Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/237 E. 2026/2387 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/237
Karar No
2026/2387
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/105 E., 2024/115 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ..., ...(...), ... vekili ve ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...mevkinde bulunan ve orman tahdit hattı ile asfalt yol arasında kalan ve halen narenciye bahçesi olarak kullanılan arazinin ... köyünde yapılan tapulamada tespit harici bırakıldığını, yerin kuru şartlarda tarım arazisi olarak kullanırken zaman içinde verimli tarım alanına dönüştürüldüğünü, para ve emek sarf ederek ekonomik vasfına uygun olarak narenciye bahçesine dönüştürüldüğünü, arazide 25 yılı aşkın bir zamandır narenciye ziraatı yapıldığını, dava konusu yerin orman sayılmayan kültür arazisi olduğunu, muristen itibaren süre gelen yerin taksimen, nizasız ve fasılasız olarak, malik sıfatıyla, iyi niyetle müvekkili olan davacı tarafından kullanıldığını ileri sürerek, davacının zilyetliği altındaki narenciye bahçesinin adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen 2001/296 Esas sayılı dosyada davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesinde bulunan asfalt yol ile orman tahdit hattı arasındaki bir kısım boşluğun narenciye bahçesi olarak kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın müvekkili olan davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 2001/295 Esas sayılı dosyada davacı ... dava dilekçesinde; ...Mahallesinde bulunan asfalt yol ile orman tahdit hattı arasındaki bir kısım boşluğun narenciye bahçesi olarak kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 4. Birleşen 2001/297 Esas sayılı dosyada ... vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesinde bulunan asfalt yol ile orman tahdit hattı arasındaki bir kısım boşluğun narenciye bahçesi olarak kullanıldığını ileri sürerek, taşınmazın müvekkili olan davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın niteliği itibarı ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, özel mülk olabilme koşullarına uygun olmadığını, arazinin niteliğinin tarım, kültür arazisi olma koşullarından uzak olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın, mülkiyeti Hazineye ait taşınmazın ifrazı sırasında...yolu ile bu parsel arasında kalan kısmında olduğunu ve tescil harici bırakıldığını, davacıların dava konusu yerde işgalci olduklarını ve ecrimisil bedelini ödediklerini, dava konusu taşınmazın Güney Antalya Turizm alanı kapsamında değerlendirilmek üzere ...na tahsisli olup kamu malı statüsünde olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince ilgili taşınmazların bulunduğu yer belediyesinin hasım olduğunu, davalı belediyenin hasım olmadığı gibi kayıt maliklerinden de olmadığını ileri sürerek, davalı yönünden davanın husumetten reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.02.2007 tarihli ve 2001/294 Esas, 2007/40 Karar sayılı ilk kararı ile, "krokide (A1) ile gösterilen yerin zilyetliğinin 20 yıla ulaşmadığı, imar ve ihya sonucu tarım arazisi niteliğine getirilmediği, diğer dava konusu taşınmazların ise genel kadastroya göre orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 15.02.2007 tarihli ve 2001/294 Esas, 2007/40 Karar sayılı ilk kararına karşı davacılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 27.11.2007 tarihli ve 2007/6493 Esas, 2007/6760 Karar. sayılı ilamıyla, "... Dosya içeriğine göre taşınmazların bulunduğu bölgede 1941 yılında orman kadastro çalışması, 1971 yılında ise aplikasyon ve 2. madde çalışmaları yapılmıştır. Ormancı bilirkişi, orman kadastro tutanağına göre taşınmazların bir bölümünün orman sayılan alanda kaldığını bildirmişse de denetime açık olacak şekilde orman haritası üzerindeki yerlerini göstermediği gibi 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi, devletleştirmeye ilişkin 4785 ve iadeye tâbi 5658 sayılı Kanun'ların hükümleri kapsamındaki yerlerden olup olmadığı yönünde de açıklama yapmamıştır. Belirtilen bu eksiklikler giderilerek taşınmazların niteliğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve Yargıtay denetimine açık rapor ve kroki üzerinde gösterilmesi gerekir. Teknik bilirkişinin dosya arasında bulunan krokili raporuna göre, çekişme konusu taşınmazlar ... ilçesinin...Mahallesinde olduğu halde, Mahkemece araştırmalar ... Mahallesine göre yapılmıştır. Yazıya kroki de eklenmek suretiyle Kadastro Müdürlüğünden ... Mahallesinde kadastro çalışmasının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tarihi ve tespit dışı bırakılma nedeninin sorulup belirlenmesi, bu yolla taşınmazların kadastro tarihindeki niteliğinin belirlenmesine çalışılması gerekir. Bundan ayrı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılıl) 14. maddesinde belirtilen belgelerden herhangi birine dayanmadan salt zilyetlik yoluyla kazanılacak kuru-sulu taşınmaz miktarının belirlenmesi bakımından yapılması gereken araştırmanın ve yasal ilânlarında...Mahallesi esas alınarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Taşınmazın kadastro tarihindeki niteliklerinin belirlenmesi bakımından, komşu 231, 232, 2 42... sayılı parsellere ait kadastro tutanakları ve bulunması durumunda uygulanan kayıt ve mahkeme ilamları da getirilmeli, davalı taşınmaz yönünün ne olarak gösterildiği üzerinde durulmalı ve hüküm kurulurken gözönünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın sınırında karayolunun bulunması nedeniyle, dava yasal hasım durumundaki ... Müdürlüğüne yöneltildiği halde, bu hususta da yeterli araştırma yapılmamıştır. Bulunması halinde karayoluna ait kamulaştırma evrak ve haritası getirilmeli, teknik bilirkişi marifetiyle araziye uygulanmalı, yeri saptanmalı ve krokide gösterilmelidir. Kabule göre de birleştirilen 2001/297 Esas sayılı dava dosyasının davacısı ...’ın karar başlığında gösterilmemesi de doğru değildir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, 09.07.2014 tarihli ve 2013/56 Esas, 2014/386 Karar sayılı ikinci kararla, asıl davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (B1) harfiyle işaretli 2.607,60 m² büyüklüğündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen 2001/295 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (A1) harfiyle işaretli 3.308,16 m² büyüklüğündeki taşınmazın birleşen dosya davacısı ... adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen 2001/296 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (C1) harfiyle işaretli 2.052,59 m² büyüklüğündeki taşınmazın birleşen dosya davacısı ...'in mirasçıları olan ..., ...(...) ve ... adlarına ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/106 Esas, 2004/93 Karar sayılı mirasçılık belgesinde belirtilen hisseleri oranında tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen 2001/297 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (D1) harfiyle işaretli 1.694,77 m² büyüklüğündeki taşınmazın birleşen dosya davacısı ... adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 09.07.2014 tarihli ve 2013/56 Esas, 2014/386 Karar sayılı ikinci kararının davalılar...Müdürlüğü vekili, ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2015 tarihli ve 2015/2193 Esas, 2015/12338 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı tarafa, 63 60... sayılı Kanun hükümleri uyarınca ...Belediye Başkanlığının davaya katılımının sağlaması için olanak tanınması, husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili tamamlandığı takdirde yargılamaya devam edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 15.06.2017 tarihli ve 2016/134 Esas, 2017/112 Karar sayılı üçüncü kararla, asıl davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (B1) harfiyle işaretli 2607, 60... büyüklüğündeki taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen 2001/295 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (A1) harfiyle işaretli 3.308,16 m² büyüklüğündeki taşınmazın birleşen dosya davacısı ... adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen 2001/296 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (C1) harfiyle işaretli 2.052,59 m² büyüklüğündeki taşınmazın birleşen dosya davacısı ...'in mirasçıları olan ..., ... ve ... adlarına ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/106 Esas, 2004/93 Karar sayılı mirasçılık belgesinde belirtilen hisseleri oranında tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, birleşen 2001/297 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, bilirkişiler tarafından hazırlanan 25.02.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunun ekinde bulunan krokide (D1) harfiyle işaretli 1.694,77 m² büyüklüğündeki taşınmazın birleşen dosya davacısı ... adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 15.06.2017 tarihli ve 2016/134 Esas, 2017/112 Karar sayılı üçüncü kararı, davalılar ... vekili ve Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 31.01.2022 tarihli ve 2021/8972 Esas, 2022/569 Karar sayılı ilamıyla ".... Dava dosyasının temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesinden sonra, ...Mahkemesinin 05.01.2022 tarihli yazısında, yörede 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1490 parsel sayılı taşınmazın eldeki davaya konu olması nedeniyle kadastro tutanağının davalı hale getirilerek Kadastro Müdürlüğünce mahkemelerine gönderildiği bildirilmiştir. Hal böyle olunca; Mahkemece, 1490 sayılı parselin kadastro tutanağı ve krokisi getirtilip teknik bilirkişiden koordinatlı kroki ile çakıştırılmak suretiyle hazırlanmış rapor alınıp tescil davasına konu çekişmeli taşınmazların kadastro tespiti yapılan taşınmaz sınırları içerisinde kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmeli ve bundan sonra tutanak düzenlenmiş taşınmazlar hakkında, 3402 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olduğu nazara alınarak davanın görev yönünden reddine, hakkında tutanak düzenlenmemiş taşınmazlar yönünden ise davanın esası hakkında karar verilmelidir." denilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen son kararla, "davaya konu edilen taşınmazların dosyadan tefrik edilen alanlar dışında kalan kısımlarının kesinleşmiş orman tahdit sınırı içinde kaldığı, dolayısı ile Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, bu hali ile olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile tescile konu olamayacağı" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacılar ..., ... (...) ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazla ilgili orman tahdit sınırlarının ve taşınmaz parsel sınırlarının işbu dava sebebiyle davalı ve ihtilaflı olduğunu, işbu davada ...Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu davacılara ait gayrimenkulün orman ile ilgisinin bulunmaması sebebiyle eksik ve hatalı bilirkişi raporları ile davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; 02.07.2001 tarihinde açılan işbu tapu tescil davası sebebiyle yapılan yargılamada davaya konu taşınmazla ilgili orman tahdit sınırlarının ve taşınmaz parsel sınırlarının işbu dava sebebiyle davalı ve ihtilaflı olduğundan, işbu davada Antalya Kadastro Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu gözetilip görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın reddine ilişkin karar ve gerekçesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu yerlerin nitelikleri itibariyle zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olup olmadıkları ve böyle yerlerden iseler davacılar lehine kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ... (...) ve ... vekili ve ..., ... ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar ..., ... (...) ve ... vekili ve davacılar ..., ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/237, K. 2026/2387, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-237-e-2026-2387-k-08326f371f6c