fotoğrafları üzerinde yalnızca orman bilirkişi tarafından yapılan (hava fotoğrafı görüntülerini de içermeyen) soyut inceleme ile yetinilmiştir. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda 19 57... tarihli hava fotoğraflarının incelendiği belirtilmiş ise de, raporda hava fotoğraflarının görüntülerine yer verilmediğinden raporun denetleneme imkanı bulunmamaktadır. Bunun yanında anılan raporda, "hava fotoğraflarında taşınmazların yerlerinin gösterilerek çoğaltılmasının tekniken ve hukuken mümkün olmadığı" gibi gerçeklikten uzak bir gerekçeye yer verilerek şüpheye sebebiyet verildiği halde, İlk Derece Mahkemesince hatalı raporun hükme dayanak alınması doğru olmamıştır. Diğer taraftan, ziraat bilirkişi tarafından da, taşınmazlar üzerinde imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihlerde başlayıp tamamlandığı detaylı olarak incelenmeksizin, yalnızca "imar ihyanın uzun yıllar öncesinde yapıldığı" gibi genel geçer ifadelerle yetinilmesi de hatalı olduğu gibi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafı incelemesi de yaptırılmamıştır. Öte yandan, dava konusu taşınmazların imar durumu da tam olarak belirlenmemiştir. O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince; öncelikle dava konusu taşınmazın imar durumu ilgili mercilerden sorularak imar planı kapsamında olup olmadığı tereddütsüz belirlenmeli; yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafı, memleket haritası, dosyaya kazandırılan 19 57... tarihli hava fotoğrafları ve aktarılan dava tarihinden, taşınmaz imar planında ise imar planına alınma tarihinden 15 - 20 yıl önce çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2435, K. 2026/4606, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2435-e-2026-4606-k-a0ea7e1a7c38