Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/209 E. 2026/2386 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/209
- Karar No
- 2026/2386
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/24 E., 2024/193 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında,...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 ada 200 parsel sayılı 1.169,34 m² yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının ... Küçük'e ait olduğuna dair şerh yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... Mahallesi 1 ada 200 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile davalı Maliye Hazinesi adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın bitişiğinde bulunan zeytinlik vasfındaki taşınmazın 90 yıldır ailesinin mülkiyetinde olduğunu, babasının 1967 yılında vefatı ile mülkiyetinin kendisine intikal ettiğini, bu yıllardan itibaren söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan çalılık bölümü temizlenip zeytin fidanları diktiğini, taşınmazı emek ve önemli parasal harcamalar sonucunda yaklaşık 30 yıldır üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu tarım alanı haline getirdiğini ileri sürerek, 1 ada 200 parsel sayılı taşınmazın davalı adına yapılan tespitinin iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kazanımı için gerekli yasal koşulların oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2014/139 Esas, 2016/118 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 ada 200 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptaline, fen bilirkişisi ...un 07.03.2016 tarihli rapor ve orman mühendisi bilirkişinin 27.04.2016 tarihli rapor ve ekindeki krokisinde (A) harfi ile işaretli 387,19 m²lik kısmın 1 ada 200 parselden ifraz edilerek aynı adaya son parsel numarası verilmek suretiyle ...oğlu 1936 doğumlu 209.......800 TC kimlik no.lu davacı ... adına zeytinlik niteliği ile tapuya tesciline, fen bilirkişisi ...un 07.03.2016 tarihli rapor ve orman mühendisi bilirkişinin 27.04.2016 tarihli rapor ve ekindeki krokisinde (B) harfi ile işaretli 782,15 m²lik kısmın aynı ada ve parsel numarası altında Hazine adına tesciline, 3402 sayılı Kanun'un 19. maddesi gereğince 1 ada 200 parsel üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının ...oğlu 1936 doğumlu 209......800 TC kimlik no.lu davacı ...'e ait olduğunun tutanağın beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.11.2020 tarihli ve 2020/8665 Esas, 2020/5856 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece öncelikle, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve dava tarihine en yakın ortofoto ve uydu fotoğrafları, çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir geniş çaplı krokisi dosya arasına alınarak taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parseller var ise bu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları ve dayanakları olan tüm kayıt ve belgeler getirilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek davada yararı bulunmayan yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime, nasıl intikal ettiği, taşınmazlarda imar-ihyaya ne zaman başlanılıp tamamlandığı, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen sürenin geçip geçmediği etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı ve yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; hava fotoğraflarının uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi tarafından streoskopik yöntemle incelenmesi suretiyle taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; ziraatçı bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların eğimini, niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte başlanıp tamamlandığını, üzerindeki ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü ve kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen ve sınırındaki taşınmazlarla mukayeseli değerlendirmeyi içeren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; 6100 sayılı Hukuk Mahkemesi Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla raporlarda belirtilen hususların somutlaştırılması için, taşınmazlar ve çevresini tüm yönleriyle gösterecek şekilde taşınmaz ve çevresinin yakın plan fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar kabaca işaretlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün, bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, mahalli bilirkişilerin davacının 50 sene kadar önce taşınmazı temizleyerek zeytin fidanı diktiğini, o tarihten beri zeytin işini kesintisiz olarak sürdürdüğünü, davacının imar ihya işleminden önce taşınmazın çalılık olduğunu beyan ettikleri, davacı tanığının da davacının çalılıkları temizlediğini, kendisinin de ona yardım ettiğini beyan ettiği, bilirkişi raporunda taşınmazda yaklaşık 35 yaşlarında zeytin ağaçları ve kapalı bahçe olduğu, çevrenin de yine aynı şekilde kapalı zeytin ağaçlı tarlalar olduğu, orman kadastrosuna göre taşınmazın orman kadastrosu dışında kaldığı, temin edilebilen 1957 yılına ait fotoğrafta belirgin bir tespitin yapılamadığı, 2014 yılında ise sınırların belirgin olduğu, imar ihya çalışması yapıldığı, tarımsal faaliyet yürütüldüğü, bu haliyle imar ihya faaliyetinin yapıldığı, tarımsal faaliyetin bulunduğunun belirtildiği, taşınmazın uygulanan orman kadastrosu haritasına göre orman sınırları dışında olduğu, beyanlara göre öncesinde çalılık niteliğindeyken 50 yıl kadar önce imar ihya edilerek zeytin fidanı dikildiği ve halen de bu ağaçların bulunduğu ve zeytincilik faaliyetinin yürütüldüğü, 20 yılı aşkın süredir de belirlenen ağaçların yaşına göre zilyetliğin sürdüğü, arada herhangi bir dava ya da niza olduğuna ilişkin bir kanıt bulunmadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu mevkinin imar kapsamı dışında bulunduğu, bu haliyle kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, mülkiyete ilişkin tespitin iptaline, 1 ada 200 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, eski tarihli ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın %30-40 arası eğime sahip, halihazırda kumlu, tınlı toprak yapısında, sığ derinlikte olduğu belirtilmesine karşın, 20.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise taşınmazın %20-25 eğimde olduğunun belirtildiğini, her iki rapor arasında çelişkinin bulunduğunu, %34 oranında eğime sahip bir arazinin özel mülke konu olamayacağının Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu, karara dayanak bilirkişi raporunda sadece 19 57... tarihli hava fotoğraflarına ilişkin inceleme yapıldığını, taşınmazın 20 yıl öncesi hava fotoğraflarının incelemeye alınmadığını, raporda ayrıca, 1957 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın sınırlarının belirgin olmadığını, taşınmazın tamamının yoğun bitki örtüsüyle kaplı olduğunun ve imar-ihya çalışmasının başlanılmadığının belirtildiğini, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanmadığını, dava konusu taşınmazın zilyetliğinin başlangıcı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği ve taşınmazın ne kadar zamandır kullanıldığına ilişkin somut net bir tespitin yapılmadığını, murisin ve mirasçılarının aynı çalışma alanı içerisindeki kuru ve sulu toplam senetsizden iktisap koşullarının araştırılmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.